Tuesday, 2 September 2008

Cumartesi günü çok güzel ve sıcak bir yaz günüydü. Eşim de uzun zamandan beri ilk kez çalışmayacağı için Londra dışı bir gezi yapalım dedik. Planda 6 kale vardı görülecek ancak 3 tanesini sığdırabildik :) Ama 3 kaleden daha fazlasına bedel bir sahil duraklaması yaptık. Her deniz kenarına indiğimde, sessiz sakin, koca bir yaz boyu sahil kıyısında bir tatile ne kadar ihtiyacım olduğunu daha iyi anlıyorum.

Scotney Castle



Hayvanlardan hiç korkmuyor maşallah. Ördeklerin peşinde dolandı durdu. Onlar nereye, MK oraya. Göle girseler arkalarından onun da atlamasından korktum :)


Kale gezgini MK çimlerde dinlenirken :)

Bodiam Castle

Kartaldan baykuşa, akbabadan şahine pek çok yırtıcı kuş Bodiam kalesinin bahçesinde sergileniyordu. Önlerinde ziyaretçilerle herhangi bir engel olmadan tünüyorlardı. Bütün çocuklar anne-babalarının yanında bu kuşları uzaktan izlerken bizim oğlan kuşlara doğru bitmek bilmeyen hamleler yapıyordu :) Hele bir ara yerde, o onlara doğru emekliyor, ben tutup bacaklarından geri çekiyorum. O yeniden emekliyor :) Ben yine çekiyorum :) Sonra, kuşlara gitmek istediği halde engellendiği için kucağımda çırpınırken ve diğer ziyaretçiler gülerek bize bakarken uzaklaştık ordan :)

Başındaki şapkayı ben giydiriyorum, o atıyor. Babası giydiriyor, o yine atıyor.. En sonunda geçtim karşısına, ya bu şapkayı takacaksın, ya da (bebek arabasını göstererek) orda oturursun dedim. Şapka bir daha çıkmadı :)

Dr. Sears, High Need bebek ve çocukların zekalarının, fiziksel yaşlarından daha önde olduğunu, bir bebek vücudunun içine 3-4 yaşında bir çocuğun hapsedildiğinin düşünülebileceğini söylüyor. O yüzden söylenenleri, kendinden istenilenleri çok iyi anladıklarını ancak konuşma becerileri tam gelişmediği için kendilerini ifade edemediklerini yazıyor. Zaten HN çocukların kolaylaşmaya başladığı zaman, konuşmaya başladıkları 2.5 yaş civarı, özellikle 3. yaş gününden sonra işler daha da kolaylaşıyor.

Çocuklarla bol bol ten teması onları rahatlatırken, konuşurken sürekli göz teması da işleri kolaylaştırıyormuş. O yüzden onlardan bir şey isterken özellikle gözlerinin içine bakarak anlatmaya çalışın.

Cumartesi günkü bu olaydan sonra, pazartesi günü bahçede arabası ile dolaşıyorduk. O önde, ben de arkada, bir gözüm kitapta, bir gözüm onda. Arabasını alıp, sitenin bahçesinde, özellikle de arabaların gelip geçtiği yolda gezmeyi seviyor. Kendisini bir nevi sürücü zannediyor :) Madem diğer arabalar o yoldan gidiyor, o neden çimlerin üzerinde gezinsin di mi? :))

Geçtiğimiz haftalarda sitenin ana yola çıkışını keşfetti. İmkan yok onu o yoldan vazgeçiremiyorum. Her seferinde ana yolun ağzından alıp sitenin en arkasına, onun bağrışları ve havada çırpınan bacakları eşliğinde gidiyorum. Tabi yine sil baştan, o önde ben arkada aynı yere dönüyoruz.

O güne kadar, hayır oğlum, gitme oğlum, buraya gel oğlum, orası bizim için değil oğlum'ların hiç birisi işe yaramamıştı.

Pazartesi önüne geçtim, eğildim, gözlerinin içine bakarak; ya geri dönüyorsun ya da eve gidiyoruz dedim. İki üç kere hamle yaptı, aynı şekilde tekrarladım. Geri döndü :) 10 dakika sonra yine ana çıkışın önünden geçerken o tarafa yöneldi, hemen önüne geçip, 'bu tarafa' diye başka yönü gösterdim, itiraz etmeden gösterdiğim yöne devam etti :) Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.



Hastings

Akşamüzeri sahil kasabası Hastings'e vardığımızda okyanus çekiliyordu.










Pevensey Castle

Hastings sonrası, Pevensey Castle öncesi küçük bir kasabadan geçtik. Kendimi tarihi bir tiyatro dekorunda hissettim. Yüzlerce yıllık evlerde oturmaya, çalışmaya devam ediyorlar. Her bir tahtasını, çivisini özenle koruyorlar. Yıkıp yerine uyduruk betondan birbirinin kopyası apartmanlar, gökdelenler dikmek, gözü ve gönlü boğmak değil medeniyet, tarihi zerresine kadar korumak, kat kat kapılar ardında değil, içinde yaşarken korumak, yaşamak ve yaşatmak...

Milattan sonra 293 yılında yapılmış ilk olarak Pevensey Kalesi. Ortaçağda tadilat, eklemeler, yeniliklerle bugüne kadar korunmuş.



Dönüş yolu.


High Need bebek-çocukla ilgili, aklıma geldikçe ekleme yapacağım. Oturup tek seferde yazmayı beklersem daha çook beklerim :) Parça parça daha hızlı ilerlerim diye düşünüyorum. Siz de isterseniz her seferinde yazıları bir yere kopyalayabilirsiniz. Ortak bir blogu ilk fırsatta açacağım inşallah.

High Need'e türkçe bir karşılık aradım bugün. Özellikle tek kelimelik. En uygun 'Duyarlı' kelimesi oldu. Diğer çocuklar duyarsız değil ki dedim kendi kendime. Aşırı duyarlı denebilir belki. Bilemiyorum, önerisi olan var mı arkadaşlar?

Bebeğinizin ya da çocuğunuzun High Need, aşırı ilgi isteyen, sürekli beklenti içinde olan bir çocuk olduğunu nasıl anlarsınız?

Bu soruya, Sears ailesinin kitabında yazanlardan ve MK'dan edindiğim tecrübelerden bir harman yaparak, bölüm bölüm cevap vereceğim.

MK anneler gününde, pazar sabahı 7.55'te doğdu. Epidural aldığım için o da etkilendi ve gün boyu baygın vaziyette uyudu. Hemşire, uyanmasını beklemeden onu emzirmem gerektiğini söyledi.

Gece oldu, epiduralin etkisi geçmeye başladı. MK'yı emziriyor ancak bir türlü yatağın kenarındaki bebek yatağına koyamıyordum. Oraya koyar koymaz ya da kısa bir süre sonra ağlamaya başlıyordu. 2 gece, 3 gün kaldık hastanede. Ve geceleri yatağıma yatırmazsam uyumuyor ve ağlıyordu.

Bu çocukların en önemli özelliklerinden birisi, supersensitive yani aşırı duyarlı olmaları. Emerken uyurlar, yatağa koyar koymaz uyanırlar. Araba koltuğunda uyumuşsa, koltuktan almak için ilk hamleyi yaptığınızda uyanırlar. Bebek arabasında uyumuşsa yine aynı şekilde almaya yeltendiğinizde uyanırlar. Anında.

MK'yı emzirirdim, bırakın kaldırıp yatağına falan götürmeyi, ayağıma koyarken bile uyanırdı. Bu sefer bir süre ayağımda sallar, yere koymaya kalkıştığımda uyanır ağlardı. Bu yüzden saatlerce o ayağımda, ben yerde kıpırdamadan, öylece oturduğumu bilirim. Şimdilerde hala mem(e)den alıp ayağıma yatırırken uyanabiliyor. Yine de eskiye göre daha iyi. Ancak hala uyuduğu yerde bırakıyorum, alıp bir yere taşımıyorum. Çünkü ortamın değiştiğini anında farkediyor.

Bu çocukları gürültüye de alıştıramazsınız. O uyuyacağı zaman telefonun fişini çekiyorum, cebim hep sessizde. Evin içinde çıt çıkarmadan oturuyorum. Bazen yanında otururken kitap okuyorum, sayfayı çevirişimde bile uyanabiliyor. Ne kadar sessiz çevirdiğimi tahmin edebilirsiniz.

Sese alıştırmamışsın diyenlere artık bir şey demiyorum. Bilin ki bu çocukları sese alıştırmanıza imkan yok. Bu çocuklar sese, kıpırtıya aşırı duyarlı olarak doğuyorlar.

*****************************

Eşim yarın Afrika'ya, Gana'ya gidiyor. Bu karar bugün verildi! Bizim için ne kadar şok edici bir karar olduğunu anlatamam. Vizesi bile yok, geçen seferki vizenin süresi doldu. Gidecek, Gana'da, kapıda bir şeyler 'ayarlamaya' çalışacaklarmış! Kapıdan aynen geri de dönebilir, işi erken biterse ve bilet bulabilirse cumartesi dönebilir, ya da gelecek çarşambaya kadar orda kalabilir :( Neyse, sağ salim gidip gelsin de, ne yapalım.

Bizim için çok ters bir zaman. Bu perşembeden 16 eylüle kadar full çalışacağım. MK'yı her gün bakıcısına yürüyerek götürüp getirmem gerekecek. Çalışmak zorunda olmasaydım arkadaşlara gider kalırdım. Şimdi MK ile ikimiz evde başbaşa olacağız.

14 comments:

HUYSUZ said...

*gittiğiniz yerler muhteşem...
*ben sadece duyarlı demeyi tercih ederdim sanırım zira top patlatsan duymayan ve köşe yastığı şeklinde o kadar çok bebek tanıyorum ki :)
*MK'nın hastane macerası o kadar tanıdık ki anlatamam. hemşireler bizi uyarıyordu aman gürültüye alıştırın diye ama daha o günden mümkünü olmadığını anlamıştık biz...

pinarbk said...

Çok güzel resimler. Paylaştığın için teşekkürler.

Şu aralar ben de sık sık "çalışmak zorunda olmasaydım" diye cümleler kuruyorum. Hayat ne kadar farklı olurdu...

Dilerim kolay bir hafta geçirirsin...

meltem said...

esroscugum,

ne guzel yerlere gitmissiniz...super fotolar ve biligler..cok sagol arkadasim:))

mk'nin pozlarida super...ozellikle de cimlerde uzanmis dinlenirke...ona bayildim...

afrika olayina cok uzuldum cnm cok kotu denk gelmis....

insallah bari isleri rast giderde c.tesine doner kismetse....

sende insallah mk ile problemsiz atlatirsin bu donemi insallah cnm...

edanik said...

duyarlı ve zor bebekler:) ben dogumdan sonra rahatsızlandıgı için 5 gun ayrı kaldım bebegımden.memeyi başda tuttu ama sonrasında tutturabılırsen tuttur..2ay zar zor aldı.emzırmede de problem cıkartabılıyorlarmı yoksa bız ayrı kaldık ondan mı etkılendı?hala çözebilmiş değilim.umarım blog bıranonce kurulur:) dorukdan mk ya sevgiler

Kremali'nin annesi said...

Esracim, gezi yazilarinizi ozlemisim. Sana oldugu kadar bana da iyi geldi; paylastigin icin cok tesekkurler. Ozellikle de deniz / okyanus kiyisinda vakit gecirmek nasil da dinlendiriyor insani. Insallah ikimiz de bu kisi, ruh ve beden sagligimizi kaybetmeden atlatir, seneye deniz kiyisinda guzel bir tatille odullendirebiliriz kendimizi:)

Kaleler fatihi Mehmed Kaancigimi cok opuyor, esine sag salim gidip gelecegi hayirli bir yolculuk diliyorum. Insallah, bu goz goze yapilan diyaloglarin ise yaradigi dingin vakitler gecirirsiniz oglunla basbasayken.

Sevgiler,
Ayse Sule

Kaan-Sevil said...

Resimlere ve gittiğiniz yerlere bayıldım. MK'yı siz anlatırken hayretler içerisinde kalıyorum bu kadar benzerlik olamaz.Kaan, MK'nın bir boy küçük versiyonu. Doğduğundan beri düzelir umuduyla bekliyordum ama yazılarınızı okudukça sanırım umudumu kestim. Ayrıca yalnız olmadığımıda anladım. Sakın yanlış anlamayın ama bu beni biraz rahatlattı. Kaan gibi çocuklar varmış demek. Allah yardımcımız olsun inşallah şu güzel günlerde dua edelim:(

KeLeBeK said...

işin gerçekten zor esracım Allah kolaylık versin
eşin de sağ salim gidip döner inşaAllah haberin vardır eminim ama sormak istedim eşin Afrika'ya giderken aşı yaptırıyor değil mi mazaAllah kötü örnekler yaşandı Türkiye'de de...
Sevgiler

Ayse said...

esracim,
ozlemisim valla senin resimli postlarini... MK'nin oyle yayilip oturdugu resime bayildim, koca adam gibi oturmus.. bi de o sirf tombik bacaklarini cektigin resim cok sevimli...

High need konusunda benim dusundugum seyleri yazmissin. Ne zamandir ben bu MK'nin cin gibi akilli oldugunu hissediyordum zaten... Insallah kendini daha iyi ifade etmeye basladigi zaman isin daha kolaylasacak...

Sana oglusunla kolay gececek bir hafta diliyorum. sevgiler.

zerrin said...

ne kadar guzel yerler..
zaten fotograflarinizdan secmeler yapiyorum londraya gittigimde gezmek uzere..
mk nin hayvanlar omur boyu sevmesi dilegiylenn...

süpürgesizcadi said...

Gezdiginiz yerler cok güzel, deniz'e yakin bi yerlerde oturmayi bende cok isterdim ...

MK sese cok duyarli demek ki, tilki uykusu der Babaannem buna :))

Gercekten zor olmali, düsünüyorum da ben islerimin bir cogunu Asya uyurken yapiyorum, sadece Elektrik süpürgesini calistirmiyorum, yoksa müzik hafif seste her daim aciktir, bulasik makinasini bosaltip doldururum, bunlardan rahatsiz olmaz...

TONTİSADA said...

hnb yazınızı dikkatlice takip ediyorum.benim oğlumda siz yazarken öyle olduğunu düşünmemiştim.ama ada'yı ben de ilk doğduğu zamanlarda 6 ay kadar felan sadece koynumda uyutabildim.Kıprdandığım ya da yatağına ya da herhangi bir yere yatırmaya çalıştığım anda uyanırdı ve bir daha uyumazdı.Tam 6 ay salonda koltukta,ayaklarımı orta sehbaya uzatarak,konumda bebeğimle uyudum.Çok da memnundum zira zaten ben de onu bırakmak istemiyordum.Tabi etraftan çok tepki aldım,böyle çocuk uyurmuymuş,yatağına alıştırmam lazımmış felan filan.doktorumda koynumda uyumasının hiçbir sakıncası olmadığını söylemişti,eee ben rahatım bebeğim rahat başkasını kim takar.Ama 7.aydan sonra gece emzirmeleri olmayacak diyen doktorumuzun söylediklerini uygulayabilmek için ve Ada bey sadece emerek uyuduğu için yavaş yavaş yatağında yatırmaya başladım ama nafile yatmıyor.bu sefer ne yaptım,ayağımda sallayarak uyutmaya başladım ama kesinlikle kabul etmedi ilk başlarda,zorla alıştırdım denebilir.Sonra uykusu kesilmesin diye ben Ada'nın yatağına girerdim orada ayağımda sallardım,tamamen daldığından emin olunca çok nazik hareketlerle ayağımı çekmeye çalışırdım.Çekerken uyanırsa baştan başlardık.Çok zordu.Ama şimdi anlattıklarınızın hiçbirisine uymuyoruz aslında.Benden bağımsız olabiliyor.Kendi başına oynayabiliyor.Bana düşkünlüğü tabi var ama birbirimizden hiç ayrılmadığımız sürekli beraber olduğumuz için bana düşkün olduğunu zannediyorum.çok uzattım biliyorum ama acaba biz baştan hnb olarak doğduk,sonra değişti mi?yoksa biz öyle başladık ve hala öyle devam ediyoruz da ben mi anlamıyorum acaba?teşekkürler...

((Y*A*S*E*M*i*N)) said...

MERHABALAR,
Gerçekten bizi böylesi güzel yerlere götürüp gezdirdiğin için teşekkürler. Belki hayatta gidip göremeyeceğimiz yerlere kadar gidiyoruz sayende.
Fotolardaki yeşillikler çok dinlendirici, hele fıstık yeşili bir bahçıvan var orda o süper ötesi:)
Sanıyorum bu "duyarlı" bebeler biraz korkusuzlar da aynı zamanda. Mesela hayvanlar,araçlar, tanımadığı insanlar... bunlar normalde bebeler için ilk anda korkulacak şeyler oluyor sanırım ama bizde durum farklı.

Bu da bir semptom mu acaba?

AYSUN said...

Allah kolaylık versin Esra... Çabucak geçer babasız günleriniz inşallah... Mk kocaman olmuş...

Pamuk anne said...

Ne guzel yerler, ayaginiza saglik!

x