Sunday, 29 August 2010

Susak Akilli



Cocuklugumda da ramazanlar yaz aylarina denk gelmisti.

"Mahalleli" (ki kadinlari hayatin tam ortasindaydi) ramazan oncesi, bahcesinde firini olan komsuda toplanir, imece usulu, her gun bir iki ailenin hamurunu acar ve firinda az kurutarak sahur yemegini hazirlarlardi. Boyumca ust iste dizilen bu hamurlar, sahur vakti islatilip, aralarina peynir koyularak ocak ustunde pisirilir ve yaninda ayran ya da cacikla yenilirdi.

Anneanne, babaanneler, komsuanneler ve komsu teyzeler sabahtan bahceye kurulur, bir yandan hamur acar, muhabbet eder, bir yandan yemek yer, cay icer ve eglenirlerdi. Birlikte bir is yapmanin bereketini ve lezzetini yasarlardi.

Biz cocuklar icinse bayram oncesi bayram provasi olurdu bu hamur acma gunleri. Bir yandan merakla hamur acmaya calisir, bir yandan ordan oraya kosturur, bir yandan cayin yanina firinda yapilan, tadi damagimda taze pismis hamurlara margarini surer surer yerdik..

13 mayis 1985'te, biz yine anneannemle bir komsu bahcesinde hamur hazirlarken, annem kardesimi dogurmak icin babamla acilen Canakkale'ye dogru yola cikmisti. Firin basinda gulusen komsu teyzeler, "anaam simdi senin pabucun dama atilacak" demislerdi bana da, gelen kardesle, komsunun daminda hayal ettigim pabuclarim arasinda ne alaka oldugunu dusunup durmustum butun gun.. Kimsede, kardes kiskancligi kaygisi yoktu cunku bilirlerdi ki, bu en dogal duyguydu :) Birakirlardi dibine kadar yasasin cocuklar bu duyguyu.. Belki de zamaninda, olmasi gerektigi gibi yasandigindan, sonraya kalmazdi bir izi..



Bunu ikiye keserler enine, susak derler adina. Banyo tasi olarak kullanirdi anneannemle dedem. Akli bes karis havada olanlara da, susak akilli derler buralarda.. Duvardaki yerinde aslinda bir "sergen" (raf) vardi. Raflarinda mavi ortuler serili, dizi dizi porselen ve emaye tabaklarin sergilendigi.

Evi yenilerken cikarip bahceye atmis annemler maalesef :( Ustelik daha neler, neler atmislar gecen yil.. Bugun, tamam anne daha fazla ne attiginizi soyleme bana, bilmek istemiyorum, cok uzuluyorum dedim.. Cocuklugum parcalaniyormus gibi hissediyorum.

Yavas yavas curuyecek orada.. Yalniz, bir basina.. Kac el, kac kez uzandi bir tabagi almak icin raflarina.. Anneannem, annem, ben.. Teyzem, kuzenlerim, komsu kadinlar.. Salata tabaklari alttan ikinci gozde dururlardi, cinko tabaklar ucuncu.. En alt katta sutlac kaseleri..



Alsam, sirtlansam.. Hepsini gotursem.. O rafa uzanan, o masaya dokunan eller topragin altinda cururken, bu esyalari da bekleyen ayni kader.. Belki de boylesi hepimiz icin en iyisi..Nihai uyanisa kadar uyumak.. uyumak.. uyumak..


Her gece yatmadan once yapilan son sey, bu gece lambasinin fisini prize takmakti. Ve sonrasi.. duvar saatinin tik taklari esliginde, usulca kapanan bir yatak odasi kapisi...


Bir blog yazari ne guzel demis; "Bir zamanın mutluluğunun ve huzurunun tortusunun hüzün olması ne tuhaf."

13 comments:

Asortik Krep said...

Nerede olduğunu yazmasanda kullandığın kelimelerden anlardım :) Ortak kelimeler çok geçmişimizde demek ki :)

Berceste said...

Ben de yenilerle eskiler arasinda aynen gelip gitmekteyim. Atmaya kiyamiyorum, artik kullanamiyorum. Ya onlar oturacak evde ya ben, birlikte sigamiyoruz. Ama gonul borcumuz var, kiyamiyorum. Bir turlu dengeyi kuramadim gitti ne yazik ki :( En guzeli yaptigin gibi fotograflayip, anilari yanina ekleyip saklamak sanirim. Yoksa heryerde esyalar olacak ve bana yasayamayacak kadar dar bir alan kalacak!

Crebro said...

Fotoğraflar çok hoş gerçekten.

Güzel bir tatil geçir ben daha uzun süre gidemeyeceğim.

Isil said...

Esra'cim, kullandigin sergen, susak akilli gibi kelimeler ortakmis. Bu kizartilmis yufkalar bizde de tam ramazandan once hazirlanir ayni sekilde. Her yakin akraba aile (gelinler kizlar komsular) icin imece usulu yapilir, sonra da sahurda borek yapilirdi. Bu kizartilmis yufkalara pazi denirdi. Evin kullanilmayan bir odasinda ustuste dizilmis sekilde dururlardi, bir ay ya da daha fazla sure kullanilirdi sonra. Ustleri de temiz carsafla ortulmus olurdu. Hey gidi gunler.. Peynirin icine bir de bulgur konur bizim orda. Bizimkiler Bulgaristan gocmeni, siz de mi yoksa?

Şule said...

çocukluğunda gezinirken ben de kendi çocukluğumdaki bazlama kokusunu aldım,nenemin tel dolabından birşeyler aldım.ve pabucumun dama atılmasını anlamayısımı da hatıladım :D

iffetin günlüğü said...

Mutfak rafından benim ilk evimde vardı,aynı bunun gibi boyasız.Eşim dolapsız bir mutfağa şaşıran bana, çok güzel iki dolap yaptırdım demişti:) Marangoz geldiğinde şok oldum.Dolap değil iki raf geldi..Kesinlikle beğenmeyip mecburen kullandım.Şimdi depoda bekliyor, bende hayalimdeki evde oturursam, boyayıp kullanırım diye düşünüyorum

Şu askıda ki toplar bana hep cazip gelmiştir.O zamanlar, yerinden çıkarıp oynasam diye deli olurdum.

çınar said...

aaa fotoları görünce anneannemlerin eski evi aklıma geldi.benzer eşyalar onlaardada vardı. çocukluğumun geçtiği o huzurlu ev şimdi yok. yazdıkların içimi burdu

meltem said...

esrosum var ya ancak bloguna girebildim....okurken tuylerim diken diken oldu resmen:((((cok hos bir dille ve tam gercekligiyle anlatmissin herseyi...benim de rahmetli dedem gecen sene vefat ettiginde kostekli saati vardi kullandigi....onu aldim kendime hatira bir de vesikalik bir fotoraf...

Anne ve Bebisi said...

Asortik Krep, Canakkale dolaylari ama Trakyalilik kanimizda :))

Berceste, annem su an kendi elleriyle insaa ettigi ve gencligini yasadigi evde yasliligini geciriyor. Benim de burada devam etme sansim olsaydi, herseyi aynen koruyarak yasamak isterdim. Ama simdi boyle, bir kismini al gotur, bir kismini birak.. Gotursem, saklasam ne olacak? Asil yerinde bende uyandirdigi duyguyu hic bir zaman uyandiramayacak. Ait olduklari yerden koptuklarinda daha da aci olacak. Bir arkadasim, Orhan Pamuk'un masumiyet muzesi gibi demisti, keske imkanim olsaydi da bu evi her seyiyle, orjinal haliyle muzeye cevirebilseydim. Biz Ingiltere boyle evlere girebilmek, icindekileri gorebilmek icin ustune para veriyoruz. Maalesef gecen yil yenilerken pek cok tarihi parcayi dagitmislar annemler :(( Annem, kardesim ve yakin bir komsumuz. Ben babama benziyorum, nasil olmus da onun yuregine inmemis bilmiyorum. Evdeki eksikleri gordukce (pirinc yatak mesela, anneannemle dedemin divan ve sediri vs) icim parcalaniyor. Ama sonucta benim cok fazla soz hakkim yok, olanlari kurtarabilmek icin, goturebildigimi goturecegim. Gerekirse bir muzeye bagislarim, hic yoktan iyidir..

Anne ve Bebisi said...

Crebrocum, benim icin huzunlu bir sila-i rahim oluyor :))

Isilcim, aynen oyle :))

Sevgili Sule, herkesi huzunlendirdim desene :)) Tam da sonbahar geliyor, yakisir mevsime de ;)

Iffet baci, umarim gonlundeki eve kavusursun :))

Anne ve Bebisi said...

Cinar, eskinin kiymetini keske bilebilseydik :(

Meltosum, hayat acimasiz..

Berceste said...

Of pirinc yatak dedin icim gitti :(((

Asortik Krep said...

Şeker, baba tarafımızdan büyükdedemiz Bayramiç'in eskilerinden..Mailden yazarım istersen :)

x