Thursday, 31 January 2008

Gurbet...Fotoğraflar...Mazi

Ortalığı karıştıran MK olay mahallinden hızla uzaklaşırken :))

Aldıklarımızı yerleştiriyorum annecim :))

Şimdi bir de ortalığı süpüreyim çabucak...

Gel teyzecim geeeel!
3 tanesi 5 kuruşa, batan geminin malları burada!
:)

Misafirlerimizi uğurladık bugün. MK günboyu evin içinde babaanne ve dedesini aradı durdu. Yattıkları odanın kapısını ''he..heh..he'' diye gülerek ve elini sallayarak açtık, baktı oda bomboş, suratı asıldı, şaşkın şaşkın bakakaldı.

Dedesi balkonda sigara içerdi, biz de salon kapısını kapatır, MK'yı koridora ya da yatak odasına götürürdük. Bugün yatak odasında epey vakit geçirdik onunla, sonra baktı salon kapısı kapalı. Hızlı hızlı emekledi kapıya doğru, kucağıma aldım, sevinçle güldü. Kapıyı açtık. Önce sola baktı, balkon kapısında dedisini görmek umuduyla, sonra sağa baktı, mutfakta babaannesini görmek umuduyla... Sonra yine sola, sonra yine sağa... Nereye saklanmıştı bunlar ya :((( Suratını astı sonra :((

Hiç evde kalmak gibi bir niyetim yoktu bugün ama rüzgar fırtınası, soğuk ve yağış vardı. Pencereden başımızı bile çıkaramadık. Yarın da karla karışık yağmur varmış. Yine evdeyiz maalesef :( Akşama Özlem teyzemiz gelecek, bomboş kalan evimizi doldurmak için.

Dedesinin gözünden.

Bu akşam nostalji yaptık biraz :) Annemler kameradan eski fotoğraflarımı gösterdiler, eşim de PrtSc ile kopyaladı resimleri :) Ekrandan ekrana pek net olmadılar, ancak havalar çok soğuk olduğu için kardeşim şehre inip taratamadı, biz de şimdilik böyle idare edelim dedik :) Gidince vakit bulup scan ettireceğiz (taratacağız).

İşte karşınızda MK'nın Annesinin bebeklik halleri :))












MK'nın büyükanneannesi, ilk ismi Mehmed'i aldığı büyük dedesi, Osman dedesi ve annesi:)

Monday, 28 January 2008

Cuma:

Haaarrttt!
MK'nın Annesi: (Armudun iyisini... heheh :))

Ne diyosun Anne yaa!!!

Okuma Saati :)

Cumartesi:

Cumartesi öğleden sonra, Oxford Street'te, Yeşimler-Meral ve biz, bloglardan bir arkadaş ve ailesi ile buluştuk :) Ancak kendisinden henüz izin almadığım için buraya yazamıyorum :) Çok güzel vakit geçirdik, çok teşekkürler arkadaşlar! :))


Bilmiyorum bu yüz ifadesi ne için :)

Pazar:

hmmm... Annemin poğaçası gibisi yok!

Pazartesi:

Misafirler dönüş hazırlıklarına başladılar. MK henüz gideceklerini anlayacak yaşta değil ama ben öyleyim :) Ev çok ıssız gelecek ilk zamanlar, o yüzden her günümüzü doldurmalıyız. Özlem teyzeyi aradım bile, hafta sonu bizi yalnız bırakmayacak.

Friday, 25 January 2008

Mama Sandalyesi

Uzun süredir sürdürdüğümüz 'mama sandalyesi' görevinden istifa etmeye karar verdik :) Dün bir mama sandalyesi aldım MK'ya.



Ekmek kabuğu kemirirken...

Bu farenin sürekli kuyruğunu kemiriyor :) Sizin de aklınıza, eskiden TRT'de yayınlanan Ziyaretçiler dizisi gelmiyor mu? :)

hüüüp diye de içelim :)

Kuaybe, işe başlamadan önce MK'nın benimle özdeşleştireceği bir eşyama O'nu alıştırmamı tavsiye etmiş. Böylece ben yanında değilken oğlum benim eşyamla biraz huzur bulabilir, bensiz durabilir, daha kolay uykuya geçebilirmiş. Gerçi MK beni cep telefonum ve lap top'umla özdeşleştirmiş durumda da, bunları O'nun yanında bırakmak pek mümkün değil :) Pek pratik olmaz sanırım :P

Yeleğime falan alıştırayım bari. Ama nasıl yapacağım bunu? Sürekli kullanıp, yanından ayrılırken O'nunla mı bırakacağım?

*******************************

Burcu&Başak (Hanginiz olduğundan emin olamadığım için ikinizin ismini de yazıyorum:)) 6. ayda işe başlayacağından bahsetmişsin. 6. ayda bebekler gayet güzel emmeye devam ediyorlar. Doktorlar genelde 6. aydan sonraki anne sütünün beslenme amaçlı olmadığını söylese de son yıllarda geçerli olan görüş, ilk 1 yıl bebeğin ana besin maddesinin anne sütü (ya da içiyorsa mama) olduğu, ek gıdanın bebeğin tadlara alışması olduğu yönünde. O yüzden ikinci 6 ayda da emmeye devam etmesi önemli.

İş yerinde sütünü mutlaka sağmalısın aksi takdirde süt üretimin düşer. Akşamları sağıp bırakabilirsin, ertesi gün sen yokken içsin diye. İş yerinde de sağıp eve götürebilirsin, eğer buna imkanın varsa. Sütünü sağman azalmaması için çok çok önemli.

Bir de ek gıdaya geçişte dikkatli olmak, özellikle çalışan anneler açısından önemli. Ek gıda ile karnını doyuran bebek erkenden emmeyi bırakabilir. Bebek emmedikçe süt azalır, süt azaldıkça bebek karnını başka şeylerle doyurur ve erkenden sütten kesmek zorunda kalabilirsin.

Ek gıda konusunda çok panik yapma. Ek gıdaya geçiş ile bebeğin diş çıkarma süreci denk gelebilir, MK'da olduğu gibi. O zaman da canı hiç bir şey yemek istemeyebilir :)

Tuesday, 22 January 2008

Bakıcı Adayı ile İlk Tanışma

Bugün gittiğimiz misafirlikte, ev sahibi bebişin örümceğinde/yürütecinde takılırken :))

Sevgili Arkadaşlar, destekleriniz, tavsiyeleriniz için çok teşekkürler. Çok makbüle geçiyor, bilesiniz. Pek çoğunuzun belirttiği gibi hem ben, hem MK bu konuda çok şanslıyız aslında. Bu ülkede, 39 haftası ücretli olmak üzere (Her ne kadar maaşın tamamı olmasa da) 1 yıllık doğum iznimiz var. Erkenden bebeğinden ayrılmak zorunda olan arkadaşlar, inşallah en kısa zamanda bebeklerinizle/çocuklarınızla uzun uzun vakit geçirmeye başlarsınız. Özellikle doktor arkadaş sevgili Züleyha, sana iki kat kolaylıklar diliyorum. Umarım en kısa zamanda daha anlayışlı bir amirle çalışmaya başlarsın.

Bu arada, haftada sadece 2 gün çalışacağım dersem iyice kızmazsınız umarım bana:) Halime şükretmeliyim, haklısınız.

******************************

Bugün 2 çocuklu bir arkadaşıma gittik, MK+Ben+Babaannesi. Arkadaşımın 3 yaşlarında bir kızı, MK'dan 10 gün küçük bir oğlu var.

Arkadaşımın kızı sevmek için MK'ya doğru eğilip çocukça sesler çıkardı, bizinmkisi bastı çığlığı :) Bir kere huylandı, kız ne yapsa korka korka ağlıyor. Kız legolarını yerde biraz gürültülü dağıtsa MK ağlıyor :)

Bizimkisi öyle ani sese, ani harekete alışkın değil, biz evde sessiz sakin oturuyoruz:)

En sonunda annesi kızcağızı başka odaya, bilgisayarda bir şeyler izlemeye gönderdi de rahatladık :) Daha önce, henüz oğlanlar daha küçükken MK ile arkadaşın oğlu ME karşılıklı ağlarlardı :) Şimdi iki delikanlı iyi anlaştılar:) Anlaştılar dediğim, tabii daha oynamayı bilmiyorlar ama en azından bu sefer birbirlerine bakıp bakıp ağlaşmadılar :)

Evden çıkarken babaanne ve dedesi, amman bir de kıza bir şeyler yapmasın bizimkisi diye dertleniyorlardı ama bizimkisi ancak kendi çöplüğünde palazlanan bir horoz anlaşılan :P Bugün gözüme çok pısırık göründü :))

MK'yı daha sık çocuklu ortamlara sokmalıyım. Aslında apartmanda bir komşum var, onun kızı 4-5 yaşlarında, onun yanında hiç böyle bir sorun olmamıştı. Sanırım arkadaşın kızı da henüz küçük :))

******************************

Bugün MK'nın bakıcı adaylarından birisi ile tanıştım. Arkadaşımın yakın bir akrabası, 50 yaşlarına yaklaşmış Türk bir abla. 4 çocuğu var, ilk kızları ikiz. Kızları da okul öncesi eğitim bölümünde okuyorlar, haftada 3 gün okuldalar, 2 gün iş olursa çalışıyorlar, olmazsa evdeler. Yani evde aynı anda 3 bakıcı olma ihtimali var :)

Ben çok sevdim, tecrübeli (hem işinde, hem 4 çocuk yetiştirmesi sebebiyle), sevecen, güleryüzlü, güzel referansları olan bir abla. Teknik olarak MK'ya benden daha iyi bakma ihtimali var. MK da ablanın kucağında gayet keyifli görünüyordu. Marttan itibaren ara ara bırakmaya başlamalı sanırım.

MK'ya bizim evde bakmayacak bu arada, onun evine bırakacağız. O yüzden önceden başlatmakta fayda var hakkatten:) 1. gün yarım saat, 2 gün 1 saat vs diye diye süreyi uzatarak bırakmak en güzeli.

Selam Gençlik! Naber?

Monday, 21 January 2008

Emzik emmiyor tabii:) Bu saatten sonra eline verince sadece oynuyor :))

MK'nın şu an 2 bakıcı adayı var. Nisan sonunda işe dönmem gerekiyor, o zamana müsait olacaklar mı bilmiyorum.

İşe dönmem gereken zamanda MK hemen hemen 1 yaşında olacak. Ve anneden ayrılmak istemediği dönemin içine giriyor olacak. Separation Anxiety denilen bu dönemle -ki umarım yaşamaz, çünkü bazı çocuklar yaşamıyormuş ama yine de düşük bir ihtimal- işe dönme zamanım çakışıyor :( İkisi üst üste çok fazla minik bir bebek için.

Hiç ayrılmadık bugüne kadar, şimdi birdenbire onu tüm gün bırakıp nasıl işe döneceğim? İş yerim şehrin öbür ucunda, 1.5 saat gidiş, 1.5 saat dönüş. Metro+Araba ile. Sabah 8'de çıksam, akşam 8'de ancak dönüyorum.

Şimdiden endişelenmeye başladım.

MK üzülsün istemiyorum.

İşe hem dönmek istiyorum, hem istemiyorum.

Nisan sonu öncesi biraz pratik yapmalı, bakıcı adayı kesinleşirse. Yarımşar gün bırakmaya başlamalı.

Saturday, 19 January 2008



- Di mi oğlum?
- Evet babacığım :)

Küçük Maymun!

hmmm... ben 3 curk curk anne sütü ile 1 muz alayım please :)

Bakalım resim konusundaki yeteneklerim nelermiş?

Dün akşam börek resimlerini koyarken, kayınvalidem, görenlerin canı çekmesin sonra? demişti. Valla çok üzgünüm arkadaşlar ya:( Sorry!

Friday, 18 January 2008

Kim dedi tüm erikleri yaladım yuttum diye?
:P


Sevgi teyze, bu fotoğraf senin için :))
Rukiş Börek :))

İnişe geçiyorum Houston tamam!

İniş başarıyla tamamlanmıştır :)

Hööyyt çekilin bakim kenara! Hemen bi dağıtayım!

Börekleri lüpleten MK!

Bi Clark çekerim :)


Yatmadan önce mesajlarımı bi kontrol edeyim...




Thursday, 17 January 2008


Tebrikler için yeniden teşekkürler blog teyzelerimiz :)

Rica ederim sevgili Ayşe :)

Pratik Anne, belki dediğin gibi Ela sevmiyordur o şekilde durmayı. Daha dik pozisyonda durabileceği bağlama şekilleri var, denemek istersen aklında bulunsun.

Sevgili Züleyha, Yeşim ve eşi bebeklerinin cinsiyetini doğumda öğrenmeyi tercih ettiler :) Doğumgünü için hediye edilen bir paketi nasıl doğumgünümüze kadar bekleyip açmayacaksak, bebeği de bir hediye olarak düşünüp doğuma kadar cinsiyetini öğrenmek istemediler :) Sabırlarından dolayı kendilerini buradan bir kez daha tebrik ediyorum :)

Bilmiyorum Yeşim blog tutmak ister mi ama ben onun haberlerini buradan verebilirim, eğer kendisi izin verirse :)

Bir arkadaşım daha hamile, onun da haberini vereceğim ama önce kendisi izin verirse :)

******************************

MK'nın babaanne ve dedesinin dönüş tarihi hızla yaklaşıyor. Ben de yeniden eski tempoma nasıl döneceğimi düşünüyorum.

Sabahları MK'yı babaannesine devredip biraz daha uyuyorum, tabii bunun rahatlığıyla şu an olduğu gibi gece geç saatlere kadar oturuyorum :) Sanırım bu keyif yakında sona erecek ve erkenden yatacağım.

******************************


Misafirlerimiz geldiğinden beri kitap okumuyordum. Gün nasıl geçiyor onu bile anlamıyorum :) Bir kaç gündür Mama Knows Breast kitabını MK'yı emziriken ve uyuturken okuyorum. Bilmediğimiz bir şey söylemiyor ama bilgileri tazelemek açısından gayet faydalı. Kısa kısa bilgilerle çok güzel anlatmış Andi Silverman. Henüz bitmedi, bitince bazı ilginç bilgileri buraya aktarırım.

İlgilenen olursa yazarın web adresi&blogu: www.mamaknowsbreast.com
Ön sayfada bir de kendisi ile yapılan bir röportajın videosu var.

Wednesday, 16 January 2008

Arkadaşlar, diş tebrikleriniz için çok teşekkürler :) Pirinç tanemiz gün gün büyüyor maşallah :))

Sevgili Ayşe, slinglerin çeşitli bağlama-kullanma şekilleri var. Her şekil her ay için uygun değil. 0-3 ay için uygun olan bağlama-kullanma şekli var. Kucağında tutuyormuşsun bebeği gibi düşün, o şekilde slingin içinde taşıyorsun. Bebek için hiç bir zararı yok.

Vereceğim linkte, Foetal Position başlığı altında bulabilirsin bahsettiğim şekli:

Tricotti Sling

Bugün sabah 10 gibi Yeşim'e gittik, saat 23 idi eve döndük :) Misafirin de böylesi :P
Yeşim teyze, Nihat amca:)) Çok teşekkürler misafirperverliğiniz için.

Tuesday, 15 January 2008

Şirin şirin bakarsa döktüğü kırıkların farkedilmeyeceğini düşünen afacan MK :)

Bu resmi yüklerken, 2 mail yazdım, bir kaç blog dolaştım, arada MK uyandı, onunla ilgilendim ve saat 00:49 oldu!

Ama daha benim yazacaklarım vardı :O

MK uykusunda yan yatıyorken bir hızla yüzükoyun dönüyor. Ve yüzükoyun döner dönmez uyanıyor, ellerinin ve dizlerinin üzerine dikilip şaşkın şaşkın "Noldu ki şimdi bana? Ben kimim? Nerdeyim?" dercesine bakınıyor :)

Dişinin çıktığını yazmış mıydım? :) Evet, artık pirinç tanesi kadar bir dişi var MK'nın.
Yarın Yeşim teyzesi gözleriyle görecek :))
Doğum iznine ayrılan Yeşim teyzenin misaifiriyiz yarın :)

PS: Bebeğini nasıl taşıyacağını danışan sevgili Ayşe, en kısa zamanda yazacağım, tabii tavsiyem sling olacak :) Açıklamaları mümkünse hemen yarın.

Saturday, 12 January 2008

Bugün, Nottingham'a giderken, mola yerinde.

MK'yı ilk günden beri ağlatmadan yıkıyorduk eşimle. Türkiye'dekiler için bizimkisi yıkama olmuyor tabii :) Yavaş yavaş suyu önce eline, ayağına döküyoruz, sonra vücuduna. En sonunda da başını sabunla yavaş yavaş yıkayıp gözlerini yakmadan duruluyor ve çıkarıyorduk. Bugüne kadar hiç ama hiç ağlamamıştı.

Babaannesi gelince bir kaç sefer onunla birlikte yıkamıştık. Ama yine bizim yöntemle, aynı sıra ile ve yavaş yavaş. Ancak geçen cumartesi babaanesi, dedesi, halası ve babası ile MK'yı yıkamaya karar verdik. Ben odaya havlusunu almaya gittiğimde babaannesi birden başından bebek şampuanı ile yıkamaya başlamış. Belki beni etrafında göremediğinden, belki başka bir sebepten çok şiddetli ağlamaya başladı. O sırada başı köpüklü olduğundan mecbur başını yıkamak zorunda kaldık. Bu akşam bir kez daha, bu sefer eşimle yıkamak istedik. Ancak daha suyu görür görmez aynı şekilde ağlamaya başladı. Önce MK'yı küvetin dışına çıkarıp kucağıma aldım, kovadaki suyla oynadım. Yavaş yavaş küvetine geri koydum. Oturmak istemedi önce. Ayakta iken elimizle eline, ayağına yavaş yavaş su döktük. Bir ara tastaki suyu içmek istedi, içirdik :) Sonra oturmaya razı oldu. Yine de korkuyordu, çok temkinli davranıyordu ama yavaş yavaş suyu dökerek ve konuşurak idareten vücudunu ve başını yıkadık. Ağlamadan atlattık ama zor oldu. Ha ağladı, ha ağlayacak durumdaydı. Bir sonraki banyoda ne olacak bilmiyorum. Yine ağlarsa büyük banyo küvetine birlikte girip su korkusunu yenmesi için uğraşacağım.

*****************************

Yorum yazan arkadaşlar, her zaman cevap yazamıyorum, kusura bakmayın:(

Tilkilere çok alıştık biz :) İnsanlara yaklaşmıyorlar zaten. Geceden geceye ortaya çıkıyorlar, bazen maalesef otoyollarda karşıdan karşıya geçmeye çalışırken eziliyorlar :( Ama tabii zaman zaman da olsa evlerin açık kapılarından içeri girenler de oluyormuş, gazetelerde okuduğumuz, tvlerde izlediğimiz kadarıyla.


Bebeği gezmede ağlayan anonim arkadaş:) Bu da bir dönem geçer diyeceğim, kızma sakın :) Diş çıkarma döneminde böyle şeyler yapabiliyorlar. Gezmeyi çok seven MK alışverişte iken çığlık çığlığa ortalığı yıkmıştı geçen aylarda kaç kere. 2 kere eşimi iş yerinden aramıştım, bizi gelip almak zorunda kalmıştı. Şimdilerde iyi gibi ama bunların sağı solu belli olmuyor :)

Friday, 11 January 2008

Bu ülkede dışarıda kedi ve köpek göremezsiniz. Sokak kedisi ve köpeği yoktur yani. Belki komşunuzun kedisi dolaşırken şöyle bir bahçenizden geçer. Köpekleri de sahipleri ile yolda ya da parkta yürürken görebilirsiniz.

Kedi yerine sincaplar vardır, köpek yerine de tilkiler. Serbestçe dolaşırlar her yerde. Bahçeli bir evde otururken bir sabah bahçeye açılan mutfak kapısından içeriye sincap girmiş, mutfak zemininde şaşkın şaşkın bize bakıyordu:)

Tilkiler ise geceleri dolaşırlar ortalıkta. Bahçelerde, sokaklarda. Kışları güneş sabah 8.30'da doğduğu için hava geç aydınlanıyor. O yüzden sabah işe giderken kaldırımda karşınıza bir tilki çıkabiliyor.

Bu tilkicik ise bizim evden çekildi. Sitenin bahçesinde dolaşıyordu gündüz vakti. Hava soğuk ve yağmurlu günlerdir, kimsecikler yok ortalıkta. Bu garibim de salına salına dolaşıyordu etrafta. Birikmiş sulardan su içti biraz, sonra gitti.

**************************

Oğulcuğumun gaz sancıları var, yeni doğmuş bebekler gibi. MK ilk doğduğunda bile bu kadar sancısı olmamıştı. Uyurken birden bire acı acı ağlamaya başlıyor, çığlık atıyor. Bazen emzirip uyutuyorum, ben yatağıma yatmadan yeniden uyanıyor. Ya da tam yatıyorum, daha dalmadan yenide uyanıyor. Sonra yeniden, sonra yeniden... Bazen 1 saat boyunca aralıksız bu döngü sürüyor. Gazını çıkartmış olmam da her zaman işe yaramıyor.

Bir de bu aylarda night terror denilen uykuda korkmalar başlıyormuş. Onlarla da karşılaşıyor olabiliriz ara ara.

Bu da bir dönem, geçer diye umit ediyorum :)

**************************


Akşamları babası geldiğinde çok mutlu oluyor, gülüyor, sevinç gösterileri yapıyor babasına. Bu akşam ben koltukta oturuyorum, MK yerde ayakta dikiliyor, (ben ellerinden tutuyorum tabii) babası geldi, koltuğun arkasından kendisini gösterdi. MK'da bir sevinç, bir sevinç :) Sonra babası ellerini yıkamak için çıktı salondan, minik bücür bir sağ tarafıma uzanıyor bakıyor, bir sol tarafıma uzanıyor bakıyor meraklı meraklı :)) Resmen babasını aradı gözleri :))

**************************

Akşamüzeri ABD'ye dönen halası aradı, telefonun sesini açtım, halasının sesini hepimiz duyalım diye. MK ile konuşmaya başladı, oğluşun yüzü güldü birden, sevindi :) Sanırım halasının sesini tanıdı :) Çünkü normalde bunu başkalarına, hatırlamayamadığı anneannesine-dedesine-küçük halasına ve teyzesine yapmıyor :)

**************************

Bugün bilgisayarın kablosunu çekiştiriyordu, "şştt! Hayır!" diye kızıyordum her uzandığında. O uzanıyor, ben hayır diyorum, o geri çekiliyor. 3-5 saniye sonra yeni baştan başlıyoruz :) En sonunda kızdı ve alttaki videoda görüldüğü gibi bağırdı :) İpleri azıcık bıraksak ele alacak veletler :) Tabii bağırsa da kabloya elleyemedi, o başka :P


Hazır MK uyuyorken uyumalıyım.

İyi Uykular.
(İyi uykunun ne demek olduğunu hayatımın tam da bu döneminde çok çok iyi anladım :))))

Tuesday, 8 January 2008

Bu videoyu, bu akşam MK yatmadan önce çektim. İşte karşınızda Minik Canavar MK :




Tonguç'un annesi sevgili Ayça, sorularına cevaplar fotoğrafların altında :))


Pazar günü bir kez daha Southend-on-Sea yaptık, bu sefer fotoğraf makinasının hafıza kartı yanımızdaydı:))














Bu fotoğraf sevgili Bebek Hikayesi için :) Üçüzler gezmede!

Okyanus çekildikten sonra martılar geride kalanlarla karınlarını doyuruyorlar.





Sular Çekildikten Sonra:




Sevgili Ayça, burada her semtte bulunan sağlık merkezlerinde haftada 1 gün Health Visitor denilen bebek-çocuk bakım hemşireleri ile görüşüyor anneler. Bebeklerinin, çocuklarının bakımı, onlarla ilgili soru ve sorunlar için. Ama bugüne kadar hiç görüşmedim HV'ler ile. Ben bizzat kendim takip ediyorum MK'nin gelişimini :P

Ek gıdaya 6. ayın sonunda başladık. Onun öncesinde, 5. ayın ortalarından sonra sanırım tattırıyorduk az az. Ek gıda konusunda çok esnek olmak lazım bence. Her çocuk aynı değil kesinlikle.

Her çocuğun aynı olmaması emme konusunda da geçerli bence. Ben başından beri ne emme saatlerini kontrol ettim, ne ne kadar emdiğini. Tamamen MK'nın keyfine bıraktım. Şu anda da mızıldandığında emziriyorum gündüzleri ve hala bilmiyorum kaç saatte bir emiyor. Sakın takma kafana ne zaman, ne kadar emdiğini. Muhtemelen 'doymuyor da mı bu kadar sık emiyor?' diye düşünüyorsun. Doymayan bebek ağlar, mutlu ve huzurluysa doyuyordur, kaç saatte bir emerse emsin.

Tonguç'u kocaman kocaman öpüyorum:)

Türkiye'den sevgili Yadigar, ne güzel henüz anne olmadan bebek bakımı konusunda pratik sahibi olmuşsun:) Yeğenin de çok şanslı, teyzesinin/halasının elinde büyüyor :) Bu arada yoksa sen İbrahim Berk'in teyzesi Yadigar mısın? :)

Ela Selin'in sevgili annesi, her türlü görüşe açığım :) Diş konusu çözülüp, gündüzleri daha iyi yemeye başladığında bu sorunun da çözüleceğini düşünüyorum. Umarım.

Herkese iyi uykular :)
x