Thursday, 12 June 2008

Türk blogger anneleri bugünlerde, Soule Mama'nın 4. çocuğa hamile kalmış olmasının şokunu yaşıyor :)

Ben bu habere hiç şaşırmadım. Bir kaç hafta önce blogunu okurken, 4.yü ne zaman yapacak acaba diye düşünmüştüm :)

Bir de, Huysuz'un da bahsettiği Soule Mama'nın şöyle bir versiyonu var: http://4littlemen.blogspot.com/

Linkleri doğrudan vermiyorum, fark ederlerse, ne yazıp duruyor bunlar bizim hakkımızda diye yanlış bir fikre kapılmasınlar :)

Bu ülkeye ilk geldiğimde, gördüğüm hamile sayısı, bebek arabası ve çoluk çocuk karşısında şoka girmiştim. Hani Avrupa'da genç nüfus kayboluyordu falan filan? Bir de ikili bebek arabalarından o kadar çok görüyordum ki ikiz patlaması var sanmıştım. Sonradan anladım ki kadınlar 1-2 yıl arayla arka arkaya doğurduğundan birinci çocuk bebek arabasından kurtulmadan ikinci yetişiyordu, o zaman da çift koltuklu araba şart oluyordu.

Peki nasıl oluyor da Batı'da kadınlar bu kadar rahat ve çok çocuk yapma cesaretine sahip oluyorlar?

Ekonomik ve sosyal yaşamdaki rahatlığın bu konuda kilit nokta olduğunu düşünüyorum. Bu kadınlar sabah 9 akşam 6 çalışmak zorunda değiller. Karga .okunu yemeden kalkıp, kendini ve çocuğunu hazırlayıp, serviste saatlerce yolculuk yapıp, günün 9-10 saatini gün ışığı görmeden ofise kapanıp deli gibi çalışıp, akşam yine saatlerce yol tepip, eve gelip yemek yapmak, bulaşıkları yıkamak, yemek sonrası çay-kahve-meyve servisi yapmak zorunda değiller. Türk kadını kadar ezilen, okumuş-okumamış; ofiste çalışan-evde hizmet gören; kariyer sahibi ya da değil, -farketmeksizin- başka bir kadın grubu görmedim. Bize yakın bir de Hintliler-Pakistanlılar var ama onlar bile bizimkiler kadar evlerini bal dök y@l@ şeklinde temiz tutmak zorunda değiller.

Bu ülkede kadınlar çocuk yaptıktan sonra rahatlıkla işlerini bırakabiliyorlar. Kocalarının maaşı geçinmelerine yetiyor çünkü. Çocukları arka arkaya yapıp hepsini okul çağına getirince de işe dönüyorlar. Bizim ülkemizdeki gibi genç nüfusun rekabeti ile karşı karşıya olmadıkları için de iş bulmakta zorlanmıyorlar, kariyerlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar.

Bir diğer alternatif, karı kocanın part time çalışması. Haftanın 2-3 günü kadın, 2-3 günü erkek çalışıyor; evde olan çocuklara bakıyor. Bir parka gittiğinizde, hafta içi öğlen saatinde, bebek arabasında çocuğunu gezdiren, kavanozu çıkarıp besleyen babalar görmek doğal bir şey.

Türkiye'de bir kadın zengin de olsa, çalışmıyorsa küçümsenir. Kim ne derse desin, illa zamanı gelir küçümsenir. Üretmiyor diye. Oysa burada böyle bir toplumsal baskı yok. Üretmek ve çalışmak illa aynı kabul edilmiyor çünkü. Yani kadınlar ne ekonomik ne de sosyal açıdan bir işe girip çalışma zorunluluğu altında hissetmiyorlar kendilerini. Bir de bu kadınların hayatına, bizdeki gibi, dış kapının mandalına kadar gerekli-gereksiz herkes karış-a-mıyor. Kilolarını, seçimlerini, hayatlarını, karakterlerini, evlerini, yaptıkları çocuk sayısını:) vs.vs kimse eleştirmiyor. Öyle bir durumda "mind your own business" "seni ilgilendirmez, sen kendi işine bak" cevabını yapıştırıyorlar:)

Buna rağmen illa da 3-4 çocuk yapmak zorunda değiller elbette:) 1-2 çocuk da yapabilirlerdi, neden en az 3 çocuk? Çocukları seviyorlar, bence tek açıklaması bu. Çocuklarının geleceği için kaygı duymuyorlar. Eğitim ve sağlık sistemi oturmuş, anne babaya kalan keyifle çocuk büyütmek. Zaten hayata bizlere göre çok daha pozitif bakıyorlar, bu durumda çocuk doğurup büyütmek de o kadar zor olmuyor. ABD'de değil ama Avrupa'da sağlık sistemi ücretsiz olduğu için doğurmak ve sonrasındaki tüm bebek&çocuk kontrolleri de bedava olduğundan aile bütçesine fazla bir yükü de olmuyor çocukların.

Bu arada Soule Mama'nın unschooling kavramını benimsediğini ve o ailenin, çocuklarını okula göndermediğini ekleyeyim. Öyle özel okul parası dertleri olmadığı gibi ücretsiz okulla bile uğraşmıyorlar yani. Evlerinde televizyon da yok:) Akşamları çocuklar uyuyunca tv karşısına kurulmak yerine dikiş makinasının başına oturuyor:)



"Hangi kadın daha güçlü?" diye düşünüyorum. Bir tarafta 4-5 çocuk yapan ancak ekonomik ve sosyal baskıdan uzak, keyifle yaşayan, iyi gününü de, kötü gününü de eşiyle paylaşan kadınlar; diğer tarafta eğitimi, maddi ve sosyal durumu ne olursa olsun, yaşadığı toplumun baskı altında olan, önemli bir kısmı; erkeğin fiziksel ve/veya psikolojik şiddetine maruz kalan, hayatı boyunca sürekli birilerine hizmet etmek zorunda kalan, omuzlarındaki tüm yüke rağmen üstüne bir de çocuk yetiştirmeye çalışan kadınlar...

Favori türkümle konuyu özetliyorum :))





Dağda belimde odun beni ne hale kodun
Tarlada ırgat avrat, hanede hazır hatun
Bir uşak göbeğimde altısı eteğimde
Yedi bitirdi beni, anandaki o çene
Dünyanın gailesi, yetmezmiş gibi bir de
El ayak çekilince sen bitersin dibimde
Uy çalsın kemençeler de ben bir horon tepeyim
Çatlasın kaynımgiller, bari kurtlarım dökeyim
Fındığı ben toplarım, kırması sana düşer
Uy ellerin iyisi, geh geh gerinip şişer
Üşüdüm senden baba ocağı, gözümde tüter
Uy adaletsiz dünya, gücün hep bize mi yeter?
Bir bezden bebem vardı bohçamda hayallerim
Kızlığım yarım kaldı, ben annemi isterim

24 comments:

Anonymous said...

bence çok güzel özetlemişsiniz durumu ben çocuğumu daha iyi yetiştirmek için işten çıktığımda etrafımdan o kadar tepki gördüm ki insanlara neden yaptığımı bir türlü anlatmayı başaramadım doğum sonrasında kilolarım (ki 3-4 ay sonra hamilelik öncesi kiloma yaklaşmıştım),kimisine göre emziriyor olmam kimisine göre mama vermiyor olmam vs... hep sorun oldu onların neyi neyse ama bloglar sayesinde gerçekten bilinçli annelerin sayısının arttığını görmek beni sevindiriyor

Anonymous said...

bu arada ismimi yazmayı unutmuşum nida

KEO said...

Esra ben de bahsettiğin şok olanlar grubundaydım, bu yazı tam da denk geldi:))Onun imkanlarına sahip olsaydım bile 4.yü düşünmezdimm!!

İşitme Kaybı said...

Hepsi çok özendirici,çok güzel haberler.Türkiye'de tatile çıkmayak isteyen bebekli anne-babalar çocuğu kime bıraksam da tatile çıksam kavgasını yaşıyorla her yaz.hem aynı ülkeye tatile gidecekler hem de yavrucaklarını almayacaklar.turistik yerlerde 3-4 bebekli turistleri görünce çok şaşırırdım.hep mutlu aile fertleri....

biz neden bunu beceremiyoruz...

Köşenin Delisi said...

Çok güzel bir yazı olmuş Esracım, eline diline sağlık.

Güldem said...

işte türk kadınının zorlu mücadelesini özetlemişsiniz.Durum bu!ne zaman değişir kimbilir...Umarım çocuklarımızın zamanına biraz toparlanır durumlar,sevgiler....

ADA ARSLAN said...

yazdıklarınızda çok haklısınız.ben de doğumumla işimi bıraktım.maddi olarak mutlaka zorluklar çektim ama bebeğimi bir bakıcıya bırakma fikri benim için kabul edilemezdi.yanlış anlaşılmasın daha çok küçük olası açısından.bebeğim zorluk yaşayacağına ben yaşarım dedim.çok mutluyum onunla olduğum için.ama onu en güzel şekilde yetiştirdiğime inanıyorum.kendi deerlerime göre bir alt yapı oluşturduğuma inanıyorum.çalışsaydım bunları yapamayacaktım.benmutluysam bebeğimde mutlu.okula göndermeme fikri aslında çok harika bir fikir ama Türkiye şartlarında bu imkansız bir olay.Şimdiden hangi okula gideceğinin telaşı içine giriyoruz.Sınavlar bitmiyor.burada çocuklar yarış atı gibi,bizlr de mecbur bu çarkın içine giriyoruz.herşey zor Türkiye şartlarında...

www.tontisada.blogcu.com
www.adaninyemekleri.blogspot.com

Rahsan Collyer said...

Hay ağzına, daha doğrusu eline sağlık. Çok uzun zamandır düşünüp, çevremdeki anne ve anne adaylarıyla tartışıp anlatmaya çalıştığım şeyleri resmen süper özetlemişsin. Anne ve anne adayları da bir yana, gerekli gereksiz her işe burnuna sokan tüm insanlara anlatmaya çalıştığım şey işte aynen buydu. Özellikle de sırf çalışıyorum diyebilmek için henüz 4-5 aylık daha sütten kesilmemiş bebelerini, maaşının yarısını harcayarak tuttuğu 3. tekil şahıslara baktırıp (muhtemelen de diğer yarısı yol parası, ofis hayatına uyum sağlayabilmek için giyim, saç ve kozmetiğe harcanıyordur) işe giden annelere... Yanlış anlaşılmasın, tabiki bebeği olup da çalışmak zorunda olan annelerden bahsetmiyorum, bu bir genelleme değil, ne demek istediğimi anlamışsınızdır diye umuyorum. Ayrıca tam da anlattığın gibi Türkiye şartlarında çocuğun geleceği ile ilgili kaygılar, diğer şahısların kilodan tut da 2. çocuğun yapılma zamanına kadar her işe burunlarını sokması da ayrıca garibim Türk kadınının en az hamilelik süreci, çocuk bakımı...kadar yoruyordur. Aynı şeyleri düşünen başka annelerin de olması mutlu etti beni.

Archi*Sugar (Esra) said...

Turkiye'ye geldigimde benim dikkatimi ilk ceken konulardan biri de senin yazdiklarin. Burada herkes bir digeri hakkinda yorum yapma, fikir verme, hatta daha da ileri giderek yaptiginin yanlis oldugunu soyleme cesaretini gosteriyor. Avrupa'da ise degil karismak, yolda yan gozle bile bakilmiyor anne babalara. Cocuk yerde yatar, bagirir, tepinir, yer, yemez... kimse karismaz. Anne eger calismayi birakip cocuguna bakiyorsa da bu durum saygi ile karsilanir -ki cok ornegi var. Turkiye'de ise bu durum cok "garip" ve nadir.

Ekonomik ozgurluk, devlet yardimi, vergi sistemi (cocuk cogaldikca dusen vergi), gelecek kaygisi olmamasi, sigorta sistemlerinin duzenli olmasi gibi bircok faktor de tabii ki cok cocuk yapmayi tesvik ediyor.

melda said...

soule mama'ya şaşıranlar bir de şuna baksın :)
http://www18.gazetevatan.com/fotogaleri/resim.asp?kat=3462&page_number=1

süpürgesizcadi said...

Cok güzel bir yazi olmus :))) bircok Annein duygularina tercüman olmussun ;))

Kuaybe said...

Dün baktığımda yazı yoruma kapalıydı sanırım Esracım.. Üzülmüştüm gerçekten.. İçimde kalmıştı yazacaklarım :P

Daha hamileyken bir karar almıştım ben.. Ne olursa olsun, doğumdan sonra çalışmayacak, bebeğime kendim bakacaktım.. Anneme veya kayınvalideme baktırmak bile yanlıştı bence.. Tamamen onların terbiyesine göre yetişen bir çocuğa, daha sonra ben nasıl anlatabilirdim bazı şeylerin "yanlış" ya da "doğru" olduğunu.. En azından benim doğru ve yanlışlarıma uymadığını..

Çok şükür, bunu başardım ve bir süre evden devam etsem de çalışmaya, bebeğime kendim baktım.. Zor oldu, olmadı değil ama en azından içim rahattı ve geriye baktığımda çevremdeki bazı insanların özellikle vurgu yaptığı "kaybettiğim milyarları" değil de, sevgiyle büyüyen bebeğimi görüyorum..

Ama biliyorum ki herkes benim kadar şanslı değil.. Benim evden çalışma imkanım vardı ve hala var.. İstesem devam edebilirim ve hatta artık iki yaşına yaklaşan oğlumu kreşe ya da babaannesine de bırakabilirim.. İçimde bunun rahatlığı var.. Ama Türkiye'de birçok kadın, maalesef hem anneliği, hem ev hanımlığını hem de evin maddi yükünü paylaşma görevini üstüne almak zorunda.. Eşleri değilse bile şartlar buna zorluyor insanları!! Yine evlatları için, onlara sağlam bir gelecek kurabilmek, iyi okullarda okutup az da olsa bir mal varlığı bırakabilmek için evlatlarını bırakmak, işe gitmek zorundalar..

Maalesef..

Ben açıkcası, insanın ideali uğruna bile evladını bırakması taraftarı değilim.. Ama öyle bir hale geldi ki ülkemde geçim sıkıntısı, insanlar iki maaşla ancak getiriyor ayın sonunu..

Bu hamur çok su götürür Esra.. Çevreden bana -hiç tanımadığım halde- "Aaa, ikinciyi yap hemen, bak yaşın geçiyor!!", "Kes artık memeden, sütün ona artık faydası olmaz..", "Bakamamışsın ki sen bu çocuğa, bak falancanın oğlundan ne kadar zayıf.." diyen teyzeler oldukça da götürmeye devam eder!!

Herkes bizim hayatımızı, neyin doğru olduğunu bizden daha iyi biliyor çünkü!!

ebru said...

13 aylık bir bebeğim var, asistan doktorum.Hamileliğimin 37. haftasına kadar çalıştım.(doğum sonrası daha çok izin kullanayım diye)bebeğimde kalça çıkığı problemi vardı, ücretsiz izin kullanmak istedim, ancak sadece 2 ay ücretsiz izin kullanabildim.(çünkü bölüm başkanı ancak bu kadar izin kullanmama izin verdi)
Haftanın 6 günü çalışıyorum(ortalama 07.30-19 arası),üstelik işim sürekli dikkat gerektirecek bir iş.
Tüm gün kokusunu özlüyorum.Oda beni özlüyor olacak ki gece 10-15 kere uyanıyoruz.(inanın abartmıyorum)O yorgunukla işe gidince doğum sonrası aldığım 25 kiloyu vermek hiç zor olmadı(!)Onun için yaptığım belkide en iyi şey (belki de tek şey)anne sütünü hala veriyor olmak.Allahtan bebeğime annem bakıyorda bakıcı sıkıntısıyla uğraşmıyorum. 2. çocuğu çok istiyorum ama sanırım birine bu haksızlığı yapmak kafi. İkincinin suçu ne?
Yazılanları okurken gıpta ettim doğrusu, içimdeki ses istifa et, bi çocuk daha doğur, anneliğini doyasıya yaşa diyor...

Suzan said...

Avrupalı olsaydım 4 tane de ben doğururdum:)

crebro said...

Türkiye'de şartlar zor. Üstelik daha da kötü bir durum var ki evde çocuğuyla ilgilenen anneye işsiz gözüyle bakılıyor. Yeri geldimi küçümseniyor. Kadınlar sırf adam yerine konulmak için gidip doğru düzgün ne para ne de kariyer umudu olan işlerde zaman harcayıp duruyorlar.
Zaten bu durumda ikinciyi yapmak hata olur.
Doğan bebeklere yazık annesiz babasız büyüyorlar.

MERT said...

Bende kalabalık ailelere çok özenirim eskiden beri ama çok zor oğlum 27 aylık yani 2 yaşımızı geçtik ama çok yoğun çalıştığım için 2. bebek hayal gibi.

Ayse said...

Esra,
Bu son yazini cok begendim.
Ben henuz cocuk dusunmuyorum, zaten phd yetiyor simdilik... ama bebek dogduktan sonra calismayi dusunuyorum...

Ama bu demek degil ki calismayan anneleri kucumsuyorum. Bence toplumdaki en buyuk yanlis anlamalardan biridir bu. Kadinin evdeki isleri (cocuk bakmak olsun, yemek pisirmek ya da temizlik olsun) bunlari kadin yapmasa kim yapacak? Uretim esittir evin disinda calismak oldugu surece, maalesef bu sorun devam edecek gibi geliyor.

Simdileri sosyoloji icin bu konular cok revacta. Non-market reproductive ve productive work calismak cok mantikli... Bunlari insanlarin gozunun icine sokarsak belki bu yanlis anlasilma duvarlarini yikabiliriz.

pınar said...

öyle güzel anlatmışsın ki bir anda avrupalı annelere çok çok özendim.keşke bizim da avrupada yaşama şansımız olabilseydi.bu ülkede 2. çocuğu yapmak bile büyük özveri. hele böyle bir eğitim sistemiyle.

ela selin said...

Esra Almanya`da cocuk sahibi olmak statu sembolü. Ne kadar cok cocugun varsa (4+ ideal rakam) maasin o kadar dolgun demek. Dar gelirliler cocuk yapmaktan kaciniyorlar. Bu yüzden Almanyanin nüfusu gittikce yaslaniyor. O yüzden yeni kanun cikardilar Almanya'da: calisan kadinin cocuk yapmasini tesvik icin 4 ay ücretli izin üstüne 14 ay (2 ayi baba kullaniyor) boyunca maasinin %70ini ödüyor devlet. Yani gel de cocuk yapma:) Türkiyede nerede bu imkanlar...Bizim nüfusumuz yine de patliyor. Ama bilincli kesim sayesinde degil, bilincsiz kesim yüzünden.
Sevgiyle

Anonymous said...

Selam Esracim,

Oncelikle anne degilim ve sizlerin gozuyle olaylara bakmam tabiki imkansiz.Cocuk yetistirmenin kalitesi ekonomik faktorlerle baglantili buna da kesinlikle katiliyorum.Ama iki kulturu ayni anda degerlendirdigimde,sanki is paradan puldan cikiyor bir yerden sonra...Tanidigim cogu ingilizin en az 3 cocugu var.Ve ben hayatim boyunca bu kadar rahat bu kadar stressiz cocuk yetistiren anneler gormedim.ne emzirmek,ne dis ne de kati gida sendromu.Oyle rahatlar ki,o evde cocuk mu dogmus yoksa eve kedi mi alinmis hic belli olmuyo.bu yuzden de oyle herseyi dert etmiyorlar..durumu iyi olmayan insanlar da var burada.ekonomik kriz sadece Turkiye`de degil butun dunyada mevcut su anda.

sevgiler
demet

Anonymous said...

bu arada yazin cok profesyonelce olmus
tebrikler :)

demet

AYSUN said...

4 mü? Türkiye şartlarında 4 çocuk doğurmak zor be Esra'cım... Demişsin ya burda sorun değil. Yerli yerinde oturmuş bir sistem var. Çalışmasa da anne 4 beki de 5 çocuğa bakabilecek rahatlıkta yaşamı...

Türkiye ve başka ülkeler. Kıyaslamaya bile gerek yok... Burada sistem başka türlü işliyor. Özel sektörde çalışıyorsanız en fazla 4 ay izin alabiliyorsunuz. Kötü bir patronunuz varsa çocuğunuz 10 günlükken işe başlamanız gerekiyor. Evde çalışma şansınız varsa ne ala...

Ben Berk 3,5 aylıkken çalışmaya başladım. Şükür ki ablam baktı. Ve benim istediğim gibi büyüttü.

Anonymous said...

türkiyede çalışan annelere tanınan haklar o kadar az ki.doğum iznini bir şekilde doktor raporu sayesinde kullanıyorsunuz. sıra doğumdan sonra ücretsiz izin almaya gelince yasada olmasına rağmen çoğu işveren kullandırtmıyor. işe başlıyorsunuz süt iznine laf ediliyor.insanı çalıştığına çalışacağına pişman ediyorlar. peki niye çalışıyoruz?maddi sebepler ve bununla beraber toplum baskısı. artık yeni kuşakta ev hanımlığı diye birşey kabul görmüyor. tamam annelerimizde çalışıyordu ama memurluk öğretmenlik gibi daha çalışma saatleri uygun mesleklerde. erkeklerle eşit olucaz diye diye sonunda onlar gibi her meslekte çalışmaya başladık. ama sıra doğuma gelince erkek egemen iş yaşamı bize kolaylık sağlamıyor. eğer biz kendimiz için uğraşmazsak onlardan bizim için birşey yapmalarını bekleyemeyiz. niye bizim toplumumuzda doğum sonrası izin sadec 8 hafta(her yerde bas bas 6 ay emzirin derken), niye çocuğuma 3 yıl ben bakarım sonra iş bulurum diyecek imkanlar yok,niye doğum sonrası part time yada home office çalışamıyoruz? bu hakları kazanmak için acaba çalışan kadınlar olarak ne yapabiliriz?uzun oldu ama bu konuda biraz doluyum.BURCU

Kirpikteki Gözyaşı said...

HErşeyi ne güzel yazmışsın Esra! Çok haklısın! Herşey bir tarafa, bence kafalarımız farklı çalışıyorlar! Sanki onlar daha az stresli gibi! Hayatlarında bizdeki kadar düşünmeleri gereken şeyler yok! Özellikle bayanlar için konuşuyorum. Bunu Almanya'ya gittiğimde bariz bir şekilde gördüm. Orada yaşayan kuzenlerim ve biz farklıydık sanki. Çalışma saatleri esnek, insana saygı var, her türlü altyapı mevcut! Böyle bir durumda da birden fazla çocuk sahibi olmak çok daha tuhaf olmasa gerek! Memoyu ve seni kocaman öpüyorum! Zirveye tırmanışı süper;))

x