Thursday, 29 November 2007

Shopping Day Wednesday!

Sarı Kanarya :)


Şaşkın Kanarya :)

Bir önceki postun yorumlarında normal doğum konusunda fikir isteyen sedaydin isimli arkadaş; umarım ben bu satırları yazarken sen doğum yapmışsındır ya da en azından sancın başlamıştır :)

Eğer pazartesiye kadar bir gelişme olmazsa doktoruna suni sancı verip veremeyeceklerini sor. Ankara'daki bir arkadaşım gecikme olunca suni sancı ile normal doğum yapmıştı. Suni sancıyı ya fitil veya krem olarak ya da dil altından hap olarak veriyorlar burada. Normalde suni sancıyı verdikten sonra eve göndermezler çünkü çok kısa süre içinde doğum başlar.

Suni sancı ile gelen doğum sancısının çok daha şiddetli olduğunu söylüyorlar. O yüzden ağrı kesici seçeneklerini önceden konuşabilirsin doktorunla. Epidural dışında bir seçeneğin olmayacaktır sanırım :) Epidurali belli bir açılma olmadan (sanırım 5 cm) vermiyorlar. Öncesinde verebilecekleri bir şeyler varsa onları da konuşabilirsin. Bildiğim kadarıyla suni sancı ile olan doğumlar hızlı oluyor. Açılmaların da hızlı olur bu durumda:)

Dualarımız seninle:)

MK Alışverişte!

Çarşambaları gelenekselleşmeye başladı :)

Çarşamba günleri çarşıdaki dükkan-mağazalar ve alışveriş merkezi akşam 8'e kadar açık. Normalde 5.30-6'da kapanıyorlar. Çarşambaları 3-4 gibi evden çıkıyorum, MK ile gezip dolaşıyoruz, kahvemizi içiyoruz:


Neler almışız diye bakıyoruz :)


Akşam 6 gibi de işten çıkan eşim gelip bizi alıyor, eve dönüyoruz.

**************************

Ekoseli, yumuşacık, yünlü bir etek istiyorum. Renk olarak kahverengi ya da bordo ağırlıklı tercihimdir, görenlerin, duyanların, en güzeli; bulanların blogumuza başvurmaları rica olunur :)

**************************

Oh bee!

Cumartesiden sonra, 5 günün ardından poo bugün teşrif etti. Yarın doktordan randevu alacaktım, o kadar gerdi bizi!

**************************

MK organik yesin diye organik sebze&meyve almaya başladık. Normalden biraz daha pahalı oluyorlar ama çok bir şey de farketmiyor hani. Hatta geçen gün organik havuçta indirim vardı, evde 1 poşet olmasına rağmen, 1 alana 1 bedava olduğu için 2 koca poşet daha aldık! Neredeyse 2 kilodan fazla havuç var evde! Ye ye bitmiyor tabi:P Tavşana döndük :P Kabızlığını körüklüyor diye MK'ya da vermedim kaç gün, zaten yese ne yiyecek:))

Bugün de eşim öğle arasında, iş yerinde, canı çekiyor diye gitmiş 600 gr, koca bir poşet dilimlenmiş havuç almış! Tabi yememiş, eve getirmiş! Halbuki ben ne güzel temizlemiş, dilimlemiştim, kemiririz arada, biter diye! Daha onlar duruyor dolapta. Bak şimdi aklıma geldi, gidip kemireyim biraz :P

... Kart... Kurt... Nerde kalmıştık? Hah! Tavşana dönmek üzreyiz, miyobum falan geriledi, o derce yani :)

Ben şimdi bunlardan ne yapayım da tüketeyim? Havuç topları diye bir şey vardı sanki, hindistan ceviziyle kaplıyorsun falan ondan yapayım ama evde ne bisküvi var, ne hindistan cevizi yeter. Cumartesi denerim artık. Başka fikri olan?

... Kart.. Kurt...

**************************

Bugün akşamüzeri MK ile bir uyku çekmişiz, 2 saat kadar ki MK için kendi çapında bir rekor gündüz uykuları için! Ne zaman gündüz onunla uyusam (geceleri zaten birlikte uyuyoruz) daha uzun ve daha derin uyuyor. Sevgili hamileler ve yeni anneler, deneyin, tavsiye ederim.

**************************

Az önce Asya'ya yazınca aklıma geldi, buraya da ekleyeyim dedim. Belki herkes aynı şeyi yapıyordur bilemiyorum:) Amerika'yı bir kez daha keşfetmiş olabilirim :)

MK için hazırladığım küçük bir çanta var. İçinde bir kaç bez, ıslak mendil, fazladan body, pantolon vs yedek giysilerden birer kat. O çantayı hep hazırda tutuyorum, dışarı çıkarken aynen alıyorum, çanta hazırlama derdi olmuyor. Eve gelince beresini, ayakkabısını da içine atıyorum bazen, bezleri kullandıysam yenilerini ekliyorum ve çantayı giriş kapısına yakın tutuyorum :) Çıkarken bir de çanta hazırlama derdi olmuyor. Denemediyseniz, tavsiye ederim.

**************************

Yarın yine çarşıda işler var. Buzdolabında bekleyen pırasalar var. Börek hamuru açabilir miyim acaba evde? Hem pırasalar değerlenir, hem akşam yemeği aradan çıkar :))

Şöyle 4-5 hamur açmak için ne kadar malzeme kullanmam lazım? Tecrübeli hanımlar, tavsiye bekliyorum :)



Tuesday, 27 November 2007

Cimbom'lu MK!

Alooo süt siparişi vermek istiyorum :)

Benim hayatımda TV yok. Zaten o yüzden her gün blog yazabiliyorum ya :) İzlediğim bir kaç türk dizisi var, onları da ya yemek yapıp-bulaşık yıkarken ya da internette dolaşırken arka plandan dinliyorum.

Dün akşam, yeni başlayan bir programı-bir brother tarzı bir programı izledim. Çocukları konusunda sorun yaşayan aileleri, çocukları ile birlikte kocaman bir eve koymuşlar, onlar orda günlük yaşamlarına devam ediyor (kameralar altında tabii), uzmanlar da onları izleyip yorumlarda bulunuyor, zaman zaman anne babalarla konuşuyorlar, yönlendiriyorlar vs.

Şimdi bir nefes alın ve çizeceğim tabloyu sakin kafayla düşünün.

21 yaşında genç bir kadın. 3 yaşında üçüzleri var. 6-7 aylık bebek arabasında bir bebeği daha var. Veee 5. çocuğuna bir kaç aylık hamile!

İngiltere için hiç de garipsenecek bir tablo değil.

Üstelik, anne sabah 10'da uyanan, geniş ötesi bir insan. Baba, uzmanların bile çok takdir ettiği, çocuklarına düşkün, onlarla çok ilgilenen, 21 yaşından daha büyük olduğunu zannetmediğim gencecik bir insan.

21 yaşında ve 5. çocuğuna hamile. 35'ine gelene kadar kaç çocuğu olur varın hesaplayın.

Bu ailenin problemi, kadının özellikle üçüzleri idare edememesi, babanın sürekli çocuklarla ilgilenmesi ve sonucunda bunalıma girmesi vs.

Genç İngilizlerde, erken yaşta ve çok çocuk doğurmak bir nevi arkadaşlarına hava atmakiçin kullandıkları bir şey gibi. 'Siz daha çocuksunuz, ben çoluk çocuğa karıştım, büyüdüm' gibi bir mesaj barındırıyor sanırım.

Evde 2 aile daha var ama bunlar kadar ilginci yok henüz.

********************

MK'ya çorba yaptım, Ozy'nin blogunda yazdığı patatesli-havuçlu çorbayı. Evde normal patates yoktu, tatlı patates denilen ama tadı aslen kabağa benzeyen patatesten koydum.

Yemedi tabii MK :) Tadına baktım da, ben olsam ben de yemem yani :)

Akşam eşimin aklına geldi, su içirdiğimiz bir bardak var, biberon değil ama ağız bölümü delikli falan. Ona koyduk, ısıtmadan hem de, soğuk soğuk bir güzel içti :) Kalanını buzluğa attım, belki buzluktan çıkmış halini daha çok sever :P

********************

Battaniye ya da yere yayılabilecek yaygı gibi bir şeye başladım. En basit haroşadan, kare kere örerek ekleyeceğim. Örgü ustası kayınvalidem görünce güler herhalde ama olsun :)) Kış için oyalanmalık bir şeyler lazım :))


Sunday, 25 November 2007

Meral ve Yeşim geldi:) Badem şekerimi de getirmiş Meralcim sağolsun:) Yeşim de güllü lokumumu:)

MPcim:) Badem şekeri dışı beyaz kaplı olan, Bebek badem şekeri nasıl bir şey?

Sonraa.. Çukulatalı drajelerimi de getirmiş Meral:) Bir de Meral&Meltem MK için çok güzel kıyafetler almışlar:) Bir gömlek-pantolon var ki, delikanlı olacak oğlum :))

Bu fotoğraflar çocuklarla buluşmadan önce girdiğimiz süpermarketten.

Fotoğraf makinasını çocuklarda unutmuşum :(( Telefonla çekeceğim bir kaç gün. En kısa zamanda gidip almalı.

Saturday, 24 November 2007

Cuma Akşamı:
Kendi kendisini paketleyen MK!

Hello Mum!

Mandalina ve muz tadan MK!
(Ya da uzaktan kumanda mı demeliyim? :))

Mutfağa götür çocuğum tabağı!

Cumartesi:

Bugün Sussex bölgesindeydik. Sabahtan önce eşimin bir arkadaşına uğradık. MK için aylar önce hediye alan ancak görüşemediğimiz için veremeyen arkadaşın çalıştığı otele uğradık.

Otelde 4 çocuklu, Asyalı bir aile tanıştık. 4 çocuk büyütmüş olan kadın MK'nın 6 aylık olduğunu bir bakışta anladı :) Kucağına alıp sevdi, çok güzel anlaştılar.

Bebekler çocukları, büyüklerden daha ilginç bulup, daha çok seviyorlar :)


With Uncle Ali :)

Sonrasında da arkadaşlarımıza geçtik. Sağolsunlar güzel güzel Indian yemekleri hazırlamışlar. Birden şevk geldi, eve gelince internetten araştırdım. Meral uzun zamandır niyetli ama daha el atamadı Indian mutfağına, ondan önce başlayayım hehehe :) Normalde yemek konusunda yeteneksizim, komplex Indian mutfağıyla nasıl başedicem acaba :P

Biz spicy/baharatlı yemekleri götürürken MK da kavun kemirdi biraz. Soğuk kavun diş etlerini de rahatlattı.

İşte peri kızı Perivar hanım :) 3 gün sonra 3 aylık olacak. Maşallah sana esmer güzeli :)

Bebişin babası uzman doktor (estetik cerrah), MK'nın kabızlığı konusunda bal önerdi. Balı normalde malum 1 yaşından önce yasaklıyorlar, alerji sebebiyle. Ancak onlar Pakistan'da kullanıyorlarmış ve bir doktor olarak da gayet rahat tavsiye etti.

Dün MK'ya kabızlık şurubundan vermiştim ama poo'sunu yapmamıştı. Bugün de çok keyifsizdi. Akşamüzeri dönüşte arabada poo teşrif etti :) Arabayı kenara çekip arabanın içinde altını değiştirdim. Eşim önce arabada oturuyordu, gelecek kokuyu bildiğim için dışarı çıkmasını tavsiye ettim. "Yok canım bişi olmaz" diyordu ama ben altını açınca, kendisini dışarıya nasıl attığını bilemedi :))

Poo'yu yaptıktan sonra keyfi yerine geldi :)

Eve gelirken bekar hayatı yaşayan Nihat ve Murat amcaları davet ettik. Tabi gönül isterdi ki bir ev yemeği yapayım, çocukların midesi bayram etsin :) Ancak bu gezentilikle hazır bir şeyler yedik, bir de gelirken utanmadan Murat amcaya aldırttık :P Kendi yemeğini de kendisi getirmiş oldu yani :))

Kızlar yarın geliyor:) Çok özledik onları :) Önce IKEA'ya uğrayacağız, (almak istediğim bir iki mutfak malzemesi var. Bir de beğenirsem nevresim takımı. Oradan aldığım takım çok kaliteli çıktı, tavsiye ederim.) sonra da kızlarla buluşacağız inşallah.

Friday, 23 November 2007


MK'yı emzirdiğim mekanlara bir yenisi katıldı bu sabah. Görüşme için gittiğimiz bankanın müdür odası! Şansıma menajer 3 çocuk büyütmüş, tecrübeli bir kadındı:) Yerinde durmayan MK'ya oyalanması için lolipop bile verdi:)

Menajer, bu yaşların keyfini çıkar, büyüdükçe dertleri de büyüyor bunların dedi :)

Hayat sigortası yaptırdım bu sabah! Hep birlikte oturduk, hesap kitap yapmaya başladık. (Eşim+Ben+Menajer)

Şu kadar sterlinden 30 yıllık sigorta yaptırırsan, 30 yıl dolmadan ölürsen şu kadar para, yok şu kadar sterlinden 40 yıllık sigorta yaptırırsan bu kadar para, eşine şu kadar, çocuklarına bu kadar para... Eşin senden önce ölürse şöyle, sen ondan önce ölürsen böyle..... diye diye kadın içimi daralttı :)

Teyze bi dur ya, ağzını hayra aç, ağzından yel alsın, ne diyosun seeen :)) Yok 30 yıla varmadan ölürsen, 40 yılı geçersen bilmem ne! Yarım saatlik; "ne zaman ölürsem, ne kadar yaşarsam" muhasebesi bile tüylerimi ürpertti. İnsan ölümü aklına pek getirmiyor, hele de 6 aylık bir çocukla günü ışık hızıyla yaşarken ama bir an durup düşününce, bunun her an yaşanabilecek, hayat sınırındaki son tecrübe olduğunu hatırlıyor.

Bilgisayar ekranında, sigorta için hesaplamalar yaparken kendimi çok garip hissettim.

Neyse, sonuç itibariyle bir hayat sigortam var, her ne kadar hayatın sigortası olmasa da.
70 yaşına kadar mı, 60 yaşına kadar mı yaptıralım hesabı yaparken eşime, biz Türkler 70 yaşına kadar pek yaşamayız yahu, yaş ortalamamız düşük, ne gerek var dedim :))

Bana kalsa hayat sigortası falan yaptırmam ancak ev alma hayallerimiz büyüdüğü için yaptırmak zorunda kaldık. Bu ülkede Mortgage, yani ev kredisi aldığınızda 25-30 yıllık ödeme planı çıkarılıyor. O zamanı kapsayan bir hayat sigortanızın olması da kredi almanızı kolaylaştırıyor. Sırf işimizi görsün diye yaptırdım yani. Eşimin zaten vardı, bankadan daha önce kredi çektiğinden yaptırmak zorunda kalmıştı:)

Çıkışta, biraz içim açılsın:) ve uykusu geldiği için yerinde durmayan MK uyusun diye kendimi süpermarkete attım.



Açlık sebebiyle düşen kan şekerimin bana aldırttıkları!


Dönüş yolunda, Charity Shop denilen, yardım amacıyla 2. el eşyalar satan dükkanlardan birisine girdim. Öylesine bakınmak için, hazır MK da arabasında uyuyorken. Aşağıdaki takımı buldum. Maddesi nedir bilmiyorum, bakır sanırım. El yapımı ve çok ucuz olduğu için de aldım:) Bunları alırken, onların yerine evden göndereceğim 2 ıvır zıvırı düşünüyordum:)

Eve yaklaştığımda, daha önce sling hakkında sorular soran Hintli komşuma rastladım. 18 aralıkta 2. çocuğunu bekliyor. Kullandığım yıkanabilir bebek bezleri ile ilgili bilgi istedi. Ona uğrayıp bezleri aldığım internet sitesine baktık beraber.

Hollanda'dan gelmişler İngiltere'ye. Bir kaç yıl sonra da Hindistan'a geri döneceklermiş. Oraya yerleşeceksiniz yani? dedim. Yok, dedi, Hindistan'dan sonra da başka ülkelere geçeceklermiş :) Bizden de göçebesi var yani:))

Eve dönünce Ozy'yi aradım, bebekli iki hatun olarak bebeklerden ve çocuk eğitiminden konuştuk bolca:) Bu arada mızmızlanan MK'yı ayağımda sallarken durmayacağı için kucağımda gezdiriyordum. Ben telefonda konuşarak koridorda gidip geliyorken baktım kafası düşmeye başladı:) Bir süre sonra da omuzumda uyuya kaldı. 6 ay+1 hafta+3 gün içinde ilk kez:) Eh dünkü uykusuzluğun üzerine bir de bu sabah erken kalkınca, daha fazla dayanamadı :)

2 saat kadar uyudu ki, bu da kendi çapında bir rekor :) Akşam da 19:00'da bayıldı yine.

Yarın, ağustos sonunda doğum yapan, Londra dışında oturan Pakistanlı arkadaşımı ziyarete gideceğiz. Bakalım Perivar bebiş ne kadar tatlı bir bebişmiş, gidip görelim, sevelim:))

Pazar günü de kızlar geliyor :) Badem şekerlerim de geliyoooorr :)) 1 hafta çabucak geçti :)

EK1 : Saat 20.00 ve uyandı, salonda esneye esneye oturuyor!
EK2: Bugün avokado verdim ancak 1-2 çay kaşığı ancak yedi. Biraz da su içti, hepsi bu. Bir de şöyle zeytinyağlı bir çorba yapyım bakalım :) Kuru kuru püreyi napsın çocuk :)

Thursday, 22 November 2007

Dünden bir kare:



Bugünden de var ama onları bilgisayara yükleyecek halim yok.

Önce güzel haber: Babaanne ve dede vizelerini aldılar:) Bir kaç haftaya geliyorlar inşallah.

******************************

MK, annemin deyişiyle .ok kadar şey :) bugün 2 koca insanı alt etti :)

Sabah, sabah uykusu yapıp 10.30 gibi uyandı. Sonra...? Öğleden sonra bir ara emerken kestirdi, 5 dakika kadar, yatağa bıraktım 5 dakika daha uyudu, etti 10 KOCA dakika:)

Akşam 16.30 olduğunda uykusuzluktan bayılmak üzereydi, öncesinde napıyordu derseniz, hem yerde durmak istemiyor, hem kucağıma geldiğinde her şeye ve her yere saldırmak istiyor :) Yani ne istediğini o da bilmiyor:)

Biraz elma verdim bugün yine ama bir-iki çay kaşığı yedi yemedi, parnship diye bir, bir.. hmm bir sebze var:) Havuca benziyor ama beyaz renkli, Türkiye'de hiç yememiştim ama belki vardır ben bilmiyorumdur, türkçe karşılığını da aradım ama bulamadım, neyse :) ondan verdim ama onu da yemedi. Yarın avakado deneyeceğim yeniden. Bakalım.

16.30 demiştik en son.. Emzirip uyuttum, 1 saat uyudu, uyandı. Sonra..? Sonra saat 10.22 idi eşim uyutup odadan çıktığında. Akşam 8 gibi başladık uyutma çalışmalarına, 2.5 saat her yolu denedik ama uykusuzluktan bayılmak üzere olmasına rağmen uyumadı bir türlü.

Emerken içi geçiyor ama bir türlü tam dalmıyor, ayağımda sallamaya çalışıyorum kendi doğrultup kalkmaya çalışıyor, izin alamayınca da ağlıyor:)

Sonra birden bire sanki saatlerce uyumuş da uykusunu almış gibi pür neşe sağa sola sarkıyor:) Yüzünde güller açıyor :)

Bir eşim sallıyor, bir ben sallıyorum ayakta. Bir ara battaniyede salladık ama o bile fayda etmedi.

En son eşim uyutabildi çok şükür.

Uyudu, 1 saat sonra emmeye kalktı. 1 saate yakındır yine uykuda. Bakalım gece nasıl geçecek?

Bütün gün kucak ve oyun istiyor :) Babaanne ve dede gelince bütün gün doysunlar birbirlerine :))))))

Emerken birden bırakıyor, anında ellerini ağzına sokup onları emmeye başlıyor.

Elma ve parnship yemedi ama yine kaşla göz arasında dergi kapağı yedi:) Odadan salona geçtim, 20 saniye sürmedi, geri döndüm, kapaktan bir parça kopmuş! Eşimi çağırıp gösterdim:) Ağzında bir küçük parça buldum, çıkardım. Parçaları birleştirdik, az bir miktar gitmiş:) Bir de üstüne geğirdi şaşkoloz :P

Çıkar yarın kakasından :P

Tabi kaka yapabilirse zavallım. Bugün 2 kere vermeme rağmen şurup poo'su yok henüz ortada.

******************************

Bugün haberi alınca hemen çalışma-ma odamıza el attım. Atılacak bir tomar şey buldum tabii. Daha eşimin gözden geçirmesi gereken dağ gibi bir kağıt yığını var. Benim de daha atabileceğim şeyler çıkacaktır, yarın vakit bulursam son rötuşları tamamlamalı.

Kayınvalidemin MK için getireceği bir sürü yeni şey var. Yorganı, yastığı, yeni takımları, bornoz seti, kıyafetleri... Benim yatak odasını, dolapları bir daha gözden geçirmem gerekecek:) Biraz daha yer açmam lazım :)

Mutfakta temizlenecek bir şey kalmadı, dolapları güzelce istifleyip, tezgah üstündekileri dolaplara koyacağım o kadar.

Bir de çiçekleri verdim mi, tamamdır:)

Bana kalsa, yatak odasındaki yatağı ve salondaki yemek masasını ve sandalyeleri de çıkarırım:)

Yer yatağı gibisi yok. İşin olmayınca kaldır kenara koy.

Masa yerine de otantik bir yer sofrası:) İşin olmayınca onu da katla kenara koy:)

13 yıllık göçebelik ve sürekli eşya toplama, taşıma, yerleştirme derdi başıma vurdu sanırım :P

Eşime bile, evde gereksiz ne varsa temizliyorum, haberin olsun dedim:P

******************************

Yarın sabah bankada işimiz var eşimle, sonrasında, MK durursa eğer, çarşıdayız :))

******************************

Şunların hastasıyım: fxcuisine.com

Hiç evde yapmayı denemedim ama MK babaanne ve dede ile oynarken alışkın olmadığım:) vakit bolluğunda deneyebilirim:) O vakte kadar markete talim :)

Wednesday, 21 November 2007

Saat 23:43 olmuş! Ne zaman oldu, nasıl oldu? Hiç anlamadım!

Nerden başlamalı...?

MK niye don+atlet geziyor diye merak eden arkadaşlara yazayım önce:)

Evin sıcaklığını gece gündüz 20-21 derecede tutuyoruz. Bebek ve çocuklar için ideal sıcaklığın 16-18 derece arasında olduğunu söylüyorlar burada. Bebeğe de o sıcaklıkta body+üzerine ayaklı bir tulum giydirmenin yeterli olacağını.

MK 1 haftalıktı tam, hamile iken kontrollerimi yapan tecrübeli ebem doğum sonrası kontrole geldi. Ben t-shirtle oturuyordum, MK'ya da body üzerine ayaklı tulum giydirmiştim.

Ebenin ilk söylediği şey; "Sen kendin t-shirtle oturuyorsun, çocuğu neden böyle giydiriyorsun? Soy çabuk onu, soy, soy, soy!!" olmuştu: ) "Sen nasıl giyiniyorsan, onu da öyle giydir." diye tavsiye etmişti. O günden beri MK evde body ile oturuyor :) Dışarı çıkarken de, ben ne giyiyorsam O'nu da ona göre giydiriyorum.

Bugün MK'yı emzirmek için girdiğim bebek odasına bir kadın geldi, Asyalı. Kendisi incecik bir bluz giymiş, muhtemelen ketendi. Altında da yine ince bir pantolon. Bebek ise; body, üzerine ayaklı tulum, üzerine pantolon, üzerine kapkalın, ayaklı-şapkalı sokak tulumu, içi tülü, polar vs.
Soy soy bitmedi bebecik :) Yazık o bebeğe!

Bebekler de ancak bizim kadar üşürler. Hatta tam tersi, onlar bize oranla daha çabuk sıcaklarlar. 20 dereceyi biz 20 derece olarak hissederken onlar 21-22 derece olarak hissederler. Bir de bunun üzerine 5 kat kıyafet giymek zorunda kalınca düşünün zavallıcıkların halini.

Siz nasıl giyiniyorsanız bebeklerinizi de öyle giydirin. Burada tavsiye edilen bu.

Ben çizme giyip üşürken, çorapsız gezen çok bebek gördüm burada. Ya da kendim palto giyiyorken ince bir hırka giyen bebek...

Yani, evin sıcaklığını 18-20 derecede tutup, body üzerine ayaklı bir tulum giydirmeniz yeter de artar bile. Soğuktan bir zarar gelmez, asıl sıcakta mikroplar azıtır.

Geceleri de 20 derece civarında iken ev, body+ayaklı tulum üzerine 1 penye battaniyeyi tavsiye ediyorlar, ben de öyle yapıyorum. Alt tarafı kapalı, çuval gibi aldığım uyku tulumunun içinde dün gece kıvranınca MK aklıma geldi, çıkardım onun içinden. Hemen uyudu. Meğer sıcak geliyormuş! Bu akşamdan itibaren yine tek battaniyeye döndük.

Bir de erkek çocukların altlarının çok kalın giydirilmemesi gerektiğini duydum. O yüzden Asyacım, boşver sen iç donu falan. Body üzerine bir eşofman giydir yeter.

Bezsiz Bebek, Diaper Free konusunda aldığım kitabın yazarı evde doğum yapmış. Doğumdan hemen sonra bebeklerini çıplak olarak kucaklarına almışlar ve 3 hafta (yazı ile ÜÇ hafta) bebeğe hiç bir şey giydirmeden (ilk günler bez giydirmişler, sonrasında onu da çıkarmışlar, çiş-kaka sinyallerini alabilmek için) sadece ten tene temasla yaşamışlar.

Evet, bebek yaşıyor:) Evet, gayet de sağlıklı:)) Hatta çiş-kaka, bez, tuvalet eğitimi falan olmayan bir bebek:))

******************************

Dün en önemli haber yazmayı unutmuşum :) Aldığım kabızlık şurubundan bir çay kaşığı kadar verdim, yarımşar saat arayla iki kere yaptı çok şüküüür :) Bugün de mızlıyordu, uzun zamandır kendi kendine kakasını yapamadığı için aklıma gelmedi:) Meğersem, şurup vermememe rağmen yapmış :) Mutluyuz:))

Ah bir de şu dişler çıksa :(

Bazen ağrı giriyor sanırım, ellerini ağzına doldurup ısırıyor. Ne bulursa ağzına sokup ısırıyor.

İşin ilginci, ben de diş çıkarıyorum :) Gerçi benimkisi yılan hikayesi:) Çenem küçük olduğu için 20'likler senelerdir (euuh yaş da ortaya çıktı :P) zorlar zorlar ama yer bulamayıp geri dönerler.

Gelelim bugüne:

Dün, dışarı çıkardığımda uyur diye umut etmiştim ama boşa ummuşum :) Yüz ifadesi durumu anlatıyordur sanırım:)

Bugüne kadar ilk kez durmadı arabasında. Uykusu var, ancak uyuyamıyor. Girdiğim dükkandan alelacele zor çıktım. Bir de kucağımda durmak istiyor, bazen slingte, bazen kolumda taşıdım. Ama bir yandan da uykusu var, gözlerini ovuşturuyor. Arabasına koyuyorum ağlıyor falan. En sonunda biraz uyudu, yarım saat kadar! Uyanınca yine aynı hikaye.

MK in his sling!

Mothercare'de emzirdim, slingine koyup çıktım kahve içmek için. Poşetlerimizi de arabamıza koyduk:


Ama kahve içmek falan ne mümkün! Dişlerinin sancısından yerinde duramıyor. Ne bulursa saldırdı. Şeker paketlerine, kameranın kordonuna, parmağıma... Ondan sonra da bağırmaya başladı. Baktım olmayacak, alışveriş merkezinin bebek odasına gittim. Aldığım diş jelini sürdüm önce, sonra biraz emzirdim. Ondan sonra oradan çıkmak istemediği için koltukta oturduk kucak kucağa :) İnsanlar geldi, bebeklerinin üzerini değiştirdi, gitti :) Biz de oturup onları izledik :) Eşime telefon ettim, ben baby changing room'da mahsur kaldım, gel beni kurtar diye :)

Yarım saat-45 dakika kadar bebek odasında oturduktan sonra, bir umut uyur artık diye yine arabasına koydum ancak yine son ses bağırmaya başladı. Bari insanlar rahatsız olmasın diye sokağa çıkayım dedim, kucağıma alıp bir banka oturdum. Eşim geldi, beni kurtardı :)

Eve gelince elma rendeleyip ocakta pişirdim azıcık. Suyundan biraz içti, bir kaç çay kaşığı da elmasından yedi. Bu dişlerle (ya da bir türlü çıkamayan dişlerle) bu kadarı bile iyi, daha fazlasını beklememek lazım.

Sık sık uyanmak suretiyle uyuyor şimdilik.

******************************

Türkiye'den gelen bir anne ile konuşurken, kışın çocukların evde kapalı kaldığını, bu yüzden bunaldıklarını söyledi. Ona hafta içi ortalama 3 gün dışarıya çıktığımı söyleyince de şaşırdı. Kışın çocuğu dışarıya çıkarmanın bizim ülkemiz için garip bir şey olduğunu sonradan hatırladım.

Burada her yer ama her yer bebek arabalı anne-babalarla dolu. Hergün rastladığım sıradan bir şey olduğu için bana garip gelmiyor tabi ama dışarıdan gelenler çok garipsiyor. Bebeğini, çocuğunu arabasına atan dışarı çıkıyor. Bugün önümden gelen geçen bebekli+çocukluları çektim. Çocukların fotoğrafını çekmek çok ciddi suç olduğu için kimsenin yüzünü almadan çekmeye çalıştım. Toplamda 1.5-2 dakika içinde önümden gelip geçen çoluk-çocuk:

Hava sıcaklığı 10-12 dereceydi.
Sıfır derece de olsa değişen bir şey olmuyor.


Annem, hayatında hiç görmediği kadar bebek arabası, çocuk, hamile gördüğünü söylemişti burda:) Düşünüyorum da, haklı :)

Bu da Noel için süslenmiş alışveriş merkezinden:


Festival Zamanı gelmiş... :)

Tuesday, 20 November 2007

What's so funny boy? :)

Şimdi tutucam kulağından...

Annesinin şirin oğlu :)


Üfff dağ gibi çamaşır birikmiş katlanacak...

hehehe:) Ne demiş anneannem; sen işten değil, iş senden korksun :)


The Sweet Potato Day!

Bugün, adı tatlı patates olan ancak tadı bizim kabak tatlısı yaptığımız kabağa benzeyen patatesi soydum, doğradım, az su ile tencerede biraz pişirdim. Çok fazla yemedi ama yine de hiç yoktan iyidir. Bugün tüm gün vız vız vız vızıldadı:) Fotolardan gülerken falan çıkmış ama makina görünce poz vermeyi öğrendi sanırım :)

Diş çıkarma süreci çok sancılı geçiyor. Bir an önce gelse şu dişler de o da, ben de rahatlasam.
Bütün gün 45'er dakikadan 2 sefer uyku yaptı. Akşam da banyo sonrası emzirip uyuttum ama 15 dakika sonra uyanıp ancak saat 10.30'da gece uykusuna geçti.

Elmalı su içerken...
ya da dökerken :)

Pandora'nın Kutusu!

Deli oldu bu kutulara ulaşana kadar, ulaşınca da, kutuların içi boş olduğu için MK tutmaya çalıştıkça kutular kaydı, kutular kaydıkça MK deli oldu :))

Tanıştırayım, yeni oyuncaklarım :)

Yarın hava 10 derece ve güneşli olacak. Kendimi çarşıya atmak istiyorum. Hem ben kafamı dinlerim, hem MK uyur! (Umarım:))


Güzel bir yazı okudum, size de tavsiye ederim:

Çocuğunuza Stresle Yaklaşmayın!


Monday, 19 November 2007

The Carrot Day!

Bugün ince ince doğranıp az suda yumuşatılmış, sonra da süzgeçten geçirilmiş havuç yedi MK.


En sevdiği oyuncağı, jaluzilerle oynadı. Evin neresine koyarsak koyalım sürünerek, dönerek o jaluzilere ulaşıyor :)

The Cable Guy!

Akşama doğru iyice canı sıkılınca kablolara el attı.

Babasıyla iş çıkışı süpermarket alışverişine çıktı.

Katı gıdalara geçtiğine göre bir dış macununa ihtiyacı olacak değil mi ya? :)

Bebekler için özel hazırlanmış diş macunları var ama kullanmayı düşünmüyorum şu an için. Ancak diş fırçasını kullanmaya başlamalı artık.

Bugünkü müdahaleye rağmen yine kakasını yapamayınca eczaneden şurup aldım. Yarın da onu deneyeceğim. Bakalım...

Bu akşam, 4.5 saat içinde sanırım 8. kez falan kalktı az önce. Kakasını yapamadığı için gazı mı var, başka bir şey mi var bilemiyoruz. En iyisi yatıp uyumalı, gecenin nasıl geçeceği belli değil.

Leicester Gezisi ve Uykusuz MK'nın Bize Ettikleri

Oğlumu çuvala soktuk :)

Cuma:

Cuma gecesi, Yeşim ve Meral'i Türkiye'ye gitmeden önce bir görelim, siparişlerimizi verelim dedik:) Benim siparişlerim: Bir koca kesekağıdı badem şekeri, bilimum fındıklı-fıstıklı draje, etamin kumaşı:)

Umarım bu hafta çabucak geçer, pazar günü çabucak gelir :)

****************************

Cumartesi:


Eşim bir süre önce, 15 yıldır görüşmediği lise arkadaşının eşini ve oğlunu da alıp 1 yıllığına master için İngiltere'ye geldiğini öğrenmişti. Bu cumartesi, her ne kadar 2 hafta önce Londra dışı gezilere son demiş olsak da, Leicester'a, bu tatlı aileyi ziyarete gittik.

Daha sabahtan MK'nın uykusunu bozduğumuz için tüm gün çok zor geçti.

Cuma gecesi eve geç gelip geç yatınca sabah uyanamadık. Geleceğimizi söylediğimiz saatte orada olabilmek için MK'yı uykusundan uyandırmak zorunda kaldık. Umudumuz 2 saatlik yol boyunca uyuyup sonrasında mutlu ve huzurlu bir çocuk olması idi:) Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

Arabada 1 saat uyumadı. Uyumayıp sessiz sakin otursa yine iyi. Hem uykusu var, uyumak istiyor; hem de uyuyamıyor. 1. saatin sonunda çok zor da olsa uyudu. 20 dakika geçmedi ki eşim mola vermek istedi. Durma yoksa uyanır dedim ama maalesef... Eşim daha arabadan inmeden MK uyandı. Tabi yolun geri kalanında da uyumadı.

Eşimin arkadaşının evine vardık. Çok tatlı bir karı koca çıktı karşımıza:) 17 aylık bir de oğulları var, kendilerinden şeker:) Sağolsunlar çok güzel vakit geçirdik birlikte.

İlk gittiğimizde MK'yı uyutmaya çalıştım, tüm uykusuzluğuna, benim de tüm uğraşlarıma rağmen uyumadı. Biraz oynadık, oyaladık. Evsahiplerinin 17 aylık oğulları uykuda olduğu için 4 kişi idare ettik MK'yı. Ancak bebekler uykusuz olunca çok ama çok huysuz oluyorlar maalesef.

Bir kaç saat sonra uyutmayı başardım MK'yı. Bir kaç uyanma-geri uyuma girişiminden sonra güzelce uykuya daldı.

Ancak eşim bu sefer de dışarı çıkalım dedi. Aslında ilk aklımdan geçen, herkes gitsin gezsin, ben evde MK'yı bekleyeyim oldu. Ancak MK uyuyalı epey zaman olduğu, bebek arabasında da gezerken uyuyabileceğini düşündüğüm için yine çocuğu uyandırdık, çıktık. Aslında özellikle uyandırmıyoruz tabii ama bizimkisini yattığı yerden milim oynatsan uyandığı için alıp arabasına koymak onu tamamen uyandırmak demek.

Çarşıya vardığımıza yine evdeki hesap uymadı ve MK uyumadı!


Evsahibi minik oğlan Yiğit, MK'dan tam 11 ay büyük. MK'nın önümüzdeki yıl, Allah ömür verirse, nasıl olabileceğini de görmüş olduk Yiğit sayesinde.


Biraz dolaştıktan sonra eve döndüğümüzde MK yine, tüm çabalarıma rağmen uyumadı.

Ben biraz mola verip, bir şeyler atıştırırken, babalar da oğullarına göz kulak oldular. MK ile Yiğit'in bir arada oluşları görülmeye değerdi. Keşke kameraya çekseydim:)

MK henüz çok küçük olduğundan pek bir şeyden anlamıyor ama Yiğit, MK oyuncaklarına her el attığında anne babasını şaşırtarak kıskançlık yaptı:) MK eline hangi oyuncağı alsa ya da anne-babası hangi oyuncağı MK'nın önüne koysa inatla gidip o oyuncağı-parçayı MK'dan geri aldı:)

Bir yandan da bıdır bıdır MK'ya söylendi :) Tabii duruma alınan MK kendini koyverdi :) Yiğit söylendi, MK ağladı; MK ağladı, Yiğit ağladı :) İkisinin de hali birbirinden komikti :)

Anne babasının MK'yı kucağına almasıyla durum daha da komikleşti:) Ağlayarak gidip bacaklarına yapıştı.

Bu sefer eşim aldı MK'yı, biraz sakinleşsin diye başka odaya götürdü, Yiğit de peşlerinden gitti :) Hem kıskanıyor, hem de sanırım ilginç geldiği için MK'nın peşinden ayrılmıyor :)

Önümüzdeki nisan sonunda Yeşim'in bebeişi geldiğinde MK'nın bebekle nasıl iletişim kurabileceği yönünde bir fikir edindik:)

Bizim kabilenin bir an önce bol çocukla dolmasını temenni ediyorum :) Başından beri MK'nın çevremizde tek çocuk olmasını istemedim. Herkesin tek ilgi odağı olması pek sağlıklı olmazdı onun açısından. Kendi kardeşi olana kadar, kuzen sayabileceğimiz kardeşi ile en başta ilgiyi ve oyuncaklarını paylaşmak zorunda kalması onun adına iyi olacak -diye umut ediyorum:)-


Pazar:

Öğlene kadar nöbetleşe uyumanın arkasından kendimi ev işine vurdum. 2 makina çamaşır attım makinaya. Evin her yeri, kalorifer peteklerinin üzeri, kapı üstleri.. kıyafetle dolu :)

Giymediğim, küçülen, eskiyen ne varsa çıkardım. 1 küçük torba eşya ayırdım, verilecek. Gardolap epey ferahladı.

Birikmiş tüm cam kavanozları, içi kazınmış teflon tava ve kek kalıbını, bozulduğu halde nedense bugüne kadar sakladığımız ekmek makinasını temizledim mutfaktan. Dolaplar da ferahladı.

Evdeki her şeye, işime yarıyor mu? En son ne zaman kullandım? Elden çıkarmalı mıyım? gözüyle bakıyorum :)

Çiçekleri de arkadaşlara dağıtacağım. Zaten pek çiçeksever bir insan değilimdir. Tamamı hediye olan çiçekçikleri evde koyabileceğim başka bir yer yok. (Işık açısından) MK da sürekli saksılara meyledip, çiçeklere zarar veriyor. Çiçeklerin selahiyetleri açısından başka aileler tarafından evlat edinilmelerinde fayda var :)

****************************

MK bugün biraz, rendelenmiş ve ateşte şöyle bir çevrilmiş armutla sarımsaklı yoğurt yedi:)

****************************

Meral gitmeden önce İstanbul'da havanın 18 derece olduğundan bahsediyordu. Burada gündüzleri 6, geceleri 2-3 derece. Çarşambaya da kadar da şiddetli yağmur var. Kek yapıp çayla hüpletesim var :))

****************************

A-ha, unutmadan. Bugün yine operasyon yaptım ama ses yok poo'dan. Yiğit de hala kabızlık sorunu yaşıyormuş ve annesi hala ara sıra müdahale etmek zorunda kalıyormuş. Nolcek bu iş böyle?

Friday, 16 November 2007

İkinci bir müdahaleden sonra poo teşrif etti:)

İşlem bitti, bezini giydirdim. Tam bezinin üst naylonunu giydirdim ki ta taamm :))

Bu kadar hızlı :)

Yalnız katı gıdaya geçişin sürprizli getirisi de var. It's smelly man!

Kokuyooooooooooorrrrr :)))

Flaş Haber :))))

Üçüzler Gelmiiişşş! :)))

İnşallah en kısa zamanda, ailecek, mutlu ve sağlıklı bir şekilde yuvalarına dönerler:)

Sizi çok seviyoruz üçüzler :)


*Son Gelişme*: 01.20 gibi, yarım saatlik emzir-salla-olmadı bi daha emzir- döngüsünden sonra uyudu.
Pazardan bu yana poo'sunu yapamadığını yazmış mıydım? 4. gün bitti hala bir şey yok. Bu sefer zeytinyağlı müdahale de işe yaramadı:( Şurup alacağım sanırım...


Bahçeli bir evim olsa.
MK uyumadığında koysam arabasına.
Bahçede döndürsem,dolaştırsam.
Açık havada uyusa.

Saat 00:19
Hep birlikte oturuyoruz:)

23.30 gibi uyandı, bakalım ne zaman uyuyacak?

İki gündür dişleri yüzünden ağlıyor. Hala ortada diş yok ama feci halde sancısı var. Dudaklarını içeriye doğru kıvırıp (dişsiz yaşlılar gibi :)) ''hmmmmm'' diye bir ağlayışı var ki.. Yazık ya. Ne sancılı bir süreçmiş şu diş çıkarma süreci.

Saat 00:41 oldu, babasının kucağında, baygın gözlerle beni izliyor.

Tuesday, 13 November 2007






Monday, 12 November 2007

Cumartesi:

Kuzu postuna bürünmüş Kurt :)

Hatunlar Mantı Evi :)

Cumartesi akşamüzeri Yeşimlere gittik, pazarları buluşunca herkes yoruluyor, haftaya yorgun başlıyor diye. Biz hatunlar mantı yaptık :) Kabilenin hamilesi ayakta artık fazla duramadığı için oturduğu yerden mantı içi yettirme, yerleştirme işinden sorumluydu.

Pazar:

Hint Rajası Mehmedijisavagar Kaanarajpusiviyara

Ne var koççum? Beğenemedin mi?


Kabız olduğu için ağlayan MK!

"pazarları buluşunca herkes yoruluyor, haftaya yorgun başlıyor diye" cumartesi buluşmamıza rağmen bizi kesmedi, pazar günü de hamile kadının başına toplaştık:)

En son çarşamba günü poo poo yapan MK pazar günü poo'sunu yapamadığı için ağlamaya başladı. Cumartesi akşamı çay kaşığı ile saf zeytinyağı verdim. Beğenmeyeceğini düşünmüştüm ama yalana yalana yedi:)

Zeytinyağına rağmen pazar günü hala poo'sunu yapamayınca duruma müdahale ettim :) Bu sefer başka bir yerden yedi zeytinyağını :P Yarım saat kadar sonra da mutlu sona kabilece ulaştık :) Oğlum kaka yaptııı! Oğlum kaka yaptııı! diye sevinç nidaları attım :)

Hepimize dert olmuştu çünkü çok huzursuzdu.

********************************

Pazartesi-Salı günüm telefon ve internet başında geçti. Hiç ayrıntıya girmek istemiyorum, düşünmek istemiyorum çünkü artık ancak Türkiye gezimiz iptal oldu! Biletleri bilinmeyen bir tarihe attık. Kiraladığımız arabayı iptal ettik. Babaanne ve dede başvuracaklar şimdi vizeye, buraya gelmek için. 24 Aralıkta ABD'den oğluşun halası gelecek inşallah. Aynı zamana denk gelirse, küçük hala hariç herkes burada olacak :)

********************************

Salı:

Avocado Day!
mmm yummy!

Türkiye'den Döndükten Sonra.. diye başlayan cümleler kuruyordum sürekli. Şimdi hepsini hayata geçirme zamanı.

Evde, "Acaba neleri atabilirim/satabilirim/verebilirim" diye diye dolaşıyorum.

Mümkün olan en minimalistik şekilde yaşamaya karar verdim. Giymediğim, eskimiş tüm kıyafetler gidecek. Mutfakta, banyoda yer kaplayan tüm kullanılmayan ıvır zıvırlar gidecek...

Oğluş bugün tam 6 aylık (13 Kasım 2007) Bir scrapbook yapıyorum bugünün şerefine :)



.
x