Tuesday, 30 September 2008

Bugün Bayram.. Bugün Bayram Değil! Bugün Bayram.. Bugün Bayram Değil! Bugün Bayr...

Eylül'ün son pazar günü, serin ama güneşli, çok güzel bir gündü.

Eşimin bütün gün evde çalışması gerekiyordu. Bu durumda benim de MK'yı bütün gün oyalamam.

Sabah kahvaltıdan sonra sitenin bahçesine çıktık. Bu balkabakları bizim site bahçesine komşu, organik sebze bahçesinden :) Belediye her semtte bir kısım arsayı parselleyip isteyenlere kiralıyor. Özellikle kendi bahçesini, organik sebze-meyvesini ekip biçmek isteyenler, toprakla haşır neşir olmak isteyenler faydalanıyor. Topraktan hiç anlamasam da ben de düşünmeye başladım buradan bir yer kiralamayı. Eve de yakın. Yazın mangal bile yaparız :D





Çocuk ve Kedi

İnatçı keçi :P
Kaçan kediyi çağırıyor :D










Çiftçi MK :)




Antrenör MK :)
Mahalle takımını çalıştırıyor :D

..Masum..





Bulduğumuz yaprağı babasına hediye etti :)


Öğle uykusundan sonra en sevdiğimiz parkta aldık soluğu.

Öğle yemeği park manzaralı :))


****************************

Bugün -Salı- Türkiye ve Avrupa'daki Türk topluluğu için bayram. Ancak diğer müslümanlar için bugün ramazanın son günü, arife. Bayramı yarın kutlamaya başlıyor.

Bu durumda bizim için, burada bayram 4 gün oluyor :)))

Herkese İyi Bayramlar!

Sunday, 28 September 2008

Ayça'nın gönderdiği bir link vardı, çok zevkli bir test:

www.visulog.com

Benim test sonuçlarım: Alışkanlık yaratığı, Firari, Aşk böceği, Rahat.

Ruh Hali: Rahat

Zevk seçimin ufak şeylerle kolayca mutlu olabildiğini gösteriyor. Bir fincan çay veya kahve gibisi yok!

Limitsiz hayalgücüne sahip maceracı birisin. Zorluklar gözünü korkutmaz, en umulmadık yerlerde güzelliği farkedebilirsin. Öncü bir kişiliğin var.

Müzik hayatının fonunda çalıyor. Odaklanmanı ve konsantre olmanı sağlıyor. "Off" düğmesine elin gitmiyor.

Sanata yaklaşımın oldukça klasik. Tarihe ve yüzyıllar boyunca yaşayan eserlere özel bir ilgin var. Gerçek sanatın zamana direnebilen olduğuna inanıyorsun.

Eğlence: Firari

Tatilde farklı kültürleri keşfetmekten hoşlanıyorsun. Hiçbir detayı atlamadan ne varsa almaya çalışıyorsun.Kendini frenlemekte zorlanıyorsun.

Tutkularının sana yön vermesini seviyorsun.Muhtemelen yalnız vakit geçirmekten zevk alıyorsun, içgüdülerin ve merakın seni bütün dünyayı keşfetmeye zorluyor.

Gündelik yaşantından uzaklaşmayı seviyorsun. Güneş, hayatın yavaş akması sana keyif veriyor. Hiçbirşeyin keyfini kolayca kaçırmasına izin vermezsin.

Seni rahatsız eden nedir ? Etrafındaki herşeyin temiz ,düzenli olmasını ve güzel kokmasını istersin. Çok fazla şey istemiyorsun, öyle değil mi?


Alışkanlıklar: Alışkanlık yaratığı

Her ne kadar sağlıklı yaşam fikrini desteklesen de, vazgeçilmezlerin var ve açlığını mutlaka gidermelisin. Tercihin "büyük" porsiyon..

Evinde , farklı ve cesur tarzını yansıtmayı seviyorsun. Etrafındaki herşey sana kendini iyi hissettirmeli.

Sağlıklı kararlar alma aşamasında endişeli değilsin. Hayatı basit tarafından algılıyor ve kendini sıkıntıya sokmuyorsun.
Aşk: Aşk Böceği

Senin için özgürlük anı yaşamak demek. Oldukça gözükarasın ve önüne çıkan fırsatları değerlendirmekten çekinmiyorsun.


Hadi bakalım bloggerlar, sobeledim siziiiii :)))

Saturday, 27 September 2008

Tarih: 26 Eylül 2008 Cuma
Tarihte bir ilk :)


Cuma günü izinliydim. Akşam kabileyle iftar yemeğinde buluşacağımız için MK'yı öğle uykusuna biraz geç yatırmak istedim. Bahçeye çıkardım, oynadık, dolaştık. Dönünce 1 saat daha oyalamak ıstedim. Geç uyusun ki akşam da biraz uzun dayanabilsin.

Mama sandalyesinde üzüm yiyordu. Sonra kafa düşmeye başladı. Bir kaç dakika içinde uyuya kaldı :D

Waay bee! Bugünleri de gördük ya, inanamıyorum :))

Büyüyor.

Tabi eski sisteme devam ama bu, yeni bir dönemin ilk işareti diyebiliriz.

Tünelin ucunda ışık göründü sanırım :))

Wednesday, 24 September 2008

Bu hafta bir şey giydirmek istediğimde ya da bir şeyi çıkarmak istediğimde itirazlara başladı.
Üstteki gömlekler Gana'dan. Maviyi daha önce getirmişti babası, yeşilli sarılıyı bu gittiğinde getirdi. İkisini de büyük dikmişler :) Dün sabah ben uyurken, mavi gömleğini getirmiş gözüme sokuyordu, giydirmem için :) Bir şekilde savuşturdum :P Öğleden sonra ısrarla alttaki gömleği tutuşturdu elime, giydirdim. Sonra da yine inatla mavi olanı giymek istedi. Tabi sonuçta ortaya böyle bir görüntü çıktı :)

Kardeşimi hatırlıyorum, yaz günü çizme ya da palto giymek için tepinirdi :)

İnatlaşmamaya şimdiden karar verdim, ne istiyorsa giysin, hem nasıl olsa burası Londra, ne giyerse giysin garip kaçmaz :P

Bu sabah evin içinde tepinmeye başlayınca hemen bahçeye attık kendimizi. Madem enerji bol, sokakta harca da komşunun kafası şişmesin dedim :) Bu fotoğrafta, arkadaki plakada Ersin yazdığını, az önce bilgisayara yüklerken fark ettim. Sitede başka bir Türk ailenin daha olduğunu biliyorum ama nerede oturduklarını bilmiyordum. Araba park yerinin numarasından oturdukları daireyi bulabilirim. Bulabilirim de, bulmak istiyor muyum ondan pek emin değilim :))

Sportmen MK :)

Artık sonbahar kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Bu ülkenin sonbahar ve kışı çok kasvetli olur. Kışın güneş 8'de doğar, öğleden sonra 3.5'ta batar. Hele bir de o gün hava kapalıysa, gün boyu karanlıkta oturur insan.

Yarım yamalak bir öğle uykusundan sonra attık kendimizi kütüphaneye. Gerçi hala kitaplarla ilgilenmiyor. Orgla ilgilenmediği gibi :) Evet, sandığımızın aksine orgla pek ilgilenmedi. Belki biraz daha büyüdüğünde ilgisini çeker. Tabi arabalardan sıra gelirse :P En kısa zamanda go kart'a falan yazırıp Formula için yetiştirelim bari :P Çocuğun ilgi alanı şimdiden belli oldu :))

Kütüphanede de iki dakika oturup kitaplara bakamadık.. Etraftaki sandalyelere çeki düzen verdikten sonra pusetini ittirmeye niyetlenmek suretiyle tek ilgi alanına yöneldi :))

Kütüphanenin çocuklar için güzel bir etkinliği var; hikaye okuma+şarkı söyleme vs. Ancak maalesef perşembe sabahları. Perşembeleri işe gittiğim için kaçırıyoruz :(

Oyun grubu araştırmaya başladım. Her güne bir oyun grubu var gidebileceğimiz ama ben yüzmeye de gittiğim için ikisini çakıştırmamak gerekiyor. Spor salonunun yakınlarında bir oyun grubu buldum, pazartesi sabahları. Önce oraya, hemen ardından da ben yüzmeye, MK kreşe :)

Gerçi kreşe bırakılmaktan hala hoşlanmıyor :( Umarım alışır da ben de vicdan azabı çekmeden 1 saat olsun yüzebilirim.

Hoodie Boy :)
Yo Yo Man!
Bu fotoğrafı Mine halası için özel çektim :)

Bizim apartmanlarda sigara içmek yasak. Apartman binasının içinde, dairelerde.. Evinizde sigara içemiyorsunuz yani :) İnsanlar genelde balkonumsu yerde dikilip öyle içiyorlar ki aslında o da yasak :) Ya da apartman binasının önüne çıkıp orada içiyorlar. Tabi tek tük de olsa sigara izmaritleri sağa sola atılıyor. O yüzden dış kapıların yanına, duvarlara izmaritlik yerleştirmişler.

*********************************

Aradığım gözlüğü Boots'ta buldum :) Pardon, gözlükleri :)))

Bir designer gözlük alana Boots marka bir diğeri bedava kampanyaları var. Hem, diğer gözlükçülerde daha pahalı olan, çerçevesiz-cam, designer gözlükleri daha ucuza aldım; hem de onlarla birlikte ücretsiz, hep istediğim ama kendime tam yakıştıramadığım kırmızı kemik çerçeveli gözlükleri aldım :)) 1 hafta sonraya hazır olacaklarını umut ediyorum.

Monday, 22 September 2008


Eşimin birlikte çalıştığı bir iş arkadaşı var. 70 yaşında bir Hintli. Artık emekli olmaya karar veriyor. Hindistan'a taşınacaklar. 30 yıl önce çocuklarına aldığı bu org'u MK'ya verdi. 30 yıllık bir org. Çin yapımı değil üstelik :) Kanada yapımı. Tam bir vintage :)

Cumartesi Yeşim'lerdeydik. Meral nargilesini de yanında getirmiş. Ancak nargileyi içebilmek için en önemli parçasını unutmuş. Yeşim ve Nihat çifti kafa kafaya verip o parçanın yerini tutacak bir fikir geliştirdiler. Alüminyumdan bir yuva yaptık. Tütünü koyabilmek için de alüminyumun içine delikli bir parça yerleştirmek gerekiyordu. Nihat'ın parlak fikri sarımsak ezeceğinin ayrılabilen delikli kısmı oldu :) Valla böylece nargile de gayet güzel oldu :))


Pazar günü ana-oğul parktaydık. Şansımıza hava da güzeldi. Hep hafta içi gittiğimizden çocuk bölümünün pazar günü bu kadar kalabalık olduğunu bilmiyordum. Salıncak için sıra bekledik, o kadar yani :)

Çok oynayıp karnı acıkan çocuk :)

Tam anında yakalayamadım ama kullandığımız mendilleri çöpe atıyordu :)

Eflatun..

Son Bahar'ın izinde.

Gümüş..

Kırgın..

Araba Delisi! Sitedeki arabaları nerdeyse tek tek kontrol ediyor. Tekerlekleri de kontrol ediyor ama poz yakalayamadım :) Çizgi film, reklam, hiç bir şey izlemiyor ama Top Gear favori programı. Bu akşam ordaki arabaları gösterip gösterip ciccii diyordu :)))

Gelelim Ayşe'nin Mim'ine :)))

Evde Nefret Edilesi Durumlar :))

1-Kesinlikle lazım olan ya da çok canımın çektiği bir şeyi almak için markete gidip, onun dışında ne varsa alıp eve gelmek. Eve girince de asıl almam gereken şeyi unuttuğumu fark etmek :)

2-Ödemek için kenara ayırdığım faturaları unutup, gecikme cezası ödemek!

3-Uzuuun bir telefon görüşmesi yapmak niyetiyle telsizi elime aldığımda sarjının bittiğini görmek :D

4-Asıl yıkamam gereken bir kıyafeti, çamaşırları makinaya attıktan sonra unuttuğumu fark etmek!

5- Bunu çok düşündüm ama bulamadım :)

Sunday, 21 September 2008

Yüklemem gereken bir sürü foto, anlatmam gereken bir sürü şey var. Ancak bu ara, hasta olduğuna yanmam, huyunun değiştiğine yanarım sözünü edenlerin kulaklarını çınlatıyoruz. Uyku düzeni tamamen bozuldu, baba yine bir yerlere gidecek korkusu oluştu, velhasıl kelam, akşam olup da MK uyuyunca bizim de pestilimiz çıkmış oluyor. Belki yarın fırsat bulabilirsem bir sürü foto ekleyeceğim :)

Gitmeden, Ayşecim, İngiltere'deki köy isimleri bile ABD'de bir şehir, kasaba ismi :) Hatta sadece ABD'de olsa yine iyi :) Kanada ve Avustralya'da da aynı isimlerden var :) Bir 'London' isminden bile dünyada 3 tane varsa düşün artık :) Diğer ikisi ABD ve Kanada'da :))

Sevgili Edanik, MK ilk koltuğunda oturmaktan hiç ama hiç hoşlanmazdı. Arabanın gidiş yönünün tersine yerleştirilen koltuğundan yani. Ancak bir kaç ay önce daha büyük bir araba koltuğu aldım. Arabanın kendi koltuğuna, normal-düz bir şekilde yerleştiriliyor. Bu koltuktan maşallah daha memnun :) Çünkü etrafı görebiliyor. Ama tabii %100 memnuniyet söz konusu değil. Canı o an emmek istiyorsa dünyanın en şahane koltuğunu da getirseler gözü görmüyor. Yine de eskiye oranla daha iyi. Belki Doruk da etrafı görebileceği için memnun kalır inşallah :)

Doğum hikayeni çok üzülerek okudum. Gözlerim doldu. İnşallah başkaları böyle şeyler yaşamaz, inşallah ikinciyi düşünüyorsan bir daha bunları yaşamazsın. Ama maalesef insan sağlığı yerine parayı düşünenler oldukça, düzenli bir sağlık sistemi kurulmadıkça bu tür şeyler yaşanmaya devam edecek. Her şeyin bir gün düzelmesi umuduyla..

Wednesday, 17 September 2008

Bugün oğluma yeni ayakkabı aldık. Sonbahar&Kışlık. Bu yaştaki çocuklar ortalama 3 ay giyebiliyorlarmış bir ayakkabıyı. Bu sebepten kış ortasında bir tane daha almamız gerekecek sanırım :)) Biz hep ortopedik giydik. Genelde Türkiye'de, bizim yetiştiğimiz zamanlarda ortopedik ayakkabı önemli idi. Artık çocuğun ayağında bir sorun olmadıkça ortopedik ayakkabıya gerek yok diyorlar. Ve İngiltere'deki çocuk ayakkabıları ortopedik değil.

*******************************

Gözlüklerimi yenilemem gerekiyor. Bu akşam çerçeve baktım ancak bir türlü beğenemedim. Daha doğrusu, benim beğendiklerim ya yüzüme gitmiyor ya eh işte derecesinde olsalar da küçük geliyor, rahatsız ediyor vs. Yüzüme olanları ise ben beğenmiyorum :P

10-11 yaşımdan beri gözlük kullanıyorum. Göz numaram çok büyük değil ama astigmat sebebiyle net görememe sorunu var. O yüzden kitap okurken ya da çalışırken ihtiyacım oluyor.

Ne yapmalı? Hoşuma giden ama yüzüme gitmeyen bir çerçeve mi; yüzüme giden ama hoşuma gitmeyen bir çerçeve mi? Çerçevelemeli de mi çevirmeli, çerçevelemeden mi çevrelemeli? :))


*******************************


Bugün sabah oğlum beni öperek uyandırdı. İlk kez :)


*******************************


Ehliyet sınavı için çalışmam lazım ama perşembe+cuma işe gidip gelirken metroda geçen saatlerim dışında hiç boş vaktim yok. Giderken tamam da, dönerken de yorgunluktan çalışamıyorum. Nasıl hazırlanacağım?

İngiltere'deki ehliyet sisteminden bahsedeyim:

Önce Acemi ehliyetine başvuruyorsunuz. Pasaportunuzu ve arkasını iş güç sahibi, güvenilir bir insana imzalattığınız fotoğrafınızı postalıyorsunuz. Ehliyet bu ülkede pasaporttan sonra kimlik yerine geçen tek belge.

Acemi ehliyetiniz gelince, burası çok ilginç ve önemli, yanınızda 23 yaşın üzerinde ve en az 5 yıllık full ehliyeti olan birisi olduğu sürece şehir içinde araba kullanmaya başlayabiliyorsunuz.

Acemi ehliyeti 10 yıllığına veriliyor. 10 yıl içinde teori ve pratik sınavlarına hazırlanma ve girme hakkınız var yani.

Bu arada teori testine hazırlanmaya başlıyorsunuz. Sanırım 50 soruluk bir sınavdan 45 yapmanız gerekiyor. 1000 soruluk bir kitaptan, içinden rastgele 50 soru gelecek sınav için çalışıyorsunuz.

Teori testini geçtiniz. Pratik testi almak için önünüzde 2 yılınız var. Bu arada saati £20 olan sürüş derslerini almaya başlıyorsunuz. Tabii en az 23 yaşında ve en az 5 yıllık full ehliyeti olan ve siz her araba kullanacağınızda yanınızda olacak bir tanıdığınız yoksa :))

Bol bol pratik ders alıp hocanız size hazır olduğunuzu söylediğinde ya da siz kendinizi hazır hissettiğinizde sınava giriyorsunuz. Sonra kalıyorsunuz :P Sonra bir daha giriyorsunuz. Sonra bir daha kalıyorsunuz :P Böyle 3-4-5-6 kere falan girenler var. Artık kaçıncı da alırsanız.

Geçen gün iş yerinde ehliyet sınavı sürecinde olanlarla konuşuyorduk. Birisi, 'teori sonrası pratiğe hazırlanma sürecini 2 yıldan 1 yıla indireceklermiş, 1 yılda insan nasıl araba kullanmayı öğrenir' diye söylendi. İçimden güldüm, bizim ülkede 2 haftada tamamdır o iş dedim :)) Bir kalkış, bir U dönüşü, bir de park yaptın mıydı, ehliyet cepte. 'Araba kullanmayı' öğreniyorsun ama arkadaşın bahsettiği 'driving'i yani kuralıyla, kanunuyla, arabayı trafikte kullanmayı... Onun cevabı da gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında.. Maalesef..


*******************************

Dün geceyarısı bir ara MK'yı emzirirken BBC'de bir yemek programına rastladım. Gecenin üçbucuğunda. Çin mutfağı üzerine bir programdı. Çinli hatun o kadar güzel görünen bir kızarmış balık+patates yaptı ki, malzeme olsa hemen kalkıp yapasım geldi.

Bugün aradım taradım (BBC'nin geçmiş yayın akışını kontrol ederek) programın sitesini buldum: Chinese Food Made Easy

Bahsi geçen Fish and Chips de bu:
Gong bao haddock goujons

Bak yine ağzım sulandı!
Sanırım MK 'growth spurt' denilen 'büyüme atağı' doneminde.

Dün, bugüne kadar hiç olmadığı kadar çok yemek yedi. Günboyu hiç durmadı. Yarım paket kuru üzümü tek başına bitirdi. Daha olsa yiyecekti ama evde kuru üzüm bitti. Ben de kuru kayısıları küçük küçük doğrayıp yedirdim. Bol bol kaşar da verdim. Enerji veren yiyeceklere ihtiyaçları oluyormuş. Kan şekerleri aniden düşebiliyormuş. Kuru üzüme saldırması o yüzdendi sanırım.

Tabi bu büyüme atağına; babadan ayrılma korkusu+rota virüsünden yeni çıkmış bir bünye+sürekli akan bir burun+diş çıkarma da eklenince ohh evlere şenlik :)

Dün evde iken yan dairelerden birisinden matkap sesi duydum. Eşime, birileri kendi dairesi ile bizimkisi arasına extra ses izolasyonu yaptırıyor galiba dedim gülerek.

Tuesday, 16 September 2008

Az önce, 17.45'te, tüm günün uykusuzluğu üzerine, kucağımda, masa başında kuru üzüm yerken kafası düşüp uyuyakaldı! Bugüne kadar ilk kez. Resmen uykusuzluktan bayıldı kaldı.

Ayşecim, haklısın. Şükretmem lazım. Ne kadar zor geçse de günler. O yüzden kaldırdım alttaki yazıyı. Pozitif olmak için çaba gerek :)

Tüm bunların MK'nın az önce uyuyakalmasıyla bir alakası var mı acaba :))))

Sunday, 14 September 2008

Yaza Veda..

Bu Pakistanlı komşu kızı Rukeyyah :)


Bu fotoğraflar haftalar öncesinden. Fotoları hazırlamış ancak bir türlü yayınlayamamıştım.

Yaza veda partisinden..






MK iş başından :)


Santrafor MK sahalarda :))


Bu köprünün üzerinde tren yolu var. Yaklaşık 15 dakikada bir tren geçiyordu.

Dönüş yolu.


hmm.. yesek yesek, ne yesek?


İshal'i düzeldi ama şimdi de burnu akıyor. Doğduğundan beri ilk kez burun akıntısı&öksürük oldu. İki köpek dişi birden geliyor. Bir tane de patladı patlayacak azı gördüm. Kimbilir daha görmediğim neler var :)

Burnu sebebiyle uyuyamıyor. Dün gece sabaha kadar ayaktaydık. Eşim burda iyi ki, nöbetleşe uyuyoruz.

Şu an 21.43, çoktan uyuması lazımdı ama burnu sebebiyle uyuyamıyor. Oturma odasına, tv karşısına kamp kurduk. İyi kötü bir düzenimiz vardı, artık o da yok. Ne zaman gündüz, ne zaman gece, birbirine karıştı iyice.

Buna rağmen bugün kısa bir Londra dışı gezisi yaptık. Okyanusa karşı öyle rüzgarlı bir yerde durduk ki, hah dedim, çivi çiviyi söker :P MK'ya iyi gelir belki :)))

Başkası olsa bu çocuğu çoktan Türkiye'ye, anneanne-babaanneye bırakıp gelmişti diyorum bazen. Buralarda olan bir şey bu maalesef.

Saat 22.46 Uzun uzun ağladıktan sonra az öne uyudu.
x