Wednesday, 28 March 2012

Serpil..

Mail adresini bulamadim, mail atar misin bana?
annevebebisi@gmail.com

Saturday, 24 March 2012

Star of the Week

İki cocuklu olmanin izleri.. :)

Star of the Week :) Abisi sinifta, haftanin yildizi secilmis. Her hafta bir ogrenci, Hafta'nin Yildizi seciliyor, bu hafta sira bizimkindeymis :) Odulunu getirdi, kardesine verdi :)))

Bugun, cok ses yapinca MK'ya; "gurultu yapma, kardesin uyaniyor" dedim; offf! kardesi olmak hic guzel bir sey degilmis dedi :P



Hamilelik normal seyrinde gitseydi, belki de bu aksam dogacakti Esma Sultan :P

Wednesday, 7 March 2012

Doğum

... Esimle yol boyunca hemen hemen hic konusmadik.. 25 Subat 2012, Cumartesi sabahi 9.20'de hastaneye vardik. Dogum oncesi hamilelerin gozlem altina alindigi bolume gittik. Hastaneye girisimi yaptirdik. Suni sanci icin dogum odasina ne zaman alinacagim belli degildi. Dinlenmesi icin esimi eve geri gonderdim. Yanimda, yeni basladigim; "Ask Yolunda Adim Adim, Istanbul'dan Hz. Mevlana'ya 49 Gunde Yuruyerek Yolculugun Oykusu"kitabi, yataga yatip okumaya basladim.

Doguma gittigimi bilen arkadaslarima arada gelismeleri online olarak haber veriyordum :)

Ebeler sık sık gelip tansiyonumu olcuyorlardi. Normalden yuksek cikiyordu.

Saat 11 gibi, dogum odasina aldilar. Esime hemen haber vermedim, hazirliklarin surmesi, suni sancinin verilmesi ve sancilarin baslamasi zaman alacakti.

11.40 gibi suni sancinin ilk dozu verildi. Gerek gorulurse ikinci doz da verilecekti ama gerek kalmadi..

Bebegin cok kucuk olmasi, suyun az olmasi, tansiyonumun yuksek olmasi (dogum sirasinda 19'a cikmisti) sebebiyle bebegin kalp atislari icin surekli makinaya bagliydim. Kalp atislari dogum sirasinda o kadar cok kez, o kadar dramatik sekilde dustu ki; bir ara ebenin yanindaki kisiye; "bugune kadar takibini yaptigi en kabus CTG (Turkiye'de NTS deniyor sanirim, bebegin kalp atislarinin takibi) oldugunu" soyledigini duydum..


Saat 14 gibi esim geldi. Sancilar henuz baslamamisti. Acil sezaryen ihtimalim yuksek oldugu icin elime katater bagladilar.

Televizyon izleyip, internete girerek vakit gecirmeye calisiyorduk. 16.20 gibi ilk sancilar gelmeye basladi. Ayakta durmak ve hareket etmek sancilara iyi geliyordu ama bebegin kalp atislarinin dinlenmesi icin makinadan cok uzun sure ayri kalmamam gerekiyordu. Sancilarin ilk basladigi anlarda bebegin kalp atislari yavaslamaya ve duzensizlesmeye basladi. Henuz daha dogumun basinda ve en hafif sancilarda bebegin boyle bir tepki vermesi herkesi endiselendirdi. Ilerleyen saatlerde, daha agir sancilarda bebegin dogumu tolere edememesinden korkuyorlardi.

Vucuttaki susuzluk da dogum surecini bebek acisindan zorlastirdigi icin, cok hizli bir sekilde serum bagladilar. Ilk serumu o kadar hizli verdiler ki; damarlarimdan resmen buz gibi su aktigini hissettim :)

MK'yi, bir gun onceden hazirlamistim. Cumartesi gunu, kardesinin gelecegini, onu almak icin hastaneye gidecegimizi, buyuk ihtimalle cumartesi aksami evde olmayacagimi anlattim. Bir seyler dondugunu anliyor :) ama tam anlam veremiyordu. Tabi her belirsizlik gibi bu da, onu endiselendiriyordu. Eve gelmeyecek olmamdan pek hoslanmamisti.

Cumartesi gunu bir arkadasimiza birakmistik. Butun gunu arkadaslarimiz ve kizlari ile gecirmisti. Arkadaslar arada benimle ilgili soru sorduklarinda, duymazliga, anlamazliga gelmis ve lafi cevirmis :) Kimbilir o kucucuk yureginde ne endiseler yasadi, disari yansitmadigi..

Saat 7 gibi esimi eve gonderdim. Bizimle kalan arkadasimiz, MK'yi is cikisi alip eve getirecekti. Esime, oglanla biraz vakit gecirmesini, sakinlestirmesini, onu uyutmasini, ondan sonra geri donmesini soyledim. Henuz ikinciyi kucagima almadan, iki cocuklu olmanin sorumlulugunu yasamaya baslamistim bile :) Aklim oglumdaydi, birini dogururken, oburunu dusunuyordum :) Cocuklarin onceliklerine gore hareket etmeye baslamistik bile :) Henuz dogmamis olan iki numaranin o an babasina ihtiyaci yoktu ama bir numaranin vardi :)

Esimi gonderdikten sonra tv izlemeye devam ettim :) Televizyonu, agri kesici niyetine kullaniyordum :) Surekli soruyorlardi ama henuz agri kesici istemiyordum, televizyon ile dikkatimi baska yone cekmeye calisiyor ve sancilari tolere etmeye calisiyordum. Gidip gelen ebeler halime bakarak guluyorlardi :) Televizyon izlerken dogururmusum, epey komik olur sanirim diye kendimle dalga geciyordum :))

"Yemekteyiz" programinin Ingiliz versiyonu olan "Come Dine With Me" bitmisti ancak sıklasan sancilar sebebiyle kimin kazandigini gorememis, kacirmistim :P

Bir ara sanci sirasinda, dikkatimi dagitmak icin, ekranda akan jenerigi ve isimleri sesli okudugumu hatirliyorum :))

"Night at the Museum 2" baslamisti :) Saat 8 falan olmali :) Filmin basini hatirliyorum sadece :) Cunku o noktadan sonra dayanamamis ve gaz istemistim. Gaz dedigim sey; aslen Nitrous Oxide olup, Laughing Gas/Kahkaha gazi da denilen; kafa yapmak suretiyle insani sarhos ederek, sancilar sirasinda ucmanizi ve sancilari hatirlamamanizi saglayan bir tur uyusturucu :P Bagimlilik yapiyor, her dogumda; eve de alalim bundan bir tane diye sayikliyorum :))

Sancilar sıklastigi icin arka arkaya cekmeye ve kafayi bulmaya baslamistim :) O noktadan sonra hatirladiklarim parca parca. Inanilmaz komik konusmalarim oldu :) Bir yandan konusuyor, bir yandan da beynimin icinde; nasil konusuyorum ben? Ne diyorum? Nasil boyle konusabiliyorum? Boyle soylememem lazim!! diyordum :) Agzim, beynimden bagimsiz hareket ediyordu :P

Sanirim 9 gibi esim geldi. Geldigini gormedim ancak sancilar sirasinda basimi oksayinca geldigini anladim ve birden bire hickira hickira aglamaya basladim. O ana kadar, hamilelik suresince birikmis butun stresim cikmaya basladi. Kendimi durduramiyordum. Tansiyonum dusmuyordu, esim; aglama artik, kendini strese sokuyorsun diye yalvariyordu.. "Bilmiyorsun sen, ben bu hastaneye hep tek basima geldim" diye agladim.. Butun o stresi yalniz basima, sesimi cikarmadan kaldirmaya calismistim ama artik patlama zamanim gelmisti :)

Bebegin kalp atislari, herkesin ana dikkat ve endise noktasiydi. Butun gece, onca ucmus olmama ragmen farkina varmadan benim de bir kulagim hep o makinanin sesindeymisti.. Bunu ozellikle en sonda cok iyi anlayacaktim :))

Bir sure sonra, kalp atislarini daha iyi dinlemek icin iceriye kablo cekmisler :P Ben farkinda degildim :P Bebegin basina kablo yapistirmislar, artik kalp atislarini o sekilde dinliyorduk. Butun geceye eslik eden en onemli ses; ritmik dit.. dit.. dit.. dit.. sesiydi.. Ya da minicik bir bebegin, kisacik gorunen ama aslinda cook uzun olan yolculugu..

Bazen kafam yerine geldiginde, yanimda oturan esime bakiyordum, yorgunluktan basini ellerinin arasina aldigini gordugumde; bana soylemedikleri kotu bir sey oldugunu sanip; bebegime bir sey mi oldu? diye ortaligi birbirine katiyordum. Adamcagiz; hayir hic bir sey yok; gayet saglikli dedikce; yalan soyluyorsunuz bana diye bagiriyordum..

Benim bebegim daha cok kucuk.. Cok kucuk benim bebegim diye aglamaya basladim.. Esim; "1 kiloluk bebekler bile yasiyor, bizim kizimiz cok daha buyuk, hic korkma, ona iyi bakacaklar" diyordu..

Bir ara ebe ve doktorlarin konusmalari sirasinda "echogenic" kelimesini duydum ya da duydugumu sandim.. "Yeter artik, bir daha duymak istemiyorum bu kelimeyi, nefret ediyorum o kelimeden" diye bagirmaya basladim..

Kizima bakip bakip hep kotu seyler soylediler, kimse bir sey soylemesin artik, istemiyorum, benim kizim o, benim kucuk kizim o...

Ya bir sey olduysa bebegimize? diye panikle esime sordugum anlarin birisinde; olmadi, gayet iyi diye cevap verince esim; simdi degil.. ya onceden, hamileligim sirasinda bir sey olduysa? Ya ozurluyse? Yine de o bizim yavrumuz di mi? Olsun, yine de onu cok sevecegiz di mi? diye aglamaya devam..

Aylardir icimde biriken her sey cikiyordu.. Bir ara esim; yapma boyle askim, deyince; napim askim, butun bilincaltim ortaya cikiyor iste, elimde degil :)) demistim :))

Saatler ilerliyor, vardiyalar degisiyordu. Ebenin birisi geliyor, birisi gidiyor.. Her vardiyada ebeler, ebelerin basi olan buyuk ebeler, doktorlar.. degisiyordu. Tam 3 vardiya degisti dogum sirasinda. Her bir ebe, bir sonraki ebeye detayli bir sekilde dogumun ve surecin raporunu veriyor, devir teslim yapiyordu..

Ah, bir de bu surecte, daha fazla dayanamayarak epidural istedim. MK'da da epidural kullanmistim ve cok rahatlamistim. Ancak bu sefer aynisi olmadi. Bilmiyorum bebek acisindan iyi olmayacagini mi dusunduler, sonrasinda sezaryen gerekirse diye mi dusunduler.. ancak inanilmaz dusuk doz verdiler ya da hatta belki de hic vermediler :) Cunku dogum boyunca gaz elimden dusmedi, "kandiriyorsunuz siz bizi, zevk aliyorsunuz di mi bizi kandirmaktan, basiyorum basiyorum anca didit didit.. (dugmeye basinca sozde agri kesici dozu artiyor, didit da onun dugme sesi:))) baska bir sey yok.." diye etraftakileri azarladim :))

Zaman zaman da; "ben aslinda boyle bir insan degilim, cok kibar ve sakin bir insanimdir, beni bu gaz boyle yapti" diye ozur diliyordum :))

3. kez vardiya degistirdiklerinde, lacivert orgu sacli, orta yasli ve gayet de otoriter bir zenci ebe geldi. Gozumu yari acip da kadinin orgulu lacivert saclarini gorunce; "you have such a lovely hair!" "Harika saclarin var" diye iltifatta bulundum. Devir teslimi yapan ebe; ucuyor su an, iltifatini cok da ciddiye alma diye takildi nobeti devralana :))

Zenci ebeyi gordugumde icimden; bu beni kesin dogurtur dedim :)

Otoriter ebe hemen ipleri eline aldi.. Benden yapmami istedigi bir sey icin, esimden yardim istedigimde esime mudahale ederek; "o ve ben, birlikte ortak hareket ederek hallederiz, sen bekle" dedi. Ben de esime donup; "Yes, I trust her because she has such a lovely hair" dedim :))) (Evet, ona guveniyorum cunku cok guzel saclari var:P)

Allahim, tam bir komedi :)) Dogumdan sonra esime, bir daha dogum yaparsam videoya cek, sonradan izler izler guleriz diyordum :P

Aradan ne kadar zaman gecti bilmiyorum cunku zaman kavramimi yitirmistim.. Bebegin kalp atislari, ritmik dit dit dit..lar esliginde, acidan kendimden gecmistim ki.. cook derinlerden, okyanusun dibinden birdenbire yuze ciktim. Makinanin sesi kesilmisti. Ebe yanimda, yuzu bana donuk olacak sekilde oturmus, sanirim dogum defterini dolduruyordu. (Zaten bu ulkede ebelerin birincil gorevi, dogum sirasinda temize defter cekmek :P) Esim, ebenin diger yaninda, koltukta dinlenmeye calisiyordu.. Ve bebegin kalp atislari durmustu! Makinadan hic ses gelmiyordu..

Beynimin bir kosesinde surekli kalp atislarini dinliyormusum demek ki; sesler kesilince birden bagirdim.. Bebegim! Bebegimin kalp atislari! Neden atmiyor? Bebegim nerde?!

Ebe panikle yerinden kalkti ve; iste bebegin burda diye kizimi kucagima birakiverdi :) Megersem kendi kendime dogurmusum :P

1700 gramlik bebecik, uzun, zorlu ve yorucu yoldan kendi kendisine cikmis :) Basi ve omuzlari ve gogsunun ust kismi cikmis, neredeyse yari beline kadar.. Makinanin sesinin kesilmesinin sebebi buymus :))


26 Subat 2012, 02:05

Normalde 1800 gramin altinda doganlari bebek yogun bakim bolumune aliyorlarmis ancak 1700 gr. dogmasina ragmen, doktor gerek gormedi :) Cok sukur yanimizdan hic ayrilmasi gerekmedi :) Kucuk ama gucluydu masallah..

Hemen emzirmek istedim, o kadar kucuk olmasina ragmen emmeye de calisti ama maalesef dogum kendi kendisine baslamadigi icin benim sutum gelmemisti :( Mama vermek istemedim ama bu da sekerinin cok dusmesine sebep oldu.. O yuzden ilk bir kac gun mama ile beslendi.


Erken dogan bebekler, vucut isilarini ayarlamakta gucluk cekiyorlarmis. Kat kat battaniyelere sardik kucuk hanimi, isinsin diye :)




Tabi bir de yeni dogan klasigi, sarilik oldu biraz.. Erken doganlarin kacinilmaz kaderi demisti, bir erken dogan cocuk annesi nurturia'dan.. Bir gece isik altinda ama cok sukur yanimda yatti.

Sekeri duzeldi cok sukur, vucut isisi yoluna girdi, sariligi duzeldi.. Benim dusmeyen tansiyonum icin 2 haftalik ilac verildi ve 1 Mart persembe gunu eve gitme iznimiz verildi :)

Abisinin duasi, bir tanecik kardesi :)
Henuz Sara Esma protakalda vitaminken MK; bir kardesim olmasi icin Allah'a dua ediyorum demisti :) Her cocuk, kabul olmus bir duadir derler ya.. Dogruymus :)

Annesinin minik amazonu..

Allah kimsenin kucagini bos birakmasin, kimseleri evladi ile imtihan etmesin.. Ettiklerine de bol sabir ve mukafat versin insallah..

Monday, 5 March 2012

Hamilelik: Echogenic Bowel: IUGR

Hamile oldugumu ogrendigimde, "bu hamileligimi doktordan, hastaneden, kontrolden uzak; eski kadinlar gibi evde.. gecirmek istiyorum" demistim.. Bilmeden buyuk konusmusum.. Hayirlisi demeyi unutmusum.. 20. haftadan sonra, cok stresli, cok kontrollu bir hamilelik gecirdim..

Randevular, randevular...

Normal hamileliklerde; hamileliginizi saglik ocagina bildiriyorsunuz, hemen ebeyle bir randevu ayarlaniyor, temel sorular soruyor ebe. Fotograflardaki kirmizi dosyanizi olusturuyorlar. Ikinci randevu; 11.-13. haftalar arasinda ilk ultrason icin hastanede oluyor. Kan veriliyor, ultrasona giriliyor.

Bir sonraki randevu 20. haftada 2. ultrason-anomali ultrasonu icin oluyor. Her sey yolundaysa 28.-30. haftaya kadar serbest takiliyor hamile kisi.. Ondan sonra da, hamilelik sonuna kadar 2-3 haftada bir, saglik ocaginda ebe ile rutin kontroller oluyor ve bitiyor..

Bana gelince.. 20. hafta ultrasonunda, echogenic bowel denilen, bebegin bagirsaklarinda bir parlaklik olarak ifade edilebilecek bir bulgu ile karsilasildi. Aslinda tek basina, cok ciddi bir anlam ifade etmemesine ragmen, yine de kontrol altinda olmam icin,daha buyuk bir hastanede detayli ultrasona yonlendirdiler. Bu arada ben, maalesef, internette bu konuda bulabildigim her seyi okumaya basladim. Google'a; "echogenic bowel" yazdiginizda, onunuze cikan ilk 20 sayfadaki her linkin tamamini, hamilelik surecinde, en az 10 kere okumusumdur :) O konuda yazilmis, okumadigim bilimsel makale kalmadi sanirim :) Sinava alsalar, tam puan alip gecebilirim :)

Echogenic Bowel, aslinda kendi basina pek de kotu bir haberci degil. Yine de "normalde" olmamasi gereken bir bulgu oldugu icin ileri tetkikler yapiliyor. Habercisi olabilecegi seyler: Down Sendromu, bir akciger hastaligi olan ve batili beyaz irkin her 4 kisiden 1 tanesinin tasiyicisi oldugu cystic fibrosis, IUGR olarak kisaltilabilecek, Rahim Ici Gelisim Geriligi, TORCH olarak kisaltilmis, hamilelik sirasinda gecirilmis olma ihtimali olan enfeksiyonlar; (Toxoplasma, Kizamik vs... ) veyahut da en onemisizi; hamileligin ilk uc ayinda rahimde olusabilecek bir kanamada, bebegin kan yutmus olma ve bu kanin bebegin bagirsaklarinda atilmayarak, disariya parlak olarak yansimis olma ihtimali.


Down Sendromu testlerime gore, risk 11 binde 1 oldugu ve bebekteki olcumler normal oldugu icin, doktorlar bunun uzerinde durmadilar bile. Yine de kesin tani ancak Amniyosentez ile konulabilirdi. Ancak; bebek down sendromlu olsa dahi aldirmayacagim icin, amniyosentezin sonucu kararimi etkilemeyecegi icin, yaptirmamaya karar verdim.

Avrupa irkindan cok Akdeniz irki olmamiza ragmen, cystic fibrosis icin kan testini yaptirdim, sonucun buyuk ihtimal negatif cikacagini umarak..

Doktorlar daha cok, hamilelik sirasinda enfeksiyon kapmis olma ihtimalimi dusunduler. TORCH icin kan testi yapildi, test sonuclarini bekledigim 3-4 gun, hayatimin su zamana kadarki en zor gunleriydi sanirim. Allah beterinden saklasin.. O gunleri aratmasin.

Cystic Fibrosis ve TORCH enfeksiyonlari sonucu olusabilecek sorunlari okuyup ogrendikce, Down Sendromu'nun ne kadar tercih edilebilir oldugunu dusunmeye basladim. Eger bir sey varsa, down sendromu olsun diye dua etmeye baslamistim. Ustelik bu surecte, down sendromu
uzerine de cok sey okudum, ogrendim. Bugune kadar bu konuya, ne kadar onyargili ve hatta bilgisizce yaklastigimi da gordum. Dunyanin sonuymus gibi algilarken bu durumu, Ingiltere ve ABD'de, down sendromlu cocuklari evlat edinmek isteyenlerin uzun listelerde sira beklediklerini ogrendim..

Sonuc olarak, CF ve TORCH icin kan testi sonuclari negatif geldi ve uzerimizden inanilmaz bir yuk kalkti.

Ancak her ihtimale karsi doktor, 2-3 haftalik rutin ultrason kontrolu altinda tutmaya karar verdi. 28. haftaya kadar her sey normal seyrinde devam ediyordu, doktor; 28. haftadaki son kontrolde de her sey yolunda cikarsa beni artik rahat birakacaklarini soyledi :) Ancak son kontrolde gorduk ki; tum degerler normal seyrinde iken, bebegin kilosu hizli bir sekilde %5'lik dilime gerilemisti. Doktor beni baska bir doktora pasladi ve ondan sonra, haftada 2 ultrason kontrolleri basladi..

Bu arada, annemde, anneannemde ve dedemde seker hastaligi oldugu icin, 24. hafta civarinda bana yapilan seker yukleme testinde, hamilelik sekeri tespit edildi. Aclik sekerim normal degerler icinde iken, tokluk sekerim; en ust deger 7.8 olmasi gerekirken, 8.2 gibi bir degerdi. Yani tam anlamiyla sekerim var denemezdi ama kontrol altinda tutulmasi gerekiyordu. Duzenli olarak kan olcumleri basladi. Cok uzun sure ac kalmadikca ve o aclikla asiri yemege saldirmadikca, her zamanki beslenmemden fazla odun vermeden, sekerim hep normal seyirde devam etti..

Bu arada 31. hafta ultarasonunda tum degerlerin %5 ve altina geriledigi ve amniyotik sivinin azalmaya basladigi ortaya cikti. Bebege duzenli oksijen, kan akisi olup olmadigi, doppler ile surekli kontrol altinda idi..

31. haftadaki dramatik gerilemeden ama en cok da suyun azalmaya baslamasindan sonra doktor, bebegin her an acil disari alinma ihtimaline karsi; cigerlerinin gelisebilmesi icin steroids vurulmama karar verdi. 31. haftadan itibaren bana surekli; "her an acil sezaryen ile bebegi almak zorunda kalabiliriz, kendini buna psikolojik olarak hazirla" diyordu.

1200 gramlik bir bebekten bahsediyordu..

O kadar kucuk bir bebegin normal dogumu kaldiramayacagini, o yuzden sezaryen olacagimi soyluyordu.

Hastane cantami hazirladim, arabanin arkasina attim. Haftada 2 olan ultrasonlarima bir de haftada 3 kere, CTG denilen bebegin kalp atislarinin dinlenmesi eklenmisti. Bazen haftanin 3 hatta 4 gunu hastanelerdeydim..

Surekli dua ediyordum. Biraz daha icerde kalabilmesi, biraz daha buyuyebilmesi, disari cikarildiginda daha kisa sure yogun bakimda kalabilmesi icin.. Herkesten dua istiyorduk.. O kadar cok buyugumuz, arkadasimiz dua etti ki bizim icin.. Onlarin hakkini odeyemeyiz.

33. hafta ultrasonuna giderken, acil sezaryen ihtimali o kadar yukselmisti ki, sabah evden MK'yi operek ciktim, arkamdan kapiyi kapatti yavrum.. ve aglayarak merdivenlerden indim, aglaya aglaya araba kullanarak hastaneye gittim.. Ancak bekledigimin aksine, guzel sonuclar almistik o ultrasondan :) Bebekte ilerleme gorulmustu ve kilosu tahmini 1800 gram civarina gelmisti.

Ancak suda azalma devam ediyor ve tehlike sinirinda gidip geliyordu.

Az da olsa bebekte buyume oldugu surece ve bebege kan/oksijen akisi oldugu surece; bebegi icerde tutmaktan yana oldugunu soyluyordu doktor. Her gun, her gram bebek icin kardi. Ve bunun icin, haftada 2 gun doppler, 4 gun CTG'ler devam ediyordu.

Bu surecte kendime surekli; dogacagimizin gunun, saatin ve anin bile, tipki olecegimiz gun, saat, an gibi.. onceden belli oldugunu, bebegin belirlenmis dogum zamani oldugunu ve o zaman geldiginde dogacagini telkin etmeye calistim..

Bazi gunler umutlu, pozitif iken, bazi gunler inanilmaz depresif ve mutsuzdum..



35. hafta basina geldigimizde, 33. haftadaki ataktan sonra yine bir duraklama yasandigini gorduk. 2 haftada ancak, o da tahmini, 100 gram falan almisti. Dopplerde, kordondaki akista ilk kez supheli bir durum gormustu doktor. Suyum hizla azalmaya devam ediyordu.. Ve en onemlisi, rahim ici gelisim geriligi'nde, 36. haftadan sonrasi bebek icin hayati risk tasiyordu. O haftaya kadar gelmis bebeklerde, 36. haftadan sonra olum orani artiyordu. Ve batidaki saglik sisteminde, 36. hafta sInIr kabul ediliyor, hamileligin sonrasina birakilmasi tavsiye edilmiyordu.

Doktor, sali gunu olan 35. hafta ultrasonu sonrasinda; bebegin icerde her an olebilecegini ve onu bir an once disari almamiz gerektigini ustune basa basa soyledi. Uzun uzun konustuk. Eger karsimda kardesim olsaydi, inan ona da ayni bu sozleri soylerdim dedi bana.. Bebegin hayati icin, onu bir an once disari cikarmamiz gerektigine inaniyordu...

Doktor kadar ebelerin de gorusu benim acimdan onemliydi. Cunku tum bu surecte gordugum su oldu; ortada %1'lik bir anormallik, risk varsa; doktorlar o riske odaklaniyor ve o riski goz onune alarak duruma mudahele ediyorlar. Ebeler ise, %99'luk normallik ihtimaline odaklaniyor ve riski goz ardi etmeseler de, ana sorun haline getirmiyorlar.. Doktorlar sonuca ve cozume odakli iken, ebeler surece odaklilar sanki...

O yuzden bir de, CTG'leri yapan tecrubeli bir ebe ile konustum ayni gun. O da tecrubelerine dayanarak; "bebek bize bazi sinyaller veriyor, beni disari cikarin artik diye.. O sinyalleri dinlememiz lazim" dedi.. Peki dedim caresizce..

Doktor, daha once normal dogum yapmis oldugum icin, cok cok az bir ihtimal de olsa, normal dogum yapabilecegimi, bebek de 1500 kg'nun uzerinde oldugu icin dogumu tolare etme ihtimali oldugunu dusunuyordu. "Buyuk ihtimal sezaryene donebilir dogum ama yine de normal doguma bir sans verelim" dedi.

23 subat persembe gunu, suni sanci ile dogumu baslatmak istedi. Ancak esimin isi, MK'nin okulu, bize yardimci olabilecek arkadaslarin calisma gun ve saatlerini dusunerek, cumartesi icin pazarlik yaptik, doktor, c.tesiye kadar her gun CTG icin kontrole gelmemi sartiyla kabul etti :)

Her seye ragmen, dogru bir karar verip vermedigimi bilmiyordum. Doktora ve ebelere guvenim vardi ama yine de bu kadar onemli bir konuda son karar bana birakilmisti. Eger istemezsem, son gune kadar da bekleyebilirdim. Ama bebege bir sey olma ihtimali karsisinda, bunun tek sorumlusu ben olacaktim..

Dogru karar verip vermedigim konusunda Allah'tan bir isaret istedim ve bekledim. Bebegin dogmasi hayirlisi ise dogmasini, icerde kalmasi hayirlisi ise bir sebeple kalmasini diledim..

Her gun, rutin yarim saatlik kalp atisi dinleme seansi, tansiyon, idrar testi icin hastaneye gidiyordum. Cuma gunu, bekledigim isaret geldi. O ana kadar hic sorun cikarmayan tansiyonum, cuma gunu firlamisti. Baska sebepten olmasa da, sadece tansiyon sebebiyle bile beni doguma alabilirlerdi artik..

Cumartesi sabahi 9'da, surecin ve bebegin sagliginin bilinmezligi ve kaygisi icinde.. suni sanci ile normal doguma baslamak uzere hastaneye gittik...

...

Friday, 2 March 2012

Minyatür Bebe :)

Minyatür Bebe :)


35-36. haftasinda, 1700gr olarak dogan, Esma Sultan :))
x