Saturday, 28 August 2010

Tik Tak.. Tik Tak.. Tik Tak..



Zaman oyle acimasiz ki.. Dislerinin arasinda eziyor, ogutup geciyor.. Insanlari, dostluklari, hatiralari yavas yavas ama kat'i olarak silip atiyor.

Yillar sonra dogdugun, buyudugun eve, mahalleye, kasabaya geldiginde goruyor ki insan, artik hukmu kalmamis... Dun kadar yakin, gun kadar taze cocukluk ikliminde kendine gurbetci olmus..

Dedem, ajans haberlerini dinlerdi saat basi; anneannem ile ben radyo tiyatrosunu..

Radyo istasyonlari arasinda dolasir dururdum.. Milano'dan Munih'e, Munih'ten Selanik'e.. Dilini anlamadigim ulkelerin hayali dolardi zihnime..


Hayatimin fonunda bu saatin tik taklari var. Tam su anda oldugu gibi.. Zaman zaman ozel anahtari ile "saati kurma" telasesi olurdu, merasimle..

Artik o da yaslanmis. Saat baslarinda cinlamiyor, kucuk bir tik sesi geliyor gecislerde..

Nasil uzak, nasil yasak, nasil cazipti bu "televizyon dolabi" bize. Buyulu bir masal gibi, Alis'in Harikalar Diyari gibi .. Kendine dogru cekerdi.

Oysa ancak, misafirden misafire acardi bize kapilarini...





Cocuklugumun sokaklarinda dolasiyorum gunlerdir.. Uzun ve kopkoyu bir ic hesaplasma uzaniyor onumde, goruyorum.. Ve hissediyorum ki bu, cocuklugumla olacak son hesaplasma.. Kapatacagim defteri ve son bulacak bu hikaye...
Sonrasi... yeni bir defterde, bembeyaz bir sayfa..

10 comments:

Nihan said...

Hoşgeldiniz Esra. Tüm bu tanıdık kareler içinde en çok kolonya şisesi gülümsetti beni çünkü radyo, saat, çay, tencere hepsi aklımdayken şişeyi unutmuşum. Anneannemin kolonya şişesi. Bayramda ben tutardım misafirlere.

iffetin günlüğü said...

Mavi emaye tencere,çay kutusu,fincanlar hepsine bayıldım.
Radyonun üzerindeki örtü meşhur bir örnekti galiba.
Minik bakır objeden benim de var.Eski tadı olmasa da böyle bir ev ve eşyalar hala duruyorsa çok şanslısın....

ycurl said...

Ozkus kolonyalari. Tel: 519 Bandirma. Telefon numarasina takildim. Bir de cay semaverine. Bu goruntulerle gecmis hala cok ozel..

Nihan SARI said...

tek kare minik fincan harika.bence de bazı şeyleri geride bırakmakda fayda var.zamanı gelmiş azad edilmelerinin.herkesin iyiliği için.

cenebaz said...

Hepsi çok güzel. Başka fotolar da bekliyorum, detaylara nostaljiye bayıldım.

inciK said...

Damardan olmus yazin bugun. Ben de Balikesir Gonen'deki babaannemin evini hatirladim, daldim gittim cocukluguma. Insan gecmisiyle daha bir zengin hissediyor kendini, iyi ki gidip cekmissin bu fotolari. Bak benim elimde hic birsey kalmadi.

evren said...

Cocugunu cocukluguna götürebilmek ne güzel. Hepsinden benim büyüdügüm evlerde de vardi. Nerede kaybettik, kimbilir?

Isil Simsek said...

Bence de cocugunu cocukluguna goturebilmek cok guzel..Benim cocuklugum cok degisik yerlerde gecti,ne oralara geri donebilmem mumkun simdi,ne o esyalari toplayabilmem.Esim de sansli,tipki senin gibi,o da dogdugu eve gidebiliyor hala,ayni bahcede oturabiliyor.

sirinanne said...

Annanemin bir büfesi vardı. Camekan kısmında bu kahve takımları gibi takımlar, simli çay bardakları.
Üzerinde de siyah-beyaz televizyon.

O zaman ne sıradandı. Şimdi o eski kokusu geliyor burnuma, ne hoş.

devrim said...

tüylerim diken diken oldu...bende geçtim çocukluğumun tozlu anılarından. paylaşım için teşekkürler:)

x