Thursday, 25 June 2009

Chicken and Mushroom Pie

Bir de masanın üstünü temizlerken çekilmiş videosu var :D

Bahçeyi yine eve taşıdım :)

Bir baktım evin en konforlu yerini o da keşfetmiş, bir de üstüne yan gelip yatmış :D

Tavuklu ve Mantarlı Tart:
(4 kişilik)

3 tavuk göğsü,
600 ml (3 küçük nutella bardağı:)) mantar çorbası,
6-7 orta büyüklükte mantar,
Biraz maydanoz,
Tuz+Karabiber,
Üzeri için milföy hamuru.

Mantar çorbasını hazır da alıp yapabilirsiniz ancak ben evde yaptığım çorbayı kullandım.

Mantar Çorbası:
250 gr. mantar
1 yemek kaşığı sıvı yağ,
2 yemek kaşığı un,
Yarım litre, 2.5 su bardağı, soğuk su,
1 bardaktan az süt,
Tuz.

Yağ ve un kavrulur, su eklenir, su kaynayınca çok küçük doğranmış mantarlar ve biraz tuz eklenir. 20 dakika kaynatılır, süt eklenir, bir kaç dakika sonra altı kapatılır.

Tavuk göğüslerini küp küp doğradım. Hiç yağ ve su eklemeden tavada yumuşayıncaya kadar çevirdim. Orta büyüklükte doğradığım mantarlar, mantar çorbası ve maydanoz ile karıştırdım. Tuz ve karabiber ekleyip tepsiye yaydım. Üzerini milföy hamuru ile kapladım. Burada büyük ebatlarda milföy hamuru satılıyor, onları kullandım. 180 derece fırında 20-25 dakika, üzeri kızarana kadar pişirdim.

Çok basit, yapımı kolay bence gayet lezzetli bir yemek :)

Orjinal tarifine sadık kaldım ama bizim Türk mutfağı için biraz sade kaçıyor sanırım :) Tavukları ilk pişirme aşamasında soğan, salça ve baharatlarla tadlandırarak daha zengin bir harç elde edilebilir.



Yanında ellerinizle ekip, ellerinizle topladığınız marullarla tam yeme de yanında yatlık :D


Wednesday, 17 June 2009

Domates, domates ve daha cok domates

Sevimli, sakin ve yumuşak :) Patates yapraklarının arasında, iş üzerinde :)

Ta-ta-ta-taaaam :) Tanıştırayım, ilk mahsül adayı :) Domatescik.

Patateslerin açmaya hazır ve nazır çiçekleri.

Dün MK Aysel teyzesindeydi, bende sabah 10'dan akşam 4'e kadar bahçede. Yanımda azığımı da götürdüm. Şans eseri bir önceki günden kalan sebzeli bulgur pilavı vardı, tam ırgat yemeği oldu :))

İnsanlık için küçük ama benim için büyük bir alanı ellerimle temizledim :)

Öncesi:



Sonrası:


Otları tek tek elimle yoldum, sonra da toprağı alt üst edip kökleri temizlemeye çalıştım. Tamamen kökten arınmadı maalesef. Daha uzun zaman ve daha çok çaba lazım. Yine de bu yıl için idare eder.

Temizlenen yere evden getirdiğim 2. posta domatesleri ektim. En son 2 tane domates fidesi kaldı evde. Bir ara onları da ektim mi, bu yıl için işlem tamamdır ;) diyorum ama ellerim kaşınıyor :) Bağımlılık yaptı sanırım :D



4 farklı cins domates var.
1- Yamuk yumuk ve pembe ama çok lezzetli domates üretenler.
2- Kiraz domates denilen -cherry tomato-, ince uzun fidelerde üreyenler.
3- Kıbrıslı teyze ve amcanın verdiği, kimselerde olmadığını söyledikleri orjinal domatesler ve..
4- Olur da elimdekiler tutmaz diyerek fide halinde satın aldığım, büyük domates üreten 1 fide.

Marullarım :) Dün akşam ilk kez mahsülü topladım. Salyangozlar sağolsunlar, baktım yaprakları kemire kemire yarıya indirmeye başlamışlar; onlara kemirecek yaprak çok, bari marullardan biz nasiplenelim dedim ve epey topladım. Toplarken bir salyangoz kabilesi ile karşılaştım. Tam anlamı ile kabile! Öldürmeye içim elvermiyor. Sonuçta onların mekanına gelip yerleşen biziz :) Hepsini tek tek toplayıp küçük bir kürekle, benim mahsüllerden uzak:P başka yerlere attım. 4-5 sefer yapmak zorunda kaldım, o kadar çoktular!

Marulların yarısından çoğu hala duruyor, arkadaşlara açık davet ;) Gelin buyrun efendim, koca bir salatalık mahsül var. Körpec1k, ç1tırr çıt1rrlar :)) Ayşe Şulecim, sana özel davetiye ;))

Seneye sadece domates ve marul eksem olur yani, o kadar şahaneler :)))


Komşuda açar, bize de sarkar :)



7 mart 2009


9 Mayıs 2009

16 Haziran 2009


Marullarla birlikte 3 tane de nurtopu gibi salyangoz gelmiş! Yaprakları tek tek yıkadım, sonra bir de baktım kasenin dibindeler :) Tek tek pencereden asağıya, çalılıkların üzerine sallandırdım. Birinin camına yapışacaklar diye de korkmadım değil :P

Tabi eve salyangozları da taşıdığımı eşime söylemedim, yoksa hayatta ağzına koymazdı marulları :)


Bahçeden dekorasyon için de malzeme çıkıyor :D
Arkada, üvey evlat muamelesi gören fide halinde satın aldığım domates.

Bu domates fidesinin ise ilginç bir hikayesi var. Bir sürü çekirdeği minik saksılara, ayrı ayrı ekmiştim. Bir çoğu tutmuştu ama bir kısmında ne ses, ne görüntü vardı :) Uzun bir süre bekledikten sonra tutmayan saksıları bir köşede unutmuştum. Ölmek üzere olan bir çiçeğimi iyice budayıp, ya tutarsa diye büyükçe saksıya ekmeye karar verdim. Domates fidesinin dibinde görülen 3 adet sapçık :)) Toprak olarak da, tutmayan çekirdekleri ektiğim, kurumuş kalmış toprakları kullandım. Bir kaç gün sonra bir baktım ki, tohumlardan birisi can bulmuş, kafasını topraktan çıkarmış. Gel zaman git zaman yukarıdaki hale ulaştı :) Yakında toprağa ekeceğim onu da.

Betül, içerde de deneyebilirsin domatesi. Güneş gören bir pencere kenarı yeterli olur sanırım.

Sevgili tomurcuk, ben hep boşveririm milleti :) Bence hemen başla :) Çok verimli, bol vitaminli bir toprak oluyormuş :) Yalnız, çimlendirme aşamasında, tohumlar için kullanmayın diyorlar, aklında olsun. Çimlenme aşamasından sonrası için çok idealmiş.

Ya aklıma şimdi geldi bak, oturduğun siteden bahsetmiştin blogunda, acaba diyorum, çevre bilinci açısından konuyu gündeme getirsen ve bahçeye büyükçe bir plastik ya da tahta kutu konmasını teklif etsen. Herkese de içine ne atabileceklerine dair bilgi broşürü dağıtırsın. İçeriğini seve seve ben bile hazırlarım. Belki ilgilenirler? Çok mu iyimserim :P

İkinci sezon naneler :) Sevicim, seninkiler ne alemde? Bir foto koysana sen de sahi?

Eline cetveli alıp sağı solu ölçen mimarcık :))

Friday, 12 June 2009

Limonlu Muffin ve Domates Fideleri


İçine 'poppy seed' (haşhaş tohumu) eklediğim limonlu muffin/mini kekler. Ya kalıplar büyük geldi, ya malzeme az :)

Bir dahaki sefere iki kat malzeme ile yapmak istiyorum. Tarif: Silver Spoon

Tabii yanında naneli limonata tavsiye ediyorum ;)

30 santimlik cetvel ve evde uzadıkça uzayan domates fideleri.

Salı akşam 6'dan perşembe akşam 6'ya kadar metro çalışanlarının grevi vardı. Metro demek hayat demek burada. Metrolar durunca hayat da duruyor. Aynı duraktan aynı metro hattını kullandığımız bir arkadaş, metro ile yarım saatlik yolu çarşamba günü otobüsle (trafik sebebiyle) 5 saate (BEŞ!) saatte ancak gidebilmiş maalesef.

Ben de bu durumda 10 saatte ancak iş yerine ulaşırdım sanırım :P O yüzden evden çalıştım perşembe günü. Mesai saati bitince de, son 1 haftadır neredeyse her gün yağmur yağdığı için gitmediğim bahçeye gideyim, evdeki domates fidelerinin bir kısmını ekeyim, biriktirdiğim meyve&sebze çöpünü bırakayım dedim.


1 haftalık yağmurla coşan patatesler.

Oğlanın boyuna erişmişler :)

Kıbrıslı bahçe komşularımız, yıllardır sürekli çekirdekten yeniden ve yeniden yetiştirdikleri değişik bir cins domates vermişlerdi. Geçen hafta bahçede arkadaşlarla mangal yaptığımız bir akşam. En sonunda bu perşembe onları köklerinden ayırıp ekmek kısmet oldu.


Evde mutfak çöplerini ayrıştırıyorum bir süredir. Armudun sapından üzümün çöpüne :) tüm meyve-sebze çöplerini, yumurta kabuklarını, tuvalet kağıdı rulolarını ve yumurta kartonlarını bahçeye getirip torbalara aktarıyorum. Bu çöpleri toprağa dönüştürmek için bir zamazingo var. Ismarladım ama gelmesi 28 günü buluyormuş, bekliyorum. Tabanı yok, doğrudan toprağa oturtuluyor. Üzerine deüzenli olarak yukarıda saydığım çöpler atılıyor. Alttan da solucanlar bu çöpleri doprağa dönüştürüyor. Yıl sonunda ise bol vitaminli bir toprağınız oluyor :))

Bahçeden Manzaralar:


Çiçek açan Çilek

Dereotları. Bunlar da sağolsun Kıbrıslı teyze ile amcanın hediyesi :)

Komşu teyzelerin domatesleri+evden götürdüklerim bir araya gelince epey domates fidesi oldu maşallah. Ve uzun zamandır ot temizlemediğim için yer yetmedi. Ben de uzun zamandır sesleri solukları çıkmayan, daha önce ektiğim ıspanak ve marulları feda ettim. Onların yerine domates fidelerini ektim. Rokalar ve havuçlar duruyor. Rokalar tamam da, havuçlardan da ses yok. Yakın zamanda kafalarını çıkarmazlarsa orayı da domates tarlası yapacağım :P

Bahçenin yarısından fazlasını kaplayan böğürtlenlerin çiçekleri. O böğürtlenler nasıl temizlenecek bilmiyorum. Kökünden sapına kadar her yeri diken içinde. Kendim halledemezsem birilerini tutmayı düşünüyorum. Yalnız tüm böğürtlenleri temizlemeyeceğim. Yarısını bırakmak istiyorum. Bu ülke tam bir 'berry' cenneti olmasına rağmen bir avuç böğürtlen vs şeyler acayip pahalı. Toplaması zahmetli de o yüzden mi bilemiyorum. Ama halihazırdaki 'berry'leri elde tutmakta fayda var :)

Mis kokulu yasemenler.

Eşimin gözüyle..

Önümüzdeki haftanın yağışlı olmayan bir günü MK'yı Aysel teyzesine bırakıp yine bir günü bahçede geçirmek istiyorum. Bu nazlı otlar yolunacak maalesef :) Evde hala domates fidesi var. Ayrıca nanelere, maydanozlara yer hazırlamak istiyorum.



MK'nın alnındaki iz.. Sabahları 5-6 gibi uyanıp sütlü mama seansı yapıyor, sonra da babasıyla uyumak istiyor. Ben onun odasındaki yer yatağına geçtiğim, O yatak odasına, babasının yanına yattığı bir sabah yataktan düştü maalesef. O esnada da alnı da yandaki komidine çarpıp çizilmiş.

Sunday, 7 June 2009

Arkadaşlar, yapmayın etmeyin, beni şımartmayın :D (Alttaki postun yorumları için diyorum, ne diyor bu hatun diyorsanız :P)

Elmalı turta bilinen elmalı turtalardan biraz farklı. Yani normalde elmalar rendeleniyor, ateşte şeker ve tarçınla biraz çevriliyor, turtanın üzeri de ya da rendelenmiş hamur ya da şerit şerit kesilmiş hamur oluyor. Bu biraz daha üzerine elma dilimi yerleştirilmiş limonlu kek gibiydi ama çok güzeldi :)

Sevicim evet, sos yok :) İçi limonlu ve kuru üzümlü, çok hafif. Üzerine de iki sıra elma dizdim o kadar. Limonlu cheesecake yapmıştım, portakal ağacından :) Çok da güzel olmuştu. Linki göndereyim yalnız bu tarif condensed sweetened milk diye bi nane içeriyor, her yerde bulunmayabiliyor, onsuz yapılan yeni bir tarif deneyip yazarım canım.

Benim denediğim tarif bu: Limonlu cheesecake 1

Bir de şu tarif var, denemedim ama deneyen vardır belki, onay verir ;)
Limonlu cheesecake 2

Birinci cheesecake'in üzerindeki Limonlu Krema'yı mutlaka yapmanı tavsiye ederim, nefisss.

Bu arada, resimlerde sanki üzerinde sos varmış gibi geliyor demişsin ya, şimdi Jamie'nin sitesinde buldum bir tarif, sanırım tartın fırından çıkmasına 10 dakika kala üzerine karamelize edilmiş şeker sürüyorlar ve biraz daha fırınlıyorlar, o yüzden öyle soslu gibi görünüyor ;)

Ayşe Şulecim, beğenmene sevindim, teşekkür ederim :) Millet Avrupa'dan, Amerika'dan giyinir ben de Afrika'dan giyiniyorum :D Eşim'in Gana'ya son gidişinde 4 tane ısmarladım farklı renk ve desenlerde ;) Etnik kıyafetleri seviyorum. Geçen bir arkadaşlar yürüyoruz, trafikte, arabanın içindeki iki zenci bize baktı dikkatli dikkatli, arkadaş diyor ki; anlayamadılar, kıyafet onların memleketten ama kıyafetin içindeki oralı değil, çözemediler :))))

Ayça, 500 ml yerine 275 ml'lik bir kutu vardı, ben o kadarlık kullandım :) Ama sanırım biraz daha fazla olsa daha iyi olacaktı. Şekerin verdiği tadı dengelerdi.
x