Sunday, 30 January 2011

TV

Ufak bir beyin jimnastigi;


TV icat olmamis olsaydi,

Friday, 28 January 2011

Mandalin Ucundaki Ozgurluk :)


Haftalardir bu filmi bekliyordum.

Niyetim, en azindan bir kiz arkadasimi koluma takip gitmekti ama 2 haftadir denk gelmedi bir turlu.

Dun aksam, baba ve ogul gelmeden tuydum evden :P

Once filme bilet aldim.

Sonra karnimi doyurdum.

Tepsimi alip, "oh, masaya oturmak zorunda degilim, looser'lara layik gorulen su tek kisilik bar sandalyelerine tuneyeyim mis gibi" dedim :)) Arada gidiyorum sinemaya ama en son ne zaman tek basima gitmistim hic hatirlamiyorum. Sanirim soyle boyle bi 9 sene once Turkiye'deyken! Vay anam vay.. Hatta filmi de hatirladim simdi; The Hole! 2002 bahari..

Neyse, filmi izledim. Bi daha olsa, bi daha izlerim, sahaneydi.

Ciktim supermarkete ugradim. Gozumun onunde olmasa da kasanin yaninda bir yerlerde, "off bitse de gitsek!" tadinda bekleyen kocanin uzerimde psikolojik baskisi olmadan, alacagim, almayacagim her seye tek tek baktim :) Gidip mandallara baktim mesela! Ne isim var mandalla ama bir paket tahta mandala hayran hayran, acele etmeden, sakin sakin baktim.. Oh be dedim, ne guzelmis mandallari ozgurce seyredebilmek :)))

Elime aldigimi evirdim, cevirdim.. Uzerinde dusundum.. Kararsiz kaldim, hic acele etmedim.. Vazgectim geri koydum.. Alacagim bir sey icin arkadasimi aradim, fikir sordum. Konu konuyu acti 10 dakika konustuk, rahaat rahaat :))

Arada tabi kocanin da gonlunu almak lazim :P Arayip sordum, bir sey ister misin diye, meyve suyu ve cerez istiyormus, hay hay pasam dedim :P

Eve dondum, oglan uyumus. "Agladi sen tek basina sinemaya gittin diye, annem beni hic goturmuyor dedi" diye bilgi gecti kocam. Vicdan azabi uyandirir miyim acaba? ayagina :P

"Bi sey olmaz, bi sey olmaz, dun de; ben cok uzgunum anne, babam beni hic gezmeye goturmuyor" dedi oglan diye karsi atakta bulundum:P Isi gucu duygu somurusu bu cocuk milletinin, yemeezleer! (nayir nayir, mandallari tek basima seyretme ozgurlugumu kaptirmam kimseye:)))

Gece uyandi oglan, anneeaaa! sen beni hic sinemaya goturmuyorssuunn! diye agladi. (Yuh! Bu kadarina da kiskanclik derler artik :P Elini veren kolunu kaptirir be bu cocuk milletine!)

Tamam cocuum seni de gotururum ama benim gittigim buyuk filmiydi, cocuklara gore degildi, o yuzden goturmedim diye geri uyuttum..

Bundan sonra her persembe once film, sonra mandal seyretmeyen ne olsun :P

Black Swan

Thursday, 27 January 2011

Bir Kar Masali :))



Dun Iphone uygulamalarinda 54. sirada idi :) Ayfoncular, hala indirmemis olaniniz varsa, bu mesaj size :)))


Hala okumamis ve bebelere okutmamis olanlar icin: Bir Kar Masali

Iphone'a yuklemek isteyenler icin: Bir Kar Masali for Iphone

Bu da Ipad'ciler icin: Bir Kar Masali for Ipad

Simdi, turkce bilmeseler bile tum ayfoncu arkadaslarimi durtup, yukletecegim :))) Anlamasalar da resimlerine bakarlar canim :)) Ben tercume ederim onlara gerekirse :P

2 dakika sonra gelen edit: Facebook'a linki ekleyeyim dedim, spam bu mesaj dedi bana! Ulen o kadar cok paylasiliyor ki spam oldugunu dusunmusler sanirim :P Hemen mesaj attim, tIkI tIkI tIkI :P dedim bunlar bizim arkadaslar, naapptiniz haci :P Du bakalim ne diyecekler :P

Tuesday, 25 January 2011

Bir tas corba..

Ekmek bulamadik, croissant dogruyoruz corbaya :)




mmm annemin corbasi gibi yok :P

Bu fotolari cektikten yaklasik 15 saniye sonra, doydum, yemeyecegim diye kalkti sofradan. Iyi dedik; sen bilun :P Ama yatmadan once sut bile yok, haberin ola. Acikirsan ac yatacaksin :P Oylece yatti, bilmem artik ac miydi, tok muyduuu :P

Bebesi sirtinda yemek yiyen baba :P




Nasil da mutlu, 2 gram kakaolu pudingi siyirdim diye :D

Sunday, 23 January 2011

Box Hill

Oglanlar ikiz galiba, sirtta da bir bebek var :) Fotograftaki baba. Anneyi goremedim ama etrafta bir yerlerdedir muhtemelen..

2 cocuk+1 kopek :)

Nurturia'da konusu gecince aklima gelmisti, oraya yazdim; buraya da gecireyim dedim. Bu Evropalilar nasil oluyor da bu kadar cok, hem de pespese cocuk yapiyorlar...

...Ama sadece maddi kolayliklar degil bence insanlarin cesaretini arttiran; cocuktan sonra yasamdan kopmuyorlar bizimkiler gibi. Esimin kuzeninin karisi Ingiliz, ilk cocugu 2.5 yasindayken falan ikinciyi dogurdu. Persembe aksami dogum yapti, pazar aksami dugune katildi bebekle :) Bebek, araba koltugunda, yerde uyudu, annesi yemegini yedi, oturdu keyfine bakti. Ilk cocuk da babasinin yaninda takildi.. Bizim anneler evde bile cocuklarini, ana kucagi-araba koltugu ile yere koymuyorlar, masa ustune, koltuk ustune koyuyorlar aman yel kapmasin diye; nerde dogurdugunun 3. gunu nazlanmadan dugune gidecek de, bebegi de yerde birakacak uyusun diye :)))


Amaaa.. Cin isi, Japon isi.. Bunu yapan iki kisi.. :))

Bu is ayni zamanda takim isi. Bizim ulkede takim oyuncunuzun sizi mac baslar baslamaz yari yolda birakma ihtimali maalesef cok yuksek.. Oysa diger takimlarda durumlar farkli.. Fotograflarda gorulebilecegi uzere.. (bknz: Baba Faktoru)

Butun elemanlar full performans calisiyor, yuku paylasiyorlar..

Gelelim Box Hill'e..






Agaclarin koklerini hic boyle gormemistim..




Aslen Fransiz olan ancak tepenin eteklerindeki Dorking kasabasinin belediye baskanligini yapmis olan, egzantrik bir kisiligi olan Peter Labelliere'in basasagi duran mezari..


1800'lu yillarda barutun saklandigi siginak..




Dorking'in simgesi olan Horoz :))

Friday, 21 January 2011

Tam su anda...

Gunbatimi..

Thursday, 20 January 2011

Birak daginik kalsin :)

sumeyye'nin dedigi gibi, bir onceki posta gelen bir yorum, bu postun konusu oldu :))

Yesim hanim, keske size yardim edebilseydim :) Ama ben boyle dogdum :P Oysa ki cok titiz, temiz, tertipli bir aileden geliyorum. Benim annemin bir teyzesi var, gunde 3 kere OMO ile yikanirdi :) Kendi agzindan duymustum :) Bilmiyorum, titizlikte bizim aile ile yarismak her anayigidin;) harci mi? :)

Annem ve yakin arkadaslarim da bana, sizin sordugunuz soruyu hep soruyorlar. Kendimi bildim bileli boyleyim, bilmiyorum iyi mi, kotu mu ama halimden de sikayetci degilim :)

Ben, bu konuda erkek mantigi/yapisi barindirdigimi dusunuyorum. Hani yerde bir sey durur ve erkekler uzerlerinde atlayip gecerler, gormezler bile. Iste hem kocam, hem de ben oyleyiz.. Bilmiyorum nasil ama gayet kolay gormezden geliyorum etraftaki daginikligi. Beynimin arkasina atiyorum, orda birakiyorum. Ve ne yapmam gerekiyor, ne yapmak istiyorsam ona konsantre olabiliyorum. Gozlemledigim kadariyla erkekler de boyle. Daginiklik konusunda yani. Genelde tabi. Yoksa duzensizlikten asiri rahatsiz olanlari da var.

Ama tabi bizim ev, bir onceki posttaki gibi degildir her zaman :) O gun esim, aylaaardir erteledigi, bilgisayar&tv sehpasinin altinda duran elektronik esya yiginini, dosyalarini falan duzeltiyor, fazlaliklari atiyordu. Biraz da o sebepten dagildi ortalik. Ama tv'nin onu hep oyle yigindir mesela :) Orasi esimin calisma alani ve hic bir seye dokunmami istemiyor. Cunku ben hepsini toplayip bir torabaya dolduruyor, sonra da sehpanin altina atiyorum :P Ona da bir sey lazim oldugunda arayip bulamiyor ve kiziyor. O yuzden coktan vazgectim orayi toparlamaktan. Iste ayda yilda, gormezden gelemeyecegi boyuta gelince kendisi toparliyor. Ya da yakin arkadas cevremizden olmayan birileri misafirlige geleceginde kendisini sIkIstIrIyorum, bi torbaya toplayip, sehpanin altina atiyor :P

Cocuktan once daha kolaydi bu isler. Fazla dagilmiyordu ortalik. Ama cocuk olunca daginiklik da artti. Sadece cocuk dagittigi icin ya da onun esyalari yer kapladigi icin degil. Cocukla ilgilenirken, gayet guzel gormezden geldigimiz icin :)) Dursun simdi, sonra hallederim mantigiyla bir koseye atilan, koyulan seyler; orda gormezden gelinmeye devam ediliyor :)

Ben bu isten, evdeki esyalari azaltma yontemiyle kurtulmaya basladim. Simdi her sey daha kolay. Ama yine de evdeki yigintinin en az -bence- yarisini daha evden cikarmam lazim :) Ancak bu yiginin onemli kismi esime ait ve o, onun esyalarina dokunmami istemiyor. Kendisi de temizlemiyor. Ben de durumu kabullendim, gormezden gelme yetenegimi kullaniyorum :P

Bir de su var; bazi arkadaslarim cok becerikliler. 2 dakikada herseyi derleyip toplarlar. Bende bu yetenek de yok. Elime bir sey aliyorum, iki saat bakiniyorum bunu nereye koysam, napsam diye :) Sonra sIkIntI basiyor, oldugu gibi birakip kaciyorum :P

Boyleyken boyle..

Size pek faydam olmadi degil mi? :) Titizlik konusunda kendisini degistirebilmis arkadaslardan yardim bekliyoruz o zaman :))

Sunday, 16 January 2011

Android :)






Evde gecen bir cumartesiden kareler :)

Saturday, 15 January 2011

Montacute House















Her mevsim guzel de, kisin National Trust mekanlarinin kapali olmasi can sIkIcI :)) Bunlar gecen bahardan..

Evde gecirilen haftasonu beni uyuz ediyor. Bugun icin planlar vardi, Harrods'ta bulusup biraz Fransiz cukulatasi yiyecek, merkezde gezip dolasacaktik. Ancak arkadaslarin hmm soyle boyle %90"i musait olmayinca iptal ettik. Baska bir plan da yapmayinca bugunu evde geciriyoruz. Haftanin 6 gununu disarda geciren MK, sIkIldIImmmmm.. bisii yapalliimm diye dolaniyor evin icinde..

Hoff.. Poff...

Aslinda MK'yi muzelere goturmek istiyorum kac zamandir. Bilim muzesine, Natural History museum'a falan. Ama bunun icin p.tesi-sali gunumu gaspeden direksiyon derslerimin sona ermesi, bunun icin de 27'sinde girecegim sinavi gecmem gerek. Ders saatlerini arttirdik, 80 ders alan arkadasim, benimkiler de 80'e yaklasiyor :)) Umarim ilk giriste gecerim de, o stresi bir kez daha yasamak zorunda kalmam. Gerci 5.de, 6.da gecen arkadaslarim var.. Kendimi buna da hazirlamaliyim..

Hoff.. Poff..



Friday, 14 January 2011

Kariyer

Daha once bahsettigim, cirkin ordek yavrusu iken kugu olan :) bir is arkadasim, bizim sirketten google'a transfer olmus. Ayni departmanin muduru de ayriliyor isten, artik o da microsoft'a mi gidiyor, napiyor, bilmiyorum :) Yakinda ogreniriz.

Bu haberleri alinca, gecen yil o departmana gecsem mi, gecmesem mi kaygilari yasamistim; birden yine dusuncelere gark oldum. Ulan simdi kesin eleman acigi olacak orda, degerlendirsem mi ki? gibi bir dusunce geldi, cengel atti beynime.

O departmanin isleri ile alakali bazi isler yaptim gectigimiz yil, cok da sevdim. Isi bilenler, yetenegim oldugu konusunda gazi da verdiler. Yani 3 yila kalmaz, google'a ikinci bir transfer daha gorebilir bizim sirket :P

Ama sonra, bir an unuttugum bir seyi yeniden hatirladim. Arkadasim bekar ve cocuksuz. Muduru evli ancak cocuksuz. Ve ikisi de iskolik. Gunun buyuk bir kismini is yerinde, calisarak geciriyorlar. Ayni departmanin mudur yardimcisi da iskolik.. Ve tabi ki cocuksuz, bekar.. (Ucu de hatun bu arada:)) O departmanda varolmanin onkosulu, deli gibi calismaktan geciyor. Cocuklu, hele de kucuk cocuklu bir insan, isini her seyin onune koyup calisabilir mi? Calismali mi?

Evren, sanirim Almanlarin (miydi, eskilerin miydi?) "bir fikrin ustune yatmak" deyiminden bahsetmisti bir ara. Cok guzel bir deyis. Bu deyimi ogrenmeden once de yaptigim bir seydi. Bir fikri aliyorum, eviriyorum, ceviriyorum; altindan giriyorum, ustunden cikiyorum; onume gelen o fikir hakkinda fikir soruyorum.. o fikirle yatip, o fikirle kalkiyorum ve.. ve oturup gonlume de danisiyorum. O fikri gonlumun uzerine yatiriyorum. Evet mi, hayir mi? diye tartiyorum. Gozu acik istihareye yatiyorum. En sonunda, kalbimin sesini dinliyorum. Dogru karar hep aklima ve gonlume bir ferahlik yayiyor; yanlis karar bir kiymik gibi batip, ince ince sizlatiyor..

Ve bu "is" konularinda kalbimden gelen ses hep; "agir ol" diyor. Demek ki, benim icin, dogru olan bu. Hayatimi "kariyere" feda etmemeliyim.

Bu ara yine "cocuk da yaparim, kariyer de" konusu konusuluyor. Hic bitmeyecek bu konu, hep didiklenecek. Oraya yazdigim yorumu, buraya geceyim:

Kadinlar eskiden de calisiyorlardi; sabah gun dogmadan yola duserler, aksama kadar tarlada calisirlardi. Evde de mutlaka 1 kisi kalir, evin butun isini yapar, tarladan gelecek olanlarin yemesini-icmesini hazirlardi. Cocuklara birebir ilgi, alaka nerde.. Orda, burda, tarlada, bahcede, sokakta ama mutlu buyurlerdi.. Mesele kimin nerde calistiginda degil de, calisma sartlarinda.. Sistemde.

Erkekler cok mu mutlu? Agir calisma sartlarindan, gece yarilarina kadar calismaktan, cocuklarinin yuzunu dogru duzgun gorememekten. Hayir. Ama onlar kadinlar kadar ev-aile-insan odakli degiller, daha kolay katlaniyorlar. Oysa insan odakli kadinlar, bu gidisata daha fazla dayanamiyorlar.

Tum dunya capinda, toplumsal bir devrim olmali ve bu sistem degismeli. En basta “kariyer” kavrami ortadan kalkmali. Ancak o zaman denge kurulup, herkes bugune oranla daha mutlu olabilir.


Gectigimiz yaz Turkiye'ye gittigimde kari-koca eski iki arkadasimi gordum. "Ingiltere'ye donuste, full time mi calissam, 3 gun mu yoksa 4 gun mu?" diye dusunup durdugum, karar vermeye calistigim zamanlar. Bu konu acilinca, baba adayi olan ve muhtemelen gercek bir Idle Parent olacak arkadasim; "keske benim de secme sansim olsa, daha az paraya daha az calismayi tercih ederim. 3 gun en guzeli, ekonomik sorunun yoksa, hic daha fazlasi icin kendini zorlama" demisti. Sadece kadinlar degil, bazi erkekler de "kariyer odakli dunyadan, sistemden" bikmis, bunalmis durumdalar.

Cocuklarimizdan once kendimizi, hayatimizi feda ediyoruz bu modern kolelik sistemine. "Kariyer, kadinin kendi ayaklari uzerinde durmasi, ekonomik bagimsizlik" gibi kiliflar giydiriyoruz koleligimize.. Oysa sorgulanmasi gereken kadinin calismasi, ne kadar calismasi falan degil; sistemin kendisi. Sadece kadinlari degil, dogrudan ya da dolayli yoldan erkekleri de vuruyor bu sistem.

Daha az paraya daha az calismaya ve kendisine, ailesine daha fazla vakit ayirmaya gonullu kadinlar ve erkekler de var.

Bugunun insaninin sorunu "basari" kavramiyla aklini bozmus olmasi. Basari=para+guc+kariyer. Mutluluk kavramini sorgulasak bir de; basari ile pek de dogru orantili olmadigini gorecegiz. Cocuklarimiza zeka gelistiren oyuncaklar alarak basliyoruz sisteme yeni elemanlar yetistirmeye. Bilmemne kurslari, bilmemne kresleri, okullari ile devam ediyoruz. Basari odakli yeni nesiller geliyor, sistemin disleri arasinda ezilmeye hazir..

Paradan, isten, gucten, kariyerden, tuketimden bagimsiz olarak mutlu ve huzurlu olmanin formulu aramak da benim kariyer hedefim ;))

x