Wednesday, 28 December 2011

Canina Bir Pencere Ac!






Bu aksam, Kahve Dunya'sinda bulustuk.. 4.5 saat kadar kazik caktik :P Sanirim garsonlar artik sonlara dogru bize sinir oldular :P Oldukca buyuk, guzel ve isil isil bir yer olmus. Ancak Londra'da sahlep icicem, nerde iceyim derseniz, Stoke Newington'daki Bar-ish'e gidin derim :P

7 haftalik bebeli bir arkadasimiz vardi aramizda, 3 saat kadar takildi. Bir diger arkadasin kizi, 2 yasindaydi, bizden once gelmislerdi, 5.5 saat kadar oturdular :) Cocuklar kucaktan kucaga gezdiler, kucuk hanim arada resim yapti, telefonlardan oyun acti kendine, oynadi :) Fotograflara bakti. Kaan abisi gelmedigi icin, Kaan abisinin videosunu acip bana; "Kaa aabii yooh" diyerek video izletti :) Bi ara baktik masanin altina girmis, masa altina yapistirilmis bi sakizi sokmeye calisiyor :) 10 dakika kadar orayi temizlemekle ugrasti :) Masadaki tum seker paketlerini masanin ustune sacti, karistirdi.. Peceteleri bardaklara doldurup yemek yapti :)

Blogcu anne'nin yazisindan konustuk biraz. Gruptaki genel gorus, "ben cocukken nasil kendimi oyaliyordum, cocugum da baksin basinin caresine" idi :) Sıkılmayan cocuk yoktur herhalde. Ozellikle anneannemde kaldigim zamanlarda cok sıkıldıgımı, "anneanneee, canim sıkılıyooorr" diye sikayet ettigimi hatirliyorum. Oyuncak da yoktu onun evinde :) Anneannemin iki cevabi vardi bu duruma: "Sıkı can iyidir, cabuk cikmaz" ve "canin sıkılıyorsa canina bi pencere ac" :) Altini desecek olsak, ne felsefik acilimlar yapabiliriz, kim bilir? :)

Bunlari soylerdi bana gulerek ve hic bir sey yapmazdi :) Evcilik mevcilik oynamazdi, can sıkıntıma bir care aramaz, bulmazdi. Oylece otururdu kosesinde. Sonra ben, canima bir pencere acmak icin kalkar, evi kolacan eder, dolap iclerini karistirir, buyulu koseler kesfeder, buldugum cay tenekelerinden, fincan ustlerindeki resimlerden hayallere dalar, kafamda hikayeler kurar dururdum.. Divan altlarini kurcalar, karanlik koselerden urker, hemen cikardim:)

Ordan takvim yapraklarina gecerdim.. Hepsi gunu gunune koparilirdi, o yuzden toptan elime alir, gun gun ileri giderek okurdum.. Dedemin kitaplarini karistirir, ne anlattigini anlayamadigim ama yine de can sıkıntısından, yapacak baska bir isim olmadigindan yazilanlari okurdum.. Mevsimlerden ki$ ise, sobanin basina gecer, atese bakar, dalardim.. Arkasina kivrilir uyurdum.. Saate gozumu diker, akrebi, yelkovani takip ederdim.. Duvarda kocaman bir duvar halisi asiliydi, deseni hala gozumun onunde. Yillarca baktim o haliya ve ne hayaller kurdum uzerine.. Bir col aksami, bir Arap sarayi.. Lacivert gokyuzu, ay hilal.. Bir kac adam saraydan prensesi (sanirim:)) kaciriyor, palmiyelerin arasindan, cole dogru.. Ne hikayeler yazdim, ne hayaller kurdum o desen uzerine..

Bazen, gel bi isin ucundan tut derdi, cile ile satilan yunler almis olurdu.. O cileleri iki koluma gecirirdim, anneannem cileden yumak sarardi :) Kendimi ne kadar ise yarar hissederdim :)

Gozunde canlandiramayanlar icin link: Cileden yumak yapmak Fotograftaki cileyi, iki kolumuzu acar, kollarimiza gecirir, bir nevi aski gorevi gorurduk :)

Mevsimlerden yazsa, isler daha kolay.. Bahce, sokak beni bekler :) Arkadas olunca can sıkıntısı zaten olmaz :) Ancak bazen ogle sicaginda herkes evine cekilmis olur, sokakta yapayalniz kaldigin anlar olur. Kaldirima oturur, elinde bir cubuk, yere sekiller cizersin.. Deli divane gibi, sokagin bir ucundan diger ucuna gider gelirsin :) Ya da bir avucluk anneanne-dede bahcesinde (ki o zamanlar sana ucsuz bucaksiz gelir:)) her cicegi, her cicegin tek tek yapragini incelersin :) Bocekleri, karincalari elindeki cople durtersin :))

Yaz aksamlari bahcede, balkonda, uzuun uzuuun gokyuzunu incelersin, yildizlarin yerini tek tek ezberlersin.. Uzak diyarlara, uzak iklimlere dair hayaller kurarsin...

Velhasilikelam, benim de cocukken canim cok sıkılırdı ama anneannem bu durum karsisinda hic bir sey yapmayarak, "canima bir pencere acma" becerisi kazanmami saglardi :) Sanirim bu da, tum oyunlara ve oyuncaklara bedeldi :))

12 comments:

Esra said...

Ben de çok geçirdim kollarıma o yün yumaklarını. Aynı şeyi düşünür, işe yaramış olmaktan pek övünürdüm :)

Deli Anne said...

Kesinlikle hemfikirim senle.. ben de küçükken çok sıkılıyorum annneeeeee diye dolanırdım evde, sonra napardım hatırlamıyorum ama ahaha.. demek pek de mühim bir iş yapmnazmışım:)
Kahve dünyasına sevindim bak ben de:)

Semi`nin Mutlu Elleri said...

Hepimiz herhalde hemen hemen böyle çocukluklar yaşadık. Sizi anlayabilirim o yüzden.
Çocuğun biraz da canının sıkılması lazım ki kendi kendine oyun keşfetsin, yaratıcı yönü gelişsin. Bizler sürekli onları meşgul etmek için önlerine bir şey sunarsak alışkanlık haline geliyor, hep bizden bekliyorlar. Yani onları bu hale getiren biraz da bizleriz.

Biz çocuklarla yemeğe gittiğimizde evden çıkmadan herkes istediği bir oyuncağı yanına alabilir diyorum. Şimdilerde benimkiler biraz büyüdüğü için kart oyunları iyi geliyor mesela. (teknolojik aletleri ellerine vermeyi hiç sevmiyorum, tamamen soyutlanıyorlar çünkü) Eğer hava güzelse zaten bahçesi de olan bir yere gittiğimizden sorun olmuyor.
Küçükken de yanımda mutlaka boya kalemi, küçük bir defter taşırdım.
Önemli olan sanırım yol göstermek ama gerisine karışmamak, biraz da başlarının çaresine bakmamalılar.
Umarım bunu hepimiz başarırız:))

hindiba said...

Neredeyse ikimizin anneannesinin ayni kadin oldugunu ve ayni evin divan altlarinda, kuytu köselerinde kesfe ciktigimizi düsünecegim :)) O gerci "sıkı can iyidir" demezdi. Ama ben kendi cocuguma diyorum. "Sıkı can iyidir cocugum" dedigimde yüzünden beliren saskin ifadeye bayiliyorum :))

sevgistanbul said...

Sıkı can iyidir çabuk çıkmaz demek ki çok yaygınmış. Annem de öyle derdi bize:)!

Kremali'nin annesi said...

Esra'cim, bayiliyorum bu tarz yazilarina. Sayende ben de gidip geldim cocukluguma. Hali / kilim desenlerine bakip ben de az hayaller kurmamistim. Hatta, soylemesi ayip, bizim fakirhanenin hela tasindaki ucuz mozaigin desenlerinden bile, her seferinde farkli kombinasyonlara odaklanip, hayali kahramanlar kurgulardim :P Anam carsiya pazara gittiginde kapiyi ustumuze kitler, kardeslerimi cocuk yastaki bana emanet ederdi. Bir kere de sikayet ettigimi hatirlamiyorum. Farkli bir cocukluk tahayyulum ve talebim yoktu ki sikayet edeyim. Velhasil ben de canima bir pencere acmayi ne ironiktir ki kendi cocuklugumdaki yoksunluklara borcluyum. Bolluk ve varlik daraltiyor bugunku cocuklari. Ve yine ne ironiktir ki bunun tek musebbibi yine kendi anneleri.

tomurcuk said...

Budur. Katılıyorum kesinlikle. Bence de en büyük sorun çocukların sıkılmasının kötü birşey sanılması. Sıkıntıdan tüm Ana Britannica'yı okuduk çoğumuz. Monçuk daha 7 aylık ama onunla oynayacağım zamanları bilerek kısıtlıyorum ben. Bakıyorum tatlı tatlı oynuyor, içimden yanına gitmek geliyor ama gitmiyorum. Mızıldanırsa oturup biraz konuşuyorum, sarılıyorum, sonra yine bırakıyorum. Bu canına pencere aç lafına da bayıldım. Repertuarıma aldım.

Benden Bizden said...

Ben de cok sıkılırdım kücükken. Ustelik bağ-bahce hayatım yılın sadece 15 gunu yaz tatilinde anneannemlere gittigimizde olurdu. Onun dısında sehirde, genelde dort duvar arasında gecerdi zaman. Sıkıntıdan neler yapardım hatırlamıyorum ama sen yazdıkca 'evet yaa, ben de ben de' dedim cogu seye.
Bunlar bir yana da, kahve dunyasinda sizlerle olmayi ne cok istedim bilsen!

ruzgarligunlervegeceler said...

Evet ya, anneannemde ben de takvim okurdum, tamamen unutmuşum, burada okuyunca aklıma geliverdi. Babaannemde de babaannemin fularlarından kendime elbise, bikini falan yapardım :)

sumuklubocek said...

"Sıkı can iyidir, cabuk cikmaz" lafini ben de cok iyi hatirliyorum, demek ki ben de sikilirmisim :)))
bir de cocukken gunler ne kadar uzuuuun gelirdi insana, onun da etkisi var galiba.
Dusunurdum bu gunler bu kadar uzun olursa, ben nasil buyuyecegim diye....
AMa bir baktim ki, buradayim!

oyle iste ;)

Anonymous said...

Benim cocugum yok o yuzden soylediklerim insallah ahkam kesmek gibi gelmez size. Benim cocuklugumda dolu dolu gecerdi. Iki kiz kardestik biz. Ben kendimi daha cok oyalardim kizkardesim ise canim sikildi cumlesini kullanirdi Bol Bol. Annem tabiki siki can iyidir cabuk cikmaz ile cevaplardi cogu kez. AMA Bunun disinda yazin yapilmasi gereken bir suru sey vardi evde. Dolaplarimizin us tune listeler asilirdi gunluk is listesi. Ev isleri,yemek,bulasik, camasir, toz alma gibi. Tabiki bunlar biraz daha buyuk cocuklar icin AMA mesela bezelye ayiklanmasi oldukca kucuk yasta cocuklara verilebilecek bir is. Soyle soyliyeyim orta okulu bitirdigimde herturlu yemegi pisirebilme herturlu evisinin ustesinden gelebilecek durumdaydim. Bununla birlikte kucuk yasta etamin gibi hem el oyalayici hemde can sikintisini alabilecek bir suru aktiviteyide bize ogretmisti. Cocuklarimizi belki kendi hayatimiza sokabilirsek buyuk olcude can sikintilarida ortadan kalkar diye dusunuyorum. AMA tabi yok ortalik kirlenir Yere dokulur o olur bu olur diye cocuklarimiza hic bir sey yaptirmiyorsak canlarinin sikilmasi cok normal gibi geliyor bana.

Sevgiler

Esra

Anne ve Bebisi said...

Hepimizde asagi yukari ortak olduguna gore; "80'lerde cocuk olmak" listesine bunlari da ekleyebiliriz bu durumda :)

x