Monday, 19 May 2008

Rochester and Upnor Castles Part 1

Pazar günü 2 Kale gezisi yaptık. İlki, England'ın* en uzun kalesi olan Rochester'dı.
1066 yılında Normanlar tarafından yapılmış, neredeyse 1000 yıllık eski ve büyüleyici bir kaleydi.

Bu kalenin en tepesine kadar tırmandık maaile :)

Kalenin tam karşısında, Birleşik Krallığın (tüm İngiltere'nin) en eski ikinci katedrali vardı.

Kalenin bahçesinden bir görüntü.








Kalenin minyatürünü yapıp, geçmişini canlandırmışlar.

Katedralin yukarıdan görüntüsü.

Pazar günü hava zaten rüzgarlıydı, 4 tarafı açık kalenin tepesine çıkınca daha da şiddetli bir rüzgarla karşılaştık. Fotoğraftan da belli oluyordur sanırım :)

Sanırım herkes okuyabiliyordur :) Ahmet ve Emine de bir zamanlar bu kaleyi ziyaret etmiş:) Anlamadığım, bu yazıyı oralara kazıyacak zihniyetin o kalede ne işi var? Allah'tan tarihi duvalarlara falan yazmamışlar, en azından biz görmedik, sonradan yapılma tahta bir kapının üzerindeydi.

Bahçenin yukarıdan görüntüsü.

Oğulcuğum o gün çok uykuluydu. Kaleye gelmeden önce 1 saat kadar arabaa uyumuştu ama uykusunu alamamıştı. Yine de sağolsun hiç mızıldanmadan bize eşlik etti. Her zaman yapmaz;))

Şehir merkezinden bir görüntü. Bu evler yüzlerce yıllık, restore edilerek kullanılmaya devam ediliyorlar.

Günlerdir bu postu bitirmek için uğraşıyorum ama fırsat olmuyor :) Şimdilik bu kadarını yayınlayayım, ikinci bölüm en kısa zamanda:)


*England, bizim İngiltere dediğimiz ancak aslında Birleşik Krallık olan ülkenin 4 küçük ülkesinden sadece birisi. Diğer üçü; Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda.

10 comments:

Kremali'nin annesi said...

Cok seviyoruz her gittigimiz yerde izimizi birakmayi, o yuzden Esracim. Hem siz niye yazmadiniz bakiyim isimlerinizi; insan hic olmazsa Kaahan'in ismini yazardi. Bak o zaman baya zorlanirdi okuyanlar, bu Kaahan nereli acaba diye:))

sühendan said...

Kale de katedral de çok ihtişamlı ve büyüleyici.Birden o kalede gece yalnız kaldığımı düşündüm de...Tüylerim ürperdi.

Tarihi yerlere adlarını kazıyanları hiç anlamam.Neyse ki onlar sonradan yapılma kapıya kazımışlar.Tarihi eserlere zarar vermekten başka bişey değil.Ayrıldıkları zaman gelip ordan oyazıyı kaldıracaklar mı?Ya da verdikleri zararı düzeltebilecekler mi?Hep merak etmişimdir.

uçan talhanın annesi said...

valla o emine ben deilim :D
şaka bir yana ne anlarlar oraya buraya isimlerini yazmaktan hiç bilemiyorum. tarihi eserler, banklar, duvarlar, ağaçlar... neyi kanıtlamaya çalışıyorlar???

kale ve katedral çok ihtişamlı, sühendanın dediği gibi. ben gündüz de tek kalamazdım sanırım :D

bu arada afferim mk'ya... uslu uslu durmuş... halden anlıyor bu çocuk. o kadar yer tırmanmak mızmız bir bebişle çok zor olurdu eminim...

ipek said...

yurdum insanı her nerede olursa olsun sevdasıyla da, zekasıyla da(!) kendini göstermekte çok becerikli canım..
kaahan'a çok güldüm:)

Sebnem'den said...

Çok güzel yerler...
biliyoorsun bizim kalelerin dibinde tinerciler kol gezer,mangal yapılır,duvarlarına işenir,olmadı eşek besleyip kesip,sucuk diye millete kakalarlar..
kale gibi kale gördüm sayende..
10 değil 100.000 fırın ekmek yememiz lazım..

Kuaybe said...

Ben de "Siz de Kaahan yazsaydınız keşke.." diyecektim ama Ayşe Şule hanfendü erken davranmış :P

Gezi harika olmuş.. Fotoğraflar daha da harika.. En harikası da bunları bizimle paylaşman.. Sağol cicim :))

((Y*A*S*E*M*i*N)) said...

Merhabalar,
İngiltereye gidip kale ve katedral ziyareti yapmadım demiycem bundan sonra.
Görmüş kadar oldum doğrusu. Resimler çok güzel.

O AHMET VE EMİNE yi de gören bilen varsa şööyle bir güzeeel tımar etsin!!!!

Anne ve Bebisi said...

Cok tesekkurler arkadaslar:)
Ancak sunu eklemeliyim ki, onca kale gordum, en guzel manzara Bodrum Kale'sinde, onunla yarisabilecek olanini gormedim:) Imkani olan herkese tavsiye ederim Bodrum Kale'sini. Muhtesem otesi bir manzarasi var.

Insanlarimiz neden saga sola isimlerini yazarlar ben de anlayabilmis degilim. Umarim kalenin 1000 yillik taslarina yazmamislardir, tek teselli bu:))

Ayse said...

Merhaba. Blogunuzla yeni tanistim ve cok sevdim! Mehmed Kaan'in dogum hikayesini ne kadar guzel anlatmissiniz. Ozellikle resimlerin altina yazdiginiz yazilar cok guldurdu beni, hepsi cok sevimli. Mehmed Kaan'i da Allah bagislasin, masaallah cok sevimli, cok tatli bir cocuk.

Derya said...

İstanbul surlarını (veya herhangi bir mekanı) restore edenler, çektiğin resimlere bakıp bir ders çıkarabilseler keşke. Bizdeki restorasyon anlayışı, o yerin, yeni malzemelerle baştan sona tekrar yapılması ne yazık ki! Eminim daha sonra da karşısına geçip "Eskisinden daha güzel oldu" diyerek böbürleniyorlardır. Paylaşımın için teşekkürler...

x