Monday, 27 October 2008

Peak District II

Yarim kalan gezi notlarina devam..

Pazar gunu kahvaltida..

Kahvalti sofrasi..



Eller havaya :))

Ucsuz bucaksiz..

Meshur koyun :))





Castleton köyü..
Evet, köy..



Köyün kalesi. Az tirmanmadik o kaleye cikmak icin. Bugune kadar ciktigim en yuksek kaleydi.



Buyudugum ve hala ailemin yasadigi ilcenin manzarasini animsatti bana. Iki beldenin de konumu ayni.


Cografya dersi:))



Kalenin arkasindaki dere..



Tarih dersi :)



Uzak..



Inis yolu.. Evet o arabayi da cikardik! Ustelik de hic gereksiz yere!



Arkeoloji ve Sanat Tarihi dersi :))



Megerse o bolge yamac parasutu ile unluymus! Fotografin cekildigi o alanda elliye yakin parasutcu vardi.



Donus yolunda mola..

Bu ulkeye ilk geldigimde pek cok Turkiyeli gibi ben de Ingilizlerin kahvaltida ya da kumpirin yaninda tatli kuru fasulye yiyor olusunu "igrenc" bulmustum. Oysa ki damak tadinda igrenc diye bir seyin olmayacagini sabah kahvaltisinda et+pilav+sarimsakli cacik yiyebilen bir insan olarak bilmem gerekiyordu. Neyse.. Artik ben de, esim de ve goruldugu uzere Meral de ayila bayila tatli kuru fasulye yiyoruz:)

Olaya yabanci olanlar icin, o kuru fasulyeler sekerli:)) Biliyorum, tahayyul edemiyorsunuz:)) Insan yedikce alisiyor:P



Prenses Diana'nın büyük büyük akrabası olan Devonshire düşesinin hayatını anlatan 'The Duchess' filminin çekildiği malikanenin dönüş yolu. Bu arabalar dönmeye çalışırken biz oraya ulaşmaya çalışıyorduk.




Bahçesine girdik sadece. Malikaneyi gezmek için ayrıca gitsek güzel olur :))

Dönüşte eşimin bir tanıdığının düğününe uğradık. Gerçi bu gezinin asıl merkezi bu düğündü ama biz merkez noktasını epey bir kaydırdık :))

Eşimin kuzeni, İngiliz eşi, 2 yaşındaki kızları ve perşembe günü doğmuş olan 3 günlük ikinci kızları da geldi! 3 günlük bebeğin düğüne gelmesini anlıyorum. Sonuçta o daha nerde olduğunun farkında değil, sütünü içip uyuyordu. Ancak daha 3 gün önce doğum yapmış olan anne beni şaşırttı.

40 gün yorgan döşek yatan nazlı bir lohusa değildim elbette, ben de 3 haftalıkken Hyde Park'a pikniğe gitmiştim ama 3 günlükken düğüne gidecek enerjiyi bulabileceğimi sanmıyorum kendimde :)) Bu İngiliz hatunlar bizim eski köylü kadınlarına benziyorlar maşallah :) Naz, niyaz bilmiyorlar; doğur sonra koştur babam koştur :)) Helal olsun, ne diyeyim.

10 comments:

Ayse said...

isi gucu birakip sizinle gezesim geldi- evet bizim buralara benziyor,ama orasi hala yesil-biz sarardik solduk,eyvah...
ne guzel fotolar cekiyorsun sagol...

Kremali'nin annesi said...

Esracim, ne guzel gezmis, ne hos resimler cekmissiniz. Resimler arasindan birini secmek zor, ama hadi zoru basariyor ve favorim "kalenin arkasindaki dere" diyorum:) Sanki Lord of the Rings'den buyulu bir manzara yakalamissin.

Fasulye konusunda haklisin. Ben de ilk etapta bu ne yav demis, ondan sonra da alismistim. Ay simdi olsa da yesem :)

Galiba biz sizin oraya gelsek daha karli cikacaz gibi. Dur bizim adama bi sorayim:P

Kuaybe said...

Seni akıllı seni.. Fotoğraf çekme bahanesiyle bebeği babasına, arabayı da Meral teyzesine taşıtmışsın!! Akıllı hatunsun valla :))

Şekerli fasülyeye ben bir "iğğkkk" demek istiyorum :P Alışabileceğimi de sanmam.. Benim kurufasülyem şöyle bol yağlı, tuzlu ve sarmısaklı olsun kardeşim :))

Gezi ve fotoğraflar da süper bu arada.. Ama daha da süperi, düğün egelen üç günlük lohusa.. Bence o hala ne yaptığının farkında değil :P Doğum travmasını atlatınca aklı başına gelir :P

sümeyye said...

blogger açıldıı..! :D

AycA said...

Alpay burayı görmeli :) bayılırdı bir sürü paraşüt..
ne güzel yerler geziyorsunuz..

Kaan-Sevil said...

Tek kelimeyle süper gittiğiniz yerler ve çektiğiniz fotolar.Castleton köyününede bayıldım. Ne köymüş ama:)))

Anonymous said...

bu resimleri, gezdiğiniz yerleri gördükçe ben de keşke oralarda yaşasaydık diyorum. ne kadar bakımlı yerler , ne kadar yeşil, inanılmaz. türkiyede var mıdır acaba böyle yerler. biz ancak düz betonda yürürüz. yeşilliğe basmak yasak. çocuk bir düşse ağız burun dağılır diye korkarız. çok şanslısın. MK da çok şanslı. sevgiler
züleyha

Kremali'nin annesi said...

Esracim, sana vay akilli diye satanlara bakma sen:) Ne cabuk unutuyorlar Ankara Kalelerine cikarken muhterem ve de genc eslerine cocuk arabasi tasittiklari o gunleri!!! Inerken de, kaleden aldiklari onca hediyelik esyayi yuklemislerdi o mazlumun omuzlarina. Yasliyiz ama hafizamiz genc elhamdulillah:)

Bilun Şen said...

Ben çoook şey öğreteceğim M.K.'ya Arkeoloji ile ilgili :)
Sevimliliğe bak!!

Kuaybe said...

:P

Bu :P kime gitti bilin bakalım :)

x