Wednesday, 7 April 2010

Lake District


View Larger Map

Cumartesi gecesi 6 gibi çıktık Londra'dan yola. 4 saat sonra, 10'da Lancaster'daki oteldeydik.

Ertesi sabah tam 10'da ayrıldık otelin otoparkından..

Önce yol üstündeki kuzucukları sevdik :)


Bu kuzuyu da, diğerlerinin arasına salalım dedik ama sonra kuzu postuna bürünmüş kurt olduğunu anlarlar diye vazgeçtik :P

Bir sonraki durağımız, England'ın en büyük gölü olan Windermere idi. Bizim, 'su havzası' dediğimiz su birikintisine burada göl deniyor :P



Gölde, 45 dakikalık bir tekne turundan sonra, arka planda görülen dağlara doğru yola çıktık.

Bu taşlarla, dağı taşı örmekle kalmamışlar, şehir içlerinde evleri de örmüşler :)


Yol üzerinde, başka göl kıyılarında molalar verdik.. Karşı kıyıdaki evlere bakıp bakıp iç geçirdik. Daha çok ben ve arkadaşımız Murat meraklı aslında, dağ başında yaşamaya :D

Tepelere çıkınca, resmen çıldırdık...




Tepeden inip, eteklerindeki kasabanın nehir kenarına şöyle bir dolaştık...

Ve bir başka göl kenarında atıştırdık..

Evden taşıdığım kupalar :)

Ve sonra.. bir başka göl kenarında durduk :)) E boşuna Göller Bölgesi demiyorlar oraya :))




Suyun temizliği gözler önünde..

Uzakta, Atlas Okyanusu.

Çin seddine benzeyen bu setlerle dağı, taşı, kilometrelerce örmüşler. Artık kaç yüzyıldır devam eden bir iş bilmiyorum ama o zamandan beri düşünüyorum. Ne zaman, nasıl, kimler yapmış bu setleri.. ?

Ayrıca, dağın başına bile asfalt döken ve bu sayede arabayla tıngır mıngır gezmemizi sağlayan hizmet anlayışını da alkışlıyorum. 'Belediyecilik dediğin, hizmet dediğin budur kardeşim' dedim gezerken :) Senelerce vergileri toplayıp, kendi adamlarına/yandaşlarına yediren; her sene asfalt döşetip sonra da ilk yağmurda, karda o asfaltın çökmesiyle ertesi yıl yeniden işe kalkışan tüm belediye başkanlarını toplayıp bu dağ başına bırakmak istiyorum.

Kimi yerlerde %25 eğimli tepelere tırmandık. Malum, İngilizler de seviyor gezmeyi, dağ başında, tek gidiş yollar bile doluydu. Sürekli yol ver, dur, geri git, yol verdi, ileri git şeklinde gezdik.


Burası da, England'ın en derin gölü Wast Water. Önümüzdeki yol, sola doğru kıvrılıyor ve sizi yolun sonundaki bir pub'a ve England'ın en yüksek dağının eteklerine götürüyor...


Devam Edecek...

15 comments:

Ayşe said...

ooofff offf. beni de gotur o dag basina. boyle kuzucuklarla oturayim ben... yoruldum valla.

Birben said...

Bayıldım, harika...

meltem said...

esrosum fotolar tek kelimeyle harika:)))ellerine saglik arkadasim....fotolarin ve hikayenin devami sabirsizlikla bekliyorum canim:))

Alyamaya'nın Esra'sı said...

ne kadar muhteşem görüntüler.. evlere ve doğaya hayran kaldım. bend eoradaki evlerde tek bir göz odada dağ başında yaşamak isteyenlerdenim ama internet olacak :) yurdum topraklarında bunlardan çok daha güzelleri var ama değerini bilmiyoruz, yolu yok gidemiyoruz. çok ekmek yememiz gerek bizim çokkkk... sevgiler..

Anne İş'te said...

Esra;devam et lütfen..bir sen bir de zeynep tam bir görsel şölen..

HUYSUZ said...

hep sorucam sorucam sorameyyom, nedir senin bu fotoğraf makinenin markası? dslr herhal?
ya da şöyle sorayım; bana ne tavsiye edersin?
çok küsel fotolar bu arada.

sesen said...

Esracim super bunlar tesekkurler gitmesekte yari yariya hayal edip gormus kadar olduk..

olmadık işler peşinde said...

O değilde MK iyi dolaşmış söylenmeden:) ne güzel yerler, ne bakımlı kasabalar, evler... *kupalar kırılmadan eve dönebildi mi acaba? ben en çok onu merak ettim**

Hilal said...

harika, şimdi oralarda olmak vardı.... kupaları ben de merak ettim sağ salim dönebildiler mi:)

Kremali'nin annesi said...

Esracim, hepsi cok guzel de, ben en cok o kuzucuklara vuruldum. Kimbilir MK ne kadar mutlu olmustur onlari boyle dogal ortamlarinda bu kadar yakindan gorunce. Iyi ki o manzara karsisinda anilari depresip sana musallat olmadi ulu orta :P

Teyzesinin tatli ve de sansli kuzusunu kocaman opuyorum. Ona kurt diyenleri de buradan esefle kiniyorum :P

Bir de, bu resimleri gordukce duanin istikametini degistirsek mi acep diyorum; Ama yok yok, once fis sonra alisveris, ahhaahh !

İLKAY said...

ne enfes fotoğraflar...

Güneşligünler said...

Bayıldım, çok güzel hepsi de. Fincanlar riskmiş ama değmiş sanırım. :)

Calanon said...

Tek kelime ile muhtesem. Ne guzel bir gezi olmus, fotograflara bakarken gozum gonlum acildi.
O hole in the wall'a gittiniz mi? :)

HaNdE... said...

ya var yaaaa......TANRI MİSAFİRİ OLUCAZ BİR GÜN SANAAA :):):)

sirâr said...

harika harika! belediye başkanlarına yapacakların için burada organizasyon oluşturabilirim! ah memleketim, ühüü :((

x