Wednesday, 23 September 2009

St Pauls&Tate Modern



Rüyamda Picasso'yu götürdüğüm Millenium Köprüsü :))



Meltoş hala buradayken gitmiştikTate Modern'e ancak fotoğrafları koymaya fırsat olmamıştı.
Çocuklar için köşeler var müzenin içinde, oturup "çalışabilecekleri" :)

Eski bir fabrika, Tate Modern Müzesi'nin binası.


Tuesday, 15 September 2009

Tomato Blight -Son Gelişmeler-

Sabah saat 11 gibi, içim içimi yediği için daha fazla duramadım. Ve yağan yağmura rağmen, attım MK'yı arabasına, koştur koştur gittim bahçeye.

Bir torbaya, kızarmış-kızarmamış dinlemeden, pembeleşmiş domatesleri doldurdum, hastalık kapmalarından iyidir diyerek; diğer torbaya da dün bir kenara attıklarımı, fideler içinden ayıklayabildiğim, bulabildiğim bütün hastalıklı domatesleri... 1 koca torba çıktılar maalesef. Bazı fidelerde bütün dal hastalanmış, daldan domateslere yayılıyor yavaş yavaş, bütün dalı kopardım.

Bahçeden uzaklaştırın diyorlardı, eve kadar getirip sitenin çöpüne attım :) Abartmakta üstüme yoktur :D

Bu arada yağmur aralıksız yağdı, ben de sucuk oldum. Normal şartlarda hiç bir kuvvet beni o yağmurda evden çıkaramazdı.

Her gün gidip kontrol etmeli, pembeleşenleri toplamalı. Bu saatten sonra (eylülün ortası oldu, havalar soğudu) daha ne kadar hasat alınır bilmem. Takvime baktım, ekim sonuna kadar vaktimiz varmış :)

Şanslıyım aslında, hasatın sonuna doğru çıktı bu hastalık. Ya başında olsaydı?

Tomato Blight, Potato Blight'ın da sebebi olan, Phytophthora infestans denilen bir tür mantarın domatesleri sarmasıyla oluşuyor. Sıcak ve yağışlı-nemli- havalar bu mantarın üremesi için en ideal ortamı hazırlıyor. Yani klasik İngiltere havası :))

Potato Blight, 1845-1852 yılları arasında, bir milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan, İrlanda'da başlayıp kıta Avrupası'na sıçrayan Büyük İrlanda Açlık Krizi'nin sebebi. İnanılmaz değil mi?

Ana besin maddesi patates olan İrlanda halkı, tüm ülkedeki patateslere yayılan hastalık sebebiyle yiyeceksiz kalıyor, 7 yıl içinde nüfusun %20-25'i yok oluyor. Bu açlık krizi büyük İrlanda göçüne, İrlanda'nın siyasi-politik-ekonomik yapısında köklü değişikliklere kapı açıyor.

Ve.. sadece 1 hafta önce, bilimadamlarının, 1845'teki açlık krizine sebep olan Potato Blight genini keşfettikleri açıklanıyor. 164 yıl sonra. Hastalığın genini keşfetmeleri, patatesin genleriyle oynayacakları, etkisiz hale getirecekleri ve böylece hastalığa dayanıklı ancak 'genleriyle oynanmış' patateslerin piyasaya sürüleceği anlamına geliyor maalesef.

Halihazırda zaten patates dahil pek çok ürünün genleriyle oynuyorlar, bir yandan hastalıklara dayanıklı hale gelmelerini sağlarken, diğer yandan çekirdeğinden ikinci kez üretim yapamayacağınız, doğal akışına müdahale edilmiş ürünleri yememize sebep oluyorlar.

O yüzden organik tohumları korumak-saklamak ve üretmeye devam etmek önemli. Pembe Domates Ağı'ndan önümüzdeki yaz için tohum talep etmeyi unutmamalı :)

Tomato Blight

:(((

Domatesler nazara geldi. Bugün 10-15 tanesini bu şekilde buldum. Tomato Blight isimli hastalık olduğunu tahmin ettim. Eve gelip baktım, evet. Ama bahçedeyken bilmediğim şey, bu domatesleri hemen diğerlerinin yanından ayırmam gerektiğiydi :( Yarın hemen gidip hepsini ayırmam, bahçeden uzaklaştırmam lazım :(((

Umarım diğerlerine bulaşmaz. Dua edin lütfen.

Monday, 14 September 2009

Domates Reçeli

Kabukları soyulan cherry/kiraz domatesleri şekerle birlikte geceden bir tencerede beklemeye aldım. Yarım kilo domatese, yarım kilodan biraz az şeker kullandım. Daha doğrusu 1 nutella bardağı+2 parmak kalınlığında fazladan şeker koydum.


1 gece bekleyen domatesle suyunu saldı.

Ertesi sabah içine çeyrek limonu ince ince dilimledim; 1 çubuk tarçını ve 3 tane karanfili bir bezin içinde domateslere ekledim.

40 dakika kadar düşük-orta arası bir ısıda kaynattım.

Ve.. Kavanozladım :)
Kavanozu da önce 1-2 dakika bir tencerede kaynattım.

Tadı tahminimden çok daha güzel oldu.

Tarif burada: My mom's Recipes...
Tarifin orjinali de buradan: NYTimes

ruhdağı, Limon reçeli de yakında geliyor ammavelakin, benim bir hatam yüzünden acı oldu :( Domatesin sarı kabuğunun altındaki beyaz kısmın acı bir tadı var malum. Ben bunu sonradan hatırladım maalesef :( O beyaz kısımları iyi soyarak deneyebilirsiniz. 1 kavanoz acı limon reçelim var şimdi :(

Güldemcim, kahvaltılık sosu mutlaka dene. Çok güzel oluyor :) İçine, tavada hafif kızarttığın yeşil acı biberlerden de katabilirsin :) Ben kaynatılmış kapak kapatmadım ama garanti olsun, hem kavanozlarını hem kapaklarını önce kaynayan suda 1-2 dakika tut, sterilize olsunlar.

Kadim Dost, aaa bunu bilmiyordum işte :)) Benim caaağğnım domateslerim :)) Duydunuz mu daha doğrusu okudunuz mu arkadaşlar? Domates ve domates ürünleri cildi genç tutarmış :)

Kuaybecim, estağfirullah ya :) Ben o yüzden söylemedim, hani yanlış akılda kalmasın diye :P Yoksa ben doğumgünlerin/m/e hiç önem vermem. O gün pasta yaptıran eşim pastayı benden saklamaya çalışıyorken gördüm, o süprizinin bozulduğunu zannederken ben, aa kime gidiyoruz dedim :) Arabayla meteor yağmuru izlemeye gittiğimiz gün :) Neyse arabaya bindik, aradan epey zaman geçti, laf lafı açtı.. Pastayı, bizim eve yakın bir türk fırını-pastanesi var, 'fırıncı abiler' diyoruz onlara :) İsimleri öyle kaldı. Fırıncı abiler de doğumgününü kutladılar dedi. Ben de dedim, allah allah onlar neden biliyor ki benim doğumgünümü :) Sonra jeton düştü, pastayı onlara, benim doğumgünüm için yaptırmıştı :))) haaaa sen pastayı bana yaptırdııın :=))) tepkimi görmeliydiniz :)))))) Adamcağız süprizinin bozulduğunu zannetmişti başta :)))

Ve evet, bir sonrakini acı biberli yapacağım :))

Sevgili İffet, hocam ben daha acemiyim, yavaş yavaş öğreniyorum sayenizde :) Teşekkürler :)
Kahvaltılık sos süpper oluyor. Domatesler de evet kiraz/cherry domatesle yapılıyor. Ya da plum/erik denilen bir cins var, kirazdan büyük, normal domatesten küçük, oval şekilli. Onunla da olur. Sanırım önemli olan tatlı bir cinsle olması.

Sevgili Figen, olmazsa dediğin gibi kaynatıp kavanozlarsın. Öyle de güzel olur merak etme :) O kadar emek vermişsin, nasıl güzel olmasın :) Şimdiden afiyet olsun :)

Sevgili Gül, 'durduğun kabahat' der babam :)) Domatesi ne kadar çok sevdiğimi herkes öğrenmiştir sanırım şimdiye :) O yüzden bahçenin büyük kısmını domates fideleri kaplıyor. Samadım ama 30 fide olmalı :) 1 tane fide olarak B&Q'dan aldığım domates var, gerisi hep tohumdan kendim yetiştirdiklerim. Fide olarak aldığımın üzerinde bir küçük, bir büyük sadece 2 domates var! Bereketsiz oluyor maalesef. Kesinlikle tohumdan (mümkünse organic) yetiştirmeni tavsiye ederim. Bir de, çiçekleri açmaya başladığında 'organic tomatoe feeder', vitamin verirsen, süper olur :)


Teşekkürler nalan :)

Sevgili özlem, biber+patlıcan ikilisini duydum, daha doğrusu okudum :) Ancak biber ve patlıcan ekmediğim için, satın alıp eklemek istemedim. Seneye inşallah :))) Teşekkürler fikir için.

Sevgili devrim, teşekkürler fikir ve tavsiyeler için :) Yalnız benim robot bozuldu :) Yenisini de daha almadım. Bir de ben küçük el blender'ı ve minik bir doğrama kabı var, onu kullanıyorum. O kadar domatesi neredeyse tek tek çekmem gerekir robottan :) O yüzden sıcak suda bekletip rendelemek daha pratik oluyor.

Sunday, 13 September 2009

Ev Yapımı Domates Salçası

Domateslerin önce, daha önce anlattığım şekilde kabuklarını soydum. Hepsini bir tencereye rendeledim.

Çekirdeklerini ve posasını ayırmak için süzgeçten geçirdim.



Koca bir tencere domates çorbası görünümünü alınca kaynatmaya başlattım.

Kaynaya kaynaya dibini buldu ama bir türlü salça kıvamını bulamadı.

Olduğu kadar deyip şişeledim :)

Bundan sonra domatesleri, süzgeçten geçirip kaynatacağım ama salça kıvamını bulmasını beklemeyeceğim. Sosla salça arası, ketçap kıvamındayken şişeleyeceğim. Sulu konserveden daha lezzetli, salçadan da kütlesel ağırlık olarak :) daha fazla olacağını düşünüyorum.

Kahvaltılık sos.

Kahvaltılık sos tarifi ararken aklıma nedense kayınvalidem hiç gelmedi. Oysa daha yüzyüze tanışmamışken, ben ve eşim öğrenci iken, eşimle bana kavanozla bu sostan gönderirdi. Ben de yurtta, odada kızlarla bir oturuşta tüketir kendisine dua ederdim :)

Rendelenmiş domates+biraz salça+rendelenmiş sarımsak+tuz+karabiber+toz kırmızı biber ve yarım çay bardağı çiçek yağı kaynatılır.

Sonra da şişelenir :)

Sırada, tahminimden daha güzel olan domates reçeli ile şu an şekere yatmış, yarın kaynatılmayı bekleyen limon reçeli var :))

Bu arada, doğumgünüm tam 1 ay önce bugündü :)

Tarif veren tüm arkadaşlara çok teşekkürler, yerken sizi anacağım :)))

Wednesday, 9 September 2009

09.09.09

Gülerek poz ver oğlum deyince :)


Sağ gözünün kenarındaki kabuklu yara.. 2 akşam önce gözümüzün önünde, yemek yemek için sandalyeye çıkmaya çalışırken oldu :( Düşerken sandalyenin kenarı sıyırdı sanırım.



Dün yine olan domatesleri topladım. Salça yapımını araştırdım biraz, anladığım kadarıyla suyu gidecek, kalan posa bizimdir :) Ancak çok domates lazım, dallardaki yeşiller kızarana kadar evdekiler bozulablir. Evdekilerden 1 kavanoz ya çıkar, ya çıkmaz.

Tarhana için biraz geç kaldığımızı düşündük Meral'le. Havalar çoktan soğudu burda. Bahçeli ev olsaydı ya da en azından balkon, belki rüzgarda kurutabilirdim ama şu an zaten nemli olan Londra havasında, evin içinde biraz zor kurur. Tek korkum ziyan olması. Gerçi yaş olanı, domatezsiz olan, her mevsim yapılabiliyor ve hatta buzdolabına konuyormuş ama ben anneannem usulü, çocukluğumun tarhanasını istiyorum :)

Tarif almak için dün annemi aradım, hiç yapmadım ki kızım bilmiyorum, hep anneannen yapardı dedi. Anneannelerin, babaannelerin tarifleri kaybolmasın :(

Kabak&Kabak
:)

Kıbrıslı bahçe komşularım, sevimli teyze ve amcanın hediyesi olan kabak. Bu kabak çeşidini bilmiyorlardı, bu nedir, biliyor musun? diyerek bana sordular bir kaç hafta önce :) Çekirdeğini Kıbrıs'taki bir tanıdıkları, hep yedikleri bir kabağın çekirdeği diye vermiş, ortaya bunlardan 3 tane çıkmış :) Tatlısını yapabileceklerini söyledim ama ikisinin de şekeri var, çocukları tatlı yemiyor vs. Ben yapıp, tadımlık bir tabak götüreyim :))

Bir de, yemeğini, böreğini yaptıkları bir kabak gösterdiler bana, ağzım açık kaldı. Hayatımda bu kadar büyük kabak görmemiştim :)) Sanırım ben küçükken anneannemin evindeki, banyoda hamam tası olarak kllanılan 'susak' o kabaktan yapılıyor :) Yerde yatıyordu ve uzunluğu rahat 1 metreydi! En kısa zamanda gidip o kabağın fotosunu çekmek istiyorum. Çekirdeklerinden bana da verecekler, önümüzdeki sene ben de deneyeceğim. Beni tek düşündüren, 7-8 domates fidelik yer kaplıyor oluşu :)




Vatandaş artık mahalle takımında :)))

Fotoğraf makinalarına gelince. Almak isteyen arkadaş, bütçeniz bu işte önemli bir ayrıntı :) Fotoğraf çekmeyi ne kadar sevdiğiniz de. Herkesin bildiği Canon ve Nikon bu işin en iyileri. Her ikisi de birbirinin dengi. Savaş fotoğrafçıları Nikon'u tercih edermiş, daha sağlam diye :) Stüdyo fotoğrafçıları da Canon'u :)

6 senedir Fujifilm FinePix S5000 kullanıyorum. İşimi bugüne kadar gayet güzel gördü. Ancak artık daha kaliteli bir şeyler istiyorum. Uzun araştırmalar sonucu Canon EOS 500 DSLR'a karar (gönül) verdim. Ancak daha önce de dediğim gibi, yılbaşı dönemi fiyat kırmalarını bekliyorum :)

Canon'un yeni çıkan EOS 1000'i var. Hem -nisbeten- uygun fiyatlı, hem de sıfırdan başlayanlar için bile kullanımı kolay.

Neden Canon? Tek bir sebep Nikon yerine Canon'u tercih etmeme sebep oldu. Nikon'un lenslerini Canon'da kullanabiliyorsunuz ama Canon lenslerini Nikon makinalarda kullanamıyorsunuz. Farklı farklı lensler almak istediğimde Nikon'a bağlı kalmak istemedim, seçeneğim olsun istedim. Ama lens takıntım yok, az olsun öz olsun diyorsanız Nikon'u da araştırabilirsiniz.

Bir de küçük dijital makinalar var, kullanımı kolay, küçük vs. Belki de öyle bir şey istersiniz. Tam olarak bilemediğim için kesin bir şey söyleyemiyorum.

Ama şöyle yapın, dijital ürünler satan bir mağazaya gidin, fiyatlara bakın, ürünleri elinize alın (mesela ben canon eos 50d'yi gördüğümde ağzım açık kalmıştı :) Çocuklu bir hatun için pek pratik değil kullanımı. Hatta 500 bile ağır, hele de benim şu anki küçük ve hafif fuji ile karşılaştırınca pek bir ağır duruyor elimde :)) Elime ilk aldığımda rahatsız bile etti. Zamanla alışılır, orası kesin.

Neyse, yaz yaz bitmez benim için bu konu :)) Size tavsiyem, hem internette hem dükkanlarda biraz dolaşın, bilgi toplayın. Ne istediğinize, ne kadar özellikli bir şey istediğinize karar verin. Benim açımdan bu uzun bir süreç, fotoğraf makinası benim için yoldaş, arkadaş gibi bir şey :) Uzun süre 24 saatinizi geçireceğiniz bir ev arkadaşını nasıl titizlikle seçerse bir insan, ben de makinayı o titizlikle seçmeye çalışıyorum :)))

Tüm bunların yanısıra, fotoğrafı çeken gözdür. Dünyanın en iyi kamerası da olsa elinizde, güzel fotoğraflar çekeceğinizin garantisi yoktur :) Bol pratik bu işin bence püf noktası. Sadece daha net, teknik olarak daha iyi fotoğraflar çekmek adına değil; sürekli pratik insanın kameradan dünyaya bakışını, bakış açısını da değiştiriyor diye düsünüyorum.

Tuesday, 8 September 2009

Kışlık Domates Konservesi: Bölüm 2

Kurutulmuş Domates Kabuğu Sızma Zeytinyağı ile Buluşunca :))

Meralcim, kabukları zeytinyağı ile şişeledim. Salatalara çok yakışıyor diyorlar, bakalım, birlikte deneyip tadalım :))

Sevgili tomurcuk, peynir yapılışını 4 sene önce bir blogta görünce, bir gün denemek üzere beynimin arşivine kaldırmıştım :) Yalnız biz burada, özellikle Almanya'dan gelen, tadı Türkiye'dekiler gibi olmasa da gayet güzel olan beyaz peynirlerden bol bol bulduğumuz için 4 senedir tembellik ediyorum peynir yapımı konusunda :) Bildiğin bir tarif varsa, paylaşırsan sevinirim :) Benim tarif 10 kiloluk süt içeriyor da :P

Bu tür planları çoğalttıkça eşim ve arkadaşlarım, sana aslında çiftlik lazım diye dalga geçiyorlar :)

Kahvaltılık sos tarifi soran Şule hanım, İffet hanım tarifi yayınlamış efendim, buyrunuz bakınız :) İşin sırrı güneşte bence.

**********************************

Gelelim konservelerin durumuna.

Dün sabah düdüklüyü açtım, biberli domates kavanozu tamamdı. Kilidini açtım, kapağı sıkı sıkı kapalı idi ve açılmıyordu. Bu, olduğu anlamına geliyor. Ancaaak diğer kavanozun içine su girmişti ve kapağı açar açmaz sular foldur haşır taştı. Sabahın köründe üşenmedim yeniden kaynattım, kavanozu temizleyip baştan doldurdum, düdüklüde kaynattım. Akşam baktım, yine olmamış. Buzdolabına koydum, bugün kendileri domates çorbası olarak kaderine teslim olacak :D

Diğer 2 cam kavanozu düz çevirip kontol ettim. İlginç bir şekilde yarım doldurduğum kavanozun kapağına vurunca tok tok ses geldi. Olduğunun kanıtı. Diğer, dolu olan kavanozdan o kadar tok bir ses gelmedi :P Ancak o kapağın üzerinde emniyet butonu denilen bir durum mevcut, üzerine basınca içeri göçüyorsa, kavanozun içindeki bozuk anlamına geliyor; dümdüz duruyorsa tamamdır demek oluyor :) Buton düzdü, sesi tok olmasa da:P Umarım o da tamamdır.

Bu akşam ya da yarın bahçeye uğramam lazım, domatesleri toplamak için. Yeni hasatla bu sefer salça mı yapsam acaba? Tarifi olan? :)))

Postu postaladiktan sonra:) aklıma geldi, neden tarhana yapmıyorum ben? Acil domatesli tarhana tarifi ve tecrübeleri aranmaktadır :))


**********************************

Sonunda birileri durumun vehametini ve saçmalığını yazıya dökmüş. Bir Şarkısın Sen.

Aylar önce bir akşam, Türk kanalları olan bir arkadaşın evinde denk gelmiştik bu yarışmaya. Küçücük çocuklar gecenin 11'inde, üzerlerinde nişan kıyafetleri, yüzlerinde tonla makyaj, yırtmacı beline kadar gelen bir hatunun yanında, havamda değilsem zaman zaman bana bile ağır gelen şarkıları acıklı bir yüz ifadesi ile 'icraa' ediyorlardı. Kodaman kodaman tipler de koltuklara yayılmış yorum yapıyorlardı. O kadar itici gelmişti ki bana. Gecenin o saatinde yatağında olması gereken çocuklar, 3. sınıf gazino uvertürleri gibi ellerinde mikrofon sahnede dolaşıyorlardı.

Ondan sonra da artan çocuk istismarından, t@cizlerden bahsederler. Eğer oturup o programı izliyorsanız, çocuk istismarından bahsetmeye hakkınız yok.

Monday, 7 September 2009

Kışlık Domates Konservesi

Bugün bizim eve sonbahar geldi...

MK uyanınca koştura koştura alışveriş merkezine gittim. Sık sık tembel olduğumdan dem vurunca, sen kafaya bir şeyi koymayagör der Meral :) O zaman hiç üşenmezsin :)

4-5 dükkan dolaştıktan sonra hiç beklemediğim bir yerde buldum. Ve gayet acemice, gittim en küçük boy (334 ml kadarlık, yarım litrelik bile değil yani) , üstelik de sadece 2 tane aldım! Elimde var belki 3-4 kilo domates! Bir bilen görseydi halimi, amma gülerdi :)

Böyle böyle ilerleteceğiz bu işi :)

pratikanne'nin yazdığı yöntemle domateslerin kabuklarını çabucak soydum. Önce altlarına ve üstlerine bıçakla ( + ) işareti çizdim ve kaynamış suya attım. 1-2 dakika sonra aldım buzlu suya attım. Ve kabuklar kendiliğinden ayrılıverdiler.


Kabukları atmadım, yine sağolsun, varolsun, pratikanne'nin tavsiyesiyle fırın tepsisine dizdim, fırını 100 dereceye getirdim ve tepsiyi fırına attım.


Soyduğum domatesleri rendeledim. Robotum bozuldu ama çalışıyor olsaydı da yine rendelemeyi tercih ederdim. Romantik ve duygusal :) bir arkadaşım, kek yaparken mikser yerine elle çırpmanın keke daha çok lezzet kattığına inanır :) Eskiden bu sözüyle dalga geçer, gülerdim; artık aynı fikirdeyim :) Bu durumun, onun bu sözü söylerkenki yaşına gelmiş olmamla bir alakası var mı bilemiyorum :)

Sıcak yüzünden yumuşamış domatesleri rendelemek hiç zor olmadı, hatta bir kısmını elimle bile mıncıklamam yeterli oldu.


Biraz tuz, biraz şekerle kaynattım. Kaynamaya başlayınca 15 dakika yüksek ısıda kaynamaya bıraktım.


Birazını kendim için acı biberli yaptım :)


Bugün aldığım konserve kavanozlarını önceden yıkayıp kurumaya bırakmıştım..
Bu kavanozlarda konserve hazırlığı için şu siteden yardım aldım: Le parfait jars.


Yalnız daha rendelerken, hatta ondan da önce, akşamüzeri yemek yaparken yemeğe rendelediğim 3 domatesten, aldığım 2 küçük kavanozun, koca bir poşet domatese yetmeyeceğini düşünmeye başlamıştım.

O panikle, tutarsa tutar kısmet, diyerek dolaplarda bulduğum, kendi başka, kapağı başka kavanozları hazırlamaya başladım. Kapaklarını kaynattım...


Garanti olsun diye kavanozları da kaynatmaya başladım :)


Kendim için ayırdığım biberli domates, nasıl bir göz kararı tutturduysam, küçük kavanozlardan bir tanesine tam geldi :) Üzerine biraz da zeytinyağı gezdirdim.


Güzelce kapağını kapattım...


Evde bulduğum diğer 2 kavanozun birisini doldurdum, iki parmak kadar boşluk kaldı, kaynar sudan çıkardığım kapağını sıkı sıkı kapattım ve ters çevirip mutfakta kuytu bir köşeye koydum.

Diğer kavanozun ise yarısından biraz fazlası doldu. Sanırım tam dolmayan kavanozların işi biraz sakat. Bakalım bekleyip görelim. Kavanozları ters çevirdikten 2 saat sonra kadar, otururken mutfaktan 'tok' diye bir ses geldi. Bizim kavanozlarla bir alakası olabilir mi acaba? Yarın değil, bir sonraki gün kontrol edeceğim..

Diğer 2 kavanozu, yani bugün satın aldığım, buralıların konserve kavanozlarını, ağızlarına lastiklerini geçirip güzelce kapattım. Düdüklü tencerenin dibine temiz bir el bezi serip, üzerine sıcak su koyup kaynattım. Kaynamaya başlayınca kavanozları içine yerleştirdim, düdüklünün kapağını kapattım. İçindeki havası çıkmaya başlayınca tam 5 dakika bekleyip (5 dakika olması önemli) düdüklüyü kapattım. Hiç ellemeden soğumasını ve kapağının açılmasını bekledim.

Daha kavanozları düdüklüye ilk yerleştirirken zeytinyağlı olandan zeytinyağı sızmıştı suya. Ya kapağını iyi kapatamadım, ya da bilmiyorum artık. Yalnız çatlama vs yok, düdüklüyü açınca da sadece suyun yüzeyinde zeytinyağı parçalarının yüzdüğünü gördüm. Onların tutup tumadıklarının testi yarın, kilitlerini açacağım, kapakların kesinlikle açılmıyor olmaları lazım.


100 derecede fırına attığım domates kabukları 2 saat sonra 'yanmadan' kurumuşlardı. Kavanoza koyup üzerine sızma zeytinyağı bastım. Onların fotosu yarına...

Akşamları fotoğraf çekmekten hoşlanmıyorum, yetersiz ışık yüzünden flu çıkan fotoğraflara gıcık oluyorum :) Zaten biraz da bu yüzden daha iyi bir makina almak istiyorum. Az ışıkta net fotoğraf çekebilmek için.

Fotoğraf makinası almak isteyen arkadaş için bilgiler de yarına ya da öbür güne..

Şimdi hep birlikte, Konserveler tutar inşalllaaaahhh, amiiiinnn :)))
x