Monday, 17 March 2008

MK bu sabah, annesinin yaptığı akıtma/krepi yerken...

Bebeği 6. ayına yaklaşan pek çok annenin aklını şu anda, bebeklerini katı gıdaya nasıl geçirecekleri, ne verecekleri, nasıl verecekleri gibi konular meşgul ediyor :)

Katı Gıda konusunda çok gel gitler yaşadım. Bir tarafta doğrudan yağlı salçalı yemeklere geçiş yapanlar, diğer tarafta uzun süre sebze ve meyve püresi ile besleyenler. En sonunda bu konuda 1 tek doğru olmadığı kanaatine vardım :)

Düşünürsek, Japonya'dan Güney Amerika'ya, Afrika'dan Antartika'ya kadar dünyada binbir çeşit millet var. Tabii her milletin de ayrı bir yemek kültürü. Binlerce yıldır, dünyanın dört bir köşesindeki insanlar farklı farklı şekillerde bebeklerini katı gıdaya alıştırıyor.

5.5 ay civarında, çok çok minik parçalar halinde muz, avokado, tatlı patates, havuç verdik MK'ya. 6. ay içinde bir ara sofradaki yemeklerden vermeye başladık. Balık, tavuk bile vermiştik. Daha çok tattırdık diyebiliriz aslında.

Sanırım 6. ayın sonlarıydı, MK diş çıkarma dönemine girdi. Muhtemelen dişleri sızladığı için yemek yemeyi bıraktı. Bazen sadece, bir parça muz yerdi. Hiç zorlamadım. Zaten zorlasam ne olacak ki? Boğazından şırınga ile mi vereceğim? Yemiyorsa yemiyordur.


7. ayda babaanne ve dedesi gelince ikilemlerden kurtulduk:) MK doğrudan masadan yemeye, bardaktan ayran içmeye falan başladı :) Böylece MK'nın katı gıdaya geçiş serüveni tamamlanmış oldu :P

O zamandan beri doğrudan masadan yiyor.

Başından beri yiyeceklerini süzgeçten, robottan geçirmedim. Ya elimle, ya çatalla ezdim, küçük lokmalar halinde verdim. 7. ayda babaanne ve dedesi doğrudan eline ekmek tutuşturdular, gayet güzel, olmayan dişleri ile ısırıp, çiğneyip yutmuştu :)

Yiyecekleri püre yapmadan vermenin 2 faydası var. Hem çiğnemeyi öğreniyorlar, hem çiğneme hareketleri ağız hareketlerinin gelişmesini, böylece de daha erken konuşmaya başlamalarını sağlıyor.

Çocuğuna günde 10 kase yemek yedirmeye çalışanların, çocuğunun yediği yemekleri saatlerce hazırlamaya çalışanların psikolojik olarak hasta olduğunu düşünüyorum. Tüm bunların altında kesinlikle bazı rahatsızlıklar yatıyor. Elbette çocukların mümkün mertebe sağlıklı, doğal ve tabii yeterli beslenmesi çok önemli ama abartmaya gerek yok. Herhalde tarihte, bizdeki bazı annelerin abarttığı kadar abartan olmamıştır.

********************

Sevgili Bir Hoş Seda, boza yapmak çok kolay-mış :) Tarifi buradan aldım ama ararsan internette çok tarif bulabilirsin. Pilavlık bulgur diyor ama başka yerlerde köftelik ince bulgur tavsiye ediliyor. Bu akşam da ince bulgur ıslatacağım, bakalım o nasıl olacak :))

********************

Sevgili Erinimiz, doğumgünün kutlu olsun :))))

10 comments:

mrakrep said...
This comment has been removed by the author.
minik talhanın annesi said...

oh afiyet olsun minik paşaya...
daha önce de söylemiştim tatsız tuzsuz şeyleri yemiyo ağır yemek istiyor bu paşa :D
bizde katı gıdalara geçiş annem sayesinde çok kısa sürdü :D ilk iki hafta tülbetten süzüp veriyordum meyve sularını annem ben uğraşamam yaşlı kadınım dedi püre haline getirmeden vermeye başladı. bizim geçişimiz acısız ve kısa sürdü :D ben ne kadar müdahale etmeye çalışsam da tüm gün annemle olduğu için talha'nın yemek mevzusunda annemin yöntemi geçerli oldu... şu an talha zayıf ama yememekten değil bir dakika oturmamaktan :D

Nihan said...

Bence de zorlamamak, bebegin isteklerini, nelere ilgi gosterdigini gozlemlemek cok onemli. Cunku neticede siz cocugun karsisinda kendinizi de paralasaniz, neyi ne kadar yemek isterse onu o kadar yiyor. Bir de bence asla ve asla cocugun kilosuna falan takmamak lazim. Yani kilolu cocuk saglikli, kilosuz sagliksiz dememek lazim. Ben sizin kati gidaya gecis yolunuzu cok takdir ettim (basindan beri takip halinde bir okuyucu olarak).

Eren Derin said...

Süper bir yazi ;) Ne zamandir bekliyordum.. Yemekleri ezmekte haklisin. Benim cevremde de cok uzun süre püre yapanlar var. Cocuklari 3-4 yasina geldi hala püre yiyorlar. Büyük parcalari disleri olmasina ragmen parcalayamiyorlar. Hatta annemin kresindeki 4 yasindaki bir cocuk yediklerini agzinda biriktiriyordu. Cigneyip yutamiyordu. Aksam üzerine dogru hala agzinda bezelye taneleri vardi..
Bizde artik iki hafta sonra basliyoruz.. Ilk deneyimlerimizi yazarim ;)

sühendan said...

Hiç boza içmedim ama sen bahsettikçe merak etmeye başladım şu bozanın tadını.Bulgurdan yapıldığını bile bilmiyordum:(

Ben de ek gıdalar konusunda sana katılıyorum.

AycA said...

O hasta olduğunu düşündüklerine bende aynı düşünceler ile katılıyorum.. hatta ben şöyle bir diyalog bile duydum:
anne:" aç ağzını hadi çocunn" ( bu arada tabi içocuk sofrayı terk etmiş anne peşinde..
çocuk: "ıhh hayır" ( henüz 1,5 yaşında olduğu için derdini ancak bu kadar anlatabilyor zavallım)
anne:" yok yok sen bilmiyorsun açsın sen doymadın daha" !!!!
bu arada masada çocuk zorla bir saat önce muz ve kurabiye yemiş olduğunu da öğrendiğimiz bir durumda yemeğinin bir kısmını yemiş bulunmaktaydı!!..
Türk milletinin özellikle aç kalmak ve üşümek ile ilgili bir problemi var kesinlikle..
Afferin benim paşama.. ne de güzel elleriyle yutuyor.. bende senin gibi hiç püre falan yapmadım.. bugün hatta baktım kuru kayısıyı tıkır tıkır yiyiyor :)
Bebeği izlemek ve taleplerine cevap vermek çok önemli bu katı gıdaya geçişte..
Ayrıca teşekkür ederiz :)
Sevgiler..

Anonymous said...

..."Çocuğuna günde 10 kase yemek yedirmeye çalışanların, çocuğunun yediği yemekleri saatlerce hazırlamaya çalışanların psikolojik olarak hasta olduğunu düşünüyorum. Tüm bunların altında kesinlikle bazı rahatsızlıklar yatıyor. Elbette çocukların mümkün mertebe sağlıklı, doğal ve tabii yeterli beslenmesi çok önemli ama abartmaya gerek yok...."
Yukaridaki cumlelerde yaptiginiz teshislerin biraz abartili buldum. Psikolojik rahatsizlik, hatta hastalik olarak degerlendirmek icin bir yetkiniz veya egitiminiz oldugunu goremedim. Bebek bakimi ve cocuk yetistirme konularinda cok okuduguuz, bilgilendiginiz belli olmakta, ama sanirim sizde kabul edersiniz ki, butun yemeklerini pure olarak yiyen bebeklerin sonradan cigneme problemleri oldugu veya konusma bozukluklari oldugu gibi bir bulgu
yoktur tip tarihinde!
Saygilarimla,
EKE

figen said...

6.aydan itibaren meyvayla başladık cam rende ile rendeleyip, püre olayı en fazla bir ay sürdü , hele dişleri çıkınca çok daha rahat çiğniyor. mısır gevreğini , çubuk krakeri ön dişleriyle bir çıtırdatması varki görülmeye değer ..
başlarda brokoliye bayılırdı şimdi yemiyor,ağız tadı gün geçtikçe değişiyor ,şimdilerde zeytinyağlı yer elması favorisi :) aslında şanslıyım yememe sorunu olmadı bugüne kadar , inşallah bundan sonrada olmaz ..
sevgiler

KEO said...

Ceren de beşinci ayın başında ek gıdalara başladı.1 aylık tecrübelerini toparlıyorum yazacağım.Henüz dişi yok ama bazen oyalamak için eline büyük meyve parçaları bile veriyorum şimdiden.Açalya'nın Dante'ye verdiği ekmek parçasının videousunu gördükten sonra cesaret aldım, boğazına kaçarsa "küt küt vururum çıkar" diye yazmıştı:))sevgiler..

Sevgili Sayfa said...

Esra selam,

Her konuda olduğu gibi "iyi anne olma" kriterleri de kişiden kişiye değişebilir. Herkesin kendine göre hassas olduğu noktalar olabilir. Kimimiz daha endişeliyiz, kimimiz optimist, düzenli, dağınık,... Anne olunca da bu kişisel özelliklerimiz nasıl anneler olacağımızı etkiliyor kesinlikle. Bence de "psikolojik olarak hasta" yerine "doğru bulmuyorum" ya da ne bileyim "gereksiz olduğunu düşünüyorum" demek daha yerinde olurdu.
Her ne kadar bebek beslenmesi ve katı gıdaya geçiş konusunda seninle benzer fikirlere sahip olsam da kızıma ezip, süzüp saatlerce püreler hazırlamasam da izninle bu satırları azıcık eleştireyim dedim :-)

Bu arada boza çok güzel görünüyor. Üşenmesem yapıcam nerdeyse. Allahtan burada marketlerde satılıyor. E evde yapılan gibi olmaz tabi ama naparsın idare edicez :-)

MK'ya öpücükler
Sevgiler
Gülfer

x