Tuesday, 20 April 2010

Lake District 2

England'ın en derin gölü, Wastwater. Derinliği sadece 79 metre.

Kara koyun, ak koyun.. Wastwater'a karşı yayılmışlar.

Ağacın hemen altındaki bu kuzucuk ise sürüden ayrılmış, göle karşı derin düşüncelere dalmıştı :)
Yolun bitiminde, gölün ucunda ve yüksek dağların eteklerinde kurulmuş olan otel ve tıklım tıklım dolu barı.

Barın arka bahçesi :)


Fotoğraf makinası titremiş ve kayık bir görüntü çıkmış gibi görünse de, uçlarından tomurcuklanmaya başlamış olan ağaçlar inanılmaz bir görüntü sergiliyorlar.

Atlas okyanusu kıyısı.



Eyjafjallajökull

Bir patladı, pir patladı.

Cumartesi Türkiye'ye gidecek bir arkadaşım kaldı. Eşi ve 2 çocuğuyla tatile giden bir arkadaşım orda kaldı. Ufak bir operasyon geçirecek bir ablanın, Türkiye'de yaşayan ve annesinin yanında olmak için gelecek olan kızı gelemedi, arkadaşımın, torununu görmeye gelen annesi de geldi, dönemedi... Bunlar sadece benim çevremdekiler.

Paskalya nedeniyle okulların tatil olmasını fırsat bilip tatile gidenler, Avustralya'da, Güney Afrika'da, Türkiye'de kaldılar. Öğrencilerin ve öğretmenlerin büyük çoğunluğu dönemediği için bazı okullar açılamadı.

İngiliz Hava Yolları, British Airways günde 20 milyon pound (£) zarar ediyormuş. Bunu acısı yine yolculardan çıkacaktır önümüzdeki zamanlarda.

Afrika ve Güney Amerika'dan yapılan sebze*meyve ihracatı durdu. Avrupa'nın çiçekçisi Kenya'da çiçek üretimi durdu. Bu uçuş yasağı devam ederse, yiyecekler ve çiçekler üreticilerin ellerinde patlayacak :(

Dünyanın geri kalanı ile posta alışverişi, sadece gemiler ve trenlerle yapılabiliyor.

Dünyanın en yoğun hava sahalarından birisine sahip olan, başınızı gökyüzüne her kaldırdığınızda ilk bakışta en az 5-6 tane uçağa denk geleceğiniz Londra'da günlerdir bir tek uçak yok havada.

Bu yanardağ ne zaman patlasa, hemen arkasından doğusundaki de patlarmış. Şimdi onu bekliyor herkes.

Modern hayata ve o hayatın kolaylıklarına ne kadar çok alışmışız. Neredeyse yiyeceksiz kalacak İngiltere.

Dün bir arkadaşla, heheh annelerimiz olsaydı şimdi makarna stoğuna başlamışlardı diye şakalaştık. Hemen ardından aramızda bir sessizlik oldu. Sanırım ikimiz de evdeki makarna stoğunu kontrol ediyorduk zihnimizden. Ve aynı anda birden, ya aslında çok da dalga geçmemek lazım, bu gidişle iş oraya varabilir diye itiraf ettik :)) Bugün baktım da, 1 paket makarna kalmış, pirincin dibi görünmüş. Neyse ki bakliyat full stok :))

4 comments:

Ayşe said...

Hollanda'dan bildiren kardesim de ayni seyleri soyledi. Tatilleri vardi, herkes gittigi yerde kalmislar.
Yazin TR'ye gitme hayalleri kuran benim cuzdan zaten delikti, iyice delinecek heralde..

pelince said...

Fotoğraflar muhteşem.. Hep başka ülkelere muhtaç olanlar yandı.. ne zor bir durum...
bakliyat stoğu sağlamsa sorun yok:)) umarım kısa zamanda bu durum son bulur...

betül said...

sahaneler

Berceste said...

Bir de su yanardagin adini soyleyebilseler, o zaman cozulurdu belki hersey :P

x