Tuesday, 23 December 2008

Harrods & etc.

Christmas Işıklarıyla Harrods

Harrods yakınlarındaki park yerine park etmeye çalıştığımız sırada önümüzde olan arabanın plakası. Harrods civarında olmamız sebebiyle Paris Hilton olma ihtimali yok değil hani :))

Harrods çok katlı. Biz sadece Food-Yiyecek bölümünü gezdik.

Zemin katta Lady Di ve Dodi El Fayed için ayrılmış özel köşe. Lady Di'nin kullandığı son kadeh ve pırlanta nişan yüzüğü. Mermerin etrafında küçük bir havuz var, bozuk para atmak için. Toplanan paralar, çeşitli sağlık sebepleri ile eğitimine ara veren çocuklar için özel açılan bir okula yardım olarak gidiyor.

Yanlış bilmiyorsam 1- Harrods binası içinden metro durağına doğrudan geçiş yapılan tek bina. Zemin kata inince doğrudan Piccadilly hattının durağına inmiş oluyorsunuz. Müşteriler soğukta dışarıya çıkmadan, yürümeden doğrudan metroya geçiş yapabiliyorlar yani :))

Yanlış bilmiyorsam 2- Lady Di vak'asından önce Kraliyet ailesinin alışveriş merkezi imiş ancak sonrasında alışverişi kesmişler :))

Harrods'ın kuruluşu 1834.
1985 yılında Fayed kardeşler tarafından 615 milyon sterling'e satın alınmış. (Beynim miktarı algılayamıyor:) Öylesine yan yana gelmiş rakamlar benim için:D)
İngiltere sınırları içinde (UK'de) hala daha gerçek kürk satmaya devam eden tek satış mağazasıymış.


Vitrinden..

Vitrinden 2..

Yıllar önce bir gün bir arkadaşımla Harrods'ın içinde dolaşıyoruz. Bir köşede genç ve güzel&yakışıklı bir çift gördük uzaktan. Arkadaşıma dedim ki, bak bunlar kesin Türkiye'den gelmişler. Yanlarından geçerken konuşmaya başladılar ve evet, Türkler ama bence kesin turist Türklerdi :)) 500 metreden ayırt edebilirsiniz bizimkileri. İstisnalar kaideyi bozmaz ama tecrübe de sabittir hani :))

Hatunların yüzler beş karış, saçlar savrula savrula, mekanın en güzel, en bakımlı hatunu benim (ayy yoksa değil miyim??) bakışları, şöyle bir tepeden bakmalar, burun kıvırmalar..

Erkeklerin yüzler beş karış :)) Ağır takılmak lazım ne de olsa:P Bakışlar sert, mekanın en karizma erkeği ben miyim kaygıları, tepeden bakmalar, burun kıvırmalar..

Vücuttan ve bakışlardaki yayılan negatif elektrik 500 metre öteden hissediliyor.

Kasmayın arkadaşım :)) Bir güler yüz, bir çift tatlı sözdür insanı özel kılan. Orada senden on bin kat zenginler var, dededen gelme zenginlik olduğundan mı, sindirmişlikten mi, hayatta özel okul+executive director'lük dışında başka şeylerin de olduğunu farketmişlik ve hatta yaşamışlık mıdır bilmiyorum ama onlardan bu negatif enerji yayılmıyor genelde dalga dalga.. Genelde tabii, yoksa orda da var istisnalar.

Araya karışmış :)) Daha bir potansiyel Türk erkeği pozu :D

Babasının iş yerinde, John amcasından İngiliz Kültürü dersleri alırken..

John 10 yıl Türklerle çalışmış İngiltere'de. ğ ile Doğum Günün Kutlu Olsun mesajı yazacak kadar iyi Türkçesi. 20 yıldır bu ülkede olup Yes, No, Bus, Shopping dışında başka ingilizce kelime bilmeyen bizimkiler, bir de John :P

Gerçi 10 yıldan fazladır İspanya'da yaşayıp inatla İspanyolca öğrenmeyen, öğrenmeyeceğini de savunan İngilizler de var :)) Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Ya da tencere kapak:P Yok olmadı, ne ekersen onu biçersin :)))))) Hah buldum! Üzüm üzüme baka baka :D

Her gün mutlaka en az yarım saat dışarı çıkarmaya çalışıyorum. Özellikle yazın tam bir sokak çocuğu olduğu için, kış geldiğinde napacağız biz? diye düşünüyordum ama insan evladı mevsime ayak uyduruyormuş :)) Kışın çok fazla sokak istemiyor, evin içinde arabalarıyla mutlu mesut vakit geçirebiliyor. Dışarı çıktığımızda, üşüdüyse kendi kendine eve geri dönmek istiyor. Korkacak bir şey yokmuş :)))

İrem ve Ayşe sobelemişlerdi beni. Şu anki başucu kitabım, We Need To Talk About Kevin. Yazın Türkiye'de tatilde iken başlamıştım. Akşamları MK uyuduğunda okuyordum çünkü sabah o uyandığında ona bakmaya gönüllü çok kişi vardı, ben uyumaya devam edebiliyordum :)) Tr'den dönünce üzerine başka kitaplar okudum ama elim bir türlü gitmedi bu kitaba. Ana kahramanlardan birisi, Kevin'in annesi ABD'de yaşayan Ermeni Diasporasından. Konuyla alakası olmadığı halde yazar, kör gözüm parmağına misali, 1915 Ermeni katliamı iddialarını serpiştirmiş sağa sola. 1915'in, Hitlerin Yahudi katliamı için fikir verdiği iddiasını (ciddiyetle atılmış bir iddia değil, Eva'nın kocasının karısını abarttığı yönünde eleştirirken kullandığı bir iddia ama öyle ya da böyle okuyucunun kafasına sokulan bir iddia) da okuyunca eööööhhhhhhhaaa! demiş ve soğumuştum. Yapıcılık lazım dünyaya, yıkıcılık değil. Çoğunluk balyozlarla vurup yıkmaya çalışırken bir tuğla alıp gediği kapatmaya çalışandır bence yüzyıllar sonra da sevgiyle hatırlanıp anılacak olan. Çünkü insan beyni, insanın hayatını devam ettirebilmesi için, kötü olanı unutup, iyi olanı hatırlamaya programlanmıştır.

Neyse, bu pazar kitabı bitirdim. Çok derin bir konu. Hiç açmadan kapatayım :)) Okuyup yazan olursa seve seve yorumlara katılırım:D

Christmas Tree..

Christmas Tree 2..

Ofisteki, Abstract Art Exhibition'ımdan bir eser :D

Bu eller hamura değer de, bu ekmek tadından yenmez mi? :)))

Ciabatta. Hamurunun yapımı biraz zaman alıyor, en az 12 saat önceden mayalanmaya bırakmak gerekiyor. Ancak hazır unları satılıyor :)) Sulandırıp yarım saat kabarması için bekliyorsunuz, hepsi bu. Bir dahaki sefere ön hamurunu da kendim mayalamak istiyorum.

*****************************

Bu hafta Christmas tatiline giriyor İngiltere. Çarşamba Christmas Eve, Perşembe Christmas Day, Cuma Boxing Day.

Bense bu hafta full çalışıyorum. Kendi tercihim. Christması kutlamadığım için çalışmayı tercih ettim. Bugün, yarın ve çarşamba Aysel teyzesi bakıyor oğluma. Perşembe ve cuma babası. Bakalım baba ile full 2 gün nasıl geçecek :))


*****************************

Bir önceki postun başlığı Truffle idi ama yazıda truffle falan yoktu :)) Yazıya 1 gün önce başlayıp, 24 saat ara verip devam edince başıyla sonu arasında böyle kopukluk oluyor :))

Chocolate truffle yaptım. İlk başta beğenmedim ama durdukça daha lezzetli olmuşlar. %70 kakaolu çukulata ile yapmıştım, bir dahaki sefere sütlü ve beyazla da denemek istiyorum.

Yapımı çok basit.

Ben 300 gr kadar bitter çukulata kullandım. 3 paket yapıyor. Onları küçük küçük kırıp, mikro dalgada ısıtarak erittim. Aralarda sık sık çıkarıp karıştırdım ki yanmasın.

Çukulatalar eriyince içine, 300 gr'a yakın, 1 kutu double cream, krema, kattım ve karıştırdım.

Buzdolabında 1 saat kadar beklettim. Katılaşıncaya kadar bekletmeniz yeterli. Tabii biraz daha bekletsem daha iyi olacakmıştı, yuvarlarken özellikle :))

Küçük küçük toplar yapıp kakaoya buladım. Hepsi bu!

Kakaonun yanı sıra, fındık, badem veya alınıza gelen, hoşunuza giden her şeyi kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun!

*****************************

Aslında uzun bir konu, burada kaynayıp gitmesin ama ben link vereyim, sonra üzerine yazmaya devam ederim, umarım :))

Emzirmeye Giriş.

Emzirmeyi Öğrenmek.


*****************************

Dün gym'de bir spor hocası ile tanıştım. 2 çocuk annesi imiş, konuşurken konu emzirmeye geldi. 2 çocuğunu da 2 yaşına kadar emzirmiş. Güney Afrikalı bir zenci idi. Annesi 5 çocuğunu senelerce emzirmiş. Batılıların bu konuda ne kadar tembel ve bilgisiz olduklarını söyledi.

İzlediğim bir programda, hayatında hiç hamile kalmamış ve doğum yapmamış bir kadın evlatlık edinmeye karar veriyor. İşlemleri başlatıyor. Bu esnada bir pompa makinası alıyor ve her gün düzenli olarak aynı saatte pompayı kullanmaya başlıyor. Başlarda süt gelmese de işleme devam ediyor. Sonrasında süt geliyor. Vee evlatlık kızı geldiğinde 4 ay kızını emziriyor.

Bu, örneklerden sadece birisi, hiç hamile kalmadığı için bu örneği yazdım ancak ilkini doğuran ikinciyi ya da sonrakileri evlatlık alan ve öncesinde böyle bir çaba ile süt üretip emziren anneler çok, çok, çok.

Bir kadının süt üretmesi için bebeğe ihtiyacı yok. Kadın vücudu, hormonların harekete geçmesi ile süt üretir. Aklınızda bulunsun.

Yasemin'e yorum bırakanlardan bir tanesi, bazı mama firmalarının Türkiye'deki hastanelerdeki
hemşirelere para verdiği iddiasını duyduğunu yazmış. Yeni doğum yapmış annelere mama takviyesi yaptırmaları için. Belki bir iddiadır ama Türkiye söz konusu olduğunda doğruluk payının yanlışlık payından yüksek olduğuna inanıyorum.

9 comments:

tomurcuk said...

Çocuğum yok ama aklıma takıldı. Amerika'da yeni annelere evlerine kadar gidip emzirme dersi veriliyor, en azından destek grupları var. Sanırım Türkiye'de de İzmir'de yabancı bi kadın başlatmıştı, gayrıresmi olarak. Emzirme doğal bişey kesinlikle ama cesareti kırılan, zorlanan annelerin desteğe ihtiyaçları var. Var mı İstanbul ya da Ankara'da böyle gruplar? Varsa onlara nasıl ulaşılır?

O asık suratların emzirilmemeyle alakası var bence :)

Nihan said...

Oldum Allahim MK'nin cubuklu pijamalarina, o durusuna, pozuna. Erkek adam. Bu arada o cizdigin yurtdisindaki Turk turist profili var ya, cok katiliyorum, aynen...

Anne ve Bebisi said...

Sevgili tomurcuk, bizde normalde bu gorevi aile kadinlari goruyor-du. Destek dogal olarak, annelerden, anneanne ve babaannelerden geliyor-du. Ancak hem bizim kusagin annelerinin asiri pimpirikli bir kusak olmasi, hem bizim kusak kadinlarinin kocakari isini bulasmayacagim diye kendilerini doktorlara-kitaplara vurmalari aradaki dogal bilgi aktarimini bozdu. Simdi maalesef bu tur gruplara ihtiyacimiz var. Sozde Turkiye'de kimi hastanelerde bu is icin egitimli hemsireler var. Bazi annelerin cok memnun kaldigini okuyorum ama yazdigim gibi, mama takviyesi uydurmasi yaptiklari iddialari da var. Boyle bir gonullu ve egitimli destek grubu kurulmali her yerde de, ac bu cocuk ac diyen anne ve kayinvalidelerden falan bilmem firsat kalir mi :D

Sorma Nihancim, komik cocuk :))

Kuaybe said...

Demek bizi özlemiş haa birileri.. Geldik işte gildiiiikkkkk :))

Emzirmek çok güzel çok özel bir duygu.. Tamam buna hiçbir diyeceğim yok, oğlumu iki yaşına kadar emzirdim ve eğer bir bebeğim daha olursa inşaallah onu da emzireceğim ama hala şu sorunun cevabını bulabilmiş değilim..

Neden bir insan, azimle bebeğini emzirmeye çalışan birisine "Ya sanki annesini emmeyenler büymüyor mu? İki yaşına kadar emzirilir mi bu çocuk? Ben iki ay emzirdim kestim, sen neden kendine eziyet ediyorsun ki?" diye sorar?

Ayy, çok derin bu konu.. Dalmıyim gece gece..

Ayrıca şunu da yazmadan gitmiyim.. O tiplerden olmak için illa yurtdışına gitmelerine gerek yok o insanların.. Kendi ülkelerinde de böyleler bunlar.. Daha bugün karşılaştım bir ikisiyle alışveriş merkezinin birinde.. Pis pis bakıştık :P

Esas Türk erkeğine kocaman öpücükleeeerrrr..

meltem said...

esroscum,

tatil yok calıscaksin dedigin gibi ama olsun...en azından para kazanacaksin:)))bardaga dolu tarafından bakalim dimi:)))

ekmeklerde cok güzel gözüküyor...ellerinize saglık:))

bir de esroscum benim bahsettigim truffle seninkinden degil...sanırım karısıklık oldu....benim dedidigm tescoda m&s da satılan altı meyveli,üstünde custurd var..en üsttede krema var...kolorisi yüksek ama ben cok severek yerdim:))

AYSUN said...

Türk erkeği yaa:) Tipik:P

Ne güzel ışıl ışıl heryer:) Burda gırla o bahsettiğin kendini beğenmiş tipler... Alıştık artık:P

zerrin said...

sumerbank picamalinin elinin degdigi ekmekten bir dilim alabilirmiyiz piliizz...
esracim birgun misafirler geldi,anne daha ayakkabilarini cikarmamistiki,oglu kosmus, nasilsa hemen bulmus, oyun hamurunu bi guzel haliya yapistirmis,kocaman igrenc bir yesil leke var gitmedi..
nermin hareketli ama zarar verici degil cok sukur..birde art zimbirtilarini masasi disinda acmasina,ellemesine izin vermiyorum..basta zorlandik ama alisti,art kutusunu alinca masasina gidiyor..
montessoriye neden minnettarsin dersen..bi cirpida 3 sey siralarim..
*duzenli oyuncak ve oynadiktan sonra yerine konulmasi
*oyun ortusu,saygiyla hatun kisinin onunde egiliyorum
*kendi boyutunda masa
biz masayi edindigimizde MK kadardi nermin,bir dene istersen,masayla hayatinizin oldukca,cokca duzene girecegine inaniyorum..gerci art zimbirtilari erkek cocugunun nekadar ilgisini ceker bilmem,bolca araba cizersiniz heralde:)

fashion jewelry said...

Very good!

重庆游戏中心 said...

It seems a little more than I need to check the information, because I was thinking: Why does not my GLOG these things!

x