Friday, 19 December 2008

Truffle

Burayı listemize aldık, hafızamıza kazıdık. Havalar ısınır ısınmaz arkadaşlarımızla piknik yapmak için :))

Yeşil başlı gövel ördek..

Bir geyik çiftliği keşfettik. Ellerinizle besleyebiliyorsunuz. Kaşla göz arasında geyikler elinizdeki kesekağını kapıp kafaya dikiyorlar falan :))

Geyiklere dokunduktan ya da onları besledikten sonra ellerinizi yıkayınız. El yıkamak için lavobo biraz uzaktaydı, mikrop öldürücü hijyen sıvılarından koymuşlar uyarının altına.

12 Aralık Cuma. O kadar soğuktu ki göl yer yer donmuştu. Buzlar Kraliçesi diye bir masal vardı, hatırlayan var mı? Çok severdim.





Ana babalarımızın bizden öğrendiği, bizim doğuşuna şahitlik ettiğimiz teknolojinin ve internet çağının içinde büyüyen ilk nesil olan bizim çocuklarımız, dünyayı nasıl algılayacaklar acaba? Bizimkinden, hele hele büyükanne ve büyükbabalarınınkinden çok çok farklı olacağı kesin. Cep telefonsun, internetsiz, dijital teknolojisiz bir hayata tanıklık etmemiş çocukların nasıl bir bakış açısı, düşünce tarzı, yaşam stili olacak? Dünya, internetin doğuşuna tanıklık eden bizimle değil, sanal dünyanın tam da içine doğan bu yeni nesille değişecek. İyiye doğru değişmesi en büyük dileğimiz tabi.

Festive Season.

Artık 2.5 değil, tam 3 kişilik bir aileyiz :) Siparişlerde onu da adamdan sayıyoruz :))

Su gibi aziz ol evladım.



Türk bloglarında 'Yemekteyiz' programındaki yarışmacıların yaklaşımlarının ne kadar kötü olduğunu okumuştum. Geçen akşam İngiltere'deki adı ile Come Dine With Me'ye rastlayıp biraz izleyince aklıma geldi. Bugün youtube'den Yemekteyiz programını izledim biraz.

O arkadaşların, kameralar kapatıldıktan sonra şöyle güzel bir kahkaha patlatıp,"amma rol kestik ama, ay bilmemne beyciğim haftaya da ben size şöyle mana bulayım, yemeklerinize böyle burun kıvırayım da iyice bir eğlenelim" diyorlardır diye umut ettim.

Eğer öyle değilse, emeğe ve yemeğe ne zamandan beri burun kıvrılıyor bizim kültürümüzde? Ve biz ne zaman bu kadar aşağılık kompleksli, bu kadar kibirli, bu kadar ucuz insanlar olduk?

Dün akşam izlediğim İngiliz versiyonunda, yemek yapacak yarışmacının menü seçeneği diğer yarışmacılara verildiğinde insanlar, 'woow çok lezzetli görünüyor, şimdiden ağzımın suyu aktı, John'un bu yemeği harika yapacağına eminim' gibi şeyler söylüyorlardı. Yemekleri iştahla yiyor, sonra da; 'çok güzel olmuştu, neredeyse parmaklarımı yiyecektim' falan diyorlar. Elbette beğenmedikleri şeyler oluyordu ama eleştiriyi de dozunda ve kibarca yapıyorlardı; tatlının kreması biraz ağırdı veya 7 puan verdim çünkü ben şu malzemeyi pek sevmem vs falan filan. Verdikleri notlar da 7-8-9'du. Bizimkilerin 5'ten yukarı not verdiklerini sanmıyorum :)))

Menü'de kuru erikli pilav olduğunu öğrenince, erik ve pirinç? Bir arada? Nasıl bir şey olacak hiç anlayamadım ama.. gibi moronik tepkiler veren arkadaş, madem dünya mutfağından, fusion'dan falan anlamıyorsun, orda ne arıyorsun?

Orjinallerinde, gayet sevimli insanların günlük hayattaymış gibi davrandığı sıradan yarışmaların Türkiye'de, insanların birbirinin gözünü oyduğu, abartısız 3.5 saat çalgı çengi havasında sunulduğunu falan görünce aklıma hep; 1930'larda ekonomik kriz sırasında Amerika'da, bir dans yarışmasında en uzun süre dayanan çiftin para ödülü alacağı yarışmanın ve yarışmacıların çaresizliklerinin işlendiği Atları da Vururlar filmi geliyor.

Binbir Gece'nin 76. bölümünde, Bennu'nun kalp sesini duyamadıkları bebeğini normal yolla doğurttular!!! En .oktan sebeple sezaryen yapılan ülkemin, komik dizisinde, kalp atışı duyulamayan bebeği, hani yaşayacaksa da o kanaldan çıkarken iyice oksijensiz kalıp ölsün diye normal yolla doğurtuyorlar. hahahhaha. Çok güldüm :))

8 comments:

aslı şimal said...

ben de bu yazıyı sıcağı sıcağına okuyunca çok güldüm...

yemekteyiz ama birbirimiz yarışması cidden çok ürkünç...zaten ünlü denilen ünsüzlerin bi tek öldüklerinde rol yapmadıklarını düşünüyorum en şizofrence yaklaşımla...(bazılarını tenzih ederekten)bu yarışma da ünsüz nüfusunu çoğaltmak adına yapıldı bence,ilerleyen günlerden neden çekiştiklerini felan didiklerler sabahların zultanında.....uuhhh bee..çok yazdım,blogumda bile böyle uzun yazmıyorum..iyi geceler..

Crebro said...

Ben de yemekleri üç kişilik yapıyorum ya da ısmarlıyorum artık. Yoksa biz aç kalıyoruz :)

Ozgur said...

Karlar kraliçesini hatırladım, açar güller, solar güller, bir gün gelir uçar güller... miydi. Severdim o masalı.

Yemekteyize gelince. Show TV bence insanın içindeki çirkefi açığa çıkartma konusunda çok başarılı. Görece normal insanlar bile o döngüye girip her lokmada suratlarını buruşturma konusunda uzman olmuşlar. Dehşetle ve hayretle izliyoruz. Programa katılanlar casting ajanslarındanmış başta. Sonra sıradan insanları seçince şiddetin dozu azalmış ve ratingler düşmüş... diye duydum.

Tuhaf gelişmeler.

firdevs said...

ya ben bu yarismayi cok duydum , fakat hic izlemedim :) bu tip yarismalari bir izlemeye basladimi insan kendinini kaptiriyor :) en iyisi ben almayayim :p

bazen denk geliyorum , ayni kanalda bir kadin gosteriyorlar , kadinin cocugu hasta ve tedavi ettirecek parasi yok . ayni gunun aksami boyle israfin tavan yapitigi yarismalar ! yani ben bu zihniyeti anlamiyorum .


aslinda anlamadigim bir sey daha var . biz nasil oluyorda her seye ayak uydurabiliyoruz ??? kadinin hasta cocuguna hep beraber agliyoruz , 1 dakika sonra hep birlikte mendil sallayip gobek atiyoruz .

bennu olayina cok guldum :)))) yani turkiye'de normal dogum anormal olarak gorulmye baslandigi bu donemde , dizide olu bebegi normal dogurtuyorlar :p

gezicini said...

resimler çok güzelmiş, ben bu yılbaşı dönemine bayılıyorum.
ya evet bu rezil yemekteyiz programını seyretmeden yapamıyorum. rezillik,terbiyesizlik, küstahlık her yerde. genelde de kadınlar yapıyor. erkekler yine daha iyi.biz çok kötü bir toplum olmuşuz da haberimiz yok...
öpüyorum senin oglanı.
sevgiler
gorki

YAVRU KUŞUN ANNESİ ANNEKUŞ(*YASEMİN*) said...

Ben bu zihniyeti çok çok iyi anlıyorum.
Bu tv kanallarının sahipleri yayıncıları yapımcılarının kaçı öz Türk kaçı?
Nasıl sinir oluyorum ya!

Adamlar pisliği yapıp edip bizim üsümüze yıkıp Türk milleti işte şöyle böyle diye laf ebeliği bile yapabiliyorlar.

Amaç örfü adeti geleneği yıkmak.
Tamamen yıkamasa bile lekelemek kirletmek bulandırmak.

Amaçlı yani hepsi.
Programların yarışmların hepsi değil tabi ama büyük çoğunluğu da art niyetli.

New York'tan said...

Esra'cim guldurdun beni gece gece :)
Ben izlemedim yemekteyiz programini ama herkes anlatiyor bakmak lazim galiba yabanci kaliyorum anlatilinca :)
Fotograflar harika, biz yemege gittigimizde uc farkli yemek ismarliyoruz, Ahrar'i henuz saymiyorum :)sonra herbirinin tadina bakiyoruz :)

Anonymous said...

esracim truffle i yedik ellerine saglik :) cok guzel olmus :)

yesim

x