Thursday, 26 June 2008

Bizi taklit etmeye, kendisi yiyip-içmeye bayılıyor :)

Eflatun.
Üniversitedeki felsefe hocamın oğlunun adı, aynı zamanda :)

Her akşam bir dondurma arabası dolaşıyor mahalleleri. Türkiye'deki su ya da tüp arabalarının çaldığı türden bir müziği var, onu çalarak dolaşıyor. 18.30'da bizim siteye geliyor. MK arabanın müziğini her duyduğunda dilini çıkarıyor, dondurmacının geldiğini anlayarak :) Bu akşam parktaydık, dondurma arabası geçti yakından, müziğini çalarak. Bizimkinin dil hemen dışarı çıktı, dondurma istediğini belirterek :))

Her perşembe bir 'minikler futbol kulübü'nün çalışması var parkta. Merakla izliyor MK. Belki 4-5 seneye ben de oğlumun antremanını izlerim diğer anneler gibi orda :)

  • Battaniye motiflerine devam. Kışa kadar yapayım diyorum. Kasım-Aralık gibi hangi büyüklüğe geldiyse bırakayım. Olduğu kadar olsun :)
  • Önümüzdeki cuma işe dönüyorum. En son TR seyahatimiz sırasında kitap okuyabilmiştim, metroda bol vaktim olacak, en çok yeniden kitap okuyabileceğim için seviniyorum :) Bir de Almanlara; sizin full takımı ve tabii hakemi, az daha bizim yedeklerle yenecektik diye hava atacağım diye :) hmm bir de ev bakmaya başlayacağımız için, bir de.. bir de... :) Sevinmek için epey bir sebebim var anlaşılan :)
  • İşe döneceğim için önümüzdeki hafta MK'yı bakıcısına alıştırma haftası olacak. Daha önce bir kaç sefer bir araya geldiler ve kısa süreli de olsa birlikte vakit geçirdiler. İnşallah MK sorunsuz alışır ve güzel vakit geçirir bakıcısıyla.

3-4 hafta önce, arkadaşım Gül bizdeyken MK'nın aşısını yaptırmıştık. Sağlık merkezinin salonu, çoğunluğu MK'nın yaşıtı, bir kısmı daha küçük, bir kısmı daha büyük, bir sürü çocukla tıka basa doluydu. 1.5 saat beklemek zorunda kaldık. Koskocaman salonda iki çocuk vardı, bir sn bile yerinde durmayan. Birisi MK :) Diğeri, MK'dan 3-4 ay daha büyük Hintli bir kız çocuğu. İkisi de 1 sn bile yerlerinde durmadılar.

Benim yanımda Gül vardı, sağolsun MK'yı dışarda yürüttü, epey oyaladı. Diğer kızın annesi karnı burnunda bir hamileydi, yalnızdı ve sürekli kızının peşinden koşturmak zorunda kaldı. Diğer tüm çocuklar 1.5 saat boyunca, mızıldamadan annelerinin kucaklarında oturdular! Gözlerime inanamadım. Bu yaşlardaki çocukların uslu uslu oturabilecekleri hiç aklıma gelmezdi.

Peki uslu uslu oturan 1 salon dolusu çocuğun davranışı mı, merakla her şeyi keşfetmeye çalışan, yerinde duramayan MK ve o kızın davranışı mı normal? Yoksa o annelerin bildiği, benim bilmediğim bir sakinleştirici falan mı var? :))

Publish dedim, geri döndüm :)) Sobem vardı benim :))

MK'yı hangi garip isimlerle seviyorum :))

Minik kedi, pisicik, tekir, sarı kafa, oğlan (oğğğlaaan oğğlaaaan diye uzata uzata:)), kızanım-kızancığım (Trakya yöresi ve batısında; çocuğum anlamına gelir), yavru kuş, minik kuzu, iskeletor, kemik torbası:)) Bu kemik torbası aslında çok zayıf olan kızkardeşim için bulduğum takma isimdi:) Şimdi, aynı teyzesi gibi zayıf olan oğlum için kullanıyorum:))

10 comments:

Kremali'nin annesi said...
This comment has been removed by the author.
Kremali'nin annesi said...

Esra'cim bu sefer madde madde gidicem cunku yazilacak cok sey var:)

Bizim oglan da bizim gibi yiyip icmeye cok merakli, hem de daha bu yasta:) Ozellikle benim porselen cay fincanima hasta oluyor; gecen gun hevesligini alsin diye ici bos olarak eline verdim, sanki 5 cayi icin ziyarete gelmis bir Ingiliz beyefendisi gibi keyiflendi kerata:)

Hangi universite ve bolum bu bakiyim:P

Ah o dondurma arabalari ah! Ingiltere'de gecirdigim yillara goturdun beni alacagin olsun:) Ben de MK gibi dilimi cikariyorum, ama derdimi anlatamiyorum:P

Bizim su an oturdugumuz ev harika bir parka bakiyor. Minikler, buyukler akin akin futbol oynamaya geliyor. Parkimiza gelenleri simdilik evimizin penceresinden seyrediyoruz. Havalar biraz daha isinsin, biz de yesil sahlara ineriz diye umuyoruz:)

Tramvayi bile olmayan kucuk bir sehirde yasiyorum, yasamayanlara siddetle tavsiye ediyorum:)

MK ile o Hintli kizin hali, bana bizim Kremali ile Hintli gelinimizi hatirlatti. Bizim yumurcaklar da bir dakika yerlerinde duramiyorlar, diger uslu White Christian Canadian cocuklarinin yaninda pek bir goze batiyorlar:)

Evet kizanim! Yav ben niye bunu atlamisim ki kendi sobemi cevaplarken. Biz de (daha cok esim) Kremalimi severken kizanim diye seviyoruz zaman zaman. Ozellikle de bize kizdigini gordugumuzde:)

Sana bol keyifli tramvay yolculuklari ve yeni isinde huzur diliyorum. MK'ya da bakicisiyla uyumlu ve neseli gunler...

Sevgiyle,
Ayse Sule

HUYSUZ & TATLISI said...

kızan :) trakya dili çok şeker di mi?
eşim de efe'yi macır budu diye seviyor :) türkçe meali: macır-göçmen, budu-çocuğu !

annecik said...

dondurma isteyen dile hasta oldum mk çok yakışıklı maş.yürümeye başladıkdan sonra daha mı erkek olmuş

bence senin oğlun ve o kız normal yaramaz çocuk hareketli çocuk zeki çocukdur

oğluşun bence iskelet değil burdan gözüktüğü kadarıyla yaşına göre gayet normal kilolu olupda ileride obez olmasındansa sağlıklı normal kiloda olsunlar değilmi yani :))

zehra said...

canım benım ne seker olmussun sen bole senın dılını cıkartmanı seveyım
__________
yasasınnnn bu gun cumaaa
mutlu cumalar
mutlu tatiller

Bir Hoş Seda imiş... said...

Ayy o dili yerim ben dondurmayı da severmişde istediğini belirtirmiş.Yiyeceğim ben bu çocuğu ya.Mutluluğun hep daim olsun en ufak şeylerden bile mutluluk duyuyorsun.Allah bozmasın:)Bir de bir trakyalı olarak sevilmesine de sevindim :))))))

Kuaybe said...

İskeletor ve kemik torbası mı? Nasıl yani!!!

Cicim sana buradan bi kafa atarım, o "satılık" hakem bile gol sayar valla :P

Tatlış MK hiç de iskeletor değil bence.. Hem bu kadar hareketle "et tutsalar" acaip olur di mi :))

Senin bebişin normal hiç merak etme.. Ayrıca normal olmak zorunda yoksa aynı model olan benimki de güme gidecek arada :P

İnşaallah sen de MK da kolayca atlatırsınız bu işe hazırlık sürecini..

TUANA BERRA said...

ben mk nin dondurmaci gectigi zamanki haline bayildim ,ay cok tatli yaaa...


Bu dondurmacilar bizim buralardanda geciyor ama ben gicik oluyorm o caldiklari muzige:-)

Sevgiler.

((Y*A*S*E*M*i*N)) said...

Demek siz de KIZANCISIN...
Kızancıkların hepsi dondurmaya bayılıyor galiba.
Hele Trakya kızanı yok bilmez, ister de ister.
İşe başlıyorsun, demek ayrılık vakti geldi.
Biraz zor oluyor ama napalım mecburen.
Bakıcınızla MK inşallah anlaşırlar kaynaşırlar.
Ayrıca bakıcının seninle anlaşması da çok önemli, senin yöntemlerini kullanması.
Biz tatile çıkmadan önce son günlerde Burak bakıcıya "ANNE" demiş bir iki kere, seinsem mi üzülsem mi bilemedim.

sumuklubocek said...

Allahim Allahim bir- bir bucuk ayda ne kadar buyumus MKcigim. Hem yurumeye de baslamis! Masallah!

x