Saturday, 17 May 2008

Bugün -yine- Yeşim'lerdeydik. MK, babasının kucağında uyuyan yeni arkadaşının ağzındaki emziğe hızlı bir atakta bulununca emziği verdik eline :))

Du bakalım, şu kız bütün gün curk curk emiyor, neymiş hikmeti?

mmmmm..

hehehe süpermiş yahu :P

dur kız iki dakka aa! Yemedik herhalde :P

Bugün -yine- doğumgünü kutladık:) Oha artık dediğinizi duyar gibiyim :P 40 gün, 40 gece kutlama diye de buna denir herhalde :) Bu sefer de eşim pasta yaptırmış. hmm sanırım bu yıl için bu son :P Zaten şurda ikincisine ne kaldı :P

Bu arada bildiğiniz gibi oğlumun adı KAAHAN değil, KAAN :) Hatta KAAHAN diye bir isim yok. Pastayı yapanlar da İngiliz falan değil, Türk :) Üstelik eşim telefonda harf harf söylemiş ismi :) KAĞAN olarak falan yazılmasını anlarım da, hiç birimiz çözemedik, nedir KAAHAN :)) Neyse, bize malzeme çıktı, epey geyik çevirdik üzerine :)


Bu da eşimin müdehalesinden sonra :))


Friday, 16 May 2008




Dağda belimde odun beni ne hale kodun
Tarlada ırgat avrat, hanede hazır hatun
Bir uşak göbeğimde altısı eteğimde
Yedi bitirdi beni, anandaki o çene
Dünyanın gailesi, yetmezmiş gibi bir de
El ayak çekilince sen bitersin dibimde
Uy çalsın kemençeler de ben bir horon tepeyim
Çatlasın kaynımgiller, bari kurtlarım dökeyim
Fındığı ben toplarım, kırması sana düşer
Uy ellerin iyisi, geh geh gerinip şişer
Üşüdüm senden baba ocağı, gözümde tüter
Uy adaletsiz dünya, gücün hep bize mi yeter?
Bir bezden bebem vardı bohçamda hayallerim
Kızlığım yarım kaldı, ben annemi isterim


Bu akşam, bir yandan internette dolaşıp bir yandan arka planda Hatırla Sevgili'yi dinlerken bu türkü çalmaya başladı dizide. Diziyi bırakıp türküyü arka arkaya dinlemeye başladım. Uzun zamandır dinlemiyordum. Ne kadar hüzünlü bir türkü..

*********************

Saatlerdir youtube'de horon videoları izliyorum :) Nilly geldi aklıma, hatırladığım kadarıyla o da takıldı mı takılır youtube'e:)

Horon dünyanın en hızlı dansı olarak dünya rekoru kırmış, videoları izlerken öğrendim.



Düşündüm de, kalori yakmak için harika bir dans :))

Thursday, 15 May 2008

Yağmur altında..

Buranın havasına hiç güven olmayacağı malum. 22 derece ve üzerinde seyreden ancak nem sebebiyle 30 derece ve üzerindeymiş gibi hissedilen sıcaklardan sonra 14 derecelere ve yağmura merhaba dedik :)

Yine de bu durum günlük yürüyüşümüze engel olamadı :)

Merdiven Komandosu :)

Minik Fare :)

Bu akşam, e-bay'den, Hindistan'dan sling için kumaş; ıvır zıvır dikmek için de Hong Kong'dan mini bir dikiş makinası sipariş verdim. Türkiye'deki fiyatlardan bile ucuza hem de! Küreselleşme denen meret bu işte :)

Bir kaç gün önce -sanırım- BBC haberlerinde; yıkanabilir bezler, 'reusable nappies' üzerine bir haber vardı. Ana haberlere çıkacak kadar gündemde olan bir konu buralarda:))

Bambu bezleri aldığımdan bu yana -gündüzleri olmak kaydıyla- sürekli kullanıyorum ve çok memnunum. O kadar alıştım ki, hazır bezi kullanmakla onları kullanmak arasında hiç fark yok. MK'nın çamaşırları ile birlikte yıkamaya atıyorum, asıyorum. Hazır beze oranla tek fazlalığı çamaşır makinasına atıp çıkarmak.

Geceleri kullanmıyorum çünkü zaten uykusu hafif olan ve az da olsa gözünü açınca kolay kolay uyumayan MK'nın bir de ıslak bez sebebiyle uyanmasını ve geceMİN kabusa dönmesini istemiyorum :)

Yeşim telefonda, kızının özellikle altını açtığında çişini yaptığını söyledi. Bütün bebekler öyledir. Henüz beze tuvaletlerini yapmayı öğrenmedikleri için altları açılında çişlerini yaparlar :) Bu dönem onları bezsiz yetiştirmek için de en uygun zamandır. Ama yeni doğum yapmış ve kafasında bir sürü şey olan, yorgun bir annenin yapmak isteyeceği son şeylerin arasında bebeği bu tuvalete alıştırma işi vardır sanırım :))

Ancak maşallah kayınvalidem 3 çocuğunu da daha bebekken tuvalete alıştırmış. Eşim 2 yaşındayken gece yolculuğuna çıkmışlar. Altını bezlemiş ve tuvaleti gelirse bezine yapmasını tembihlemiş. Ancak beze değil de tuvalete yapmaya eğitilmiş olan eşim, tuvaleti gelmiş olmasına rağmen 'beze yapmam da yapmam' diye tutturunca otobüsü durdurup güzel ülkemin yol kenarını kullanmışlar bu iş için :) Bunu okuyan ve çocuğunu bezden çıkarıp tuvalete alıştırmaya çalışan pek çok annenin gıpta ile iç geçirdiğini tahmin edebiliyorum :)

Sanırım ikinciyi yaparsam bu işi ilk günden kayınvalideme devredeceğim :) Eh, konu üzerine bir kitap da biz yazarız o zaman :)))

Ben başlamıştım bu arada tuvalete alıştırmaya. Araya diş çıkarma dönemi girdi, benim yalnız olmam sebebiyle yorgunluğum da eklenince MK unuttu maalesef :( Oysa altını açıp çiş deyince tuttuğum beze ya da tuvalete yapıyordu.

*************************

Az önce Meltem'in bloguna bakınca 'bebeklerin kişilikleri ve cinsiyetleri ile doğduklarından' bahseden yazısını gördüm. Günlerdir yazacağım unutuyorum, ona bıraktığımı yorumu buraya da alıyorum:

Ay-lar-dir, ama aylardir, sehpanin uzerinde duran bilgisayar ekranini inatla cekiyor. Herrrrr guunnnnn onlarca, onlarca, onlarca kere gidiyorum yanina, egilip gozlerine bakip israrla hayir diyorum, bazen tutuyorum onu ordan aliyorum, baska yere birakiyorum, bazen sadece baska seyle dikkatini cekiyorum, kararlilikla hayir diyorum vidi vidi tiri tiri…. Bugune kadar abartmiyorum binlerce kere hayir Kaan buna dokunamazsin demisimdir. Binlerce kere. Hayiri cok iyi biliyor, ellememesi gerektigini cok iyi anliyor.

Durum?

Her gun itina ile o bilgisayar ekrani ileriii geriii cekiliyor.

Bir gun dusurup kiracak, o da rahat edecek biz de:))


İşte durum budur:) O kırmazsa zaten ben delirip balkondan aşağıya falan fırlatacağım o ekranı herhalde :)

Bunun bir de televizyon ekranı versiyonu var. Ancak önceliği bilgisayar ekranı. Bazen hayıırrr Kaa-an! diyorum uzaktan, kıkırdaya kıkırdaya, hızlı hızlı ve de sehpalara tutunarak yan yan, televizyon ekranına doğru kaçıyor yengeç :) Bu gidişle zaten bilgisayar başına geçme yaşına gelir, ben de o zamana kadar milyar kez hayır deyip O'nu ekranın önünden toplarım.

İnatçı doğmuş bir çocuğun hiç bir disiplin yöntemi ile inadından vazgeçeceğini sanmıyorum. Sanırım yapılabilecek tek şey doğru yönlendirme olacak. Bende sabır kalırsa tabii :)

İsviçre'den yazan Sevim isimli arkadaş, şu sitede çok çok güzel ürünler bulabilirsin: rupalionline.com

Tüm Avrupa'ya posta ile ürün gönderiyorlar. Posta ücretleri şurada: Contact us.

Galiba listede İsviçre yok, o yüzden şu adrese mail atıp ne kadar posta ücreti isteyeceklerini sorabilirsiniz: info@rupalionline.com

Fiyatlar normal piyasa değerinin çok altında. O yüzden posta ücretini dert etmeyin, her halukarda ucuza gelir dışarıya göre.

Umarım işinize yarar.

***************************

Wednesday, 14 May 2008

13 Mayıs Salı:

Amca&Yeğen

Dooomgünü çocuuu :))
Nasıl da mutlu :))


Dün akşam Yeşim'lerdeydik. Minik bebişin ismi kondu :)) Merve Rana, adınla yaşa! :)

Meral teyzesi de oğlum için gelirken bir pasta almış, sonra da onu kestik yedik :)

Doomgünü cicileri de, İstanbul'da bir kaç saatliğine görüşebildiğimiz, Meral'in ikizi Meltem teyze hediye etmiş ve doğumgününde giydirmemizi istemişti :) Meltoooş, nasıl yakışmış ama :)) Çok teşekkürler :)

14 Mayıs Çarşamba:

Eşimin iş arkadaşları bir kaç hediye almışlar MK'ya. Bununla çok oynadı, üzerine basınca müzik çalıyor ve MK poposunu sallaya sallaya oynuyor :) Videoya da çektim ancak iki saat yüklenemediği için sonraya bıraktım. En kısa zamanda...

Arkadaşım ve 2 çocuğuyla bir park gezisi yaptık bugün. Büyüğü 3.5 yaşında, küçüğü MK'dan 9 gün küçük.


2 çocuktan sonra tükendiğimi hissediyorum dedi arkadaşım. Gerçi bana tavsiyesi her zaman çocukların arasını çok açmamam yönünde. Zor da olsa bir arada büyürler, birbirlerine arkadaş olurlar diye. Yine de ben arayı açma fikrindeyim. MK biraz gözümü korkuttu :) Bir de çocukların arası yakın olduğunda ilk çocuk ihmal ediliyor ister istemez. En azından benim tanıdığım insanlar bundan şikayetçi. İkincisi henüz bebek ve ihtiyaçları daha öncelikli olduğu için, birinci de dünyayı full enerji yaşamaya çalıştığı için işler karışıyor sanırım :)





Tam sokak çocuğu oldu :)

Tuesday, 13 May 2008

Yay! 1st Birthday :)

Yazdım yazdım sildim. Galiba kelimeler kifayetsiz kalıyor :))


Bugün için bir planımız ya da kutlamamız yok. Belki haftasonu.

Aslında her ne kadar mayısın 13'ünde doğmuş olsa da bu dünyadaki 365 gününü pazar günü tamamladı :) Bundan sonra her anneler gününü oğlumun doğumgünü olarak kutlayalım en iyisi :)

Mutluyum, sevinçliyim :) Sağlıklı, mutlu, huzurlu, kendisiyle ve diğer insanlarla barışık bir ömür geçirmesi dileğim :)

**********************

Bugün 1. yıl kontrolü için çağrılmıştık. Her şey yolunda çok şükür. MK'nın ne kadar hareketli bir çocuk olduğu uzman tarafından da onaylanmış oldu :) Ve yemek ve uyku düzensizliğinin emzirme süresince -muhtemelen- devam edeceği de. Yaa sabııırr :))

Bir süredir yazamamanın sebebi de, gün boyu hüküm süren huzursuzluğu ve buna geceleri eklenen uykusuzluğu. Neredeyse gecenin yarılarına sarkan vakitte onu uyutabildiğimde ancak sürünerek yatağıma gidecek kadar enerjim kalıyor geriye. Bu konuda Işıl'a mail atacaktım, vakitsizlikten yapamadım ama Işıl bir önceki posta tam da istediğim konuda mesaj bırakmış :) Çok teşekkürler. MK'nın bana yapacağı sürprizleri genelde Defne'nin blogunu okuyup önceden öğreniyorum :) Defne MK'dan 4 ay büyük ve genelde Defne'nin geçtiği yollardan bir süre sonra MK geçiyor :) O yüzden önümüzdeki günlerin güzel sürprizlere gebe olma ihtimali beni çok sevindirdi :))) Ah bir de yanlarda kabaran 4 diş patlasa...

**********************

12 Mayıs Pazartesi:

Yeah, I know I'm cool ;))

Just like my dad ;)

Türkiye'den döndüğümüzden bu yana eşim çok meşgul. Haftasonu ve akşamları dahil çalışıyor. O yüzden dün akşamüzeri bir kaç saatliğine sahile kaçmak çok iyi geldi hepimize.


Bak oğlum, ayakları böyle kuma gömmek bu işin raconudur :)




Kirlenmek güzeldir ;)

Siz hiç kumlu muz yediniz mi?

Şirinlik muskası :)

Şaşkın oğlum benim!

Friday, 9 May 2008

Dünkü park sefasından görüntüler:



Le très petit pirate :)

Dün yine Yeşim'i ve minik bebişi ziyarete gittik. Ana-kız, ikisi de iyiler. Belki yarın çıkacaklar. Çıkamayabilirler de. Bekliyoruz.

Emzirme konusundaki tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim. Yola devam edeceğiz kısmetse :)) Beni en çok düşündüren, emerek uyuyor oluşu sebebiyle işe döndüğümde oğulcuğumun öğle uykusunda ne yapacağı :(

Geçen pazar, hep birlikte parktan döndükten sonra kahvaltıdan kalan bulaşıkları yıkamak istedim. MK'nın da uyku saati gelmişti. Meral, sen işine bak, ben uyuturum dedi. Hayatta uyumaz ama belki biraz oyalanır, ben de işimi hallederim diye düşündüm. 5-10 dakika sonra sızmıştı bizimkisi :)) Bir de üstüne, ben ayağımdan bırakmaya kalksam gözünü açan keretayı Meral teyzesi aldı, içeriye taşıdı falan. Ağzım açık kaldı :))

Dün akşam google'a "Nap without breastfeeding" yazarak, emerek uyumaya alışmış bir çocuğu nasıl başka şekilde uyutabileceğimi araştırdım. Çocuğunu emerek uyutan ancak işe dönmesi gereken ve bu konuda kara kara düşünen tek ben değilmişim, doğal olarak :)) Tecrübeli anneler ve bakıcılar hep aynı şeyi söylüyor: Emerek uyuyan bebekleri-çocukları, bakıcıları ile birlikteyken diğer şekilde güzel güzel uyuyorlar. Anneleri ile oldukları zaman yine emerek uyumaya devam ediyorlar. Annelerin diğer şekillerde uyutma şansları yok :) Çünkü çocuk bu durumda; bi dakka yaa, bişiler yanlış. Annem burda, süt burda, e peki niye ememiyorum diye düşünüyormuş:)

Ama tabii işler %100 yolunda gidecek diye de bir şey yok maalesef. Dr. Sears'ın sitesinde bir doktor, haftalarca hatta aylarca, sabah 8 akşam 5 ağlayan çocuklar gördüğünü yazmış :( Artık dua etmekten başka yapabileceğim bir şey yok. Umarım kolayca alışır MK yeni duruma.

Bugün bir kere öğlen, bir kere de akşamüzeri olmak üzere saatlerce sitenin bahçesindeydik. Akşamüzeri inerken makinayı yanıma almadım ama sonra pişman oldum. Sitedeki diğer çocukların peşinden bir o yana, bir bu yana koşturması görülmeye değerdi :)

x