Friday, 14 January 2011

Kariyer

Daha once bahsettigim, cirkin ordek yavrusu iken kugu olan :) bir is arkadasim, bizim sirketten google'a transfer olmus. Ayni departmanin muduru de ayriliyor isten, artik o da microsoft'a mi gidiyor, napiyor, bilmiyorum :) Yakinda ogreniriz.

Bu haberleri alinca, gecen yil o departmana gecsem mi, gecmesem mi kaygilari yasamistim; birden yine dusuncelere gark oldum. Ulan simdi kesin eleman acigi olacak orda, degerlendirsem mi ki? gibi bir dusunce geldi, cengel atti beynime.

O departmanin isleri ile alakali bazi isler yaptim gectigimiz yil, cok da sevdim. Isi bilenler, yetenegim oldugu konusunda gazi da verdiler. Yani 3 yila kalmaz, google'a ikinci bir transfer daha gorebilir bizim sirket :P

Ama sonra, bir an unuttugum bir seyi yeniden hatirladim. Arkadasim bekar ve cocuksuz. Muduru evli ancak cocuksuz. Ve ikisi de iskolik. Gunun buyuk bir kismini is yerinde, calisarak geciriyorlar. Ayni departmanin mudur yardimcisi da iskolik.. Ve tabi ki cocuksuz, bekar.. (Ucu de hatun bu arada:)) O departmanda varolmanin onkosulu, deli gibi calismaktan geciyor. Cocuklu, hele de kucuk cocuklu bir insan, isini her seyin onune koyup calisabilir mi? Calismali mi?

Evren, sanirim Almanlarin (miydi, eskilerin miydi?) "bir fikrin ustune yatmak" deyiminden bahsetmisti bir ara. Cok guzel bir deyis. Bu deyimi ogrenmeden once de yaptigim bir seydi. Bir fikri aliyorum, eviriyorum, ceviriyorum; altindan giriyorum, ustunden cikiyorum; onume gelen o fikir hakkinda fikir soruyorum.. o fikirle yatip, o fikirle kalkiyorum ve.. ve oturup gonlume de danisiyorum. O fikri gonlumun uzerine yatiriyorum. Evet mi, hayir mi? diye tartiyorum. Gozu acik istihareye yatiyorum. En sonunda, kalbimin sesini dinliyorum. Dogru karar hep aklima ve gonlume bir ferahlik yayiyor; yanlis karar bir kiymik gibi batip, ince ince sizlatiyor..

Ve bu "is" konularinda kalbimden gelen ses hep; "agir ol" diyor. Demek ki, benim icin, dogru olan bu. Hayatimi "kariyere" feda etmemeliyim.

Bu ara yine "cocuk da yaparim, kariyer de" konusu konusuluyor. Hic bitmeyecek bu konu, hep didiklenecek. Oraya yazdigim yorumu, buraya geceyim:

Kadinlar eskiden de calisiyorlardi; sabah gun dogmadan yola duserler, aksama kadar tarlada calisirlardi. Evde de mutlaka 1 kisi kalir, evin butun isini yapar, tarladan gelecek olanlarin yemesini-icmesini hazirlardi. Cocuklara birebir ilgi, alaka nerde.. Orda, burda, tarlada, bahcede, sokakta ama mutlu buyurlerdi.. Mesele kimin nerde calistiginda degil de, calisma sartlarinda.. Sistemde.

Erkekler cok mu mutlu? Agir calisma sartlarindan, gece yarilarina kadar calismaktan, cocuklarinin yuzunu dogru duzgun gorememekten. Hayir. Ama onlar kadinlar kadar ev-aile-insan odakli degiller, daha kolay katlaniyorlar. Oysa insan odakli kadinlar, bu gidisata daha fazla dayanamiyorlar.

Tum dunya capinda, toplumsal bir devrim olmali ve bu sistem degismeli. En basta “kariyer” kavrami ortadan kalkmali. Ancak o zaman denge kurulup, herkes bugune oranla daha mutlu olabilir.


Gectigimiz yaz Turkiye'ye gittigimde kari-koca eski iki arkadasimi gordum. "Ingiltere'ye donuste, full time mi calissam, 3 gun mu yoksa 4 gun mu?" diye dusunup durdugum, karar vermeye calistigim zamanlar. Bu konu acilinca, baba adayi olan ve muhtemelen gercek bir Idle Parent olacak arkadasim; "keske benim de secme sansim olsa, daha az paraya daha az calismayi tercih ederim. 3 gun en guzeli, ekonomik sorunun yoksa, hic daha fazlasi icin kendini zorlama" demisti. Sadece kadinlar degil, bazi erkekler de "kariyer odakli dunyadan, sistemden" bikmis, bunalmis durumdalar.

Cocuklarimizdan once kendimizi, hayatimizi feda ediyoruz bu modern kolelik sistemine. "Kariyer, kadinin kendi ayaklari uzerinde durmasi, ekonomik bagimsizlik" gibi kiliflar giydiriyoruz koleligimize.. Oysa sorgulanmasi gereken kadinin calismasi, ne kadar calismasi falan degil; sistemin kendisi. Sadece kadinlari degil, dogrudan ya da dolayli yoldan erkekleri de vuruyor bu sistem.

Daha az paraya daha az calismaya ve kendisine, ailesine daha fazla vakit ayirmaya gonullu kadinlar ve erkekler de var.

Bugunun insaninin sorunu "basari" kavramiyla aklini bozmus olmasi. Basari=para+guc+kariyer. Mutluluk kavramini sorgulasak bir de; basari ile pek de dogru orantili olmadigini gorecegiz. Cocuklarimiza zeka gelistiren oyuncaklar alarak basliyoruz sisteme yeni elemanlar yetistirmeye. Bilmemne kurslari, bilmemne kresleri, okullari ile devam ediyoruz. Basari odakli yeni nesiller geliyor, sistemin disleri arasinda ezilmeye hazir..

Paradan, isten, gucten, kariyerden, tuketimden bagimsiz olarak mutlu ve huzurlu olmanin formulu aramak da benim kariyer hedefim ;))

32 comments:

Berceste said...

Super bir yazi olmus ve hedefin, benim de hedefim :) Hos su anda calismama konusunda kararli olsam da, sartlar bunu gerektirse de, calismadan durmak da beni yemekte. Hem kizimla birlikte olabilecegim, hem de calisabilecegim bir ortam mukemmel hatta mukemmel otesi olurdu! Ingiltere'dekiler gene sistem acisindan bu yonde sansli. Flexible working hours var bazi is yerlerinde. Benim gonullu olarak calistigim bir is yerinde, 2 ya 3 cocuklu bir hanim, sizin sirketteki iskoliklere tas cikartan bir hizla calisip, saatlerinde isini tamamlayip, cocuklarinin okuldan donecegi zamanda da evinde olmayi basariyordu. Kizin nefes aldigini gormedim hic! Yemegini masa basinda yiyordu, kimseyle konusmuyordu ve isini halledip saatinde cikiyordu. Bu tam bana gore! Ya calistigim sirketlerden biri neye tesvik ediyordu Turkiye'de? Fazla mesai icin extra vergi odenmiyor. O yuzden iscilere fazla mesai yaptir! Uretim muduru olarak bana, Patrondan gelen dogrudan talimat bu idi. O zaman kadin iscilerdeki durum aynen soyle... Nasilsa mesai var, isi yorulmadan yavastan yapayim, nasilsa yetisir! Parca basina fazladan cikartmak yok ve buna zorlarsan isyan var! Bunu patrona anlattiginda, ati kamcila der gibi bir bakis ve beceriksiz yerine konulma! Oysa o kadin evini, ailesini dusunmek zorunda. Kirsal kesim kokenli ve koca evde is bekler, cocuklar, hatta kaynana is bekler. Tum evin isini yapacak, en erken 19:30'da evine gidecek ki mesailer 23:00-24:00'e kadar uzar... Kendi dur demese bedeni dur diyecek ki, makine basinda uyuyanlara denk geldik. Kacak gidip uyuyanlara denk geldik. Bunlari rapor olarak sundugunda, gene kamcila koleleri bakisi! Yok boyle birsey! Isini zamaninda yap ve evine git. Turkiye'deki insana bu bile yeter bence.(Elbet ulasim sorunu da cozulurse!)

Anne ve Bebisi said...

Ah arkadasim, aslinda dessek, senin gibi bilenler dokse ortaya bildiklerini, neler cikacak, ne hikayeler cikacak kim bilir? Dedigin gibi, normal calisma saatleri bile bazilari icin luks.

New York'tan said...

Esra'cim ben calismadim yani maasli olarak gonullu olarak yaptiklarimi saymiyorum esimle biraz once bunu konustuk bu hafta sabah on aksam 8 hep camideydim hep ayakta, eve zor geldim inan yorgunluktan, bu sefer ev birbirine girmis herkes ilgi alaka bekler :) esim dedi ki sen boyle calisacak olsan eve hizmetci almamiz lazim :) insallah ilerde istiyorum Ahrar buyusun bakalim nasil olacak :)

Bir de benim kullandigim yesil sabun zeytinyagli yesil sabun :)

Pratik Anne said...

Iyi ki yazmissin Esra. Senin yorumunu gormus ve cok begenmistim acikcasi.
Keske herkesin dedigin gibi imkani olsa. Sistemin yamuklugu. Biraz da istemekten geciyor sanirim bunlar. Iyice, "issizlikten korkarak, kole kalibina giriliyor"

Ben Kimilnaz'dan evvel kariyer acisindan duraklama donemini tercih edecegime karar verdim. Sirkette daha ust bir pozisyonu kesinlikle hedeflemiyorum. Bunu acik acik soylemiyorum tabi. Hem evde calisabiliyorum, hem is piyasasindan uzaklasmamis oluyorum, hem de ev gelirine katkim oluyor. Acikcasi, gunumuzde insanin kendi ayaklari uzerinde durabilme yetisi de cok onemli.
Bunun disinda gecen yaz 3.5 ay ucretsiz izin istedim. Aynen dedigin gibi ben salmisim kariyeri cocuklarla lay lay lom, ama esim cocuklarla yeterince vakit gecirememekten sikayetci. Daha fazla yavrulamak istememesinin ana sebebi de bu.
Sunu da hesaba katmak lazim. Su anda benim yasadigim ve iki seneye daha da belirgin olacak, cocuklarin evden cikip gitme vakti gelince ne olacak? Simdi Kipircan haftada 5 gun anaokulunda, Kimilnaz 3 gun yuvada. 2 sene sonra ikisi de 5 gun okulda olacaklar. Hadi bakalim buyrun.

Bir annenin ise donme macerasi said...

Bugun bende ayni seyleri dusundum. Cocuklu calisma hayati icin esnek kosullara ihtiyacimiz var bizim gibi cocuklarini aile desteginden uzakta buyutenler icin bu daha da hayati onem tasiyor. Ben henuz is hayatina donemedim ama simdiden su anda hic hastalanmayan cocuklarimin hastalandiklarinda- baskalarindan bol miktarda duydugum- kari koca yasayacagimiz izin krizlerini dusundukce bogazim dugumleniyor! Yillardir dikkat ettigim organik bagimligimizi dusunmek bile istemiyorum kimbilir kreslerde okullarda cocuklara nasil boyali seyler verecekler..

Ufff zor konular..Senin yazini gormeden yazdigim ise donme kararimi yeniden gozden gecirdigim yazim benimde burada.

http://isaramagunlugu.blogspot.com/2011/01/gercekten-hem-kariyer-hemde-cocuk.html

sümeyye said...

Güzel bir yazı olmuş Esra.
Aklına sağlık :)
Ben orada düşüncemi tam aktaramadım sen yazınca cuk dedi oturdu :) evet ben daha çok kendim için evde olmak isterdim. ben evde bazı işlerimi yapmaktan.. canım istediğinde dışarı çıkıp uzunca yüürmekten çok mutlu oluyorum. bu mutluluğun eşime çocuğuma yansıma olasılığı da kesin.. ve benim de hep dediğim o ki keşke devlet beni part time çalıştırsa maaşımın yarısını vermese. benim gibi bir kadın daha var ise mutlu olsa (yarım gun o yarım gun ben). ama bu fikrime ahlanan vahlanan bir çok iş arkadaşım ben yapmazdım diyor..:S sistem de bozuk fakat kadınların çoğu da özünde ne istediğini bilmiyor bence. kendi fikirlerinden çok aile eş veya arkadaş dayatmaları veya tatmin olma adına tam olarak seçim yapamamaktan mutsuz sanırım.
ben okudum o kadar boşa gimesin diyenlerden değilim. hep diyorum ey Sağlık bakanlığı gel annelere/kadınlara (cocugum yokkende secerdım bunu) part time hak tanı. ben de daha verimli olayım ve bir kadın daha iş sahıbı olsun :) işte o zaman ben 65 ime dek çalışırım!

sümeyye said...

Güzel bir yazı olmuş Esra.
Aklına sağlık :)
Ben orada düşüncemi tam aktaramadım sen yazınca cuk dedi oturdu :) evet ben daha çok kendim için evde olmak isterdim. ben evde bazı işlerimi yapmaktan.. canım istediğinde dışarı çıkıp uzunca yüürmekten çok mutlu oluyorum. bu mutluluğun eşime çocuğuma yansıma olasılığı da kesin.. ve benim de hep dediğim o ki keşke devlet beni part time çalıştırsa maaşımın yarısını vermese. benim gibi bir kadın daha var ise mutlu olsa (yarım gun o yarım gun ben). ama bu fikrime ahlanan vahlanan bir çok iş arkadaşım ben yapmazdım diyor..:S sistem de bozuk fakat kadınların çoğu da özünde ne istediğini bilmiyor bence. kendi fikirlerinden çok aile eş veya arkadaş dayatmaları veya tatmin olma adına tam olarak seçim yapamamaktan mutsuz sanırım.
ben okudum o kadar boşa gimesin diyenlerden değilim. hep diyorum ey Sağlık bakanlığı gel annelere/kadınlara (cocugum yokkende secerdım bunu) part time hak tanı. ben de daha verimli olayım ve bir kadın daha iş sahıbı olsun :) işte o zaman ben 65 ime dek çalışırım!

Benden Bizden said...

oglan uyanmasa uzun yazacaktim ama simdi kisa kesiyorum, tebrik ederim esraCIM SUPER BIRYAZI OLMUS, sen bu sistemin "bug" isin, hep oyle kal emi :)))

Selcen said...

altına imzamı atarım. 19.00 da evde olmak bebeğim doğmadan önce o kadar da koymuyordu. Ama şimdi bu ne yaa diyorum yaşamak için çalışmıyoruz ki biz, sadece çalışıyoruz. Elindeki işi bitir çık felsefesi olsa keşke.oof of çok dertliyim

Nihan SARI said...

MK büyüdü aslında,belki yakında okula başlayacak. belki de hafif hafif gönlündeki kariyer olayına yaklaşmak seni mutlu edebilir.yazdıklarına katılıyorum aslında, ama az bir eğilimin bile olsa ilerde keşke yapsaydım diyebilme ihtimali olabilir mi.

ol dedi...oldu...kaderra... said...

evlenip başka şehire taşınmadan önce 7 yıl ben de çalıştım. saat 18 de işten çıkardık normalde. ama müdür 6 ya beş kala gelip bugün acil gönderilecek çeviriler var derdi ve ben 21 gibi işten çıkardım. normalde servis vardı 18:05 te. ama o saatten sonra yoktu ve ben 21 de oradan çıktığımda evde 23 te olurdum :( buna çok defa katlandım ve 18 den sonra program yapamıyorduk. bi keresinde dayanamayıp kadın olan müdürüme ben evde 23 te oluyorum evim çok ıssız bi bölgede acaba beni taksiyle gönderseniz ya da bi şoför götürse demiştim. kadın müdürümün bana dediği kader canım, zaten çok bi iş yapmıyorsun bi de taksi parası ödetme bize. o gün yine 10.30 da çıkmıştım ve otobüs camına başımı yaslayıp ağlaya ağlaya gitmiştim eve. ve iki otobüsle gidiyordum evime. o güne kadar o kadar çok fedakarlık yapmıştım ki. ama bence hiç bi firma için kendini feda etmeye gerek yok. şu anda evdeyim çalışmıyorum. hayatımda ilk defa evde 6 ay oturdum. bu şehir istanbul gibi olmadığı için iş bulamadığım için evdeyim ama gerçekten bunu özlemişim. yazınız için çok teşekkürler. çok çok güzel.

Sezme Faslı said...

İkinciye hamileyim. İlkinde en az iki yıl çalışmayı düşünmeyen ben, her türlü akraba, eş dost, komşu ilişkisinden uzakta 1 senede depresyona girip 15. ayda işe başladım. Bunda ise tr. standartlarında çok iyi şartlar ve ücretle çalıştığım işimi bırakacağımı söylediğimde insanların tepkisinden korktuğum için iş konusunda ne düşündüğümü soranlara şimdilik, 'o gün bi gelsin de' diyorum :) Ama bal gibi hem evden çalışmanın yollarını araştırıyor, hem de o olmazsa bir şeyler üreteyim diye kurslara gitme planları yapıyorum..

ÇokBilmiş said...

Ben de hep şunu düşündüm: Bugün bana "2 günlük ömrün kaldı" deseler, ne yaparım? İşyerinde mi, kızımın yanında mı vakit geçiririm? Elbette kızımın yanında...
Ben üniversitede asistanım. Makale yazmaya bayılıyorum. Öleceğimi bilsem bitirmek istediğim makaleler var :) Ama yine de kızımın yanıbaşında olmak isterim. Yoksa ölmek için gözlerimi kapadığımda "Oh, oh; ne de güzel ömrümü iş yerimde geçirdim" diyeceğimi sanmıyorum. İki gün içinde ölmeyeceğimin garatisini de kimse vermiyor bana.
Bir de hep çocuk ve anne odaklı düşünüyoruz. Benim eşim bankacı. Biliyorsunuz bankacılar bu sistemde en çok ezilen beyaz yakalılar. Eşim çok yoruldu ve daha az paraya, daha az çalışmaya razı. Haftada 4 gün çalışsam, süper olur diyor hep. Anne değil ve çocuğumuz olmadan da aynı dertlerden muzdaripti. Kariyer odaklı yaşamamak, neden hep çocuklu annelere bulaşmış bir hastalıkmış gibi görünüyor acaba?

tomurcuk said...

Budur. "Başarı" bir söz yalnızca. İçini dolduran bizleriz. Benim için başarı, birini sevmek ve ona, onunla geçirilen vakte emek vermek. Bu çocuğun da olabilir, eşin de, annen de. Bu başarıya ulaşabilmek için bana asgaride gereken şeyler var. Geri kalanını elde etmek için parmağımı kıpırdatmam. Kıpırdatmam gerektiğini ima edenleri de anlamıyorum. 40 yaşına gelmeden şu mertebeye ulaşmalısın, şuna sahip olmalısın, şu kadar seyahat, bu kadar restoran deneyimin olmalı tavrı çok manasız. O yüzden budur.

yesilerik said...

resmen duygulara tercuman olmus bu yazı..
doguma 1 ay kadar bır zamanı kalan bır calısan anne adayı ıcın evde kalıp kendı cocgumu buyutmekmı yoksa anane babane ya da bakıcı uclemımı sorunu tamda hayatımın merkez noktası suanda ve maalesefkı ıngıltere gıbı bır ulkeye kıyasla turkıyede bıldıgınız gıbı ısler cok cok daha kotu durumda..
keske secme sansım olsa keske

evren said...

Esra'cigim,
"Bir fikrin ya da kararin üzerine yatmak" benim okudugum Amerikan kaynakli bir makalede geciyordu. Eskiler söylemis. Eski Amerikalilar diyelim :) Ilk akliniza geleni hemen uygulamaya gecmeyin, hatta bir karara vardiginizda bile uygulamadan önce üstüne bir gece uyuyun, gelen yeni gün yeni bakis acilari da sunabilir anlaminda. Ben ayni senin gibi, bir fikri ya da karari ne bir günü, günlerce evirip cevirip kendime yastik edenlerdenim :)
Dün kücücük bir laf okudum: "Sadece hedefi bilen kisi yolu da bilir" diyordu. Herseyin yerli yerine oturdugu ve "evet bu yaptigim kesinlikle dogru" dedigim, senin deyisinle gönlüme bir rahatlik ve ferahlik yayildigi anlar azdir. Genellikle kalbimde bir kiymikla dolasirim. Sorun gercekten ne istedigini bilmemekte ya da istedigini bilsen de o yolda yürüyememekte sanirim.
"Cocuk da yaparim kariyer de" lafi ilk duydugumda hos gelmisti. Simdi neresinden tutsam, dökülüyor gibi geliyor. Bir kac yil önce Almanya'da bir piskopos, kadinlari cocuk dogurmaya, sonra da bir yil icinde bakim yuvalarina birakip islerine kariyerlerine geri dönmeye tesvik eden sistemin (evet, var öyle bir sistem burada) kadina saygisizlik oldugunu, cünkü dogur-bir yil bak-yuvaya ver sisteminin kadini bir cocuk yapma makinesine indirgedigini söylemisti. Ortalik feci sekilde toz dumana karisti tabii. Bence sorun senin de dedigin gibi sistem sorunu. Sistem sadece kadinlari degil, her zaman acikca itiraf etmeyeler de, erkekleri de zorluyor. Bence isteyenin yüksek ögrenim görüp, isteyenin görmeyecegi; isteyenin cocukla kariyeri bir arada deneyip, isteyenin birini digerine tercih edebilecegi kadar esnek olmali sistem, genis acilimlari olabilmeli. Belki bir gün...

Deli Anne said...

Ah ne güzel bir yazı.. bir açılsam buraya koca bir post büyüklüğünde yorum döşeyebilirim.. lakin kafa dumanlı, çocuklar çığırtkan.. ve de diyeceğim o ki: haklısın da haklısın!

kirazzade said...

Yazını okumaya başlayıp da ilk birkaç paragrafı geçtikten sonra yazacağım yorum şekillenmişti kafamda. "örnek anne modelim olarak, o işin de üstesinden gelip çocuguna da vakit ayırmaya devam edebileceğine inanıyorum. Bence geç o işe." falan diyecektim sana. Ama sonra yazı bitince değişti düşüncelerim. Öncelikle şunu söyleyeyim, peygamber efendimizin de o deyişe benzer bir hadisi var yanlış hatırlamıyorsam. Yani birşey yapmadan/almadan önce bir gece düşünün (üstüne yatın) anlamında. Gerçi sen geçen yıldan bu yana düşünüyorsun :D Ama bence bir kadının asıl görevi gelecek nesli şekillendirmektir. Tabi ki iyi yönde. Ahlaklı, çalışkan, dürüst insanlar yetiştirmektir. Sen bunu gayet güzel yapıyorsun takip ettiğim kadarıyla. Ve buna devam etmen gerektiğini düşünüyorum. Yoğun iş temposu insanı öyle bir hale getiriyor ki ne eşini ne evini ne de çocugunu görüyorsun bir müddet sonra. Evladını iyi bir bakıcıya, iyi bir okula gönderebildiğini görünce herşeyin mükemmel bir şekilde ilerlediğini düşünüp kendinle gurur duyuyorsun ama bence hiç de öyle olmuyor. Çocuk senin değer yargılarınla değil de emanet ettiğin kişininkiyle büyüyor. Kadın çalışmasın demiyorum. Hele ki bu zamanda neredeyse şart gibi kadının çalışması. Ama bir kadın anne ve eş oldugunu da unutmamalı ve zamanının ya büyük bir kısmını yada en az yarısını evine-eşine-çocuguna ayırmalı. Şuanki işin seni birçok yönden tatmin ediyorsa bu şekilde devam et bence. Biz de senin o güzel anneliğinden istifade etmye devam edelim :)

kirazzade said...

Haa bu arada, "Çocuk da yaparım kariyer de" cümlesi, insanlık tarihinin en büyük yalanıdır bence :) Yaptım diyen de yanılgıdadır. Silkelenmeleri gerekir :)

Anne ve Bebisi said...

Seymacim, eve calisan birisini alinca, bir kisinin en az yari maasi da ona gidecek :P Kalan maas da yola, isyerindeki cay-yemek vs masrafina :P Ama ABD'de oldugun icin sanslisin, part-time calisilacak isler bulabilirsin. Simdiden iyi sanslar :) Kalip sabun mu kullaniyorsun yani? Onu kopurtup yikiyorsun bulasiklari? Yaglari sokuyor mu?

Pratik annem; cocuklar okula baslayinca n'olacak sorusu da beni durtuyor zaman zaman. Sabah 8.30'dan aksam 3.30'a kadar okuldalar. ee o kocaman bos vakitte napicaz cidden? Iki ucu.. :)

Yazini daha once de okumustum BAIDM :) Heryerinden tutup didikliyoruz konuyu iste. Sartlar degismedigi surece, 20-25 sonra da bizim cocuklarimiz, maalesef cogunlukla da kiz cocuklarimiz didiklemeye devam edecekler :(

sumeyyecim, ben anladim seni ;) Senin gibi daha az paraya part-time calismaya gonullu cok kisi var aslinda. En azindan bloglarda cok goruyorum :) Bir araya gelse bu kadinlar (hatta benim arkadas gibi erkek olanlari da var bu gonulluler arasinda), isleri paylassalar kendi aralarinda. Alan razi, satan razi.. Iste bu yuzden degismesi lazim calisma sartlarinin..

BBcim, yeni kariyer hedefimdeki bu "titre"imi de cook sevdim bak simdi :P Imza: antikapitalist bug :P

Selcen, cidden yasamak icin calismaktan cikti is; calismak icin yasamaya donusmeye basladi :(

Nihancim, 2. bir cocuk dusunmuyor olsam, MK da soyle 14-15 yasinda olsa, gece 11.30'lara kadar calismayi iceren bu ise hic dusunmez, atlardim. Cunku para kazanmak icin falan degil, zevk aldigim icin calisiyor olacaktim :) Pismanlik duymam gibi geliyor, "gecmise mazi derler, onumuzdeki maclara bakalim" dusturu var bende :) Bu olmasa da, bulurum sonra kendime yeni bir seyler kesin :P

ol dedi; insanlar da cok acimasiz bu sistemde maalesef. Tutunabilmek icin baskalarini ezmek zorundalar cunku. Umarim gonlune, kesene, sartlarina gore bir is bulursun yeni sehirde. Bir kapi kapanir, bir baskasi mutlaka acilir'a cok inaniyorum :)

Sezme Fasli; gonlune gore olsun :) Saglikla al bebegini kucagina, gerisi nasilsa hallolur :))

Anne ve Bebisi said...

CokBilmis:) "Oh, oh; ne de güzel ömrümü iş yerimde geçirdim" sozune cok guldum :) Aci ama gercek :)

Yok, ben anne ve cocuk odakli olarak bakmiyorum. Aslinda; "cocuklarimizdan once kendimizi, hayatimizi feda ediyoruz" derken bunu anlatmak istemistim. Sevmedigim, beni yoran bir iste; ekonomik sorunum yoksa, cocugum olmasa da calismak istemezdim mesela. Ama benim acimdan, bu olayda, MK buyuk olsaydi, 2. cocuk da dusunmuyor olsaydim; uzun saatlerine ragmen kabul ederdim bu isi. Ama dedigin gibi daha cok "anneler" tartisiyor bu konuyu cunku vicdan muhasebesi giriyor isin icine. Cocuk yokken yipranan ve o yuzden isi birakanlar da biliyorum. Ya da "napiyorum ben?" diye sorgulayanlar da cok. Yine de cocuk olunca harekete gecen daha cok sanki :)

Aslinda benim bir fikrim var; isyerleri 5 degil 7 gun acik olmali :) Ve 3 gune 4 gun seklinde isteyenler tarafindan paylasilmali gunler :) Birilerinin c.tesi-pazari; pazartesi salilar olabilir yani :) Dusunsene, esin boylece 4 gun calisir; hem calismak; hem bebegiyle olmak isteyen bir anne de diger 3 gunu tamamlar :)

Bir de su var; eger bir saglik ya da egitim sektoru calisani olsaydim; insanlarin hayatlarina dogrudan faydam dokunsaydi, bundan emin olsaydim; kendimi ve hatta ogluma ayiracagim zamani, vicdan azabi cekmeden feda edebilirdim gibi geliyor. Ama falanca sirketin filanca departmani icin.. kar-zarar hesabi yapinca bu fedakarliga degmeyecegini dusunuyorum..

tomurcuk; senin gibi herkes bastan, kendine ozel bir "basari" tanimi yapsa; hayatini ona gore yonlendirse.. ama iste bilincaltina cocukluktan itibaren yazilanlar, cizilenler, islenenler.. Matrixvari bir uyanis lazim bizlere :)

yesilerik; hayirlisi olsun.. Her sekilde, secimin ya da zorunluluktan sectigin ne olursa olsun; senin icin, bebegin icin, ailen, esin icin en iyisi, en hayirlisi olsun insallah.. Saglikla al bebegini kucagina, sonra dusunursun geri kalan seyleri..

Evrencim, once sana, sonra eski Amerikalilar'a tesekkur ederim :)) Mesele hedefi dogru saptamak belki de. Sonrasi corap sokugu gibi geliyor. Piskopos'a gelince; mesleginden oturu onyargili oklara hedef olmasi kacinilmaz ama aklin yolu birdir; her kesimden akli basinda insan ortak paydada bulusuyor bu konuda. Ve erkeklerin acicka itiraf edemedikleri konusunda cok haklisin. Onlar da aci cekiyor aslinda. Sadece kadinlar daha cok konusuyor, yaziyor, irdeliyor, paylasiyor, paslasiyor :))

Deli Annem, sen bi bosluk bulunca bloguna post yaz bu konuda, ben de zevkle okuyayim :))

kirazzade; destegin icin tesekkur ederim :) 1 yildan beri dusundugum tespiti supper :))) Oglan buyuyene kadar dusunmeye devam edecegim sanirim :P

dilek said...

Çalışan anne olmak çok zor evet. Hatta ben ayda 10 gece nöbete kalan, 10 gün ise gece 23:00 a kadar çalışan bi anneyim...Daha zor. Oğlumla günde 2-3 saat görüşebiliyoruz... En zoru bu sanırım. Geçen yıl ünvanımı değiştirecek ama benim dahada çok çalışmama neden olacak bi iş fırsatı! çıktı. Düşündüm ben bu dünyaya zaten 1 kez geldim, ömrümü çalışarakmı geçirecektim. Oğlum noolacaktı. Zaten şimdi yeterince zorlanıyorduk. Düşündük taşındık...şa anki temponun bile bize fazla geldiğine karar verdik. Ünvanım aynı kalsın. Noolacak. ha beni zorlamı bu mesleğe soktular? Hayır.. Tüm şartlarını biliyormuydum mesleğe girerken? evet.. Kendi düşen ağlamaz hesabı susuyorum. Ama bende en azından hafta içi gündüz çalışabileceğim sadece akşamları bile olsa evde olabileceğim bi işim olsun, Can güvenliğim olsun,kaldığım fazla mesailerin bi ücreti olsun isterdim.İsterdim yaniiii:) Tek umudum loto:)Çıksın hiiiç düşünmeden istifa edicem:)

Berceste said...

Iki onemli nokta var okuduklarimda Esra :) Ikinci cocuk meselesi, en onemlisi kanimca. E daha ne dusunuyorsun o zaman bunu :) Ikincisi de, ben babam felc gecirdigi halde iskoliklikten bunun farkina varamayinca sarsilip kendime gelmistim. Bu sekilde calismak istemiyorum sabahlara kadar diye! Oyle olmadigina inandigim bir is icin de 6 ay beklemistim. Sonuc, daha beteri oldu. Baslangicta hersey guzelken, is yuku artti ve yurtdisi seyahatler pesinden geldi. Ayda en az 2 yurtdisi, THY sagolsun, alan kirasindan kacmak icin en ucube saatlerde ucus, neredeyse uyumadan ise gidis, fabrika denetleyis, insanlarla tek tek konusma, rapor yazip geri donme... Eski is yerimde iscilerin hakkini yediler, bu isimde gunah cikartip haklarini koruyayim derken gene gitti benim haklar... Denetci haklari diye musterilerinizin dukkanlarinin onunde pankart acacagim Ingiltere'de diyordu esim(o zamanlarki erkek arkadasim), ben Turkiye'de iken. Sonunda oyle ya da boyle is odak oluveriyor. Eski isimden daha yogun calistim, kurumsal sirketimde. Bu aliskanligi yok etmek gerek :) Duyuyorum, kendi isinin patronu olanlar bile ayni seyden sikayetci. Neden? Hirslarimiz mi bizi bu hale getiriyor, sistem mi, bizim kabullerimiz mi?

Anne ve Bebisi said...

Bercestem, asil hikayeler sendeymis be arkadasim :) Sen uzun postlar dosesene eski anilarin konusunda :)

Bu konu bitmez :P To be continued :))

Berceste said...

Bosu bosuna evim, ailem deyip evimde oturmuyorum herhalde degil mi :) Biliyorum ki, ise basladigim dakika sorumluluk omuzlarimda olacak, hicbir sorumlulugumdan vazgecemeyecegim ve sagligimdan gun gun yiyecegim hepsine yetiseyim diye. Hayatta en onemli sey saglik diyorum. Hepsine yetisebildigini iddia edenlere de ne yazik ki inanasim gelmiyor. Mutlaka feragat edilen birsey vardir. Ne demistik gecen sene, en cok bahcen uzulur demistik. Onda hemen sonucunu gordun. Ama cocukta bunu uzun vadede ya gorebilirsin ya goremezsin, oyle derine isler bazi seyler. Canli ile ugrasmak bambaska birsey!

Berceste said...

Simdi aklima geldi ;P Bir de ne demek yesil sabun yagi soker mi? Senden boyle bir soru duymamis olayim Esra! Elbette soker, sicak su, sabun(hem de has zeytinyagi sabunu), temizleyemecegi ne vardi eskiden? Simdiki binbir katkililar seni de yavas yavas temizlemeye calisiyor bu dunyadan, bunu unutma ;-(

Anne ve Bebisi said...

Dilek, iyi sanslar :))))

Bercestem, bahce ornegi cok net, super bir ornek olmus. Hic aklima gelmemisti. Cok haklisin. Bahce bile 3 ayda bu kadar uzulurse..

Zeytinyagli sabuna gelince, pardon ortmenim, valla bilmiyordum, ama sayende ogrendim :) Simdi 40 sene kolelik borcluyum sana :D

Taze Anne said...

Cok dogru bence. Hersey gercekten basari odakli olmus. Biz bile zeka gelistiren oyuncaklar aliyoruz. Hepimiz sistemin bir parcasi olmusuz.
Ben hamile kaldigimda ailem tarafindan cok tepki aldim nasil okulum bitmeden boyle bir aptallik yaptigimi soylediler. Kimse beni tebrik etmeyince cok kirilmisdim. Hic unutmam aglamisdim bile. Sonra okula bir donem ara verdim. Oglumla kalmak istedim. Simdide ben sana demistim sesleri cogaldi. Benim anne oldugumu unutuyorlar, surekli oku, calis ekonomik ozgurluk soleri yukseliyor.Iyide bu bizim cocugumuz. Gercekten su anda maddi bir problemimiz yok, yasim daha 23 yani okul kacmiyor. Ama oglum bir daha asla 4, 5, 6, 7, vs.. aylik olmayacak. Herkes bir sekilde sistemin icinde aslinda.

Alpay said...

vay, eski olduk demek :) idle'i ideal okudum iyi mi... idle, endustri muhendisi olarak hep elimine etmeyi ogutlendigimiz bir kavramdi bu arada :)

yeliz said...

evet mutlu olmak!! hayatın amacı bu olmalı. hani çocuğu oyuncakla mutlu etmek anlık mutluluklar vermek değil. küçük şeylerden mutluluk çıkarmak, mutluluğa ulaşmanın yolu her ne ise, ki bu kişiye özeldir, bunu bulup çıkarmasını sağlamak. sadece çocuklarımız için değil, kendimiz için de mutluluğu yakalayabilmek...
çok güzel bir yazı, tebrikler

Sitare said...

çok güzel bir yazı bu.sistemin mi desem dünyanın mı desem yüzyılın mı desem bir şeylerin sonucu varılan bir tuhaf noktadayız.sırf aile hayatımın ve doğacak çocuklarımın kafamda yarattığı bulutlanmalar sonucu ani bir manevra yaparak devlet memuru oldum ben.yoksa şimdiye epey bir kariyer sahibi bankacı veya en kötüsü mali müşavirdim neredeyse fakülteden tüm dostlarım gibi.tam gün iş rezaletin divası.ben içinde olduğum halden de memnun değilim aslında.yarım zaman olsa ne mutlu olurdum.hem vakit hem ilgi alanım olduğu için öğretmen olma telaşındayım.ikinci bir okul bitirme yollarında.
bir gün bu sistem de sorgulandığı kadar tıkanacak.yeni bir iş hayatı oluşacak.o günleri bari yavrularımız görse dileğiyle diyorum.sevgiler...

Anonymous said...

sevgili anne ve bebisi
demek bize dayatılan bu sistemde bir sorun olduğunu hisseden bir tek ben değilmişim.çalışmak üretmek kariyer yapmakla ilgili beynimize kazınan tüm o safsataları sorgulamaya anne olunca başladım. bir yerlere doğru sürüklendiğimizin, dünya çapında bir çeşit sosyal evrim geçirdiğimizin ve hayatlarımızın kontrolden çıktığının yeni yeni farkına varıyorum. bu günleri önceden görebilsem meslek seçimim de okul hayatım da başka olurdu muhtemelen ama öyle ya da böyle bu sistem içine çekiyor insanı.sitare,daha güzel günler görürüz umarım dediğin gibi.
sevgiler

x