Saturday, 30 December 2006

Oğluşumuz Yolda Inşallah:)

Bugün 4.15'te hastanede ultrason randevumuz vardı. Bu sefer eşimle gideceğimiz için ayrıca heyecanlıydım:)Malum alışkın değilim:) Iyi ki gelmiş çünkü son randevu bizimkiydi ve her zamankinin aksine ultrason salonunda bir kaç kişi dışında kimseler yoktu. Üstelik 4.15'teki randevuya saat 5 gibi aldılar bizi.

Bu gidişimizde bebişin ultrason fotoğraflarını da almak istediğimiz için resepsiyona para ödememiz gerekiyordu ancak bozuklukları yoktu, tam para istediler. Bizde de tam miktar yok. Neyse ki çok anlayışlı insanlar, hemşireye daha sonra ödesek olur mu diye sorunca ok dedi. Içeriye gidip teknisyenle konuşunca yanımıza geldi ve 1 fotoyu bize ücretsiz vereceklerini söyledi:) Bu arada randevunun nasıl geçtiğini öğrenmek için cepten arayan sevgili arkadaşlarımız Meral ve Murat meğer bize bir süpriz yapmışlar ve hastaneye gelmişler:) Park yerinde arabamızı göremeyince randevu saatini mi kaçırdık diye endişelenmişler:) Şanslarına bizi bir de geç aldıkları için ultrasona yetiştiler:) Çok sağolun çocuklar ya, iyi ki varsınız:)


Salonda kimsecikler kalmadı, temizlik görevlisi kızcağız her yeri temizleyip birer birer odaları kilitledi biz hala bekliyoruz. Ben bu arada heyecandan yerimde duramıyorum. 5 gibi teknisyen çağırdı, bize iki fotoyu ücretsiz vereceğini söyledi:) Biz para vermek istiyoruz, adam ben para işine bakmıyorum, alamam diyor:) Resepsiyondakilerin bozukluğunun olmaması sizin sorununuz değil o yüzden ücretsiz vereceğim diyor. Bir dahaki sefere ödeyeceğiz diyoruz, gerek yok diyor:) Karşılıklı bir ödeyelim-ödemeyin çekişmesi oldu, komikti:)

Ben yüreğim çarpa çarpa koltuğa uzandım, adam bana neden kalp atışların bu kadar hızlı diye sordu:) Stresten dedim:) O da anladı tabi ilk çocuğumuz olduğunu:) Ilk olduğu için böyle dedi:) Ikincilerde herkes rahat anlaşılan:) Ben de ilk çocuğum ve annem, sana hamileyken her ay doktor kontrolüne,başka bir şehirdeki doktorumu görmeye giderdim, kardeşine hamileyken bir başında bir de sonunda gitmiştim demişti:) Ilkinin yeri ayrı oluyormuş demek:))

Neyse,teknisyen kontrole başladı, ben adamı bir rahat bırakmıyorum ki işini yapsın. Ha bire soru soruyorum:) Bir ara bana, merak etme bu senin bebeğin ve bir şey olsa senden saklamam kesinlikle dedi. Bu ülkede böyle, her şeyi söylüyorlar, bir şeyi saklamak yok kesinlikle. Ama ben adamı yine de rahat bırakmıyorum! Bir ara bir ölçümü bir daha yapmak zorunda kaldı benim sorularım yüzünden:) Akşam akşam çattık dediyse de sağolsun çok anlayışlı davrandı:-)

Çok şükür,bin kere şükür her şey yolunda görünüyor, inşallah öyledir ve öyle devam eder.Allah herkese hayırlı ve sağlıklı evlatlar nasip eder inşallah.

Ultrason bitince, ilk çocuk olduğu için teknisyen 7. aya bir ultrason randevusu daha verdi. Normalde bu ülkede 2 ultrason yapıyorlar, ben tabi hemen atladım, neden, niye gerek duydunuz falan filan:) Adamcağız, şart değil tabi, istemiyorsan vermeyeyim ama tecrübelerime dayanarak ilk bebekler için tavsiye ediyorum dedi. Bu aylarda bütün bebekler hemen hemen aynı oluyormuş, gelişimlerini daha yakından takip etmek için sonraki aylar daha uygunmuş. Daha önceden bir çocuk olsa ikincinin gelişimini de ona dayanarak tahmin edebiliyorlarmış ama ilk çocuk olduğu için 3. bir kontrol tavsiye etti. Türkiye'de anneler neredeyse her ay ya da her 15 günde bir giderken ben burada 3. ultrasonu bile istemeyecektim nerdeyse:)

Çok şükür bebişimizin gelişimi yaşıtları:) ile paralel gidiyor -maşallah-, hep böyle devam etmesi umuduyla:) Iki fotoğrafımızı da aldık ve sonrasında sevgili dostlarımızla bu güzel gelişmeyi kutlamak için yemeğe çıktık:) Yolda hemen annelerimize, babalarımıza ve arkadaşlarımıza güzel haberleri verdik:) Dualarınız ve destekleriniz için sizlere de çok teşekkür ederim sevgili bloggerlar, Allah bu güzellikleri yaşamak isteyen herkese yaşatsın inşallah.

Ultrason sırasında teknisyen cinsiyetini bilmek isteyip istemediğimizi sordu, ben içimden, ben biliyorum zaten diyordum:) It's a boy deyince; demek annelik sezgisi böyle bir şeymiş dedim:) Başından beri erkek olduğunu hissediyordum, erkek istediğim için erkek demiyordum, anlatamayacağım bir his, bebeği hiç kız olarak düşünemedim mesela. Kız olsaydı da erkek olarak düşünemeyecektim muhtemelen. Hayırlı ve sağlıklı olması her zaman, her şeyden önemli, gerisi boş. Ne biz, ne ailelerimiz cinsiyet ayrımı yapan zihniyete sahip değiliz çok şükür. Öyle yetişmedik, çocuklarımızı da öyle yetiştirmeyiz inşallah.

Teknisyen bebişin erkek olduğunu söyleyince eşim beni kastederek, "biliyordu eşim zaten, hep söylüyordu erkek diye" mealinde konuştu. Teknisyen de şaşırdı:) Buraya gelen anneler hep bildiklerini söylüyorlar, hadi nedir söyleyin deyince de hep yanlış tahmin ediyorlar dedi:)

Ve bu arada babamız da sanırım daha bir havaya girdi:) Bir sonraki randevunun tarihini ve saatini ayarlarken kendisi için de uygun olan bir zamanı seçmeye çalıştı falan;) Böyle devam etmesi umuduyla:) Selimciğin babasının Selim için yazdığı bir yazıyı eşime maille gönderip, zorla okutup örnek alması gerektiğini söyledim geçen gün;) Ok dedi ama bakalım;))

Wednesday, 27 December 2006

Şu sıralar gece yarısı uyanma huyu edindim.Hamileliğin bu döneminde beklenmesi gereken bir şeymiş sanıyorum ki.

Bir de... 21. haftaya girdim ancak şu ana kadar sadece 3.5 kilo aldım. Lütfen birisi bana bunun normal olduğunu söylesin! Her zamanki gibi yiyorum, fazla yemek de içimden gelmiyor, iştahlı olduğum söylenemez ve sonuçta sadece 3.5 kilo aldım:( Endişelenmeli miyim? Daha çok mu yemeliyim? Ne yapmalıyım?

Tuesday, 26 December 2006

Bunlar da hafta sonu çıktığımız geziden aldığım ıvır zıvırlar:) Christmas nedeniyle %50 indirime girdiğini görünce kaçırmadım:) Klasik, erkekler ihtiyaçları olan 1 liralık malı 2 liraya alırlar,kadınlar ihtiyaçları olmayan 2 liralık malı 1 liraya alırlar olayı:))))) Ev mis gibi lavanta kokuyor işte ne var:)


Bu kadar güzel paketlenmiş şeyleri kullanmaya kıyamıyorum şimdi:) Hepsi dekorasyon olarak banyodaki yerlerini aldılar:)

Bu kurabiyeleri de canım arkadaşım Meralcim aldı sağolsun. Kutuyu bu kadar albenili yapınca insan duramıyor elbette:) Teşekkürler tatlım:)

Ben uzunca bir süre evde oturacaktım değil mi? Bugün Ikea'ya gidiyoruz:P

Sunday, 24 December 2006

Bir süredir yazamayışımın acısını çıkartmak için, uzuuun bir post yazmak üzere geldim:) Önce perşembeden başlayalım.

Bölüm 1:)

Perşembe günü eşimin çok önemli bir toplantısı vardı. Iki eli kanda da olsa gitmesi gereken toplantılardan bir tanesiydi. Bu da demekti ki, öğleden sonraki hastane randevuma -yine!- tek başıma gideceğim. Üstelik benim randevu saatim toplantı saatinin tam ortasına denk geldiği için, beni en azından hastaneye kadar bırakma şansı bile olmayacaktı. Ilk hastane randevumda -ilk ultrasonun ve kan tahlillerinin yapılacağı- eşim beni hastaneye kadar bırakmış ama gerekli olduğunu düşünemediği, ben de naz edip ısrar etmediğim için randevuya gelmemiş ve işe geri dönmüştü. Işim biraz uzun süreceği için ben de eşimin işinden kalmasını istememiş ve ısrar etmemiştim. Oysa muayene salonuna girdiğimde neredeyse herkesin eşi, ailesi ya da en azından arkadaşı ile geldiğini görünce durumumun garipliğini anlamıştım. Normal şartlarda baba adayları da anne adayları ile randevulara geliyorlardı! Moralim çok bozulmuştu, üstelik bir de ultrasonda bebeğin başının vücuduna oranla büyük olduğunu görüp depresif olmuştum! (Ultrason görüntülerini okumayı çok iyi bilirim ya:)) Oysa ki o dönemde olması gereken zaten oymuş:) Bir de üstüne, arkadaşlarım danışmadan istersem alabileceğimi söyledikleri ultrason fotoğrafını hemşireye sorduğumda, ilk ultrasondaki görüntünün iyi olmadığını o yüzden ikinci ultrasondaki fotoğrafı verdiklerini söyleyince keyfim iyice kaçmıştı.

Daha sonraki sitemlerimde eşim bundan sonraki randevulara geleceğini söylese de maalesef bu ikinciye de gelemedi. O yüzden kendi başıma, otobüsle gitmek için yola çıktım. Arabayla 10 dakikalik yolu 1 saatte ancak gidebildim. Çalışan bir annenin çocuğu olarak kendimi bildim bileli işlerimi yalnız yapmaya alışmışımdır ama hastaneler beni çok gerer. Ziyaret amaçlı bile gidecek olsam yalnız gitmek istemem. Bir keresinde annemle gittiğim bir hasta ziyaretinde, çıkışta az daha bayılma tehlikesi geçirmiştim. Tansiyon, şeker yerlerde sürünüyordu:)

Neyse, bu gidişimde muayene salonunun kapısından içeri girecekken, önümdeki genç anne adayı ve yanında bulunan eşi ve sanırım anne babası birden durdular. Baktım kızcağız ağlıyor. Sanırım biraz korkmuş ve stres olmuştu. Durup, "seni çok iyi anlıyorum" demek istedim ama bir şey söylemeden içeriye geçtim. Hatta, bak haline şükret en azından yanında sana destek olan eşin ve sevdiklerin var, oysa ben tek başımayım demek istedim ama onu da söylemedim :)

Salon yine her zamanki gibi anne adayları ve yakınları ile doluydu:( Ve ben yine tek başımaydım:( Bir süre sonra kapıda ağlayan genç kadın ve yakınları da geldiler yanıma oturdular. Bu sefer kız daha rahatlamış görünüyordu, en azından morali yerine gelmişti ve yüzü gülüyordu. Onun adına sevindim ama bu sefer yalnız başıma olmamın beni üzmediğini,duruma alıştığımı zannederken o kalabalığın içinde yine yalnız olduğum için ağlamaya başladım:( Yine de kimsenin ağlamamı garipsemeyeceği yerlerden bir tanesindeydim:) Eminim tüm anne adayları beni anlayabiliyordu, benim kapıdaki genç kadını anladığım gibi. (Ha bire genç kadın deyip duruyorum, kendimi yaşlı hissetmeye başladım sanırım:))

Neyse ki hemşirenin adımı çağırmasıyla durum değişti. Çok şükür daha önce yaptırdığım kan tahlillerinin hepsinin sonuçları güzel görünüyordu. Yalnız iki test yapılmamıştı, onlar için bir daha kan verdim ve bu yükün de omuzlarımdan kalkmış olmasının şerefine ufak bir alışveriş yapıp eve döndüm:) Bu arada, ilkokuldaki ilk aşım sırasında yaşadığım tramva sebebiyle bende iğne-aşı korkusu vardır. Bir kaç fenalaşmışlığım hatta bayılmışlığım vardır. Hayattaki ilk ve şu ana kadar ki -Allah bir daha yaşatmasın- tek baygınlığımı da hastanede vurulduğum bir iğne sonrasında yaşamıştım. Neyse ki hastanedeydim de eterle ayıltmışlardı:) Ama burada kanı şırınga ile değil, küçücük iğnelerle tüplere alıyorlar ve neredeyse hiç hissetmiyorsun. Bunu çok sevdim:) Benim gibi bir korkak bile korkmuyorsa sanırım kimse korkmaz. Ah bir de, annem ve babam A ve B olmalarına karşılık ben 0+ çıktım. Daha önce baktırdığımda bir kere 0, bir kere de A çıkmıştı. Nasıl oluyorsa artık? Dikkatsiz laborantlardan birisinin işi işte.

Off çok depresif bir yazı oldu ama ne yapalım.. Bu cuma inşallah ikinci ultrason var ve eşim randevu için gün sayıyor ama bu sefer de ben geçmiş randevuların intikamı adına onu yanımda götürmesem mi gibilerinden kötü planlar yapıyorum:) Bakalım belli olmaz, yalnız başıma gitmeye alıştım, yanımda insan istemiyorum diyerek mızmızlık edebilirim:)

Nazlı ve gerçekten gerekmedikçe ilgi isteyen bir insan değilimdir ama hamilelik gibi bir dönemde, yanımda ailem olarak bir tek eşimin olduğu bir ülkede ilgi istiyorum doğal olarak. En azından pek çok kişinin çift olarak gittiği muayenelerde eşimi yanımda istiyorum. Şimdiye kadar kısmet olmadı, bakalım bundan sonra ne olacak:)

Bölüm 2:)

Perşembe günü böyle, cuma günü de gireceğimiz noel tatili sebebiyle sabah 6'da kalkıp 8'de başladığım ve akşam 5.30'da bitirip 7'de evde olabildiğim iş sebebiyle çok yoğun geçti. Cuma akşamı da eşimle, çıkmak istediği tatil sebebiyle tartıştık. Bana göre her tatil içinde, yol yorgunluğu, hava değişimi, yenecek yemeklerin ve kalınacak mekanın değişecek olması sebebiyle hastalık ihtimalini barındırır. Hamile olmasam bu durumu hiç umursamam ama aralık ayının son günlerinde, sıcaklığın eksiye düştüğü ve benim de vücud direncimin hamilelik sebebiyle azaldığı bir dönemde böyle bir risk almak istemedim ama bunu eşime bir türlü anlatamadım. Günübirlik bir seyahati, onu bile bu havada gereksiz görsem de en azından akşam kendi evimde olabileceğim için tercih ettim. Sonuçta kış vakti bilmediğimiz bir otelde kalacağız ve soğuk mu olacak, sıcak mı olacak,üşüyecek miyiz belli değil. Risk almayı, hele hele bir başkası -hele hele de bebiş- söz konusu iken sevmiyorum.

Cumartesi yani dün 9.30 gibi evden çıkıp arkadaşları aldıktan sonra, akşam tam 9'a kadar sadece birer kere 1 saatlik ve 3 saatlik mola verip 7.30 saatimizi yollarda geçirdik. Akşam, gezdiğimiz şehirde farkında olmadan tam da önüne park ettiğimiz Türk lokantasında yediğimiz yemeğin üzerine bir kahve, iki bardak da çay içince, 7.5 saatlik yolculuğun yorgunluğu ile midem iflas etti. Akşam yatmadan önce fenalaşmaya başlamıştı ama uyursam geçer ümidiyle yatmıştım. Sabah 7.30 civari midemde ve omuzlarımda ağrı ile uyandım. Midem için tek çare vardı ama yapmak istemedim:) Midemdeki sorun sebebiyle kalbim, yemek borum, nefes borum, ne varsa sıkışmaya başladı. Bir an bayılacağımı zannettim. Omuzlarıma da sıcak su torbasını doldurup koydum ama torba delinmiş, sırtım ve hatta yatak su içinde kaldı. Mide ağrısı bir yandan, sırtım bir yandan derken saat 10 oldu. Neyse ki midem sıcak bir çorba içecek duruma geldi de karnımı doyurabildim. Eşim de, dünkü yorgunluğa rağmen bu sabah, hem de dün birlikte yolcculuk ettiğimiz arkadaşımızla balığa gitti:) Beyler arabayı kullanmalarına rağmen hiç yorulmamışlar anlaşılan:) Zavallı Meralcim kendi evinde, ben kendi evimde yorgunluktan kaymış bir vaziyette yatıyoruz:) Bakalım bizim beyler, yardım edeceklerine söz verdikleri yarınki ev temizliğinde de bugunkü kadar dinç olacaklar mı? :)

Gezi fotoğrafları var ama onlar için ayrı bir gezi blogu açmam lazım, bir de eşime kızdığım için görünce aldığım bir sürü ıvır zıvırın fotoğrafı var ama onlar da yarına artık. Eşimin kredi kartı limiti dolduğu için o ıvır zıvırların hepsini cebimden ödedim ve bu kızgınlık bana pek yaramadı:) Ne anladım ben bu işten:)
Ikizler Geldi :))))
Didem'in ikiz kızları geldi, hoşgeldi :)
Sevgili Bilge ve Deniz, ikinizi de kocaman öpüyorum:)

Saturday, 23 December 2006

Günü birlik ufak bir geziye çıkıyoruz, akşama döneceğiz inşallah.

Meltoşcum, minik Nisa'mızın fotolarını ben de çok merak ediyorum. Annesi, teyzeleri, Meltem ve Mine teyzeleri gibi güzel bir kızdır eminim:) Bize de postalayacaklardı, arayıp adres verelim hemen:) Dün akşam işten geç geldim, yorulup uyumuşum biraz. Yemekten sonra da gözüm bir şey görmedi. Mesajını da şimdi okudum, özür dilerim tatlım. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle. Sevgiler

Wednesday, 20 December 2006

Meltem Teyzem'e ve Cem Amcam'a


Bunlar benim ilk hediyelerim:) Bu hediyeler gelmeden bir kaç gün öncesinde annem bana 3 küçük tulumcuğu almamış olsaydı benim ilk kıyafetlerim de olacaklardı aynı zamanda:) Benim yolda olduğumu ögrenen, annemin ve babamın çok sevgili arkadaşları, Istanbul'daki Meltem teyzem ve Cem amcam taa oralardan bana bu güzel takımı yollamışlar:) Ne kadar güzel olduklarını anlata anlata bitiremeyeceğim için fotoğraflarını koydum, kendi gözlerinizle görün diye:) Annem ve babam teşekkür etmişti ama ayrıca ben de teşekkür etmek istedim:) Sevgili Meltem teyzecim ve Cem amcacım, düğününüzde el çırpmak için sabırsızlıkla bekliyorum, ikinizi de kocaman öpüyoruuummm :)

Yeşil Takımlı Bebiş;)



Bunlar da benim ilk kıyafetlerim, annemin aldığı üç küçük tulum:) Kız olursam maviler bana çok yakışır;) Zaten babacığımın da en sevdiği renk mavi ama erkek olursam pembe tulumla komik olmam di mi? :) Neyse canım, evde giyerim kimse görmez:P Tabii annem fotoğrafımı çekip buralarda yayınlamazsa!!!

Monday, 18 December 2006

Alışveriş Çılgınlığı

Evde yapmam gereken bir sürü iş olmasına rağmen kendimi dışarıya attım bugün. Noel sebebiyle her yer çok kalabalıktı ama yine de güzeldi. En son yapmam gerken alışverişi en başta yapınca elim kolum dolu rahat rahat gezemedim! Alışveriş yapmaktan çok dolaşmayı sevdiğim için bir sürü ağırlıkla dolaşmak zor oldu tabi!




Sumuklubocegin dedigi gibi, biz her ne kadar noeli kutlamıyor olsak da etraftaki görsel güzelliklerden faydalanıyoruz:)

Bu alışveriş merkezi de her yıl aynı süsleri kullanıyor, sıkıldık artık, değiştirin lütfen! diye şikayet mi etsem ki? :))


Eve dönerken yolumun üzerinde çiçek açmış bir ağaç gördüm!Aralık ayının ortasında hem de!Günlerdir iyi giden havaya aldanmış sanırım ki:(


Aslında hiç aklımda olmamasına rağmen indirim olduğun görünce iki tane hamilelik pantalonu aldım kendime.Bunlar aldığım ilk hamilelik kıyafetleri. 20. haftaya giriyor olmama rağmen hala eski kıyafetlerimi giyebiliyorum çünkü. Biraz büyükler ama yine de üstümden düşmediler:)


Yine hic aklımda yokken!:) vitrinin önünden geçerken gördüğüm ve çok beğendiğim şeyi almak için dükkandan içeriye daldım. (Şey'in yerine koyacak bir isim bulamadım:) Ingilizce de top deniyor ama türkçede bu tarz bir şeye ne denir ki? Gömlek desem değil, t-shirt desem hiç değil! Üst diyebilirim sanırım:))


Bunu alırken aklıma sumuklubocek geldi:) Çok kadınsı di mi:P Buna uygun kolye bile seçtim:) Vitrinde hardal rengi vardı ve çok hoş duruyordu. Içeride ise sadece lacivertini bulabildim. Satıcı kıza başka rengi var mı diye sorunca; elinizde tuttuğunuz son kalan diye cevap verdi bana. Bu kadar sattığına göre alanların bir bildiği var herhalde dedim:~) Biraz daha büyük bedenini almayı istiyordum ama olsun. Üzerime olmayıncaya kadar giyerim artık.


Noeli ve yeni yılı kutlayan komşularımıza ve arkadaşlarımıza verilmek üzere kartlarımızı da aldım. Cicili bicili modellere gitmedi değil gözüm ama kartı alacak kişilerin yaşlarını ve karakterlerini göz önünde bulundurunca derhal mantıklı bir seçim yaptım:)




Bilmiyorum siz de benim gibi mum görünce almadan duramayanlardan mısınız?
Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? gibi oldu ama neyse:)

Çiçekçinin önünden geçerken süsledikleri bu çam fidanını gördüm:) Sanırım noel için süslemişler ama ben üzerime alınmıyorum:~)

Bu da meşhur 2007 ajandamız:P Aslında defter boyutunda ajandalar kullanıyorum ama büyük çanta taşımayı sevmediğim için, küçük çantama sığacak ebatlarda bir şey almaya karar verdim. Büyüğünü artık noel sonrası indirimlerde alırım.Fazla model kalmasa da büyük indirime girmiş oluyorlar.

Ben bugün dışarıya bankaya çek yatırmak ve bulaşık deterjanı almak için çıkmıştım aslında!!! Bunların hiç birisi aklımda yoktu!! :) Neyse, geçen cuma gününün kutlaması olduğuna ikna ettim kendimi:))))

Akşam eşimin geç gelmesini bekliyordum, bu hafta işi açısından çok önemli, inşallah çok güzel ve verimli bir şekilde atlatır bu haftayı. Ancak bugünlük işi erken bitmiş, eve erken geldi. Mutfak alışverişi için gittiğimiz Tesco'dan oğluna ilk hediyesini aldı:)

Iki arkadaşın çouklarına hediye seçerken bu takımın indirme girdiğini gördüm. (Beni bu indirimler mahvetti bugün:P) Eşime alalım mi diye sorunca, bizim daha çok vaktimiz var, nasıl olsa alırız dedi. (klasik erkek zihniyeti:)) 9. ayda yüklü bir fatura ile karşılaşmak istemiyorsa rastladıkça almasının ne kadar mantıklı olduğunu söyleyince almaya ikna oldu:) Aslında ben bütün alışverişlerimi yalnız başıma yapmayı tercih ederim, daha iyi konsantre oluyorum:) Ancak bebek alışverişlerine babamızı da dahil etmek istiyorum ki olaya alışsın yavaş yavaş:) Çünkü henüz, yaşadığımız pek çok problem yüzünden bebeğe adapte olamadı:) Neyse, Allah izin verirse mayıs ayı itibariyle ister istemez adapte olacaktır:))))

Bu arada arka planda odanın dağınıklığı görünüyor ama siz görmezden gelin:P

Ve son olarak bu da bana hediyesi;)

Filmi geldi ancak kaçırdım. Kitabın filmden daha güzel olduğu duyumlarını alınca önce kitabı okuyayım,sonra filmini dvd'den falan izlerim diye düşündüm.

Ben uzunca bir süre evde otursam iyi olacak sanırım:)))

Sunday, 17 December 2006

Pazar günü olmasına, üstelik havanın da çok güzel ve güneşli olmasına rağmen eşim bugün çalışıyor. O yüzden kahvaltıyı tek başıma yapıyorum. Bu demektir ki temizliği de tek başıma yapacağım! Işte bu kötü oldu:)

Geçen gün, yaklaşan yeni yıl sebebiyle bir ajanda almak istedim. Bir çok seçeneğin arasından gide gide içinde ve üzerinde çocuksu çizimleri olan bir tanesini beğendim. Diğer tarafta çiçekli, daha ağırbaşlı, hanımlara yakışan modeller var ama bir türlü içime sinmiyorlar:) Kendi kendime; "Artık anne olacaksın hala böyle şeyleri beğeniyorsun, bak şu ciddi duran daha çok yakışmıyor mu?" diye ikna turlarına çıktım ama hiç de başarılı olduğum söylenemez:)Bizim çocukluğumuzda yoktu böyle cicili bicili şeyler, ne yapalım:) Üstelik ailem de -haklı olarak- gereksiz harcamalara, israfa karşı olan insanlar oldukları, bu tür şeyleri para tuzağı olarak gördükleri için fonksiyonel olmayan her şeyden uzak durduk. Ama şimdi ben uzak duramıyorum:~)

Kimi insanlar vardır, en soğuk duran, en renksiz eşyaya bile küçük bir çizgi ile bile olsa renk ve sempati katarlar, damgalarını vururlar. Ben onlardan değilim ne yazık ki. Yine de halihazırdaki renkli ve sempatik şeylere zaafım var:) Elbise reyonundaki birbirinden şık elbiseler ya da yüksek topuklu ayakkabılar falan değil de, üzerinde küçük bir çiçeği olan japon işi çantalar heyecanlandırır beni. Evet, ben de bir ikaçu pikaçu'yum yani:) Uzakdoğuluların ciddi duruşlarına rağmen, böyle çocuksu üretimleri yapıyor olmalarına hiç şaşmıyorum.

Bugün yapmam gereken çok iş var,bir yerden başlasam sonu gelecek ama, temizlik bile yalnız başına zevkli olmuyor:)

Iyi pazarlar

Herkese iyi pazarlar:)


Friday, 15 December 2006


Dünkü gerginliğim çok şükür yerini yukarıdaki duruma bıraktı:) Şimdi karı-koca bu şekilde yani ağzımız kulaklarımızda dolaşıyoruz:)) Her şeyin başı sağlık tabii. Yine de insan, aklınının işlerine takılı kalmadığı zamanlarda daha huzurlu oluyor gibi sanki:)

Dün sabah 6'da kalktık ve sadece 1 dilim ekmek yedikten sonra yola çıktık. Öğlene kadar başka bir şey yemeye fırsatım olmadı. Saat 1 gibi biraz leblebi ile bir tane bisküvi yiyebildim! Işimiz akşam 3'te bitti (saat 3.30'da hava kararınca öğleden sonra 3'ü akşam olarak algılıyoruz tabii:)) ve ancak saat 6'da evde olabildim. Hemen sıcak bir çorba yaptım. Çorba gibisi var mı?:) Sonuçta zavallı bebiş de dün aç ve stresli bir gün geçirdi benimle birlikte:( Ancak inşallah bundan sonra biz de, o da daha rahat ve stresten uzak zamanlar geçiririz:)

Minnoş halama

Sevgili Minnoş halacım,
Seni unuttuğumu sanıyorsan çok yanılıyorsun:) Benim blogumdan henüz haberdar olmadığın için sana mektup yazmamıştım:) Yoksa senin için her zaman dua ediyoruz annemle:) Bizim için ettiğin dualar ve sıkıntılı zamanlarında anne ve babamın yanında olduğun, onlara verdiğin destekler için sana çok teşekkür ederim:)

Annem diyor ki önümüzdeki yaza bizi ziyarete gelecekmişsin:)Sabırsızlıkla bekliyoruz. Aramızda kalsın ama eğer gelmezsen annem sana çok kızacakmış, benden duymuş olma;) Hepimiz seni bekliyoruz. Kocaman öpüyorum,

Yeğenin.

(Şu annemle babam da bana bir isim bulsunlar artık yaa:) Bebiş deyip duruyorlar,bebiş değilim ben ya, büyüdüm artık:))

Thursday, 14 December 2006

Gerginim:(

Bugün oldukça gerginim, yarın eşimle gideceğimiz önemli bir görüşme var. Sakin olmaya çalışıyorum ama pek başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim. Sinirrrleniyorummm! Kendim için olmasa da bebek için sakin olmam gerekiyor.Bazen en sevmediğimiz şeyler kendi başımıza gelir ya, öyle bir şey işte:| Ne diyelim, sağlık olsun, gerisi hallolur inşallah.

Günlerdir kendimi hasta gibi hissediyorum.Değilim oysa ki. Aslında yarınki görüşmenin etkisi de olabilir, bilemiyorum. Hafta sonu arkadaşlarla görüşme planı yapıyorduk ama eşi hasta imiş,sanırım iptal edeceğiz.Hamileliğimin başında bir arkadaştan grip kapmıştım o kadar da dikkat etmeme rağmen!!! Az biraz da ateşlenmiştim hatta ama çok şükür yüksek değildi ve hemen geçmişti. İlaç içemediğim için bal-limon-karabiber-ıhlamur vs.vs. içmekten fenalık gelmişti.İnşallah hem anne hem bebiş, mayıs ayına sağlıklı bir şekilde ulaşırız.

Ben en iyisi gidip kitap okuyayım,iyi gelir belki:((( Moralimin bozukluğuna yani:)

Wednesday, 13 December 2006

Sevgili Meltoş Halacım, annem bana selamını iletti:) Çok teşekkür ederim.Bana ördüğün ve aldığın tüm ciciler için de çok teşekkür ederim:)Seni kocaman öpüyorum :~)

Yeğenin

Tuesday, 12 December 2006

Bugün neler oldu?
Sabah 9'da ebe ile görüşmem vardı.Çok şükür fiziksel olarak-ara sıra bacağıma giren kramp dışında bir şikayetim olmasa da psikolojik olarak huzursuz hissettiğim için görüşme istemiştim.Bir de belki kan tahlili sonuçlarım yanındadır diye ummuştum ama yokmuş.Yine de beni çok rahatlattı.Her şey normal prosedüründe gidiyor dedi.Tamamen içimi rahatlatmak için randevu alıp onu rahatsız ettiğim için özür diledim ama özür dilemene gerek yok,gayet normal şeyler bunlar dedi.İlk hamilelik olduğu için telaşlanmamın normal olduğunu söyledi :~) Sanırım insanlar ikincisinde daha rahat oluyorlar.Doğal olaral tabi :~)

21 aralıkta check-up için hastanede randevum var.29'unda da ikinci ve inşallah her şey yolunda giderse son ultrason olacak.Bildiğim kadarıyla ultrason bebekte metronun perona yaklaşırken çıkardığı ses gibi etki yapıyormuş bu da bebeği huzursuz ediyormuş yani gerekmedikçe girmemek lazımmış.Bacağıma giren krampı da sordum,kan dolaşımı az olduğu için normal dedi.

Ebenin yanından çıkınca kitapçıya uğradım.Evde bir sürü kitap var daha okumadığım ama yine de yenilerini aldım :~) Hamilelikle birlikte konsantrasyon sorunu başladı bende.Hiç bir şeye tam konsantre olamıyorum.Geçer umarım.

Bunlar da yaşatmaya çalıştığım çiçeklerim :~)



Bunlar Atatürk çiçeği imiş.Yılbaşı süslemelerinde çok kullanıyorlar.



Bu da bir cins orkide.Arkadaşımda beyazı var, o daha güzel duruyor. Japon savaşçılarının kullandığı kılıçlarından dekoratif amaçlı bir kılıcı var, beyaz orkide ile bir araya koymuş çok güzel olmuş.Bir gün onun da resmini çekerim.

Monday, 11 December 2006

Kuzucuklar

Kuzucuklu terliklerim.Üzerlerine basınca mee sesi çıkarıyorlar:)

Anne ve Bebisi




Anne ve Bebişi dünyaya el sallıyor:)
x