Thursday, 30 August 2007

Bu yaz İngiltere'de iki günün üst üste güneşli olmasi mucize olunca, cumartesi gezmesinin üzerine hızımızı alamadık, pazar günü de yola koyulduk. Ama bu sefer daha erken bir saate evden çıkmayı başarabildik:))

Leeds Castle 1119 yılında, küçük bir gölün ortasına yapılmış, yeşillikler içinde bir ortaçağ kalesi. Ortaçağ tarihini seven bir insan olarak 1000 yıllık kaleyi dolaşmak hoşuma gitti.

Önce büyük bir alandaki araba parkına arabayı park ettik. Kimbilir ne kallavi bir park parası ödeyeceğiz derken park yerinin ücretsiz olduğunu öğrendik:) Tabi kaleye giriş ücretini duyunca araba parkının neden ücretsiz olduğu anlaşılıyordu:))

Gerçi isteseler onu da paralı yapabilirler, ayrıca araba parkının civarinda piknik yapmak için geniş bir yeşillik alan ve masalar bulunuyor, sadece piknik için bile gidilebilecek bir yer yani.

Yolda uyumuş, park yerinde emmiş, arabada altı değişmiş, uzun bir yola ve maceraya hazır Mehmed Kaan:)

Çimen lekesini dert etmeyip beyaz giydiren anne:)

Kalenin içinde bulunduğu büyük park-yeşillik alana girince karşımıza ilk önce 'duckery' dedikleri ördek ve ördek cinsi hayvanların yayıldığı:) yer çıktı.

Dilek pınarı :)

Kaleye kadar oldukça uzun bir yol bizi bekliyordu. Yolu yürümek istemeyenler için mini tren seferleri vardı ama biz yürümeyi tercih ettik:)


Tavus kuşları sanki sıradan birer tavuk gibi ortalıkta, insanların arasında dolaşıyorlardı.

Kaleye bir adım daha yaklaşmışken:)

Kaan'ı çoğunlukla slinginde ben taşıdım ancak zaman zaman arabasında, babasının yardımıyla yolculuk etti. Babalar bebeleri slingte uzun süre taşıma konusunda anneler kadar iyi değiller:) Işıl da bahsetmişti bundan.

Kalenin bulunduğu minik adaya giriş yapmak için geçilen minik köprüden bir manzara.

Giriş Kapısı
Köprü üzerinden bir başka görüntü. Görülen beyaz çadırda sanıyorum düğün-kokteyl tarzı eğlenceler-etkinlikler yapılıyor. Oldukça posh tipler dolaşıyordu etrafında:)

Adanın karşı kıyısından bir manzara.

Minik adanın içinde yürüyerek arka kısmına ulaştık ve kalenin arka kapısından girmek için 15-20 basamak yer altına inip, bir o kadar da yukarıya çıktık. Aslında adanın ana kapısından girince kaleye giden ana kapı karşınıza çıkıyor ancak oradan giriş yapmanıza izin vermiyorlar. Sadece merdiven inip çıkamayacaklar için izin var. Asıl gezi şarap mahzeninden başlıyor.

Bebek arabası da yasak olduğu için Mehmed Kaan tüm kaleyi annesi ile slinginde gezdi.

Kraliçenin Banyosu.

Toplantı Odası.

Kalenin dışından bir görüntü.
Bir başka görüntü. Görülen yoldan arka giriş kapısına ulaşılıyor.


MK, kalenin son bir kaç odasına kadar iyi dayandı ancak sonlarda parmağımı emmeye ve protestoya başladı. Görevlilere ve diğer ziyaretçilere mahçup gülücükler atarak son bir-iki odayı hızlandırılmış bir şekilde, koşar adım gezdik:) Neyse ki hiç kimse ne sesli, ne sessiz hiç bir şikayette bulunmuyor. Bebeklere ve çocuklara karşı çok toleranslılar.

Kaleden hızla çıkıp, yukarıda görülen, kalenin arkasında kalan merdivenlerde emzirdim Mehmed Kaan'ı.

Karnı doyup uykuya teslim olmuş yorgun kaşif :)


Beyaz çadırın önünden adanın ve kalenin manzarası.
Ayaklar Fora!

Mütevazi Nevalemiz:)

Bi bakar mısın anne insanı?

The Strongest Man! :)
Değil 1, 2 küçük çocuk bile gezmeye engel değil. Yeter ki isteyin :)
Çocuklu hatta minik bebekli o kadar çok aile vardı ki, sefiyorum o yüzden ben burayı :)

Bir de, bugüne kadar içine hiç girmediğim ama hep girmek istediğim yeşilliklerden yapılmış labirent vardı ama kale gezisi-emzirme sonrası açlık başımıza vurunca labirent tamamen aklımızdan çıktı! Eve gelince labirenti görmeden ve de gezmeden döndüğümüzü fark ettik. Umarım bir dahaki sefere:))

12 comments:

Köşenin Delisi said...

Yaaa ne güzel yerler gezmişsiniz çok imrendim valla :)) Bravo size, tek kelimeyle bravo :))

bebiş said...

selam,su kaanı yerım cok tatlı tam bır mınık adam,annseı cok hussuzlanmamış gene bırsuru yerler gezmıssınız iftira cocuk akıllı seker hersey var onda

TATLI CADI said...

Merhaba süper bir görsel şölen olmuş tarih öğretmeni olmam babından bayıldım valla bu ara da ben tatlı cadı...

sabahnur said...

Ne güzel geziyosun park bahce kale... Fotolar super zaten ama sonuncu İngiliz insanın azmine bayıldım:)

Anonymous said...

ingilterede yaşayasım geldi süpermiş ya..eşiniz eşime ordan bi iş bulsun amerikalardan kurtulalım yaaa.:)))
nurdan

ASYA said...

hmmm...uzun paçalı kotlardan hoşlanıyorsun demek:)))

Bende çıkıcam Efe şöyle bi serpilsin :) görürsünüz ..kıskandırın şimdi bakalım

minik talhanın annesi said...

ne kadar güzel bir yermiş! ben de gelsem ben de gezsem ne güzel olur hehe! eşim bu gezme hevesimden nefret ediyor. allah'tan talha bana çekmiş. onun sayesinde çıtını çıkarmıyor adamcağız. bu arada mehmed kaan çok şeker annesi! Maşaallah her geçen gün büyüyor serpiliyor.

AYSUN said...

Mehmed Kaan beyimiz büyümüş esra:) Yeşillikler süper. Gelip göresimiz geldi:) Anne insanı bakar mısın pozuna bayıldım bayıldım...

Isil Simsek said...

çok güzel bir yermiş, sağol paylaştığınn için.
ben de İngilizlerin çocuklarıyla her yere gitme huylarını çok seviyorum. Türkiye'de bu kadar rahat dolaşabilir misin, emin değilim. Bebek yokken hiç dikkat etmediğim için hatırlamıyorum ama Türkiye'de iyi niyetle de olsa çok fazla karışıyor insanlar, çocuğu niye çıkardın, hava rüzgarlı,sling zararli degil mi gibi sorularla karsilasmistim, sokakta, tanimadigim insanlardan!Mailini aldim, cevaplayacagim.
sevgiler

Anonymous said...

Esracim dun aksam Nihat amcasi Kaan in fotograflarina bakti ve "ayni Osman amca yaa, bu guzel oglan" dedi :)
Ben de hayir ayni Esra dedim :)
Kaan in thsirtindeki yaziya dikkatleri cekelim :
"HANDLE WITH CARE!"

yesim

Köşenin Delisi said...

Ya Esra hep sorucam unutuyorum. Hani sen hep dışarda gezerken emziriyoesun ya? Benim yapamadığımı yapıp öööle her yerde kaba tabirle "açıp" emziriyor musun :P yoksa şu nursing shawl tabir ettikleri zımbırtılardan mı kullanıyorsun. Ben bu süt sağma işinden pek hazzetmedim de :) Tavsiyelerini bekliyorum gezgin anne. Bi de...hep ayaklarını görüyoruz yahu!! Şu gül yüzünü göremedik gitti!! :P

Köşenin Delisi said...

Bi şey daha. Benim bloga yaptığın yoruma cevaben yazmıştım bunu ama baktım soru sormuşum yine, buraya da yapıştırdım. (Çok soru sordum pardon, ama napıyım sende de bu kadar çok iyi fikir olmasaydı :D)

Esracım kanguru aldık, birkaç hafta önce, ama beyimiz rahat etmedi içinde. (Hatta Barış denedi, dediğine göre çok bunalmış ve hatta ağlamış). Sling de Türkiye'de var mı bilmiyorum ki...şimdi dışardan sipariş etsem bi ayda gelecek...kaç aylığa kadar kullanılabiliyor ki?

x