Saturday, 31 March 2007


  • Bebişin ilk zamanlar gerekli olacak kıyafetlerini,battaniyesini yıkadım,kuruttum. Şimdi ütülenmeyi bekliyorlar:)
  • Bebeğe her alınanın kullanılmadan öncesi yıkanması tavsiye ediliyor. Üretim ya da sonrasında üzerinde kalmış olabilecek kimyasallara karşı.
  • Bugün eğer bir aksilik çıkmazsa, büyük bir mothercare mağazası var civarda, yatak, araba koltuğu vs için oraya alışverişe gideceğiz. Eşimin sözü var:) Umarım işleri uzamaz. Ne gerekiyorsa hepsini bugün bir seferde almak istiyorum. Gerçi benim store kartımla ve muhtemelen benim beğendiklerim alınacak (aylardır internette beş yüz çeşit ürünü karşılaştıran ben olduğum için:)) ancak hiç olmazsa bu eşyaları alırken işin havasına girsin istiyorum ama.. Bakalım:)
  • Sling konusunda Işıl hanımın da tavsiyesiyle kararımı değiştirdim:) Ve şunun mavisini sipariş ettim:

Kanguru modelinde de kullanılabildiği için bir süre bizi idare eder diye umut ediyorum:)

  • En sonunda Blood Diamond'ı izleyebildim.
  • Eşim şu an Afrika ülkeleri ile ilgili projelerde çalışıyor. Bazen şaka ile karışık Afrika'ya yerleşmekten bahsediyor:) Bana uyar;) diyorum:) 'Çocukları naturel yetiştireceğiz'in gözünü çıkarıp Afrika ormanlarında da yetiştirebiliriz yani:))) Çalıştığı ülkelerden birisi Okyanus kıyısında, hiç şikayetim olmaz:) Çocuklar biraz Afrika aksanı ile ingilizce konuşurlar ama olur o kadar canım:) Tozda toprakta zenci arkadaşları ile koştura koştura büyürler:)
  • Evden çalışmaya devam ediyorum. Evden de olsa yorucu oluyor.Şikayetim yok tabii kesinlikle. Ancak bilgisayar insanı çok yoruyor, o bir gerçek.
  • Perşembe ebe ile randevumuz vardı. Her şey yolunda çok şükür. Bebiş biraz 'tiny baby' mi olacak acaba diye sordum, 'e tosuncuk olmayacak muhtemelen ama kilosu normal' mealinde konuştu ebe:)
  • Tansiyon 13/7. Geçen sefer 11/7 idi. Bu sefer yüksek çıkmasının sebebi, evden çıkarken posta kutusuna bakmam ve cinlerimin tepeme fırlamasına sebep olan faturayı görmem:) Bir daha ebe randevularına giderken posta kutusuna bakmamalıyım! O kutudan nefret ediyorruuuum:P
  • Doğum Planını konuşmam için almam gereken bir randevu varmış. Ebe bir tel numarası verdi. Hafta içi sadece 11-12 arası aranabiliyormuş. Aranıp randevu alınacak ve doğum planı konuşulacak. Konuşacak ne var ki:P
  • Pazartesi annem (kayınvalidem) ikinci bir kutu yolluyooooor:) Bakalım içinden neler neler çıkacak:) Ah bir de kendileri gelebilseler, kim bilir neler taşıyacaklar:)

Wednesday, 28 March 2007

Bir başka sample çantamızı aldık:)


Bunlar da hastane çantamızın tamamladığımız eksiklerinden bazıları. Gerçi o ayak spreyi eksikler arasında değildi ama iyi ki almışım. Neden daha önce aklıma gelmedi diye düşündüm. Gün boyu elimde fıs fıs dolaşıyorum:)

Yakın zamanda bebişin kıyafetlerini yıkamam ve ütülemem lazım.

Bu sabah annemle konuştum telefonda, epiduralden bahsettim. Zamanında taş düşürüp kum dökmüş olan annem, 'doğum sancısı böbrek sancısının yanında hiç bir şey, ben doğumdan sonra bu muydu doğum sancısı demiştim, hiç merak etme, mümkün mertebe epidural alma' diye tavsiyede bulundu:) İngiltere'deki bürokrasinin yavaşlığından sanırım doğuma yetişemeyecekler:( Belli de olmaz gerçi, her şey çok hızlı gelişebilir:) Ama hiç olmazsa doğumdan sonra burda olmalarını çok istiyorum. Mayıs ayı içinde Meral'in, ikizi Meltoşun nişanı için, Yeşim'in de vize işlemleri için Türkiye'de olma ihtimali var. Yani bebişle bir başıma kalma ihtimalim yüksek:)) Bu duruma kendimi şimdiden alıştırdım.

Açalya, car seat konusunda seçim yaptın mı? O kadar çok seçenek var ki kafam karıştı? ee bu konuda tavsiyesi olan?? :))))

Monday, 26 March 2007

Geçen perşembe oğluşumun Gül teyzesi ile buluştuk. Sevgili Nursel ve Gül kardeşler bize küçük bir paket hazırlamışlar sağolsunlar:)

Ne kadar minikler:)

Sadece Londra'nın değil dünyanın da iş merkezlerinden sayılan bir bölgedeki Starbucks'ta çalışan arkadaşım içerde otururken dahi içeceklerimi karton kutularda almamı öğütledi. Bir çalışanın, yerleri sildileri bezle bardakları sildiğine şahit olmuş da :O

Hamilelik sebebiyle yiyecek ve içeceklerdeki bir sürü ıvır zıvıra dikkat etmeye çalışıyorum. Normal zamanda bile biraz pimpirikliyimdir:) Bu zamanda iyice abarttım. Her yemeyi ve içmeyi düşündüğüm şey için 'içindekiler' kısmını kontrol etmek istiyorum vs. Arkadaşımla onun çalıştığı Starbucksa gittik ve ben yine 'hmm acaba bunun içinde uygun olmayan bir şey var mı?' diye düşünmeye başlayınca bana bir kitapçık getirdiler ve her şeyi kontrol edebildim:) Bir ara o kitapçıkta bulunmayan bir ürün için dolaptan ürünün kutusunu getirmeye kalkınca çok zahmet veriyorum diye boşvermesini söyledim ama bana bu tür şeylere çok alışkın olduklarını söyledi. Pek çok müşterileri gerek din,kültür gibi etkenlerle pek çok yiyeceği yemedikleri, kimisi vejetaryen olduğu, kimisi de çeşitli yiyeceklere alerjileri olduğu için her zaman yiyecek ve içeceklerin içeriğini soruyormuş. Çalışanlar da risk almak istemedikleri için hem içindekiler dosyasını, hem de gerekiyorsa ürünün kutusunu ya da kabını müşterilere verip okutturuyorlarmış:) İlk kez kendimi garip hissetmedim o yüzden:) Tek ben değilmişim demek ki? :)

Doğum ve bebek bakımı konusunda öğrenecek çok şey var, şu aralar Açalya çok güzel bir konudan, emzirme konusundan bahsediyor. Onun blogundan okuyabilirsiniz. Yazdıklarının tamamına katılıyorum:)

Anne Sütü 1
Anne Sütü 2
Anne Sütü 3

Tüm bu bilgilerin dışında öğrenilmesi gereken bir sürü de ürün var! Hiç aklımda yokken, dün okuduğum bir makaleden sonra hazır bez değil de yıkanabilir bezleri kullanmayı düşünmeye başladım! Kulağa ne kadar garip geldiğinin farkındayım ancak araştırmaya başlayınca pek çok anne-babanın (tamam baba kısmı biraz fazlalık oluyor ama olsun, ismen de olsa yer alsınlar:)) yıkanabilir bez kullandığını gördüm. Tabi onların oranı hazır bez kullananlara göre çok çok az ama yine de tahminimden daha fazla kişi kullanıyor.


Beni, yıkanabilir bezleri kullanma fikrine hızla geçiş yaptıran şöyle bir bilgi oldu:
Almanya'nın Kiel Üniversitesinde yapılan araştırmada, hazır bezlerin içlerinin, 'bez' olan bezlere göre 5 derece daha sıcak olduğu tespit edilmiş. Bu durumun, erkek çocukların ilerdeki fertility/sperm üretim yetilerini etkilemesinden endişe ediliyor.

Çünkü doğumdan, tuvalet eğitiminin başladığı zamana kadar, hazır bezlerle geçen 2 yıl aynı zamanda, erkek çocukların sperm üretimleri için yumurtalık bölgelerinin 'serin' tutulması gereken en önemli ilk 2 yıl.

O yüzden, ilk zamanlar olmasa da, bebeğe ve alt değiştirmeye alışana kadar, sonrasında yıkanabilir bezlere geçiş yapmayı ciddi ciddi düşünmeye başladım. Hem araştırdığım kadarıyla, evet hazır bezlere oranla biraz daha fazla çaba ve zaman istiyor ancak eski zamanlardaki gibi kullanımı zor değil. Bezlerin içine bebişin 'üretimlerini' :) tutması için yerleştirilen ve tuvalete atılabilen kağıt bazlı ürünler, özel olarak külot şeklinde üretilmiş ve 60 derecede yıkanabilen
bezler vs gibi pek çok kolaylık var.

Faydaları ise saymakla bitmez. Doğal olması, sağlıklı olması, hazır bezlere oranla çok ucuza mal olması, Açalya'nın bahsettiği gibi daha kısa sürede ve daha kolay tuvalet alışkanlığını kazandırması vs.vs.

Bebişlerin poposu biraz tombiş görünüyor o kadar:))

Işıl hanım
bir önceki posttaki yorumunda kullandığını ve memnun olduğunu yazmış sağolsun. İnternetteki forumlarda da kullanıp da memnun olmayan kimseyi görmedim. En iyisi anneme söyleyeyim de gelirken bir kaç metre amerikan bezi getirsin:P Hem ucuz, hem kullanışlı:) Annem hazır bez yerine yıkanabilir bezlerden kullanmayı düşündüğümü öğrenirse, tembel ve her şeyin pratiğine (tamam peki, kolayına:P) kaçan kızının kafasına taş düştüğünü düşünebilir:) Yok taş düşmedi, sadece, insan evladı için en iyisini istermiş, onu anladım:)


Henüz sipariş vermedim ama sanıyorum ki sağdaki 'baba sling' marka bebek taşıyıcısını alacağım. Bebeği 7 farklı pozisyonda, 2 yaşına kadar taşıyabiliyorsunuz. En önemlisi, hamak pozisyonu, bebeklerin omurgalarının geliştiği ilk zamanlar için taşınabilecekleri en sağlıklı pozisyon. Yakın zamanda Afrika'dan İngiltere'ye göç etmiş pek çok Afrikalı zenci anne, bildiğimiz büyük bezlerle bebeklerini sokaklarda hep bu şekilde taşıyor. Bizim ülkemizde eskiler, köylerde zaten bezlerle, sırtlarına sarıp sarmalayıp taşırmış.
Eskilerin kullandığı ne varsa en doğal ve sağlıklısıymış anlaşılan:)

Not: Elif, ne hoş süpriz oldu:) Bloga hoşgeldin:)
Gecikme için özür dilerim:( Yoğunluk ve yorgunluktan fırsat bulup post yazamadım.

Bugün yeni post geliyor:))

Bu arada ilgisi ve bilgisi olanlara; eski zaman usülü, hazır olmayan yıkanır bebek bezlerinin denediniz mi? Bu konudaki fikriniz nedir?

sumuklubocekciğim, hayırlısıyla doğum olursa Meral&Yeşim ya da başka bir yakın arkadaşım bu blogtan haber verecektir:))

Wednesday, 21 March 2007

Dün akşam bebeşin kıyafetlerini yaş,daha doğrusu ay grubuna göre sınıflandırıp dolabına kaldırdım:) Dolabın üzeri çok dağınık olduğundan fotosunu çekmedim:)

Hastane çantası için gerekli olan kıyafetlerini ayırdım. Yalnız, acaba bu çok mu ince gelir, bu çok mu kalın gelir, zayıf doğarsa bunlar olur ama ya küçük gelirlerse, o zaman şunları alayım ama ya bunlar çok bol gelirse.... diye diye almam gerektiği söylenen her şeyi iki kat fazla koydum:)

İşte bebiş için çıkardığım liste, siyah renk olanlar hazırlanmış olanlar:

  • Yeni doğan bebek boyu 1 paket bebek bezi
  • Islak mendil
  • Pişik Kremi
  • Kirli bez torbası
  • Pamuk
  • Eldiven (Yüzünü gözünü çizmesin tırnakları diye)
  • 2-3 Yelek
  • 2-3 Uyku tulumu
  • Muslin Squares (Çok amaçlı küçük, yumuşak bezler)
  • Şapka-Bere
  • Çorap
  • Battaniye
  • Eve dönüş için cici kıyafetler
  • Araba koltuğu (En önemlisi, yoksa hastane, araba koltuğu olmadan bebeği çıkartmıyor:))

Bu da benim doğum ve doğum sonrası ihtiyaç listem:

  • TENS Machine (Ağrıyı azaltmak için kullanılan özel bir makina)
  • Kalın çorap (Doğum esnasında oluşan üşüme hissi için)
  • Doğum esnasında giymek için eski bir gecelik, t-shirt vs.
  • Kitap&Dergi
  • Atıştırmalık bir şeyler ve içecek
  • Gecelik ve Pijama
  • Sabahlık
  • Tek kullanımlık iç çamaşır ve maternity towels
  • Terlik
  • Nursing Bras
  • Breast Pads
  • Nipple Krem (Emzirmeden kaynaklı çatlaklar için)
  • Diş fırçası ve macun
  • Yüz havlusu
  • Sabun
  • Banyo havlusu
  • Dudak Nemlendiricisi (Ne alaka di mi?:) Ağrı kesici olarak kullanılan gas&air kurumaya neden oluyormuş)
  • Masaj Yağı
  • Saç bandı, tarak, makyaş malzemesi vs.
  • Eve dönüş kıyafeti :) Heyyyo :)
Okuduğum bir sitede, hastane çantasının hazırlanmasının doğumun ilk belirtisi olduğu yazıyordu!!
:O

Amanın, şaka maka yaklaşıyoruz galiba :)

Tuesday, 20 March 2007


Cuma günü iş yerinde, önce mutfağımızda baklavalarımızı servis ettim:) Bayıla bayıla yediler sağolsunlar:)

Sonrasında, en sevdiğim arkadaşlarımla (Belçika ve Hollandalılar ve tabii ki Türkler!) öğle yemeğine çıktık ve en sevdiğimiz restorantta, (Japon!) en sevdiğimiz yemeği (Tofu!) yedik:) Fotoğraflarımızı çekildik:)

Bu arada, düzenli tofu yemek kadınlarda yumurtalık kanserini %44 oranında azaltıyormuş. Bu da böyle bir dip not olsun:)

Öğleden sonra saat 15.30 civarı kalabalık bir güruh etrafımı sarıp sarmaladı:) Ben tabii acayip utanmış bir insan evladı olaraktan yüzümü kapattım ama kocaman sırıtmamı da engelleyemiyorum :) Managerlerımızdan bir tanesi elinde çiçek, veda kartı ve hediye çekleri ile güzel sözler söyleyip teşekkür etti, beni yeniden aralarında görmek istediklerini ifade ettiler, iyi şanslar dilediler:)

Ben neredeyse ağlamaklı bir şekilde -hazırlamadığım- {doğaçlama} teşekkür konuşmamı yaptım ve alkışlar eşliğinde, sağa sola selam vererek seranomiyi kapattım:)))



Hediye çeklerinden birisini eşime hediye almak için harcadım:P Diğeri zaten bebiş için:)) Neyse, çiçek de benim oldu:)


Bugün önemli bir sınavım vardı:P Hayatımda ilk kez, tek başıma, profesyonel ev hanımlarını ağırladım:) Sabah 4.30'da kalktım:P İşimi çok ciddiye alırım:) İş dediğin sabah kahvaltısı hazırlamak bile olsa:)

Sağolsun arkadaşlar çok tatlı, çoluk çocuk sahibi insanlar ve ben ne ikram etsem severek kabul edeceklerinden eminim, zaten hamileyim diye bir şey de beklemiyorlar. Ancak onlar her zaman bana güzel ikramlarda bulundular bugüne kadar, sağolsunlar hep ben onlardaydım. Biraz çocuksuz olmamdan, biraz benim evimin uzak olması, onların genelde aynı semtte oturuyor olmalarından kaynaklanıyordu. İlk kez evime geldiler, çok mutlu oldum:) Sınav sonucu? Geçtim:P

Oğluşun çeyizliklerini çıkarıp gösterdim de bugün. Ya birer-ikişer alırken fark edilmiyor da, dağ gibi kıyafet olmuş maşallah:) Arkadaşlardan ikisi 2 çocuk (birisi 3. bekliyor) diğeri 3 çocuk sahibi maşallah. E tabi benim halime güldüler biraz:) Neyse ilk olmasının heyecan ve merakını anlayışla karşılıyorlar sağolsunlar:) Ama hakkatten ya, napıcam ben:P

Bu akşam hepsini ay/yaş sınıfına göre yerleştireyim, hastane çantasına lazım olacakları ayırayım. Bir de şu hastane çantası listesini yapayım bu akşam, bu kadar geciktirdiğime inanamıyorum! Bugün hastaneye gitmek zorunda kalsak tiril tiril pijamalardan başka bir şey yok ortada:P

Bebişlerin gelişine yakın anneleri bir temizlik telaşı sararmış. Bu sabah saat 5 civarında, yine sandalye tepesinde haldır huldur buzdolabının üstünü silerken ve çaydanlığın kireç tutmuş süzme kısmını binbir alet edevatla kazımaya çalışırken, n'oluyoruz ya? dedim:)

Pi-nik kuş Erin bey teşrif ettiler bu arada:) Kendisine Allah'tan uzun ve sağlıklı bir ömür diliyor, analı babalı büyümesini temenni ediyoruz:) Anne ve babayı da en içten dileklerimizle kucaklıyoruz:) Hoşgeldin Erin Bebek :)

Düşük bel hamile pantolonumdan memnun kalmadım. Yüksek beller daha rahat ve kullanışlı. Bence:)

Sunday, 18 March 2007

Sabah kahvaltımı hazırladım ve çalışma odasında bilgisayarın başına geçtim. Yumurtayı çok sevdiğim için, kahvaltıdan sonra da olsa yemek için bir cezvenin içine üstelik de omega 3'le zenginleştirilmiş yumurtamı yerleştirip ocağa koymuştum. Sonra.. Sonra aradan epey bir zaman geçti ve ben bir patlama sesi duydum. Mutfağa gittiğimde gördüğüm manzarayı tarif edecek kelime bulamıyorum. O anki şaşkınlık ve panikle mutfağın fotoğrafını çekmeyi unuttum, keşke hatırlayıp çekseydim. Küçük bir yumurtanın bu kadar geniş alana ve bu kadar çok parça halinde dağılabileceğini tahmin bile edemezdim.

Aspiratörün her yeri. Temizlenemeyecek kadar küçük girintileri dahil, içi, üstü (evet tavanla arada kalan üzeri bile!), her yeri. Tavan! Tavana kafamı bir kaldırdım ki, ocağın üstüne gelen yeri geçtim, mutfağın ortasına gelen alanı, kenarları hep yumurta! Duvarlar! Sağ taraf, sol taraf.. Hem alt taraflar hem tavana bitişik olan yerler! Yerler. Tüm mutfağın yerleri. Çöp kovasının üzeri. Tezgah ve üzerindeki kavanozlar, tuzluk, baharatlıklar... Ocakta duran çaydanlık ve yemek tencereleri... Dün akşamdan yıkanıp tertemiz bırakılmış tabaklar, kaşıklar.. Bitti mi? Bitmediii:) Amerikan tarzı mutfak olduğu için mutfağımız salona açılıyor tınınınımmm:)) Salondaki halının üzeri de mis kokulu yumurtadan payını almıştı tabi.

Üstelik 2-3 saat içinde Meral,Yeşim ve eşleri gelecekti. (Ben bunları yazarken hala gelmediler yalnız:)) Eşim evde değil ve ben yumurta kokusundan nefret ederim.

İş başa düştü tabi, kendi marifetimi kendim temizledim güzelce:) Allah'tan sandalyeye çıkınca tavana erişebilecek kadar alçak tavanlarımız var, yoksa nasıl temizlerdim bilmiyorum. Tabi bir de duvarın ve tavanların silinebilir cinsten olması büyük kolaylık oldu. Ama sil Allahım sil temizlenmek bilmiyor ki! Yerleri siliyorum bir, tavanları silerken yeniden yerlere, kafama dökülüyor:P Üstelerine basmayayım diye yeniden yerleri siliyorum. Tavanları, duvarları, mutfak dolaplarının üstlerini, her yeri sandalye ve tezgaha çıkarak sildim. Düşmemek için dua ede ede tabi:) En zoru aspiratör oldu. Çıkabilecek her parçayı çıkardım, sildim, yıkadım vs ama bazı yerleri çıkmıyor tabi. Elimde bıçak, en küçük araları bile kazıdım ve yumurta parçalarını çıkardım:)

Bütün bulaşıkları yenide yıkadım.
Sildim, sildim, sildim:) Cilaladım, parlattım:)

Yumurta kokusu çıksın diye mumlar yaktım, umarım koku kalmaz çünkü yumurta kokusundan nefret ediyorum:/

Birisini çıldırtmak istiyorsanız 5-10 yumurtayı bir tencereye ve ocağın üzerine koyun ve kapıyı çekip çıkın:)

Thursday, 15 March 2007

Bugün ebe ile rutin randevumuz vardı. Her şey yolunda çok şükür. Yalnız, son kan testi sonuçlarıma göre demir seviyem, normal değerler içinde ama hemen alt sınırda. Pregnacare'i bu aralar her gün değil de aklıma geldikçe alıyordum. Tüm değerler normal sınırlarda diye. Onu her gün almamı öğütledi. Bir de bol bol fortified cereals, brokoli, ıspanak vs.

Tansiyon ve urine test sonuçları normal. Mezura ile göbeğimi ölçtü:) O da normalmiş:)

Bebiş breech pozisyondan normal pozisyona dönmüş:) Artık başı aşağıda. Büyük ihtimal bundan sonra değişmez dedi ebe. Ama tabi garanti söz konusu değil.

Kalp atışları da normal çok şükür.

Ayaklarım çok şişşşşş! Ayak masajı iyi gelir mi acaba?

Ebeye vejeteryan omega haplarını soracaktım unuttum! Not almam gerektiğini biliyordum. Evden çıkarken aklımdaydı ama sonra uçtu gitti tabi.

Bugün evden çalışmaya başladım. İlk saatler şirkete ve sisteme bağlanmada sorunlar yaşansa da sonrasında işler düzene girdi. Evden de olsa iş iş, çalışmak da çalışmak:)) Yine de istediğin kıyafetle oturmak, ayaklarını dilediğin gibi uzatmak gibi avantajları harika:)

Yarın büyük gün:) Veda partim var. Baklavalar hazır, götürmeyi unutmam inşallah:)

Wednesday, 14 March 2007

New age müziği eşliğinde, şu yanda görülen pozisyonda yarım saat geçirdim bugün:)

Kesinlikle imkanı olan herkese, özellikle de hamilelere tavsiye ederim. Ben çok memnun kaldım. Bel ağrılarına çok iyi geliyor. Bundan sonra sık sık uğramayı düşünüyorum:)

Listeye şöyle bir göz attım da, oturma pozisyonunda shiatsu masajı ve ayaklar için reflexology/ayak masajı da yapıyorlar. Hmmm :)

Dün kahvaltıda 5 anne ile birlikte idim:) Bana hastane çantasına koymak üzere gecelik yerine, kesinlikle pijama tavsiye ettiler. Özellikle emzirme kolaylığı açısından. Bugün aldım ama daha kullanışlısını bulduğum için iade etmeyi düşünüyorum:))

Bir önceki posttaki son yorumlar aşağıda kaldı:) Onlara da buradan cevap yazayım:
Sevgili ayça, dualarımız seninle. İnşallah rahatlıkla atlatırsınız ana-oğul bu süreci.
Nillycim, çok teşekkür ederim:) Hepsini senin için arşivleyeceğim:) Blog olmasa da ben sana gönderirim hepsini:)
Sevgili Yasemin, hadi bakalım hayırlı olsun:) Güzel haberleri heyecanla bekliyorum:) Kitap için önce sorayım, ingilizce mi, türkçe mi?



Açalya blogunda en son Hamile miyiz, hasta mıyız diye isyan etmiş:) ABD'deki hamileye ve hamileliğe yaklaşımlardan bahsetmiş. Ben de, İngiltere'de hamile olmak, hamilelik süreci, hastane, test, bakım vs'leri üzerine bir kaç şey yazayım istedim.


1- Her şeyden önce, tüm hizmetler ücretsiz. Tabi, her ay avuçla ödediğimiz vergilerin, olması gerektiği şekilde bize dönüşü de diyebiliriz buna.

2- Düşük risk grubu hamilelerdenseniz, yani öncesinde bir sorununuz yoksa ve hamilelik sırasında bir komplikasyon yaşamazsanız hamilelik ve doğum sürecinde bir kere bile doktor yüzü görmüyorsunuz. Her şeyinizi ebeler, teknisyenler hallediyor.

Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde ilk işiniz aile, semt doktorunuz olan GP'nizden randevu almak oluyor. Sağlık merkezine hamile olduğunuzu söylüyorsunuz ve ebeyle ilk randevunuzu ayarlıyorlar. İlk randevuda kırmızı kaplı, tüm hamileliğiniz boyunca yanınızda taşıyacağınız, tüm bilgilerinizin tutulduğu dosyanız dolduruluyor. İçinde neler yok ki:

-Hamile kaldığınız için mutlu olup olmadığınız,
-Sigara-alkol kullanıp kullanmadığınız,
-Alerjileriniz,
-Kaç denemede hamile kaldığınız,
-Geçirdiğiniz hastalıklar,
-Anne-babanızın geçirdiği hastalıklar,
-Düzenli olarak dişçiye gidip gitmediğiniz,
-Daha önce herhangi bir kemiğinizin kırılıp kırılmadığı,
-Göğsünüzde kitle olup olmadığı,
-Depresyon geçirip geçirmediğiniz... vs.vs.vs.

sağlığınızla ilgili akla gelebilecek onlarca soru ve bilgi. Üşenmedim saydım, 72 soruyu cevaplamışım:) Üstelik sigara, uyuşturucu kullanıp kullanmadığımı soran sorulara hayır dediğim için cevaplamam gereken başka bir sürü sorudan da kurtulmuşum:)

Bu sorular arasında tiroid, böbrek, şeker vs gibi rahatsızlıklarınızın olup olmadığı da soruluyor. Eğer emin değilseniz test isteme ve yaptırma hakkınız var.

Tüm bunlardan sonra sıra geliyor hamileliğiniz sırasında yapılacak test ve ultrasonlara. Tüm test ve ultrasonlara hayır deme hakkınız var. Burada her şey kişinin tercihine bırakılıyor. Sağlık görevlileri sadece bilgi ve tavsiye veriyorlar. İstediğinize evet, istemediğinize hayır diyorsunuz.

8 ana kan testi öneriliyor:

Kan sayımı (tüm vitaminler, özellikle kansızlığın tespiti için demir sayımı),
Kan grubu belirleme,

Kan grubunun negatif ya da pozitifliğini belirleme
(kan uyuşmazlığı tespiti için, anne ve bebek arasında uyuşmazlık varsa hamilelik sırasında gerekli tedavi yapılıyor),
Rubella (Rubella'ya karşı bağışıklığınız olması lazım, aksi takdirde doğumdan sonra aşı yaptırmanız gerekiyor),
Syphilis
(Frengi),
Hepatitis,
AIDS ve
Down Syndrome için kan testi. Bunların dışında istediğiniz, sizi ve bebeğinizi ilgilendiren herhangi bir testi de talep edebiliyorsunuz.

Kan testlerinden ayrı olarak 2 ultrason öneriliyor. İlki 11 ve 13. haftalar arası, Down Syndrome ve diğer anormalliklerin tespiti için, diğeri de 20-21. haftalarda bebeğin gelişimi için. Bu ultrason konusu da sezaryen ve normal doğum gibi Türkiye ve burası arasındaki bir başka yaklaşım farklılığı. Gerekmedikçe 2'den fazla ultrasona sokmuyorlar. Son zamanlarda kimi hastaneler bunu 3'e çıkarmış durumda. Benim teknisyenim de, ilk bebeğim olduğundan, bebeğin gelişimini görmek için 3. ultrasonu vermişti.

Bu, devlet hastanelerinde verilen ücretsiz ultrason hizmeti. Türkiye'deki bir arkadaşım kendi doktoruna neden hamilelerin yurtdışında, Türkiye'deki kadar ultrasona sokulmadıklarını sorduğunda doktoru, bunun nedeni olarak servisleri devletin ya da özel sigorta şirketlerinin karşılaması ve extra ultrasonun extra masraf olduğunu söylemiş.

Oysa ki, Londra'nın tek kadın ve çocuk özel hastanesi olan, ultrasonları paralı olarak yapan The Portland Hospital da 3 ultrason servisi sunuyor. Ultrason başına yüksek fiyatlarla (£120-£150) hizmet veren, Londra'nın en iyi jinekologlarından birisi tarafından kurulmuş, küçük bir özel hastane niteliğindeki, özel hamilelik&doğum şirketi de, riskli olmayan hamilelikler için en fazla 5 ultrason tavsiye ediyor. Tüm servisleri ki içinde Türkiye'de 1 milyarın üzerinde bir fiyatla yaptırılan amniosentesis testi de bulunuyor, ücretsiz sunan bir sistemin 1-2 ultrason masrafından kaçınacağını sanmıyorum. Kaldı ki, herhangi bir şekilde, herhangi bir risk görüldüğünde ultrason sayısı 5'e, 10'a da çıkartılıyor.

Neyse, ilk randevuya geri dönelim:) Kırmızı kaplı dosyanız doldurulunca ebeniz size belli başlı uyarıları yapıyor. Pastörize süt ve süt ürünleri tüketimi, çiğ et ve yumurtadan kaçınmanız, köpekbalığı ve kılıç balığı yememeniz, bol bol sebze-meyve tüketmeniz, yürüyüş yapmanız ve en önemlisi stresten uzak, keyfiniz yerinde hamilelik geçirmeniz.

Yukarıdaki test listesine baktığınızda belki çok yoğun, stresli bir süreç olduğunu düşünebilirsiniz ama hiç de öyle değil. Yani benim için stresliydi tabi de o tamamen benim panik olmamdan kaynaklanıyordu:) Yoksa tüm bu süreç çok sakin bir şekilde işliyor. Hastaneden mektupla hangi gün hangi randevuya gelmeniz gerektiği söyleniyor ve işlemleriniz kısa sürede, güleryüzle hallediliyor. Ve tüm hamileliğiniz süresince her zaman, her yerde size en çok söylenen sakin, relax olmanız. Siz iyiyseniz bebeğin de iyi olduğu.

İlk ebe randevunuzdan sonra, normal bir hamilelik geçiriyorsanız:

12-14. haftalarda hastanede kan testleriniz ve ilk ultrasonunuz yapılıyor. Ultrasonlar ultrasonografır denilen teknisyenler tarafından yapılıyor.

15-16. haftalarda yine hastanede kan testi sonuçlarınızı alıyorsunuz. Bir ebe size her şeyin normal olduğunu söylüyor ve hamilelikle ilgili dergilerin, borşürlerin olduğu dosyanızı verip sizi eve yolluyor:)
Herhangi bir testte herhangi bir sorun görürlerse zaten testleri yaptırdıktan bir iki gün içinde telefonla arayıp çağırıyorlarmış. Her şey normalse, randevu tarihinize kadar sizi rahatsız etmiyorlar:)

20-21. haftalarda
, hastanede, bebeğin gelişimini takip için 2. ultrasona giriyorsunuz.

25. haftada
mahallenizdeki sağlık merkezinde ebeniz, preeclempsia takibi için protein olup olmadığına (idrarınızda protein tespiti preeclempsia belirtisi sayılıyor) ve şeker tespiti için idrar örneğinize bakıyor, tansiyonunuzu ölçüyor ve bebeğin kalp atışlarını dinliyor.
(Bu arada Açalya, burda şeker testi falan yapmıyorlar demiştim ama dosyayı inceleyince gördüm, rutin kontrollerde idrar testi ile bir de 26-30. haftalar arası kan testi ile bakıyorlarmış ama haberim yok:P O kadar sessiz sakin hallediyorlar:P Risk olmadığı sürece başka bir test yapılmıyor.)

28. hafta:
Sağlık ocağında ebe ile rutin işlem.
31. hafta: Sağlık ocağında ebe ile rutin işlem.
34. hafta: Sağlık ocağında ebe ile rutin işlem.
36. hafta: Sağlık ocağında ebe ile rutin işlem.
38. hafta: Sağlık ocağında ebe ile rutin işlem.
40. hafta: Sağlık ocağında ebe ile rutin işlem. Ayrıca, eğer bebek ters pozisyonda ve siz de normal doğum istiyorsanız, bebeğinizi normal pozisyona sokmaları için membrane sweep denilen, elle uygulanan bebeği döndürme işlemi yapılıyor. Eğer doğum tarihinizi geçirdiyseniz ebeniz bu işlemi eve gelip yapıyor.

41. hafta: Hastanede, doktor ile görüşme. Doğum tarihi gecikmiş olsa da 1 hafta daha müdahale etmeyip bekliyorlar. 41. haftada artık ne yapılması gerektiği kararlaştırılıyor. Suni sancı vs seçenekleri konuşuluyor-muş. Sanırım bu görüşmede doğumhaneye falan yatırıyorlar. Umarım ben 41. haftamda, evimde, kollarımda oğluşumla olurum:)

Tüm bunların dışında hamilelerin,
Hamilelik süresince ve çocuk doğduktan sonraki 2 yıl boyunca tüm ilaçları,
Hamilelik süresince diş tedavileri ve masrafları ücretsiz ki bunlar normalde ücretli hizmetler.

Hepsi budur işte:)

Doktor yok, aksilik olmadığı sürece 2 kereden fazla hastaneye gitmek yok. Gereksiz ultrason yok.

Anahtar Kelime: RELAX :)

Monday, 12 March 2007

Bugün en sonunda telefonun başına oturarak yapmam gerekenler listesinden bir kaç işimi hallettim.

Fazla kesilen elektrik parası geri istendi:) Gelen parayı bebişe harcarsın demiş Minik Meleğin Annesi, öyle olacak gibi görünüyor:) Kıyafete değil ama bu sefer:) Kenara koyayım ki yatak, araba koltuğu vs için harcayayım:)

Antenatal Classes/Doğuma hazırlık kursları için hastaneyi arayıp yer ayırttım. Bu servis hastanalerde, eğitimli ebeler tarafından ücretsiz olarak veriliyor. 3 dersten oluşan kursun ilk dersi 22 nisanda, ikincisi 1 mayısta, üçüncüsü de 8 mayısta imiş. 8 mayıs benim muhtemel doğum tarihim:)) Son dersi pratik etme ihtimalim yüksek yani:))

Bunun üzerine, doğumdan önce tamamlayabileceğim alternatif bir kurs araştırmaya başladım. Alternatifler ücretli oluyor tabi:) National Childbirth Trust'ın, uygun fiyatlı, 6 dersten oluşan bir kursunu buldum, bilgi göndermelerini bekliyorum. Dersleri özel eğitim almış, çocuk sahibi olan kişiler veriyor. Aslında hamilelik, doğum ve çocuk bakımı konusunda zaten o kadar çok okuyup araştırıyorum ki kursa gerçekten ihtiyacım var mı diye merak ediyorum :)


Kordon Kanı bankasını seçtim. Ödemeyi taksitle yapma imkanı var, bir kaç güne kadar başvuracağım bir aksilik çıkmazsa. İnşallah hiç bir zaman gerek olmaz ancak tedbirli olmak en güzeli.

Perşembe ebe ile randevum var. Vejetaryen Omega 3-6-9 vitaminlerini kullanıp kullanamayacağımı sormam lazım.

Bugün, Çinlilere ait bir sağlık merkezine gidip çarşamba günü saat 3-3.30 arasına masaj randevusu aldım:) Yarım saat! Rüya gibi:))

Doğumu başlatmak için ananas yenmesinin tavsiye edildiğini daha önce yazmıştım sanırım. Aramızda hamile varsa :P ananası hamileliği boyunca yememesi gerektiğini aklında bulundursun çünkü doğumu başlatabiliyor. Doğumun yaklaştığı günlerde ya da doğumun gecikmesi durumunda bol bol yenebilir sanırım:) Geciken doğumu için ananas yiyip ertesi gün doğuma girenler var da:)

Bir diğer doğal yöntem de raspberry leaf tea, ahududu yaprağı çayı içmek. Günde en az 2 en fazla 4 kupa içilmesi gereken bu çayın da, doğumun zamanında ve daha kısa sürede gerçekleşmesi ile bağlantısı bulunuyor. Ancak bu çayı da en erken 32. haftadan itibaren içmeye başlayabilirsiniz, daha öncesinde kesinlikle içilmemesi gerekiyor.

Yarın itibariyle 32. haftamızda olacağız hayırlısıyla:) Yarından itibaren başlayabiliriz;))

Doğum çantasını hazırlamam gerek ancak saplantılı bir şekilde geceliğe taktım. İstediğim gibi hem ucuz hem güzel bir şey bulamadım, onu almadan da hiç bir şeyi almıyorum :O

İstediği gibi bir gecelik bulamadığı için inatla hastane çantası hazırlamayan başka bir insan daha varsa yer yüzünde tanışmak isterim:)


Yok bunları oğluşa almadım:) Gerçi 3 yaş için gördüğüm ahşap bir oyuncağa içim gitmedi değil:))
Yarın, tatlı mı tatlı bir oğlu olan arkadaşıma kahvaltıya gidiyoruz. Bu kitap ve minik hayvancıklar da yarınki şeker oğlan ve gelirse küçük arkadaşları için:) Arkadaşımın bu saatten sonra bloga bakacağını sanmıyorum, o yüzden resimlerini ekliyorum:)

Benim oğlum, ben otururken sürekli hareket halinde, gezerken ise maşallah pek bir keyfi yerinde olmalı ki sessiz sakin:) Bundan, gezmeyi seven bir bebiş beklediğim sonucunu mu çıkarmalıyım:)) Hani öyle ise, harika :))

Saturday, 10 March 2007

Aşağıdaki listeden 2 maddeyi sildik:)
  1. Bir yerlerden almam gereken komisyon haftaya geliyor:)
  2. Şikayet ettiğimi blogumdan haber alan :P Toys'R Us yetkilileri sonunda indirim kuponlarımı göndermişler:) Sanırım büyük eşyaları oradan alacağım çünkü peşin fiyatına 6 ay taksit yapıyorlar:)
Ancak şimdiden başka iki madde listede yerini aldı bile! Elektrik faturaları ve emlakçı ile ilgili halletmem gereken bir sürü şey var.

Posta kutusuna bakmaktan pek hoşlanmam. Faturaları görmek epey canımı sıkar da:)
Geçen gün yine topladık mektupları geldik eve. Eski evden bir elektrik faturası. Öde öde kapatamıyorsun bir türlü diye söylenirken bir de ne göreyim, oldukça yüklü bir miktar fatura. Ama ödememiz gereken değil, geri almamız gereken:) Nasıl olduysa çıktığımız evin elektrik firmasına fazla ödeme yapmışız, hepsi hesabımıza kredi olarak geri dönmüş:) Hemen pazartesi arayıp çekimi isteyeyim:)

Bundan bir kaç yıl önce, çok kullanmamıza rağmen cuzi bir miktar telefon faturası ödüyor, çoğu zaman da geçen aydan kullanılmayan para sebebiyle krediye geçiyorduk.

Oh ne güzel, amma konuşuyoruz, hem az ödüyoruz hem de çoğu zaman ödediğimiz bile fazla geliyor bir sonraki ay ödeme yapmamıza bile gerek kalmıyor diyordum:)

O evden taşındık, yeni eve geçince faturalar, hesap kapatmalarla uğraşırken fark ettim ki, aslında eşim telefona direct debit, yani bankadan otomatik ödeme vermiş. Ancak telefon firması aynı zamanda faturayı eve de gönderdiği için ben de her ay, zaten ödenmiş olan o faturayı, kontrol bile etmeden bir kez daha ödüyormuşum:) Fatura ödemeye güdümlenmişim ne de olsa:)

Böylelikle her ay karı koca birbirinden habersiz telefon faturasını iki kere ödemiş oluyorduk:) Öyle olunca da bir sonraki ay zaten firmaya fazla fazla ödediğimizden yeni ödeme yapmamız gerekmiyordu:) Bunun farkına, o firmayla ilişkimiz kesilince fark ettim:)

Dün akşam işten gelirken kendime sarı laleler aldım:) Çiçek pazarından değil ama olsun:)

Kendime çiçek almak, eşimin bana çiçek almasından daha çok mutlu ediyor beni:)

Bu.. Bu.. Bu biirr.. :) Bu bir çok önemli alet:) İş yerindeki sisteme evden bağlanmamı sağlayan şifre makinam:) Hikaye uzun, kısaca, bir süre evden çalışacağım:) Şirket normalde kabul etmiyor böyle bir şeyi. Ancak acil bir durum söz konusu olduğu için, ben de evden çalışmamı kabul ederseniz çalışırım nazı yaptığım için kabul edildi:) Yıllık izinlerimin bir kısmı iptal edildi, iki hafta kadar da full time çalışacağım ama hiç şikayetçi değilim. Doğuma kadar bile çalışabilirim:) İş değil, yol yoruyor beni çünkü.

Doğumdan sonra da işler istediğim gibi gider de evden çalışmam kabul edilir umarım:)

Dün planlarım yolunda gitseydi iş yerindeki doğumdan önceki son günüm olacaktı, sessizce ayrılacaktım. Çünkü biliyorum ki bir parti yapacaklar doğum iznine ayrılıyorum diye. Eh sistemi kurdum, evden bağlanabiliyorum haftaya gelmeme gerek yok artık dedim müdürüme dün. Eee şey, sürprizi bozmak istemezdim ama doğum iznine ayrılacağın için küçük bir parti yapacağız, en azından bir gün gelmen lazım dedi:) Offf biliyorum şimdi 50-60 kişi masamın başına toplanacak >:/ ve hoşçakal diyecekler bana. Çok güzel, çok süper, ben de genelde uzun süreli izne ayrılanlara ya da işten ayrılanlara aynısını yapıyorum:P Ama bana yapılmasını hiç istemiyorum:) Çok utanıyorum dikkatlerin üzerimde olmasından:) Oysa ben sessiz sakin kaçacak, bir maille de hoşçakalın falan diyecektim:) Nasıl olsa yakın arkadaşları ayrıca evde ağırlayacağım.

Biliyorum çok medenice durmuyor ama ne yapayım:) Doğumgünümü bile haber vermemiştim, kutlama yapmasınlar diye. Benzer bir masa başına toplaşma, hediye verme, kart takdim etme durumu da doğumgünlerinde oluyor çünkü:)

Şimdiden bana fenalık bastı, ne yapacağım haftaya şirketin yarısını başımda bulunca diye kara kara düşünüyorum:) Bir konuşma falan hazırlayayım bari:) Bir de baklava vs götüreyim. Offf.





Bugün, mademoiselle'in bana tavsiye ettiği parfümlerden sadece bir tanesini deneyebildim. Marc Jacobs'un Blush'ı. Şu an kokusu uçtu. Fena değildi. Tresor'dan daha iyi bulduğumu söylemeliyim:)













Miss Dior Cherie'yi denedim, o da fena değil tam benim kokum değil ama benimkini bulana kadar deneyebilirim:)












Bvlgari'yi hiç denenemiştim. İlk başta kendime çok güldüm çünkü bana (bunu buraya yazmaya utanıyorum:P) bebiş kusmuğu kokusu gibi geldi. Valla bilmiyorum neden bu, hiç bir fikrim yok:) Üzerinden zaman geçince hoş kokmaya başladı:) Hala üzerimde ve güzel kokuyor:)









Issey Miyake'nin L'eau D'Issey'ini denemiş ve beğenmiştim daha önce. Ama aynı parfümü şimdi beğenip beğenmeyeceğimi bilemiyorum tabi:)







Dün akşam Number 23'ye gittik. Konu güzel ama çok fena harcanmış diye düşünüyorum. İşlenişini hiç beğenmedim, hatta bir ara, iş çıkışı yorgun argın gittiğimizden uykuya dalmak üzereydim.

Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum!

Wednesday, 7 March 2007

Mothercare'den aldığım kotu üzerimden çıkarmamaya başlayınca, bir de bir alana ikincisi yarı fiyatına indirim olunca bugün bir kere daha uğradım ve biri kargo, diğeri kot iki pantolon daha aldım. Özellikle kotların kesimi harika. Belleri daraltılabildiği için doğumdan sonra da, bir süre daha giyebileceğimi düşünüyorum. Bugüne kadar tüm hamilelik alışverişim mothercare'den aldığım 4 pantolondan oluşuyor:) Hiç üst alma gereği duymadım. Bu senenin modası hamilelerin rahatlıkla giyebileceği modellerden oluştuğu için normal dükkanlardan normal fiyatlara alıp giyiyorum:))


Daha önceki postların birisinde anonim bir arkadaş Türkiye'de mothercare'in pahalı olduğunu, buradaki çocuk kıyafetlerinin fiyatlarını sormuştu. Her şeyden önce çok çocuk olduğu için çok seçenek, çok seçenek olduğu için de çok uygun fiyatlı çocuk kıyafetleri var. Ben ailelerimize, oradan alıp çok masraf yapmayın, burada hepsi daha uygun dedim mesela:)

Pek çok güzel ürüne baktığımızda Made in Turkey yazısı görüyoruz ama maalesef Türkiye'de üretilen bu ürünler orada çok pahalıya, burada ise çok uyguna satılıyor. Mesela ben Mothercare'den £1'a çocuk t-shirt'ü almıştım. Poundu Türk lirasına vurursanız pahalıya gelir. Şimdi baktım £1=2.76 Turkish Lira diyor. Ama ben para karşılaştırmalarını daha çok ulaşım ücretlerine göre yapıyorum, daha makul bir karşılaştırma ortaya çıkıyor:) Nasıl mı? Mesela:

Ulaşım kartınız yoksa ve nakit ödeyecekseniz, belediye otobüsü ile 1 durak bile gitseniz ödeyeceğiniz ulaşım ücreti £2, Mothercare'den aldığım t-shirtse sadece £1.

Türkiye'deki tek durak gideceğiniz belediye otobüsü ücretinin, biletinin yarı fiyatına mothercare'den bir t-shirt aldığınızı düşünün. Onun gibi:)

Mesela bu iki pantolona, indirim de olduğu için £45 ödedim. Türk lirasına çevirirseniz çok gelebilir (yine de Türkiye'deki fiyatlarından ucuz olabilir tabi) Ancak tüm Londra içinde 7 günlük metro+tren+otobüs kartının £43.00 olduğunu düşünürsek pantolonları çok uyguna aldığımı söyleyebilirim:)

Tabi daha ucuza, uyguna da bulunabilir. Ancak bana göre hem fiyatları uygun, hem de mothercare ürün kartı sunması sebebiyle cazip.

Öf amma övdüm, bu kadar reklama bi indirim yaparlar mı acaba bana:))

Kendime bir şeyler alınca vicdanım el vermedi oğluma bir şey almadan çıkmaya:) Doğar doğmaz giyer, gezmelere çıkar inşallah diye bunları aldım:)

hmm bunun altına krem ya da beyaz, keten bir pantolon çok yakışır:) Ama keten pantolon yapmamışlar:) Yeşim teyzeee, eminim sen harika dikiş de dikersin:P Senin elinden her şey gelir, canım Yeşim teyzem benimmm :))

Bu ayki anne ve bebek dergilerimizi de aldık:)

Vee eşimin Almanya'daki kuzeninin kızına göndereceğim hediye paketine yerleştirmek üzere cici bir de kart:

Tecrübeli annelere bir soru: Bebekler ne zaman kendi başlarına, yardımsız, tutunarak ayağa kalkmaya başlıyorlar? Cevaba göre moses basket ya da yatak alacağım da:))

Harika bir site, kurucusunu tebrik ediyorum, göz atın derim:)
Perfume Fan Club

sumuklubocekciğim, Tresor'u denedim bugün, bana çoook şekerli geldi:/
Benim kokum değil kesinlikle. Bir de parfüm sitesinde adı geçen Chanel No 19'i denedim ama o da bana uymadı.
Sitede yorumlananların hepsini sırayla denemeyi düşünüyorum:)
Bu arada üstad, Ma Chère Mademoiselle, sevmediklerime bakarak ben neyi sevebilirim acaba:) Önce senin tavsiye ettiklerinden başlayayım denemeye:)


Yapmam gereken çok şey var ama bir türlü başlayamadım.
To Do List
  • Kordon Kanı Bankası ile iletişime geç.
  • Kordon Kanı ödemesi için banka ile de iletişime geç :|
  • Antenatal kurslar için hastaneyi ara.
  • Pilates kursuna başlayacak mısın, başlamayacak mısın, bir karar ver artık!
  • Doğum için TENS Machine alınacak, internette daha indirimli. Unutma!
  • Suda doğum konusunu hastane ile kesin kararlaştır. Havuz yoksa taşınabilir bir tane getirip getiremeyeceğini öğren.
  • Götürebiliyorsan bulduğun siteden bir tane satın al.
  • Epidural yaptıracaksan havuz falan hikaye olacak, satın almasan mı yoksa:P Kiralanabiliyor muydu:O
  • Bir yerden alacağın bir komisyon var, vergi yılı geçiyor, iste artık şu parayı!
  • Bebeğin ve senin hastane çantanız hazırlanacak, hazırlasan diyorum:D
  • Bebişin kıyafetlerini dolabına yerleştir. Yıkayacaksan yıkayıp ütülemeye başla!
  • Car seat, yatak, baby slings, her ne alınacaksa kesin kararlaştır.
  • Toy's R Us'un Babies R Us bölümüne üye oldun ama ne gelen var ne giden. Müşteri Hizmetlerini ara. Yoksa her şeyi mothercare'den alacağım diye tehdit et:)
  • Bebeğin ilk ismini kararlaştırsanız bi zahmet :/
  • Doğum ve ağrı kesiciler üzerine bir post hazırla.
  • Çocuğun UK kaydı, resmi işlemleri nerede, nasıl hallediliyor öğren.
  • Child Benefit, Child Trust Fund için hesap açtır.
  • Bütün bu listeyi sakla, ilerde oğluna, ben bunlarla uğraşırken baban uyuyordu evladım de:) Annelerin hakkı neden ödenemez bir kere daha hatırlat:P
  • Yarın iş var, uyu artık :) Hepsini sonra düşünürsün:P

Tuesday, 6 March 2007

  • El ve ayaklarım epey bir şiştiler. Bu akşam Meral güldü halime:P Tombiş bebiş ayağı gibi olmuşlar dedi:) Ayaklarım bu şekilde en son, yıllar önce, bir yaz tatilinde güneş alerjim sebebiyle bu kadar şişmişti.
  • Bu arada Meralciğimi kısmetse ikizinin nişanı için Türkiye'ye yolcu edeceğiz en kısa zamanda:) Bunu da kişisel tarihimize not düşeyim:))
  • Artık son dönem genel rahatsızlıklar başladı. Geceleri rahat uyuyamıyorum. Özellikle son bir kaç gecedir yan yattığımda ayaklarım kasılıyor, sabah uyandığımda ellerimi kapatıp açmakta çok zorlanıyorum. Yerimden kalktığımda, yere bastığımda özellikle ayaklarımın altı acıyor. Sanırım nedeni şişlikten. Bunları şikayet olsun diye yazmıyorum kesinlikle, yine, kişisel tarihimize not düşelim amacındayım:)
  • Dün akşam sağımdan soluma dönerken karnıma kramplar girdi. Her an hastanenin yolunu tutacağız diye bekliyorum artık:P
  • Bugün hamile olduğumu unutup, bunun altını özellikle çiziyorum:) unutup! yatağın altında bir şeyler aramak için yere yüzükoyun yattım! Tabi rahat hareket edemeyince toparlandım, o zaman farkına vardım neden rahat hareket edemediğimin! Karnımın üzerine yatmamam gereketiğini falan unutsam neyse de, ben tamamen hamile olduğumu unutup attım kendimi yere! Atmadım tabi de lafın gelişi:) Hamilelikte unutkanlık konusunda son nokta:))
  • Her şey yolunda giderse 16 martta izne ayrılıyorum. Yıllık iznimin bir kısmını kullanacağım, 22 nisanda da maternity leave/doğum iznim başlıyor. 18 nisan 2008 tarihine kadar izinliyim:) Darısı tüm hamilelerin başına.
  • İzin tarihimi iple çekiyorum çünkü artık hiç bir şey yapmasam da yoruluyorum! İşe gittiğim günler sabah 8'de evden çıkıp akşam 8'de eve dönüyorum. Onda da eşim metro istasyonuna bırakıp akşam ordan alıyor yoksa metroya gidiş gelişi de eklesem sabah 7-akşam 9 olacak!
  • Anne ve babamın gelişi için hazırlıklara başladık:) Umarım doğumdan önce burada olurlar. Sonra da kayınvalidemlerin gelmesini istiyorum inşallah. Hepimiz için çok güzel olur:) Herkesi çok özledik:(
  • 4 büyük çekmeceli komidinimizi bebiş için boşalttım:) Bizim eşyalarımız şu an sepetlerde, yatak altında duruyor:P O artık bebeşin dolabı inşallah:)
  • Uzun zamandır dükkanlardan bebek kıyafeti almadan çıkıyorum:) Aferin bana:)
  • Eşimi cumartesi mothercare'e sokup biraz dolaştırdım ancak hala yatak, car seat, puset&baby carriers&slings için erken olduğunu düşünüyor! Birisi eşime bebeğin her an süpriz yapabileceğini anlatabilir mi acaba:)
  • Eşime diyorum ama ben de daha anne&bebiş hastane çantasını hazırlamadım.
  • Kordon kanı bankasına başvurmayı düşünüyorum. Ayrıca bir post yazacağım bunun için. Yalnız bu işlem için bankadan kredi almam gerekecek. Kafam o noktada biraz karışık.
  • Yarın yürüyüşe çıkmam gerek ancak şu anda bile ayaklarım şiş ve ağrıyor ve fırtınaya dönüşmek üzere olan bir rüzgar var dışarda. Umarım üşenmem.

Saturday, 3 March 2007

Minik Patikler, kullanıp sevdiğim ve yine alırım dediğim ürünler konusunda beni sobelemiş. Aklıma ilk gelenleri toparladım:)



Eskiden, çook eskiden Alcatel diye bir telefon vardı:) Benim ve eşimin ilk telefonları, şu yukarıdakine benzeyen kütükten bozma Alcatel telefondu. Onunkisi mavi, benimkisi sarı:) Tam yukarıdaki telefon olmayabilir ama ona çok benziyor, bilenler hatırlayacaktır. 4 yıl kadar kullandım, buraya gelirken bırakmak zorunda kaldım, yoksa bozulana kadar kullanacaktım. Gördüğüm en sağlam telefondu. Kaç kere paramparça oldu ama bana mısın dememişti. Gerçi artık bulunmaz ama yad edeyim dedim:) Genelde Nokia, telefonda herkese tavsiye edeceğim bir marka.




Ben daha küçük,çantaya sığacak,hanım işi bir digital fotoğraf makinası istemiştim ama eşim yukarıdaki makinayı almıştı. Fuji S5000. İyi ki de bunu almış! Taşıması küçük makinalar kadar kolay değil, üstelik sarjlı değil pilli! 4 kalem pille çalışıyor ama yine de şu an için başka makinaya değişmem.

ipod Nano. Nokta.

Bu sünger yatağı Meral'lerde görüp (zaten onlarda ne görsek alıyoruz, çok kıskancız çook:P) biz de almıştık. (IKEA'dan) Gece yatılı kalan misafirlerimiz için harika bir çözüm yöntemi, özellikle de bu ülkede. Burada kiralık evler eğer istiyorsanız, ev sahibinden eşyalı oluyor. Kendi evini almamış, ev kiralayan bizler gibiler de, sürekli ev değiştirmek zorunda kaldıkları için bir de eşya taşımayalım dediklerinden hep eşyalı ev tutuyor. E burda da çek-yat mantığı pek olmadığı için, güzel ancak fonksiyonsuz koltuklarınız oluyor:) O yüzden yatılı kalacak misafirler için bir çözüme ihtiyacınız var. İşte şu yukarda görmüş olduğunuz sünger yatak bunu için harika bir çözüm:) (Kadıköy vapuru satıcılar gibi oldum:))
Bu süngeri normal zamanda kendi yatak süngerimizin üzerine koyup yer tutmasını önlüyoruz, misafir geldiğinde de onlara kullanıyoruz. Kendi yatağımızdan daha rahat :) Kendi evim olsa yatak falan almayıp, yere bunu atıp kullanabilirim:) Bazasını almadık bu arada ama yeri olanlar için o da çok kullanışlı bence.


Eşimin alerjik bir bünyesi var. Her bahar, saman nezlesinden (hayfever) bir ay kadar çeker. Gerçi saman nezlesi için hiç Çinliler'e başvurmamıştık ama şimdi aklıma geldi, bu bahar kısmet olursa onları da deneyebiliriz:) Neyse, 5-6 y kadar önce eşimin vücudunun kırmızı lekeler çıktı. Eli, yüzü, vücudu her yeri kırmızı lekelerle doldu. Eczaneye gidip bir merhem aldı ancak bütün tüpü bitirmesine rağmen işe yaramadı. Doktora gidip belki de bir sürü testten geçmesi ya da yeni yeni ilaçlar denemesi gerekiyordu ki benim aklıma parlak bir fikir geldi:) Çinlilerin doğal ürünler satan, doğal tedavi doktorları bulunan dükkanlarına uğramak. Eşimi kontrol eden Çinli uzman alerjik olduğunu ve neler yememesi gerektiğini söyledi. Sonra da yukardaki ilaçları verdi. Tamamen doğal olan bu hapların bir tanesinden günde 2 kere ve her seferinde 15 tane, evet evet yanlış okumadınız her seferinde 15 tane alması, diğerinden de günde 3 kere ve her seferinde 10 tane alması gerekiyordu:) Yani günde toplamda 60 tane:) Ancak maşallah daha 2. günde lekeler azalmaya başladı ve bir kaç gün sonra da bir daha çıkmamak üzere kayboldular:)

Kendisine bir bisikletlinin çarptığı ve kolunu herhangi bir şey tutamayacak şekilde inciten bir arkadaşım da yine Çinlilerden aldığı bir merhemle bir kaç günde tamamen iyileşmişti. Çinlilerin doğal tedavi yöntemlerini ve yaşam tarzlarını takip etmek lazım, adamlar 100 sene yaşadığına göre var demek ki bir bildikleri:)) Gerçi Meralcim onlardan bir şampuan alıp memnun kalmamıştı ama bence daha sabırlı olsa kesin işe yarardı:))


Bu da yine bir doğa ürünler satan Çinlilerin dükkanından alınmış yüz temizleme sabunu. Kimyasal içermeleri sebebiyle güzellik ürünlerini kullanmayı sevmiyorum. O yüzden bu tür doğal şeyler bana daha çok hitap ediyor. Hem çok güzel bir yüz temizleme sabunu hem de çok sağlıklı. Bir tane de kol ve X bölgesindeki ;) yağları sıkılaştıran bir sabun aldım ama henüz denemedim.

Geçen gün internetteki bir sağlık köşesinde, kullandığımız özellikle sıvı sabunların, şampuanların deterajanlardan bir farkı olmadığını, benzer maddelerin onlar için de kullanıldığını okudum. Sabun olarak kesinlikle sıvı sabunu tavsiye etmiyorlar, mümkünse vegetable kalıp sabunu öneriyorlar. Şampuanlar için de, deterjanlarda kullanılan, adını hatırlayamadığım maddeden en az içereni almamızı tavsiye ediyorlar. Yakında Çinlilierin doğal şampuanlarına geçiş yapmayı düşünüyorum:) Kalıp sabuna çoktan geçtim zaten:)


Bu da hamilelikten önce kullanmaya başladığım hamilelere özel multivitamin pregnacare. Bebek düşünen ya da hamile olan herkese tavsiye ederim.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar:) Ben de... Şeyma, palyanço, nilly, salıncakta iki kişi, Derya Mercanı, zumrutuanka, Yağmur'un annesi, Sabahnur, Swayline, Açalya, Pratik anne veee gelin hanım ince Gaye'yi sobeliyorum:)

Sobe:)

Bu akşam test edilip onaylandılar:)

Thursday, 1 March 2007

Yummy Mummy

Bu yazın favori yummy mummy çantası belli oldu:)

Bu ayakkabıları görünce vuruldum:)

İlk başta uzun uzun bakıp geçtim çünkü ayak numaram büyüdüğü için almak istemedim. Ancak sonrasında tahmin ettiğim fiyatın yarı fiyatına satıldıklarını öğrenince iki tane aldım!

Normalde 5/38 numara giyiyorum, bu ayakkabılar (babet mi deniliyordu?) 6/39 numara. Tecrübeli arkadaşlara sorum şu, doğumdan ne kadar zaman sonra ayaklar eski numaralarına dönüyor? Eğer doğumdan sonra bir kaç ay daha eski şişkinliğini koruyorsa bu ayakkabıları doğumdan sonra da giyebilirim. Yok hemen eski numarasına dönüyorlarsa bunlardan bir tanesini götürüp, şimdi giyemeyecek olsam da eski ayakkabı numaram ile değiştireceğim. Değiştirme sürem geçmeden acele cevap piliz:))


x