Monday, 23 January 2012

Ingiliz Ingilizcesi&Amerikan Ingilizcesi

Yolcu gemisi..

Tekne..

Firtinaya tutulmus, kopekbaligi ve balina ile bogusan, batmakta olan tekne :P

MK icin, turkce ya da ingilizce olmayan, anlayamadigi dil; "pakistanca" :) Hintlilerin ve Pakistanlilar'in cok oldugu bir bolgede olmamizdan sebep :) punjabi ve gujarati dilinde konusan cok arkadasi var..

Pazar sabahi hep birliket kahvalti ediyoruz, televizyonda, 1960'lardan bir amerikan filmi. Ucakta yolcular muhabbet ediyorlar..

MK: (Filme bakarak) Babaaa? Bu Turkce degil, Ingilizce degil, Pakistanca mi?
Babasi: Hayir oglum. Ingilizce.
MK: ??? Ingilizce??!! Hayir degil, bu ingilizce degil? Bu neyce?
Babasi: (ve biz kahkahalarla:)) Ingilizce oglum, Amerikan Ingilizcesi :)
MK: ??? Amerikan Ingilizcesi??!! hıııı ??

Saturday, 21 January 2012

Hyacinthus orientalis.. Sümbül..

Baharin gelisi, ocak ayindan belli :) Ocak ayinda satisa cikmaya baslayan, henuz acmamis sumbulleri alip eve getirmeyi ve 1-2 gun sonra, hic beklemedigim bir zamanda odaya dolan kokulari ile mest olup, acmis olduklarini gormeyi ve gunlerce gelip gidip kokularini icime cekmeyi.. cok seviyorum :)

Gubre aldim, saksilari yavas yavas meydana cikarmaya basladim.. sumbul'un gelisi, digerlerinin habericisi ne de olsa :))

Tuesday, 17 January 2012

Warwick Castle



Ilk olarak, 1068 yilinda insaa edilen, 12. yuzyilda tastan yeniden yapilan, yuzyillar icinde eklemeler ve yenilemelerle gunumuze kadar ulasan, Warwick Castle.







Ortacag yasamindan kesitler..




Butun gun bos bos oturan zengin hatunlar :P

Warwick Kontesi "Frances Evelyn -Daisy- Maynard" Zamanin "The World" dergisine gore, dunyanin en guzel kadini ilan edilmis.. Zengin ve soylu olan, sosyetenin gozbebegi Daisy, zaman icinde sosyalist cepheye kaymis. 1. Dunya savasina karsi cikarken, Rusya'daki Ekim Devrimi'ni desteklemis ve 1. Dunya Savasi sonrasi da Isci partisine katilmis. Kadinlar icin dikis-nakis ve tarim okullari kurmus..



Yagmur altinda tiyatro :)

Monday, 16 January 2012

Badem..

Badem kiralim derken, ortadan ikiye ayrilan kesme tahtasi :P

Wednesday, 11 January 2012

Brazil

Burasi cok sicak di mi anne? Burda yilan var di mi anne? Yilanlar cok tehlikeli di mi anne? Afrika'da da yilan var di mi anne? Afrika'ya gidelim anne! Bu LLLL, di mi anne?

Dun aksam ateslendi, bugun de dinlensin diye okula gitmedi.. Dunyayi kesfediyor :)

Tuesday, 10 January 2012

Zeytinyagli Kereviz

Bir suredir Evren'in, Berceste'nin ve diger bazi blogger arkadaslarin uzerinde konustugu bir konu var, ellerimizi gun icinde nasil daha cok kullanacagimiz, ellerimizle yaptigimiz uretimi nasil arttirabilecegimiz konusu.. Mutfak ve banyonun yerlerini bile hala elleriyle silen bir insan olarak :P (viledayi hic bir zaman sevemedim :P) bu konuya katilmak ve ellerimle yaptigim uretimi arttirmak istiyorum :)

Bahcem varken, gunde 8 saat elimi ayagimi ne guzel calistiriyor, zehirimi ne guzel atiyordum :) Bahce yok diye bos durmak yok tabi, evde saksilarda uretime devam ediyorum :P

Yine de, cocuklugumda; sonbaharda babamla kapi onunde, kisin soba icin odun kesmeyi, yaza denk gelen ramazan ayi oncesinde, anneannem ve tum komsularla borek hamuru acip, firinda pisirmeyi.. (biz tabi sadece kendimize oynayacak kadar hamur acar, firinda pisirilenlerden yer yutardik:)) rahmetli dedemle bahcemize agac fidesi dikmeyi, cicek ekmeyi.. yaz ortasinda kizilcik ve visneyi dalindan toplamayi, her aksam bahceyi sulamayi.. yaz gunlerinde, "eliniz bos durmasin" diye elimize tutusturulan tig ve ipten metrelerce zincir cekmeyi :) ozluyorum... Kuzenimle kikir gulerken annemle teyzemin; "agziniz degil, eliniz islesin kizlar" ayarlarini bile :))

Neyse, bugun ust fotodaki kerevizi ellerimle soyarken, bunlari hatirladim :)

Kerevizi agzina koymayan bir insan olarak, az once ikinci tabagi yuttugum tarifi vereyim :) Gor bak, benim yaptigim kerevizi nasil yiyeceksin diyerek bana bu yemegi yapan ve sonra da tarifini veren arkadasimin kulaklarini cinlatarak :)

Oranlar tamamen keyfe keder :)

Boooool zeytinyaginda, kup dogranmis sogan ve havuc cevrilir. Uzerine, kup dogranmis kereviz ve patates eklenir, kavrulur.

Boool limon suyu eklenir. Az kaynamis su eklenir. Tuz tabi ki.. Ve en son 1-2 avuc pirinc. Kisik ateste 1-1.5 saat, ara ara suyu kontrol edilerek ve gerekiyorsa (ki genelde gerekiyor:)) az az su eklenerek, yumusayana kadar pisirilir. Pistikten sonra, uzerine kiyilmis maydanoz. Keyfe gore yerken biraz daha limon suyu.. Eksi eksi.. hmm ham hum :))

Sunday, 1 January 2012

Charlecote House



Her zaman degil ama bazen, cocuklar birlikteyken, nazlanmadan yiyebiliyorlar :)


Maceraci ruha sahip bir kari-koca. George ve Mary Elizabeth Lucy, 1841 ekim ayinda, 2 yillik Avrupa turuna cikiyorlar. En kucugu 6 haftalik olan, 6 cocuklariyla birlikte :)

Ve muhtemelen, atlarin cektigi soyle bir aracla:


Ancak maalesef, Fransa'nin Lyon sehrinde bebek hastalaniyor. Alp'leri asmaya calisirlarken, cig sebebiyle yollari kapaniyor, bu esnada bebek ölüyor. Tam 11 saat annesi kucaginda tutuyor bebegin cansiz bedenini..

Kisi Roma'da geciriyorlar, Italya'yi geziyorlar ve 2 yil sonunda Ingiltere'ye, evlerine geri donus yolunda, Fransa'da, 1842 sonbaharinda bir bebekleri daha oluyor.. 1843 yili, 20 mayis gunu evlerine, yine 6 cocuklariyla donuyorlar..



Alfreda McHale isimli bir sanatcinin calismasi..



Uzeri, yildiz isaretli olmayan bir kavanozu aliyor, dugmelerle dolu kaba dokuyor, karistiriyor, bos kavanozu istediginiz sekilde, yeni dugmelerle dolduruyor ve kapatiyorsunuz. Uzerine yildiz yapistiriyor ve kendi eserinizi rafta sergiliyorsunuz :)

Yine ayni sanatcinin, 150 yil surecinde uretilmis olan catal-bicak-kasik setleri ile olusturdugu calismasi..




Kucuk hanimin cay saati :))
x