Friday, 23 November 2007


MK'yı emzirdiğim mekanlara bir yenisi katıldı bu sabah. Görüşme için gittiğimiz bankanın müdür odası! Şansıma menajer 3 çocuk büyütmüş, tecrübeli bir kadındı:) Yerinde durmayan MK'ya oyalanması için lolipop bile verdi:)

Menajer, bu yaşların keyfini çıkar, büyüdükçe dertleri de büyüyor bunların dedi :)

Hayat sigortası yaptırdım bu sabah! Hep birlikte oturduk, hesap kitap yapmaya başladık. (Eşim+Ben+Menajer)

Şu kadar sterlinden 30 yıllık sigorta yaptırırsan, 30 yıl dolmadan ölürsen şu kadar para, yok şu kadar sterlinden 40 yıllık sigorta yaptırırsan bu kadar para, eşine şu kadar, çocuklarına bu kadar para... Eşin senden önce ölürse şöyle, sen ondan önce ölürsen böyle..... diye diye kadın içimi daralttı :)

Teyze bi dur ya, ağzını hayra aç, ağzından yel alsın, ne diyosun seeen :)) Yok 30 yıla varmadan ölürsen, 40 yılı geçersen bilmem ne! Yarım saatlik; "ne zaman ölürsem, ne kadar yaşarsam" muhasebesi bile tüylerimi ürpertti. İnsan ölümü aklına pek getirmiyor, hele de 6 aylık bir çocukla günü ışık hızıyla yaşarken ama bir an durup düşününce, bunun her an yaşanabilecek, hayat sınırındaki son tecrübe olduğunu hatırlıyor.

Bilgisayar ekranında, sigorta için hesaplamalar yaparken kendimi çok garip hissettim.

Neyse, sonuç itibariyle bir hayat sigortam var, her ne kadar hayatın sigortası olmasa da.
70 yaşına kadar mı, 60 yaşına kadar mı yaptıralım hesabı yaparken eşime, biz Türkler 70 yaşına kadar pek yaşamayız yahu, yaş ortalamamız düşük, ne gerek var dedim :))

Bana kalsa hayat sigortası falan yaptırmam ancak ev alma hayallerimiz büyüdüğü için yaptırmak zorunda kaldık. Bu ülkede Mortgage, yani ev kredisi aldığınızda 25-30 yıllık ödeme planı çıkarılıyor. O zamanı kapsayan bir hayat sigortanızın olması da kredi almanızı kolaylaştırıyor. Sırf işimizi görsün diye yaptırdım yani. Eşimin zaten vardı, bankadan daha önce kredi çektiğinden yaptırmak zorunda kalmıştı:)

Çıkışta, biraz içim açılsın:) ve uykusu geldiği için yerinde durmayan MK uyusun diye kendimi süpermarkete attım.



Açlık sebebiyle düşen kan şekerimin bana aldırttıkları!


Dönüş yolunda, Charity Shop denilen, yardım amacıyla 2. el eşyalar satan dükkanlardan birisine girdim. Öylesine bakınmak için, hazır MK da arabasında uyuyorken. Aşağıdaki takımı buldum. Maddesi nedir bilmiyorum, bakır sanırım. El yapımı ve çok ucuz olduğu için de aldım:) Bunları alırken, onların yerine evden göndereceğim 2 ıvır zıvırı düşünüyordum:)

Eve yaklaştığımda, daha önce sling hakkında sorular soran Hintli komşuma rastladım. 18 aralıkta 2. çocuğunu bekliyor. Kullandığım yıkanabilir bebek bezleri ile ilgili bilgi istedi. Ona uğrayıp bezleri aldığım internet sitesine baktık beraber.

Hollanda'dan gelmişler İngiltere'ye. Bir kaç yıl sonra da Hindistan'a geri döneceklermiş. Oraya yerleşeceksiniz yani? dedim. Yok, dedi, Hindistan'dan sonra da başka ülkelere geçeceklermiş :) Bizden de göçebesi var yani:))

Eve dönünce Ozy'yi aradım, bebekli iki hatun olarak bebeklerden ve çocuk eğitiminden konuştuk bolca:) Bu arada mızmızlanan MK'yı ayağımda sallarken durmayacağı için kucağımda gezdiriyordum. Ben telefonda konuşarak koridorda gidip geliyorken baktım kafası düşmeye başladı:) Bir süre sonra da omuzumda uyuya kaldı. 6 ay+1 hafta+3 gün içinde ilk kez:) Eh dünkü uykusuzluğun üzerine bir de bu sabah erken kalkınca, daha fazla dayanamadı :)

2 saat kadar uyudu ki, bu da kendi çapında bir rekor :) Akşam da 19:00'da bayıldı yine.

Yarın, ağustos sonunda doğum yapan, Londra dışında oturan Pakistanlı arkadaşımı ziyarete gideceğiz. Bakalım Perivar bebiş ne kadar tatlı bir bebişmiş, gidip görelim, sevelim:))

Pazar günü de kızlar geliyor :) Badem şekerlerim de geliyoooorr :)) 1 hafta çabucak geçti :)

EK1 : Saat 20.00 ve uyandı, salonda esneye esneye oturuyor!
EK2: Bugün avokado verdim ancak 1-2 çay kaşığı ancak yedi. Biraz da su içti, hepsi bu. Bir de şöyle zeytinyağlı bir çorba yapyım bakalım :) Kuru kuru püreyi napsın çocuk :)

5 comments:

Sebnem'den said...

Gerçekten tüyler ürpertici ne zaman ölürsem diye düşünmek.Aslında senin orda ''ben türküm bize bir şey olmaz''geyiği yapman lazım dı:))
Hatırlar mısın?Uğur Dündar'ın eski bir programında aids'li kadınlarla beraber olan erkeklerin yaptığı açıklama buydu..Biz Türküz bize bir şey olmaz!!

sumuklubocek said...

ben de ayni duyguyu yasamistim ise baslarken hayat sigortasi icin "ehem sizin olumunuz halinde pu para kime kalsin???" diye sorduklarinda!!! cok daraltici!
Su cikolatalardan bana da lutfeeen!
ben de gecen gun ikinci el magazasindan cay takimi aldim, pasta tabaklariyla 20 parca diyordu ama o magazada kadin 2 parcasini bulamayinca bana o fiyatin da yarisina verdi incecik cekoslavak porselenini; mutlu oldum! siz de gule gule kullanin!

ASYA said...

ahhhh o nutella beni mahvetti:((

AycA said...

adamı yoldan çıkartıyorsun .. yarın markete gidip nutella alacağım!! ufff..
nasıl gidecek bu kilolarrr.. hani ayaklanınca gidecekti.. yalann yalan yalan.. evde olunca daha çok yiyor insan..

ferhat said...

Blog'unuzu bu gün keşfettim...2,5 yaşında bir kızı ve 5 aylık hamile eşi olan bir baba olarak bundan böyle blogunuzu takip edip daha bilinçli bir baba olacağım :):) Bu arada,yıkanabilir çocuk bezleri ilgimi çekti.Bilgi alma şansım varmı acaba?

x