Sunday, 18 April 2010

Batı*Güney

15 yaşımdayken, annem ve babam evden çıkar çıkmaz, rahmetli dedemden yadigar daktiloyu alır, çayımı doldurur, büyük bir ciddiyetle, sahil kenarında bir köy evinde yaşayan bir yazar olduğumu hayal ederek hikayeler yazmaya başlardım.

Üniversite sınavına girmemeye, üniversitede okumamaya karar vermiştim.

Onun yerine, liseyi bitirir bitirmez sırt çantamı alıp dünyayı dolaşmaya çıkacaktım. Yıllarca çalışacak, gezecek, yaşam tecrübesi kazanacak ve sonra da dönüp deniz kıyısında bir köye yerleşecektim..

Başarıya, ÖYS puanına, üniversite ve bölüm etiketine odaklı sistemin dışında kalmaya kararlıydım. Sırf bu yüzden lise 3'te, kendi isteğimle dersaneye yazılmamıştım.

Memur çocuklarının böyle bohem hayallerinin ve hayatlarının olamayacağının ayırdına varınca, dünyaya açılmama yardımcı olacak üniversite ve bölümlere odaklanmaya başladım.

Üniversiteyi bitirip de evlendiğimde, 2 kısacık günden ibaret balayımızda, benim hayallerimi gerçekleştirmiş olan birisiyle tanıştım. Şimdilerde butik otel denilen, küçük bir otelde kalmıştık.

Otelin sahibi, liseyi bitirip 18 yaşında Avrupa'ya adım atmış, 15 yıl kadar sayısız şehir ve ülke dolaşmış, hem gezmiş, hem çalışmış... 15 yılın sonunda, memleketi Kapadokya'ya dönmüş. Annesinden kalma eski bir Rum evini otele çevirmiş, bir de küçük turlar düzenleyen bir turizm ofisi açmış. Evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış :)

Gezmiş, görmüş, yaşamış, ununu elemiş, eleğini duvara asmış..

İngiltere'ye geldiğimde, benim hayalimin daha ufak tefeğine, Gap Year dendiğini, hatta bankaların bunun için kredi verdiğini gördüm. Liseyi bitiren ve üniversiteye kaydolan gençler, kayıtlarını donduruyor, kendi birikimleri, ailelerinin desteği ya da banka kredisi ile 1 yıllığına dünyaya açılıyorlar. Kimisi turist olarak gezerken, kimisi Afrika, Güney Amerika gibi bölgelerde gönüllü olarak yardım kuruluşlarında çalışıyor. Sonra da ülkelerine dönüyor, yaşadıkları tecrübe ile olgunlaşmış olarak hayata atılıyorlar.

Bunun bir diğer versiyonu da, çalışma hayatının ortasında 'career break' denilen yöntemle, iş yerinizden 2 yıla kadar ücretsiz izin alarak dünya turuna çıkmak şeklinde olabiliyor.

Brezilya hayranı, İsveçli bir iş arkadaşım, 3 ay ücretsiz izin alarak kalkmiş Brezilya'ya gitmiş, sonra da sahilde şu ünlü Brezilya dans&dövüş sporu olan 'Capoeira' yaparken çekilmiş fotoğraflarını göndermişti.

Sırf Brezilya vatandaşı olabilmek için Brezilyalı bir erkekle anlaşmalı evlilik yapan hatun, 3 aylık lojistik araştırmadan sonra geri dönüp istifa ederek Brezilya'ya yerleşmişti.

Üniversitenin son senesinde, mezuniyet sonrası için kafama tek seçenek yerleştirmiştim. Ya bu diyardan gidecektim, ya bu diyardan gidecektim..

İstanbul'un plazaları bana göre değildi... Ben onlara göre hiç değildim.

Gidiş istikametini, güney ya da batı olarak belirledim. Bir yandan güneydeki iş imkanlarını araştırırken, bir yandan da batının yollarını zorluyordum.

Bahtıma batı çıktı, gönlüm güneyde kaldı.

6 comments:

cenebaz said...

Belki bir batıdan dönerken yolunuz güneye düşer:))İkinci baharınızda o butik otellerden bi tane de sizin oluverir. Fena mı olur?

Archi*Sugar (Esra) said...

Sevgili adasim,
Isvicre'de de cok yakin bir arkadasimiz 1 seneligine ucretsiz izin alip erkek arkadasi ile Uzak Dogu'yu karis karis gezdi. Aynen senin anlattigin gibi. Gecen gun gazetede okudugum bir baska cift ise 3 seneligine bisiklet ile Isvicre'den baslayan ve Uzak Dogu'da sonlanan (Turkiye'yi de kapsayan) bir baska maceraya cikiyormus. Ustelik 2 ve 4 yasinda iki cocuklari ile birlikte.

Dilerim sizin hikayeniz de yillardir hayalini kurdugun macera ile sonuclanir. Doguyu dusunmuyor musun hic? Gerci guney de bence muhtesem...

Dudu said...

Derdime derman olmussun sanki. Bu aralar benim de cok kafami taktigim bir sey bu. Sanki biri kafama dank dank vuruyormus gibi her yerde boyle kariyerlerini, okullarini dondurup seyahat eden insan hikayeleri okuyorum. Bir isaret mi bilemiyorum ama bir delilik yapip yeniden okula basladigima gore, diger bir delilik de neden olmasin? :)
Senin hikayen de umarim sadece bati'da kalmayip, genisler de genisler, uzar da uzar. Yolun acik olsun :))

sümeyye said...

ah ah..
zevklı ınsan.. gezgın ruhlu ınsan.. yaratıcı ınsan vs vs.. hıc bırı duygusal kaynaklara baglı olmadan gerceklesmıyor malesef..
cok depresmıstı.. katmerledın...

Calanon said...

Hic bir yerde iki seneden fazla rahat duramayan bir insanla evliyim, o dedigin uzun arayi universiteyi bitirdikten sonra kullanmis 2 sene o ulke senin bu ulke benim gezmis, hatta biz de bu sayede tanistik, Istanbul'da.
Her neyse diyecegim o ki, bana da bulasti o devamli yeni yere gitme istegi, buraya dondugumuz ilk gunden itibaren bir sonraki tasinma planlarini yapmaya baslamistik bile.
Umarim dileklerinin gerisi de gerceklesir ve bolca gezip gorursunuz istediginiz gibi.

Bir annenin ise donme macerasi said...

Bence hala gec degil Gap/leap year icin! Cocuklarini alip gidenler cok fazla buralarda. Bizim ufakliklar buyunce bende dusunmuyor degilim. Plansiz programsiz gezmeler gibisi yok. Ben universite sonrasi post-certificate kurslari icin gelmistim Londra'ya, oradan baktim herkes Gap year icin bi yerlere gidiyor..Bende Camp America basvurup kabul edilince bi anda kendimi Amerika'da bulmustum..Counselor olarak calisip arta kalan zamanlarda araba kiralayip geziyorduk. Ama asil gezmeyi kamp bitince yapmistik coast to coast! Dusununce iyi ki yapmisim, hayatim en guzel yiliydi nerdeyse..Ama hicbisey icin gec degil tabii, isteyen herkes yapabilir umarim..

x