Friday, 6 November 2009

Şu çocuk milletini bi rahat bırakın...

Aylak ana*babanın kitabı :P


Sarımsaklar için temizlemeye çalıştığım alan :P
Fotoğrafın sol kenarındaki kahverengi dal var ya, 3-4 metre öteden, yerin altından sürünüp bize gelmiş, oradan da daha 2-3 metre devam etmiş sarmaşığın kökü. Koparamadım, kürekle kırmaya çalıştım beceremedim. Bir ara makas götürüp kesmeli.

Bahçesine sarımsak ekmek isteyenler, şu andan itibaren ekebilirler. Kışı toprağın altında geçiren sarımsak, mart ayında taze taze sofranıza konuk olabilir böylece :)

Start verilmiştir :))))

Hava soğuk olsa da, güneşli günlerde MK ile iniyoruz bahçeye. Pazartesi günü, öğle saati idi. Öğle yemeğini bahçede yedi.

Navea'nın annesi, Hintli komşum, her dairede en az 2 çocuk var, senden*benden başka çocuğunu dışarı çıkaran yok. Bütün gün ne yapıyorlar çocuklarla evde, onları nasıl tutuyorlar içerde anlamıyorum diyor.



Noel hazırlıkları resmen başladı. Starbucks'ın noel temalı bardakları da ortaya çıktı. Ekonomi biraz hareketlenir, insanlar el mahkum alışveriş yapıyorlar noel için. Zorunluluk gibi bir şey. Onların yerinde olmak istemem :))



How to begin educate a child. First rule, leave him alone. Second rule, leave him alone. Third rule, leave him alone. That's the whole beginning. diyor D.H. Lawrence.

Yani,

Çocuk eğitiminde birinci kural; çocuğu kendi haline bırakın, ikinci kural;
çocuğu kendi haline bırakın, üçüncü kural; çocuğu kendi haline bırakın. İlk adım budur.

The Idle Parent'ın, üzerine kurulduğu temel görüşlerden birisi :)

Çocukları bi rahat bırakın da, çocukluklarını yaşasınlar felsefesi :)





17 comments:

Selen Yavuzdogan said...

Bayildim kitabin felsefesine. Hemen gidip arayayim..

Selen Yavuzdogan said...
This post has been removed by the author.
tomurcuk said...

Bravo budur. Hatta canı sıkılmayan çocuk adam olmaz bence. Anneler çocuklarına sürekli bi meşguliyet arıyorlar. Ya bi bırakın, canı sıkılsın, sonra kendini oyalamak için resim yapar, mobilyadan mağara yapar, bir şekilde hayalgücü gelişir, birey olur. İlgi manyağı, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan biri olmaz en azından.

Ozgur said...

US Amazon'da kalmamıştı, ben de aynı yazarım freedom manifestosunu aldım. Yerini tutmadı tabi...

escet said...

herseyin azi karar, fazlasi zarar :) Cocugun kendi kendini mesgul edebilmeyi ogrenmesi tabii ki guzel. Sanirim bazi ev hanimi annelerin cocuklari bu konuda daha sansli. Onlar yemek, bulasik, temizlik derken cocuk kendi kendine oyalanmayi ogreniyor. Calisan anneler isten eve gelince cocukla ne kadar beraber olsam kardir diye dusununce devamli bir ilgi akisi oluyor. Kitabi okuyunca bir ozet gecersen sevinirim. Bir de, benim kompost bin doldu, ne yapacagiz?? :)

fullhouse said...

ya ağlatmasın hintli kız delikanlıyı. içim gitti benim.

Anonymous said...

escet'e katılıyorum, çalışan annelere bir kaliteli zaman yüklediler, çocuk anneyi her gördüğünde aktivite ister oldu. düşünüyorum benim annemden hiç böyle bir beklentim yoktu, o işini yapar ben oynardım.
sabırsızlıkla kitapların özet ve yorumunu post olarak bekliyorum.
sevgiler
kulpsuz

Bir Hoş Seda imiş... said...

herşeyi öyle güzel anlatıyorsun ki seni okumakdan büyük zevk alıyorum:)özellikle çocuğunla yaşadıkların yetiştirmen örnek alıyorum seni:)Mk'a zaten bayılıyorum.bende 6*7 haftalık hamiş olduğumu öğrendim.ne yapacğını bilmeyen anne adayayım.inşallah sen ve senin gibi rahat annelerden olabilirim:)

Kaymaklı Kadayıf said...

Tecrubeyle sabittir,doğru bir yöntem.Çocukların birer birey ayrı kişilik olduğunu kabullenmek ilk basamak olmalı zaten sonrası sonradan geliyor,özgüvenli çocuk yetiştirmede bence en önemli adım.A tabii size bazan geri dönüşü olumsuz olabiliyor,onda da "ben anneyim sen çocuk" diye atlatmak lazım.Bizimkilerin okulunda da süreç böyle işliyor,kadayıf sıkça haylazlık yapıp sorun işlediğinde kendi çözmesi bekleniyor sıkıntıları önce çok yadırgamıştım evlenene kadar ayağına çorabı bile giydirilen nazlı bir kız olunca şimdi alıştım.Rahat ol rahat bırak..Sevgiler

arzu said...

cokda leave yapmamak lazim:P

huysuz ve tatlısı said...

şu sıralar okuduğum osho da diyor ki; çocuğu kendinizden koruyun!
ne doğru yareppim dedim okuyunca :)
şu kaliteli zaman konusuna gelince (ki bu lafa yine çok kılım, tahmin edersiniz):
kaliteli zaman geçirmek denen şeyin çeşitli versiyonları var bana kalırsa, kişiden kişiye değişen. benim için efe'yi sıkıştırmak, öpmek ve onunla yatakta debelenmek olan kaliteli zaman, bir başkası için de bir çeşit aktivite, ne bileyim puzzle falan yapmak olabilir. hayattan ve çocuktan ne beklediğine veya ne beklemediğine bağlı o da :)
hatta belki de en bir kaliteli zaman çocuğun sakince kendi başına geçirdiği zamanlar bile olabilir.
sevgiler, öpücükler...

aslanilekaplan said...

Haha, kitabin kapagi super! Anne baba martinilerini yudumluyorlar, cocuk da shaker'la oynuyor!!

Onur`un Annesi said...

ben de yalniz birakmaya calisiyorum ama bizim ki surekli tepemde. bazi zamanlarda cocuklari yalniz kalmaya nasil ikna edecegiz, bu bilgi de varsa aktarirsan sevinirim.:) tembelliginde bu kadari al oku dimi.

Anne İş'te said...

oleeeeeeeeeeeeeeey,oleeeeeeeeeeeeeyy:)) bir ara biraz özet de alabilir miyiz????:)))Lütfen

esra said...

çocukların ayrı bir birey olduğunu kabul edince herşey kendiliğinden geliyor bence. Cümleye bayıldım.. duvar yazısı yapmak lazım..

New York'tan said...

Saldım cayıra mevlam kayıra diyosun yani Esra :) saka bir yana genis anne olmak lazım :)katılıyorum :)soylenenlere

www.Kitubi.com said...

Kitabı okuyacak vakit yok ama felsefeyi çok beğendim. Peki ama nasıl yapacağız, hormonlarımız izin verecek mi?

x