Wednesday, 7 January 2009

Winchester

Kral Arthur olduğunu sandığım ama Alfred olduğunu öğrendiğim heykel.

Cumartesi günü havanın 2 derece ama güneşli olacağını görünce fırsat bu fırsat dedik ve Winchester'a, 2000 yıllık tarihi olan, İngiltere'nin en eski başkentine gittik. Gittik ama soğuktan, öğle uykusunu yeterince almadığı için keyifsiz olan MK'dan ve bazı başka can sıkıntılarından pek bir keyif almadık. Ama herşeye rağmen çok güzel bir şehir olduğu belli olan, üstelik kalesini ve yine İngiltere'nin en eski akademik kurumunu gezemediğimiz için daha sıcak bir havada gelmek niyetiyle Winchester'la sözleştik :D

Bir zamanlar tüm Avrupa'nın en büyük Katedrali olan Winchester Katedrali. Kökeni 7. yüzyıla dayanıyor ama şu anki binasının yapım başlangıç yılı 1079. Zaman darlığından içini gezemedik, bir dahaki sefere diye umut ediyoruz.

Ama şehir müzesini gezmek için vaktimiz vardı.


Çeşitli küçük oyunlar, bilmeceler, yap-bozlar hazırlamışlardı. Hem eğlenip hem öğrenmek için ideal.

Mozaiğin ortasında görünen, yanlışlıkla oraya düşmüş bir kağıt parçası değil. Kağıttan küçük geyikler hazırlamışlar ve pek çok eserin arasına ya da içine saklamışlar. Girişte çocuklara önceden hazırlanmış anket kağıtlarından veriyorlar, gezerken bu geyikleri farkedip işaretlemeleri için.

Çocuklar asla unutulmuyor.

2000 yıldan daha eski bir tarihi var. İlk yerleşimcileri Milattan Önce 150 yılına dayanıyor.







Great Hall&King Arthur's Round Table

Her ne kadar, -sanırım bizim ülkemizde Sean Connery ve Richard Gere'in oynadığı First Knight filmi ile meşhur olmuş- Kral Arthur'un masası diye geçiyor olsa da; 6. yüzyılın başlarında yaşadığı tahmin edilen Kral Arthur ve şövalyelerine ithafen 14. yüzyılda yapılan, Kral Arthur'un resmedildiği, 24 şövalyesinin isminin yazıldığı, 1200 kg ağırlığındaki meşhur yuvarlak masa.

Masa, 1066-1087 yıllarında inşaa edilen kalenin, 1222-1235 tarihleri arasında yapılan Great Hall/Büyük Salonunda sergileniyor.

Masanın özelliği, Kral Arthur'un şövalyeleri ile eşit olduğunu vurgulamak adına yuvarlak olması.


Sörler&Şövalyeler


Bu fotoğrafı çektikten bir kaç dakika sonra sıkıldığının belirtisi olarak kalemler havada uçuşmaya başladı. Biz bir kaç tanesini ayırıp gerisini garsona verdik; O, ona verdiklerimizi de istemediğini bizzat kendisi garsona ııh ııh diye uzatıp vererek göstermiş oldu :))

5 comments:

Hülya Çobanoğlu Cinsçiçekçi said...

çocuklara tarihi sevdirmek aslında bu kadar kolay değil mi? saklanan geyikler, yap-bozlar vs.

Kral Çıplak said...

Bizim burda gezecek hic muzemiz yok!(NEDEN ACABA???)
Haftasonlarimiz, ya hayvanat bahcesi, ya botanic bahce, ya kutuphane, ya da wallmart'ta:) geciyor.
Sanslisiniz Anne ve Bebisi, sansliiii:))

New York'tan said...

Esra'cim gecenlerde izlemistim King Arthuru ama Clive Owensin oynadigi filmi :))

sühendan said...

Küçük adam.Yerim ben onu.
Esra çocukları da düşünmüş olmaları ne kadar güzel.Burada ise neredeyse çocuk getirme diyecekler.

Fotoğraflar çok güzel ve canlı.Gezmiş kadar oluyoruz sayende.Resimleri gördükçe bende gidip yakından görmeyi istiyorum ama şu an için bu imkansız.Sağol gezip gördüğün yerleri bizlerle paylaşıyorsun ve bu sayede bilgi sahibi oluyoruz.

elif said...

sevgili esra..
öncelikle sana teşekkür etmek istiyorum.ben türkiyede kastamonu ilinde yaşıyorum.küçücük bir şehir burası doğduğumdan beri buradayım pek gezme fırsatım olmadı şimdi 3yıllık evliyim maddi sıkıntılar ve oğlumuzun bize merhaba demesiyele beraber bu hayallerim sadece hayalde kaldı anlıycağın.sayende bende blogunda yeralan yerleri gezmiş kadar oluyorum ayrıca o güzel analtımınlada bu yerlerin tarihi hakkında bilgim oluyor.tekrar teşekkürler ve çok şanslı olduğunu bil...

x