Tuesday, 25 May 2010

Oxford Street'ten Bahçe'ye Bir Tırtıl Öyküsü

Patatesli Ekmekler için bkz: Patatesli Ekmekler

Sling için bkz: Ev Yapımı Slingler

Blog içinde bir arama yapmak istediğinizde, sol üst köşede bir arama kutucuğu var, oraya aradığınız kelimeyi yazarsanız, blogger, o blogta, o kelimenin geçtiği postları önünüze seriveriyor :) Ondan sonra ayıklayın pirincin taşını :P


Cumartesi bulduğum ilk boşlukta, MK ile bahçeye gittim. 3 saat kalıp biraz ot yoldum ama hamlamış olduğum için ertesi güne kadar geçmedi yorgunluğum. Yine de çok tatlı bir yorgunluk. Bütün gün ekran&masa başında oturuyorum ama günün sonunda başıma ve vücuduma öyle pis bir yorgunluk yapışıyor ki, üzerimden atamıyorum.

Cumartesi bahçede geçen günden geriye kalan tek üzücü şey, o gün hiç arı ile karşılaşmamak oldu :( Arı nüfusundaki azalışı maalesef gözümüzle görüp, bizzat tecrübe eder hale geldik. Yerim olsa, sırf nüfusları artsın diye arıcılık yapmayı düşündüm :(( Yerim dar.. yenim dar.. Bunlar bahane değil. Araştırmalı, imkanı olup da arıcılık yapan, arı nüfusunu arttırmak için uğraşanlar olmalı.. Onları bulup, onlara destek olmalı... Belki uzaktan da olsa sponsorluğunu yaptığım bir arı kovanım olur :))

Mısırları ve ayçiçeklerini toprağa geçirdim :)

Bakımsızlıktan MK'nın boyunu aşan çayır çimen :)

Bir ara elinde fotoğraf makinasıyla dolaşan MK'nın denk getirip de çektiği fotoğraflardan birisi.
Nohut olur kendileri :)

Su kurbağası :)




Sol baştan sırayla :P
1- Bakla (uzantısında nohut ve bezelye)
2- Marul
3- Mısır (uzantısında 2 ayçiçeği, sincaplardan sana bir şey kalmaz, 1 gecede biter dediler:))
4- Geçen yıldan kalan, bu yıl kendi kendine çıkan soğan ve sarımsaklar..

Bu da, emeklilerin bahçeden bir görüntü :D İki resim arasındaki farkı siz ayırt edin gayri :P

Bu akşam işten eve dönerken, Oxford Street civarlarında yerin altından tıngır mıngır giderken, karşımdaki kadının bacağında, minik, fıstık yeşili renkli bir tırtıl*caterpillar farkettim. Bugünlerde hava sıcaklığı 27 dereceyi bulduğu için, fırsatını bulan parklara yayılıyor, herhalde kadın da parktan kalkmış metroya binmiş, zavallı tırtıl da onun üzerinde Central Line'da yolculuk ediyordu :))

O kadar çaresiz, savunmasız görünüyordu ki.. Kadın kalksa, trenden inse, bu zavallıcıkta yerin altında, istasyonda yuvarlanıp düşse.. Kıyamadım.. Kadıncağıza gülerek, bacağından aşağılara doğru yavaş ama emin adımlarla ilerleyen tırtılı bacağından aldım. Yanımdaki kesekağıdına koydum. Yer üstünde, tren değiştirmek için indiğim durakta küçük bir bahçe vardı ama içime sinmedi :) Tırtılcık kesekağıdı içinde metro yolculuğuna devam etti. Eve dönerken bahçeye uğradım ve bizim için küçük ama onun için koca bir yeşil derya olan bahçede, yapraklardan birisinin üzerine bıraktım :) Bahçe arkadaşım, minik tırtıl :))

12 comments:

inciboncuk said...

çok tatlı bir öykü gerçekten . hayat böyle ayrıntılarla ne güzel,oxford 'dan yeşil bahçeye giden tırtıl kadar İstanbul'dan bu yazıyı okumak da keyif verici:)

Betül said...

:) Hayranım sana. Her yazından ilham alıyorum.

escet said...

Benim balkona diktigim domates fidelerimi guvercin kirdi :( Simdi de kendisi bir saksiya tunemis yumurtalarini isitmakla mesgul. Balkona cikislarimiz ikinci bir emre kadar kisitli durumda. Apartman bahcesine diktigim birkac domates var, onlar da cok umit verici durmuyor ama bakalim. Ben de neredeyse 45dk capa yaparak anca 6 domates fidesi ekecek bir koridor acabilmistim. Ne kadar emek verdigini anlayabiliyorum sanirim. Keske yakin olsak da gelip yardim edebilsem diye gecirdim icimden. Emekli olunca senin bahce de son foto'daki gibi olur ;)

Benden Bizden said...

Ne guzel bir hikaye Esracim, ne iyi yapmissin tirtilciga :)
Bizim tirtili da operim, minciririm :)

betül said...

senin icin kücük tirtilcik icin büyük bir adim olmus:))))

firdevs said...

arilarin nufusu azaliyorsa , neden tepemizde ari yuvasi var ? :) bizim evin catisinda yillardir vizir vizir ari kayniyor . hani cok istersen arilara bi mail ativer , sizin oaraya transfer olsunlar :p biktik artik vizirtidan :))

tomurcuk said...

Kolay gelsin. O otları yolmanın, hatta tekrar tekrar yolmanın güçlüğünü biliyorum. Hatta dayanamayıp organik tarım ürünleri mağazasından bunları kurutan bi solüsyon almıştım ama işe yaramamıştı. Bahçecilere bir sorsan belki Amerika'daki gibi orada da motorlu çapa aletleri kiralanıyordur. Ben bi amcada görmüştüm, bir günde halletmişti bahçeyi. Tıytıla mutluluklar dilerim.

Güneşligünler said...

Esracım harika bir öykü, bayıldım, tırtıl kardeş çok şanslı sana rastgeldiği için. ECanım ben de balkonumda tarım çalışmalarıma devam ediyorum. Biberlerim ve domatesim büyümekte ama henüz çiçek yok. Bu arada fesleğen bitkilere gelen sinekleri kovar diye bilirim ama buna rağmen balkonumdaki çiçek ve sebzelerde minik sinekler görüyorum bir iki gündür, sence ne olaki ve ben bunlardan nasıl kurtarabilirim çiçeklerimi. Ne de olsa tecrüben çok benden. :)

Ayşe said...

su oglani bana gondersene yaw.

BoNbOn BuTiK ; said...

waaawwwwwwwwwwwwww!!!!!!!!!!

iremmm said...

şu yeşilliklere olan aşkınız ana-oğul beni öldürücek... :))) ne güzel yaaa..sureklı eliniz ayagınız toprakta..sizde ne sinir vardır ne stres :))))

Anonymous said...

merhabalar, 5,5 aylık 2. oğluna gebe bi anneyim.bebek bloglarını incelerken buldum sizinkini de...aslında daha yeni sayılır, 1 hafta olmadı.ama inanın bütün resimleri inceledim, bütün yazdıklarınızı okudum sayılır. herşey çok ama çok güzel, hele MK'ya bayıldım, çok sevimli bir çocuk..bi yazınızda anadolu'nun uzak bir köyünde öğretmen olmak gibi bir cümle geçmişti, burada da arılardan bahsetmişsiniz.bu ikisini okuyunca mesaj atmak geldi içimden.biz ailecek, yani eşim , 3 yaşındaki oğlum ve karnımdaki oğlumla beraber bahsettiğiniz anadolu'nun uzak bir dağ köyünde yaşıyoruz.kış mevsimine 1 metreyi aşan kar yağar, yollar kapanır, elektrikler gider gelmez 4-5 gün...mum ışığında oturup birbirimize eski hatıraları anlatır güleriz.tabi çıtır çıtır yanan sobanın üstünde fokur fokur kaynayan ıhlamurumuz da olur...fırına patates atariz, afiyetle yeriz... bahar gelir, ben de sizin hesap ne ektiğimi tam olarak bilmeden bahçe yaparım... tohumlar hep aynı sanki,yeşillenince anlıyorum ne olduğunu...: )eşime de son 2 senedir bi arıcılık merakı saldı, o da bilmeden arılarla uğraşıp durur... ama ortada arı var bal yok...: )işte böyle...burada hayat zor ama güzel.. ben de sizin resimlerinize bakarken şunu düşündüm istemeden..."yurt dışında yaşamak ne kadar güzel olmalı.." bende ki biraz da düzen ve titizlikten... mübarek insanların yani ingilizlerin herşeyi ne kadar düzenli , tertipli ve tertemiz...neyse , başınızı ağrıttım, kusura bakmayın...ailenizde mutluluklar, işinizde başarılar dilerim...selametle...sevgiler... Cemile KARA Sarıgöl İlköğretim Okulu Yakaknet SAMSUN

x